Posta Kutusundaki Mızıka

8,8/10  (172 Oy) · 
457 okunma  · 
161 beğeni  · 
4.914 gösterim
Sevgili Dost!

Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.

Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2003
  • Sayfa Sayısı:
    206
  • ISBN:
    9799756841357
  • Yayınevi:
    Şule Yayınları
  • Kitabın Türü:
Anıl 
 07 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Sevgili Okur,
Bu incelemeyi mektup tarzında yazarak unutulan, yok olmaya yüz tutmuş bu değeri bir nebze olsun hatırlatmak ve naçizane yaşatmak istedim, anlatıcımızın hatırlattığı ve yaşattığı gibi. Yazarın tabiriyle, bir zarfı açmak kadar kalbi titreten ne vardır. Bir anlamda zarf mahremiyettir, mahrem olmasa da satırlar. Bir köşeye geçip, yalnız okunur mektuplar…

Posta Kutusundaki Mızıka, Ali Ural'ın mektup havasında oluşturduğu denemesidir. Mektup ile alakalı birkaç ufak bilgilendirmenin yanında denemenin de biraz detayına girmek zannediyorum ki faydalı olacaktır. Bir insanın herhangi bir konuda duygu, düşünce ve görüşlerini paylaşmak amacıyla kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir. Deneme tür ve üslup olarak pek çok türe yaklaşır. Bu nedenle yazımı en zor olan türlerdendir. Deneme yazımında paylaşımcı ve samimi bir atmosfer oluştururken sohbete, düşünmemizi ortaya koyarken fıkraya, duygularımızı ifade ederken de eleştiriye yaklaşma riski oldukça fazladır. Anlatıcımız tüm bu riskleri öylesine güzel özümseyip sunmuş ki biz okurlara, bu özümsemeyi en hafif tabiri ile hastaya enjekte edilen bir uyuşturucu olarak nitelendirsem yeridir. Uyuşturucu kelimesi okunduğunda, ilk olarak kötü çağrışımlar uyandırsa da ifade etmek istediğim Requiem For A Dream’in usta oyuncusu Jared Leto’nun kolundan aldığı madde değildi elbette. Bu örneği bir nevi diş ağrısı çeken bir insanın, dişçinin uyguladığı anestezi sonrası ağrısı dinen hasta olarak düşünürsek zannediyorum ki ifade etmek istediğim yerine oturacaktır. Okurun ağrısı ne olursa olsun samimi, kendi ben’ini sorgulatan bu kitabı okurken ağrısı dinecektir diye düşünüyorum, benim ağrımı dindirdiği gibi.

Yazarımızı farklı kılan neydi ki beni bu derece etkiledi diye soruyorum kendi kendime ve şu cümleler dökülüyor parmaklarımın ucundan; kelimelerin gücünü ve potansiyelini görüyorum anlatıcımızın kaleminde, aynı kelimeleri kullanarak kalp kırmışlığı vardır insanoğlunun, yazarın tersine. En çok inandığım olgudur kelimelerin gücü. O kadar güçlüdür ki bu olgu, sadece kullanmaktadır mahareti ve insan zamanı geldiğinde kullanırsa bu olağanüstü gücü, nefretin ateşini söndüren su, hırsızın elini kolunu bağlayan kelepçe, katilin tabancasındaki tutukluk, sevgilinin gözlerindeki ışık olur. Kelimeler bu kadar güçlü iken dinlemeyiz, anlamak istemeyiz birbirimizi. Kelimelerden bir dünya yaratmak varken hep hazır olana, var olana konar ve tüketiriz sevgimizi, saygımızı ve sabrımızı. Bize dayatılan ve bilinç altlarımıza yer eden o güzellik algısının peşinde koşarız. Onlar gibi sever, onlar gibi aşık olur onlar gibi tüketiriz sevgiyi ve sevgiliyi. Sonrasında ne mi? Kocaman bir mutsuzluk!

Bir gün buradaki bir okur arkadaşımdan bir mektup almayı çok isterim. Umarım o gün geldiğinde yazarımızın da dediği gibi, zarfı açmaya korkarım. Korkarım. Ya zarfı açar açmaz kelimeler kelebeğe dönüşüp uçarlarsa! Ya zarfı açar açmaz pimi çekilmiş bir bomba patlarsa! Ya zarftan taşan sular barajı patlatırsa!

Bekir İstanbul 
02 Oca 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Daha ilk sayfadan kalem arıyorsunuz cümlelerin altını çizmek, paragrafların yanına yıldız koymak için. Bazen alıyor götürüyor cümleler sizi düşünceden hatıraya, hatıradan kişilere, kişilerden hayata... Bazen tekrar tekrar okuyorsunuz cümleleri yutmak istemediğiniz o lezzetli lokmalar gibi. Hepsi hayatın içinden dersler, fikirler, veciz sözler ve bazen ayet ve hadisler... Hayata bir pencere daha açmak için okuyun derim.

Delfin Öztürk 
08 Oca 23:41 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu bir kitap incelemesi olmayacak farkındayım;ama söylemeden geçemeyeceğim bir şey var. Bu kitapla beraber daha çok inandığım bir şey var:Bazen bazı kitaplar içimizde yaşadığımız durumlara ayna olmak için bizi buluyor sanki. Nefes aldırıyor,usulca elimizi tutuyor karşıdan karşıya geçmek için... Yol gösteriyor,unuttuklarını hatırla artık diyor. Çok sevdiğim biri, kitap sahibini bulur biliyor musun demişti. Öğrenmiş oldum. Tüm sevdiğim kitaplar için yegane cümlemsin artık.

Ferah 
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yıllar sonra tekrar günlük tutma hevesimin canlanmasına sebep oldu sevgili dost.. Bir solukta okuduktan sonra bir solukta da yazmak istiyorsunuz..

Selin 
08 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

•Burada gördüğüm alıntılar üzerine kitabı okumaya karar vermiştim.
•Kitap 61 mektuptan oluşuyor. Neredeyse her mektubunda kalbinize dokunacak cümleler bulunuyor. Okuyucuyla konuşur nitelikte yazılmış,akıcı,yer yer insanı düşündüren,yaşadığımız olayları sorgulatan candan bir kitap.
• Ali Ural okuyucuya bazı şeyleri o kadar güzel yansıtmış ki hayata farklı pencereden bakmamızı sağlamış.
•Ayrıca cümleler o kadar hoşuma gitti ki bir sürü alıntı yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Zevkle okuyabileceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Eren 
14 Nis 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yazar A.Ali Ural dostuna yazdığı gönderilmemiş mektupları kitabında derlemiştir. Son olarak yazmış olduğu 61. mektup ile kitabı sonlandırarak kendisine gelen mektubu geç okumasının kefaretini bu 61. mektup ile ödemiştir. A.Ali Ural enfes kitabına mektup türünün tarihsel gelişiminden kısaca bahsederek başlıyor, daha sonra posta kutusundaki mızıka'dan ses geliyor sevgili dost selamıyla, açıyorsunuz, Bob Dylan'ın (ki çok severek dinlediğin bir bestekârdır ) mızıkası eşliğinde cümleler akıyor kalbinize. okudukça hüzünleniyor, karalıyor, kendinizden birşeyler buluyorsunuz her satırında. Sevgili dost, bir körün parmak uçları kadar hassasına az rastlanır kalbin. Diyor Ali Ural ... Hassas kalpli insanlar için yazdığı satırlar bunlar: incinen, mahzun, maşuk insanların satırları... Yalnızlıktan, aşktan, ayrılıktan, hüzünden ve hazandan mülhem satırlar.... Okumuyorsunuz bu kitabı sadece aynı zamanda hayalinizdeki resimlerle mızıka melodisi eşliğinde yolculuğa çıkıyorsunuz.Kah yağmurlu yollarda yürüyor, kah dağlara ulaşıyor, kah erguvan renkli istanbul sabahlarına uyanıyorsunuz.

Zeynep Şentürk 
 17 Kas 2016 · Beğendi · 10/10 puan

Aylardır almayı istediğim bir kitaptı. Beklentimin hayli üzerinde mükemmel bir eser. Ablamla beraber okuduk. Kitap biriyle beraber okununca daha da anlamlı oluyor sanki. Yazarın Sevgili Dost diye hitabı muhatabına verdiği değeri gösteriyor bence. Posta Kutusundaki Mızıka yazılmamış mektubun kefaretidir demiş. A. Ali Ural. Mektup nesli değildik biz ama o neslin ne denli şanslı olduğunu anladım bu kitapla. Hediye edilecek en güzel kitaplardan. Arkadaşıma hediye ettiğim bu kitabı şimdilerde fazlasıyla özlüyorum...

ALİ TANRIKULU 
19 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Okurken mutlu olduğum, yüzümün tebessüm ettiği, gözlerimin içinin parladığı, burnumun tatlı tatlı kaşındığı, durup hayallere dalmama sebep, iç çekip kendime gelmeme, hayallerime ümit eklememe, çocukları daha çok sevmeme, metroda gözümü güzel hanımefendiciklerden korumama, gökyüzüne daha çok bakmama, başkalarının mutluluğuyla sevinebilmeme ve Sevdiğim Hanımefendinin '' Ali bu kitabı okumalısın'' dediği bir kitaptı sadece... :)

Beyza Gördebil 
 18 Ara 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · Puan vermedi

Yazılmayan mektupların kefareti... Tıpkı bilerek bozulan bir orucun kefareti için tutulan 61 oruç gibi unutulan mektup geleneğinin kefareti, 61 mektuptan oluşuyor kitap. İmam Şafii'den Dante'ye, Montaigne'den Stefan Zweig'e hatta Hint ve Çin atasözlerine kadar bir çok alıntı bulunmakta kitapta. Sevgili Dost’a yazılan mektupların hepsi sıcak, samimi, içten, düşündürücü; bizim hissetmeden gönderdiğimiz mesajların, e-maillerin aksine. Her cümlede bizden bir şeyler var ve bazen okuduğunuz bir cümle sizi saatlerce düşündürebiliyor, hayata başka bir pencereden bakmanızı sağlıyor. Kesinlikle her kitaplıkta olmalı ve ara ara altını çizdiğiniz satırları okumalısınız. Elimizden geldiğince sevdiklerimize mektuplar yazmalıyız. Sonsuza kadar kutularda saklayıp, özlem duydukça koklayıp okuyabileceğimiz, el yazısıyla yazılmış mektuplar...

Rabia 
14 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Altını çizmeye dahi kıyamayıp; cümlelerin büyüsünden dolayı da altını çizmeden duramadığım naif, gerçek, çok kıymetli kitap... İlk altını çizdiğim cümle de: "İnsanlar birbirine mektup yazmalı." Evet, insanlar birbirine yazmalı çünkü mektup gerçektir. Cümlelerin sıralanışı, yazarken arada kayan harfler, -bin bir düşünce kovalamaktan belki de- yamuk yazılan satırlar, dikkatli baktığında kağıtta fark ettiğin lekeler, kağıttaki kat izi... Ne güzel hisler, hisler, hisler...

Ali Ural öyle bir eser ortaya koymuş ki, ben burada binlerce satırla anlatmaya çalışsam yine de eksik. kalır. Yani nasıl desem; unuttuğum pek çok anımı ve en önemlisi duygularımı hatırladım okurken. "Sevgili Dost" diye başlayan her mektup sonlandığında sayısız şeyi sorguladım. Çok düşündüm üstüne, bazı kısımları da ilginç bulup üstüne araştırma yaptım. O kadar keyif verici bir süreçti ki benim için bu kitabı okumak, tadı bitmesin diye günlere yaydım. Bitti diye üzülsem de ne zaman ruhen ihtiyaç duysam açıp aradan bazı bölümleri okuyacağım çünkü bana kalırsa okunan her şey, tekrar da olsa her zaman yeni duygular ve düşüncelerle geliyor.

Herkese gönül rahatlığı ile önereceğim kitap Posta Kutusundaki Mızıka'dır. Okumalısınız çünkü özellikle de yaşadığımız son günler içinde bize insanlığımızı hatırlatacak her şeye çok ihtiyacımız var.

5 /

Kitaptan 331 Alıntı

Ferah 
15 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

''Söylenen her söz binamıza yeni bir tuğla ekler. Bu yüzden ağzımızdan kaçmamalı kelimeler. Onlar bizim mahkumlarımızdır; izin verdiğimizde çıkmalılar dışarıya. Publis Syrus ne kadar haklı: “Konuştuğuma çok kere pişman oldum. Fakat sustuğuma asla!''

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural

Sevgili Dost,
Kim kazandı? Atom bombasını Hiroşima’ya atan mı? Everest’in tepesine ilk kez varan mı? Doksanıncı dakikada maçı alan mı? Diriler mi, ölüler mi? Çobanlar mı, sürüler mi? Efendiler mi, köleler mi?
Kim kazandı?

Sevgili Dost,
Herkes kaybetti. Ölüm kazandı. Mezar taşlarına: “Huve’l-Bâki” kazındı.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 130)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 130)

Sevgili Dost!
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.
Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
Selin 
06 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sevgili Dost,
Bir şehrin en güvenilir yeri,demek sence kütüphanelerdir. Çünkü kitaplar seslerini yükseltmezler.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 65)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 65)

Sevgili Dost,
Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyledi.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
Ferah 
18 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

''Sevgili Dost,
Bildiği şehirlerden bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır?''

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
Mâsiva 
 13 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevgili Dost,
Her defasında bu iki kelimeyle başlıyorum mektubuma. Çünkü bu iki kelimeden her biri, gücünü diğerinden alıyor. Sevgili olunmadan dost, dost olunmadan sevgili olunmuyor

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 37)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 37)
Ufuk Demir 
15 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Hz. Ömer, her sabah kapısına vurup " Ölüm var ey Ömer! Ölüm var." demesi için adam tutuyor. Bize, "Kelepir daire var!" diyen emlakçılar nasıl hatırlatacak ölümü.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 47)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 47)