Reçel Deyip Geçme

0,0/10  (0 Oy) · 
0 okunma  · 
0 beğeni  · 
395 gösterim
Çocukluğumuzda sokaklarda doyasıya oyun oynayıp kurtlar gibi acıkarak eve geldiğimizde -eğer yemek saati değilse-, şöyle kocaman bir dilim ekmeğin üzerine sürülmüş tereyağı ve güzelim vişne reçelinin tadını kim unutabilir ki? Ya da fırından yeni çıkmış, taze ekmeğe sürülen tereyağı ve çilek reçelinin tadına doyum olabilir mi?
Annesinin, " Bak evladım, sonra yemek yiyemeyeceksin" uyarısı olmasa, insan o koca ekmeği bir anda bitirebileceğini sanır...
Ya ham incir reçelinin o canım yeşiline, kızılcık marmelatının ağızda mayhoş bir lezzet bırakan burukluğuna, gül reçelinin yedi mahalleyi saran mis kokusuna, portakal reçelinin yedi mahalleyi saran mis kokusuna, portakal reçelinin insanı mest eden aromasına ne demeli? Bir tat, bir koku, bir renk hafızalarda yer edinmişse eğer, hele bunlara bir de bu kitapta olduğu gibi, güzel çocukluk ya da yetişkinlik anıları eşlikediyorsa, unutmak olası olabilir mi ?
Sema Temizkan bu kitabında bize, "Aaa, onun da reçeli mi olurmuş canım," dedirtecek tarifler veriyor.
Yeni reçeller, yeni lezzetler ve hafızalarda yer edinecek yeni anılar yaratmak umuduyla, afiyet şeker olsun...
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2007
  • Sayfa Sayısı:
    151
  • ISBN:
    9789755452319
  • Yayınevi:
    Telos Yayınları
  • Kitabın Türü: