Ruj Lekesi Yirminci Yüzyılın Gizli Tarihi

0,0/10  (0 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
610 gösterim
“Saçmalik bu!” Bilgi dediginiz, yükseklerden bakan düzenbaz miyoplarin “sorumsuzca çöplenelim, yedikçe sisinelim ve sonuçta karsimiza çikan bilgi heveslisi gençler üzerinden ego’larimizi tatmin edelim” diye önümüze sürdükleri leziz tatlarla dolu bir mönüden baska nedir ki?

Dadacilar avangart sanat tarihinden, Sex Pistols rock tarihinden, Paris Komünü ise sosyalist mücadeleler tarihinden izler tasiyan birer akim; Sitüasyonist Enternasyonal hareket de kolej mezunu radikallerimizin kendi imgelerini düsürerek avunduklari yalin bir ayna degil midir? Karl Marx’in Katharistlerle, Hasan Sabbah’in Slits’le, kendini isçi sinifinin davasina adayan sevgili Rosa Luxemburg’un askla, Adorno’nun Lettrist Enternasyonal’le ne gibi bir alakasi olabilir? Çaglar “gerisinde, üstünde, altinda, yaninda kalmak için” degil midir? “Zamansiz bir âlemde devinip duran çaglari önüne ve içine almanin” ne geregi var? Bilgi diye sunulagelmis çöplügün içinde ziyafete dalan domuzcuklar gibi haz duyarak gevsemek varken bu zevzeklik de ne oluyor? Tarih kelamin ‘ol!’

buyruguyla gelen siddetle mi baslar, yoksa Slits’in bir konser esnasinda kanli âdet bezlerini hayranlarinin suratina firlatmasiyla mi? 12.

yüzyilda Balkanlar’da dogan bir sapkinligin Alman Isçi Konseylerini kucaklayip Strasbourg’u dolastiktan sonra Das Kapital’den aldigi feyzle Johny Rotten’in girtlaginda patlamasi nasil bir tarih ola ki? Nasil olur da Kronstadt direnisçilerinin nefesi Lora Logic’in dudaklarinda ahenkle çinlamaya baslar?

“Efendim, sütunlari kaldirtacaginiz söylentileri çalkalaniyor sehirde.

Acimalisiniz bize, bize acimalisiniz. Çünkü biz, sizin tebaniz, o sütunlar üzre var oluyoruz”. Greil Marcus hiç acimiyor. Sahih bir efendiye yarasani yapiyor! Yüzlerce yildir en katiksiz umutlarimizi istismar eden isaret levhalarinin bulundugu sütunlari yerle bir ettigi gibi, bu levhalari da eriten alevler püskürerek kendi bildigi tarihi yaziyor. Bu tarih, efendinin kölelestirdigi tebasina döktügü timsah gözyaslarini hiç kaale almiyor. Bu tarih, ne asagidan yaziliyor ne yukaridan. Yalnizca içten, yalnizca gönülden. Ne asagi kaliyor ne yukari. Ne tebaa ne efendi!

Bize düsense, hiç degilse Sex Pistols ile Slits’in birer kasetini ele geçirdikten sonra kitabi açmak; ama açmadan önce, kitabi sarap sisesinden çekilen okkali bir yudum esliginde ve mutlaka bir tutam Hayyam ile çalkalamak oluyor. Evvelki gün içinizde bir midyenin barindirdigi kadar olsun can olmadigini hissetmis olsaniz bile ertesi gün uyandiginizda bir türkü mirildanmaya baslayacaginiza emin olabilirsiniz.



“Sanat ve devrimin alacakaranlik kusagi hakkinda bir kitap. Okuru, birakilmamis izlerin pesine düsmeye ikna eden entelektüel bir özgüvenle, yürekle yazilmis bir kitap.”