8,9/10  (168 Oy) · 
390 okunma  · 
132 beğeni  · 
3.457 gösterim
Türk edebiyatında pek alışılmamış çeşitte bir romandır. Müellifin tarihî romanlarını okumuş olanlar, tarihî bir roman gibi başlayan bu eserin öyle olmadığını görecek, sayfalar ilerledikçe kendilerini aşırı bir sembolizmin içinde bulacaklardır. Bir tarih çeşnisinin de yer aldığı roman, yaşamanın gayesini yalnızca askerlikte bulan bir subayın hayatıdır. Tabiatüstü olaylarla anlatılan bir hayat hikâyesinin, dikkatle bakıldığı zaman, gerçeklerin sembollerle çerçevelenmiş ifadesinden başka bir şey olmadığı görülecektir. «Ruh Adam», kendi nefsi ile mücadele eden bir insanın macerasıdır. Edebî-ruhî tahlilini yapanlar, eserin hakikaten bir roman mı, yoksa yaşanmış bir hayat mı olduğunu kestirmekte hayli tereddüde düşeceklerdir.
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    308
  • ISBN:
    9754378023
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:
Bayan Okur 
16 Kas 00:31, Kitabı okudu, 3 günde, 8/10 puan

Panda Okur la aynı anda başladığımız bu kitaba kesinlikle ikimizde de farklı etkiler bırakacak şekilde bayıldık. Her cümlenin arkasına birbirimizi dürtüp heyecanla tartıştık. Kitap Atsızla ilgili fikirlerimin kesinleşmesini sağladı. Deli Kurt ta hoşuma gitmeyen olağanüstülük bir anda beni kendine çekti kitabın bende iz bırakanlar arasına alınması kesinleşti. İyiki bir tane daha Atsız okuyup ondan sonra karar veriyim demişim. İyiki okudum.

silaes 
09 Haz 16:09, Kitabı okudu, 4 günde, 10/10 puan

Her zaman yeni bir romana başlamadan önce ''kendi aklım yokmuş gibi'' kitap hakkında yapılan değerlendirmeleri tararım. Bu esere başlamadan öncede yaptığım araştırmalarda maalesef insanların okumadan, siyasi kinlerini kitabın üstüne kustuğunu gördüm. Hatta bir tanesi mutlak seveceksin şiirini edebi değerden yoksun bulmuş hemde ruh adamı okumadan... Bazı kişilerde selim pusat'ın kendinden 25 yaş küçük birine aşık olmasını edepsizlikle suçlamış. Ama bu kişiler Orhan pamuğun ''kırmızı saçlı kadın''ında geçen çocuk istismarını çok büyük bir aşk, serenadta ki kurguyu muazzam bir aşk olarak değerlendirmeleri de ayrı bir ironi tabi. Tanrı insanı demokrat olduğunu sanan yarı cahillerden korusun. Kitabı bitirip uyumamdan mütevellit bipolarım bozuldu. Kitapla bağıntılı rüyalar gördüm. Metin aralarındaki şiirlerin güzelliği, romanın bütünlüğünde gizli. Hele o mahkeme sahnesi var ya!. Gelsin kürşad, gitsin mete , , bilgekağan,oruç reis..... Böyle bir sahneyi yazmak ağır bilgi birikimi ve kültür ister.Bu sahne de bazı kesim diz vurmak eylemini,Allah'a hakaret hakaret olarak algılamışlar. Tarih biliminin en önemli kaidesi olan ''olayı dönemiyle yargıla'' sözünden bihaberler. Zaten kendisinin Türk tarihinin Orta asya koluna yaptığı katkılar, tartışma götürmez gerçeklerdir. Romanda güntülüye karşı, antipatik duygular hissettim. Onun dışında ruhumun derinliklerine, kanımdaki her hücreye kitap eden bir roman oldu.

pandanın kitaplığı 
15 Kas 18:52, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 10/10 puan

Okumayı çok istediğim kitaplardan biriydi. Benim kitaba karşı ilgimi gören kişiler kitabı elde ettiğim zamandan bitirene kadar baya trollediler :D

Spoiler İçerir

Selim Pusat, kıralcılık fikrini benimsemiş olduğundan dolayı yüzbaşıyken ordudan atılmış ve arkadaşı Şeref ile birlikte yaklaşık 3 yıl hapiste yatmıştır. Hapisten çıkınca eski hayatına yani eşi ve çocuğuyla yaşamaya devam etmiştir. Yalnız bir gün kendisini eşinin öğrencisi olarak tanıtan bir çift göz... Bir yerden hatırlayacaktı ama...

- Bu iğrenç asırda yaşamaktansa Mete zamanında dünyaya gelmiş olmayı tercih ederim.
Kadın, onun bu safiyane arzusu üzerine şakaya başladı:
- Kim bilir? Belki o zamanda da yaşamışsındır.

KeMâL 
 07 Eki 2015, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 10/10 puan

İlk Atsız romanım. Keşke daha önce okusaymışım. Çok ama çok etkileyiciydi. Sırf yazarın milliyetçiliği yüzünden romanın Türk Edebiyatında önemli sırada olmadığına inanıyorum. Bu kadar sürükleyici roman nadide...H. Nihal ATSIZ'ın yaşamından kesitler de sunmakta. "Ağlamak da hayata dönmenin işaretiydi." gibi süper alıntılar var. İçerisindeki şiirler de okumaya daha fazla anlam katıyor.
Mutlak Seveceksin ve Ay Yüzlü Güzel Konçuy tam bir şaheser.
Kesinlikle okunmalı !
https://www.youtube.com/watch?v=IH6tD9UZdtk

Sergen Özen 
 21 Tem 03:33, Kitabı okudu, 5 günde, Puan vermedi

"Edebiyat hakikatlerin hayalle süslenmesidir" der, Atsız.
Bu sözün doğrultusunda kitabın edebî yönünü beğendiğimi söyleyerek giriş atalım. hâla unutmadığım iki söz şöyledir: "Mutlak seveceksin beni, kaçamazsın bundan." "Gönlüm dolu âhu zar kaldı." gibi.
Öncelikle şunu söylemem gerekir, romanı bir görüşe mensup olduğu için okumamak hata olur diye düşünüyorum. Fakat ayrıntıları atlayacak değilim. Şöyle ki;
*Hallaç-ı Mansur hakkında lanse edilmeye çalışılan bölüm ne kadar doğru olabilir?
*Milliyetçiliğin insan olmanın gereği önünde tutulduğu bir diyaloğu söylemek istemezdim. Evet, böyle bir şey var.
*Hz.Muhammed'in ve Eski Türk hakanlarından birisinin(ismini hatırlayamadım) Pusat hakkında söylemiş oldukları sözlere bakmalısınız. Ve de Pusat'ın vermiş olduğu "cevaplara."
Burada şu kanıya varmak mümkündür; Atsız, Milliyetçiliği ve Turancılığı her idealin üzerinde tutmuş, ve bu eserinde yansıtmıştır.
Aslında yine eleştireceğim tarafları var ama bu kadarı yeterli. Dikkat ettiğim bu bölümlere göre puan verecek değilim. Öyle olsaydı düşük vermem yerinde olurdu ama pek takılmamak gerek bu kısımlara.
Atsız'ın düşüncelerine koyu bir şekilde bağlı olanlar istisna, bazı sıkıcı bölümler olabilecektir. Türk tarihi konusunda bilgisi olanların kitabı zevkle okuyabileceğini düşünüyorum.
Milli değerlere aşık, hayattaki bütün ihtiraslarından vazgeçen, yaşamını sadece asker ve askerliğe adamış bir karakter çıkacak karşınıza: Selim Pusat.

-Spoiler olabilir.-
Selim pusat, eşinin öğrencilerinden biri ile tanışmasından sonra hayatı değişir. Yaşama gayesini askerlikten başka bir şeyde görmeyen Pusat'ın deyim yerindeyse ruhu çalkalanır. Yüzbaşı Pusat, Güntülü'ye aşık olarak yasak bir aşkın kapısını aralamıştır.
Pusat'ın geçmiş yüzyıllardan kendisi gibi yüzbaşı olan biri ile çarpıştığını ve bunun neticesi olarak yenilip haklılık duygusunu yitirmiş olacağını göreceksiniz.
Ve bu ruh çalkantısını Pusat'ı -aşırı sembolizm içinde ve gerçeküstü olaylarla- Mahşer günü hesap vermeye götürür, herkese karşı.
Bu ne demek? Atsız burada şunun mesajını vermek istemiştir:
Bugün, askerliğe ve askeri tarihe en bağlı, en cüretli adam bile kendisiyle eşit durumda olan yüzyıllar öncesindeki yüzbaşının aşağısındadır. Evet bunun mesajı var, aslında çok mesaj bulacaksınız bu kitapta fakat tarafsız bir gözle okumak mümkün olursa diyelim ve incelemeyi bitirelim.

Sefa Mehmet 
18 Şub 23:36, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Hüseyin Nihal Atsız'ın edebi değeri en yüksek olan kitabı Ruh Adam'dır. Bu kitapta Atsız Beğ, karşımıza selim pusat olarak çıkmaktadır. Selim Pusat Atsız Beğ'in iç dünyasını yansıtır. Kanaatimce Türk edebiyatının en önemli eserlerinden birisidir. Okunmasını tavsiye ederim...

Beyza Yuksel 
23 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Gerçekten çok etkileyici bir kitap ön plana çıkmaması gerçekten acı ben Nihal Atsız i da şiirlerini de kitaplarını da çok beğeniyorum. Özellikle kitapta yer alan mutlak seveceksin şiiri harika

Ahmet Yavilioğlu 
 17 Eki 05:02, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bu kitabı değerlendirirken bile inanın kendimi o kadar aciz ve çaresiz hissediyorum ki..Ayrıca o kadar önyargılı ve ideolojik körlüğü meslek haline getirmiş sayısız yığın varken...Romanı sol görüşlü biri yazınca 'sanat evrenseldir' diye bas bas bağıran ama Milliyetçi ve ya Irkçı bir yazar tarafından kaleme alındığında hor ve hakir görüp tek sayfasını açmaya dahi imtina edenler...Öncelikle bu tabularınızı yıkmanız gerekecek zira bu kadar güzel romanları sadece solcular yazmıyor.Sanat bazen sağcılar yazınca da evrensel olabiliyor :) Şayet yıkamıyorsanız bile bu önyargınızın okuduktan sonra yıkılacağına eminim tabi bunu ideolojik körlük katsayısını hesaba katmadan söylüyorum.

Romanda Selim Pusat kralcılığı savunan bir subaydır.Demokratik(!) bir toplumda sırf bir görüşü savunuyor diye görevinden menedilip eşinin açığa alınmasıyla başlıyor.Selim Pusat akabinde çeşitli psikolojik bozukluklara yakalanıyor,görevinden ayrılmanın ve hain ilan edilmenin verdiği ruhsal çöküntüler onu depresyona sürüklüyor.Öyle ki sokağa dahi çıkmak istemiyor,tüm insanlardan tiksiniyor çeşitli anksiyete bozuklukları ve kötü dünya sendromları ile mücadele ederek kendisini dış dünyaya kapatıyor.Eşi öğretmenliğe geri döndüğü vakit okulun üç gözde öğrencisi ile yakından ilgileniyor ve eşi ile tanıştırıyor.Eşinin bu kızlardan biriyle yaptığı tatlı münazaralar bir zaman sonra 'Mutlak Seveceksin Beni' şiiri etrafında fantastik bir aşk hikayesine dönüşüyor.Selim Pusat yıllarca hayatı askerlikten ibaret gören,hayata sürekli pozitivist bakan ve evli bir adamdır.Evliliğin hezeyanlarını ve tinsel çelişkilerini sürekli içinde yaşıyor.Ve bu çelişkilere rağmen bir türlü duygularına engel olamıyor.Aşk pozitivizmi ve militarizmi bile kolayca yıkabiliyor.Yine de Selim Pusat'ın intihar eden arkadaşı şizofrenik bir biçimde Selim Pusat'ı sürekli rahatsız ediyor ve Pusat arkadaşının silüetini her yerde görmeye başlıyor.Bu katatonik evre Pusat'a hayatı yaşanmaz hale getirip ardı arkası kesilmez kabuslarla başbaşa bırakıyor.Hikayenin sonlarında ise Pusat kendinin ve bulunduğu toplumun tüm önemli şahsiyetleri karşısında sorguya çekiliyor.Tüm insanlar çocuğu yaşındaki bir kıza aşık olup onu ideallerinden uzaklaştırdığı için bunu ihanet sayarak ondan haklarını istiyorlar.Romanın omurga kısmı bu şekilde.Geçen yıl okuduğumdan aklımda bu kadarı kaldı..

Gelgelelim Atsız ile Selim Pusat'ın bağlantısına.Atsız bildiğiniz üzere ırkçı ve turancı ideolojiye sahip bir yazarımız ve tarihçimiz.Zira ırkçı yapısı onun karakterini de yakından etkiliyor.Atsız yaşadığı süre boyunca hep savaşçı ve dik duruşlu olmuştur.Bu taviz vermez yapısı dolayısıyla Selim Pusat karakterine yansıyor.Özellikle siyasi görüşleri ve karakteri Atsız'ı ciddi anlamda yansıtıyor.Yani Selim Pusat'ın pozitivist ve militarist yapısı aslında Atsız'da da bulunan başlıca özelliklerden...

Ayrıca roman içinde yer yer psikolojik tahliller,edebi ve tarihi tartışmalar insanın dimağında ve damağında ayrı tatlar bırakıyor.Entellektüel bir hazzın ortasında kendinizi bulabiliyorsunuz.Atsız kelimeleri seçerken o kadar ustaca metaforlar serpiştiriyor ki romanın içine çoğu ayrıntıyı kaçıracak kadar büyük bir zenginliğin içinde beyniniz yanabiliyor.Ayrıca en ilgi çekici kısmı demokrasi eleştrisi.Aslında Atsız Demokrasinin kendi içindeki paradokslarını da gözler önüne seriyor.Örneğin demokratik bir ülkede cumhuriyet rejimi varken üstelik aksi bir izmi savunan herkes suçlu sayılıyor ve cezalandırılıyor.Bu da bir çeşit faşizmdir ve kendi içinde demokrasinin tutarsızlığıdır.Zaten Demokrasinin ilk kanunlaştığı yıllarda Rousseau da karşı çıkan herkesin cezalandırılmasını hatta idam edilmesini istemiştir Topum Sözleşmesinde..Neyse daha fazla ayrıntıya girip yanlış anlaşılmak istemem.Zira size Demokrasinin de dayatmacı olduğunu söylesem benim deli olduğumu düşünüp şeriatçı ya da kıralcı olduğumu düşüneceksiniz :) Söylemeden edemeyeceğim.Atsız en çok aşka savaş açıyor bu romanda.İnsanın aşka yenik düştüğünde tüm hedeflerinden uzaklaştığını karakterinden tavizler verdiğini ve sonunda büyük bir yenilgiye uğradığını,aşkın bir nevi insanın kendine ve çevresindekilere ihanet olduğunu kantlama yoluna gidiyor.Belki de haklıdır :) Ama okuduktan sonra en çok düşündüğüm Atsız'ı yaralayan bir aşk hikayesi var mıydı hayattayken? Tüm kinlerin sebebi o aşk mıydı? Size son sözüm Mutlak Seveceksiniz Ruh Adam'ı Bundan Kaçamazsınız....

Okuyan herkese teşekkürler...

Selman Ç. 
 14 Tem 23:34, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 9/10 puan

Her şeyden bağımsız gerçekten etkileyici bir kitaptı. Şimdi bu kitabı önyargılarla okumaya başlarsanız belki de çok fazla tat alamayabilirsiniz. Ben okumaya başladığımda çok fazla bilgiye sahip değildim açıkcası. O yüzden hem okuması, hem tahlil etmesi daha bir kolay oldu. Dili çok akıcı olduğundan dolayı da hiç sıkılmadan rahatça okuyabilirsiniz.

Spoiler içerebilir.

Şimdi gelellim konusuna.
Hayatı sırf askerlik olan bir adamın düşüncelerinden dolayı (Beğenirsin veya beğenmezsin -ki o düşünceler çokta uzakta değil anlatılan o dönemin şartlarında)
askerlikten atılması, yargılama olmadan peşinen vatan haini ilan edilmesi vs. mahkeme sonucunda da beraat etmesi.
Şu bölümde adalet sisteminin çarpıklığına güzel atıfta bulunuyor
"Aynı suç, aynı sanık, aynı yargıçlar, aynı kanun kitabı ve önce idam sonra beraat. Burada mahkeme ilk önce suçlu buluyor sonra yargıtaydan dönüyor bu sefer beraat veriliyor. Bu ne yaman çelişki dedirtiyor. Ki bu duruma günümüzde de sıkça rastlıyoruz

Eşine de değinmek gerekiyor burada. Öğretmen olan eşi Ayşe, eşinin bu yaşadığı durumlardan dolayı mesleğinden oluyor ve 3 yıllık mücadelesi sonunda mesleğine geri dönüyor. Tabi o süre zarfında kendisinin hiçbir suçu olmadığı halde mesleğinden olması acı bir durum.
Burada da bir olayın sadece kişinin kendisini değil ailesini ve çevresini de nasıl etkilediğini görebiliyorsunuz.

Tüm hayatı askerlik olan adamın bundan sonra -kitabın isminden de yola çıkarak- adeta bir ruh gibi yaşaması geliyor. Eşi onu sosyal hayatın içine sokmaya çalışsa da açıkcası çok başarılı olamıyor. Sonrasında eşinin öğrencilerinden biri ile tanışıyor ve hayatı ondan sonra farklı bir yol alıyor.
Yasak aşktan suçlu bulunması ve mecazi olarak mahkemeye çıkması, o mahkemede yaşananları oradaymışsınız gibi yaşıyorsunuz. Aşırı derecede etkileyiciydi. Eğer okursanız eminim sizde etkileneceksiniz.

Değinilecek daha çok konu var ama detaya inmek istemiyorum. Tüm önyargıları bir kenara bırakarak okumanızda fayda var diyorum.

Ayşe Nur 
08 Haz 08:24, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kesinlikle önyargıyla yaklaşmamanız gereken bir kitap. Yazar Selim Pusat Atsız Beğ'in iç dünyasını çok iyi bir şekilde psikolojik olarak analiz etmiş; içinde aşk, tarih, din hepsini bir arada bulmanız mümkün. Yazarını sevmeyenlerin dahi beğeneceğinden şüphem yok.

4 /

Kitaptan 103 Alıntı

“İnsanlar okunmamış birer kitaptır. En basitleri hakkındaki hükmü bile tamamının okunmasına bırakmalı. Biraz derince olanların ise, iyice okunduktan sonra üzerinde az veya çok düşünmek lâzım.”

Ruh Adam, Hüseyin Nihal AtsızRuh Adam, Hüseyin Nihal Atsız
Bayan Okur 
13 Kas 10:00, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Fena değil, dedi. Fakat hiçbir tercüme,aslındaki güzelliği muhafaza edemez.

Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 11)Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 11)
Yusuf Emirhan Er 
11 Oca 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 285)Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 285)
KeMâL 
05 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Acizleri, layık olmadıkları mevkilere geçiren bir devlet batar.

Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 25 - Ötüken Yayınları)Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 25 - Ötüken Yayınları)
KeMâL 
05 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Edebiyat, hakikatlerin hayalle süslenmesidir.

Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 13 - Ötüken Neşriyat)Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 13 - Ötüken Neşriyat)