Sade ve Derin

5,5/10  (2 Oy) · 
2 okunma  · 
2 beğeni  · 
412 gösterim
Yaptığımız her şey yırtılırcasına gerçek olmalı. Çığlık çığlığa. Yazacaksak iç organlarımızı parçalarcasına yazmalıyız, derimizi soyarcasına.. Okurken de yazarla savaşmalıyız. Öfkelenmeliyiz ona. Ona ter döktürüp sonra teslim olmalıyız. Okuduktan sonra da, yazdıktan sonra da, yaşarken de dünyaya tekrar dönmek zor olmalı..

Hayat bak! Dur sen biraz ya da tamam; ya sen devam et ama bir izin ver, sürekli üstüme gelme. Her gün bir şey çıkarma, bir normal ol, aklını başına topla. Bak sen devam et ben şurada ineyim. Daha doğrusu; hemen şu anda bir uyuyayım, sen yavaşladığında uyanırım. O zaman uyandır beni..
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    164
  • ISBN:
    9786051284958
  • Yayınevi:
    İkinci Adam Yayınları
  • Kitabın Türü:
Bi Poşet Kitap 
03 Oca 02:07, Kitabı okudu, 6 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kitap bildiğiniz kültür hapı. Sinema, müzik, kitaplar, yazarlar, düşünürler, sanatçılar, resim.. Kısacası sanatın her alanına değinmiş.Birsürü izlenecek film, okunacak kitap, tanınacak insan çıkıyor karşınıza. Ama keyifle kabulleniyorsunuz onları. Deep ağır bir dille vermiyor okuyucuya tüm bunları.

İnsana, hayata, aşka dair öyle güzel tespitlerde bulunmuş ki sanırsınız bin yıl yaşamış. Fakat okudukça gördüm ki bazı şeyleri anlayabilmek için bin yıl yaşamaya gerek yok. Kendimizi hayata kapatmayalım yeter.

“Birden ve aniden, geri dönüşü olmayacak şekilde gösteri ve gösteriş toplumundan gerçek insanlar toplumuna, edebiyata, kitaba, aşka dönüşü sağlayacak bir kitap.” bu.

Tüketim toplumunu, kendine yabancılaşmayı öyle güzel işlemiş ki.. Neyse ki kendi kitabı hızlı tüketilip çabuk unutulanlardan olmayacak, mesela ben canım sıkıldıkça, hayat anlamsız gelmeye başladıkça rastgele açıp okuyacağım. Bir de işaretlediğim yerler var, “mutsuz olunduğunda okunacak” falan gibi notlar aldım.

Ertelememeyi öğrendim bir kez daha. Kendimi anlamazsam başkalarını, hayatı anlayamayacağımı öğrendim. Üstelik “Hayatın bizi anlamak gibi bir misyonu da yok”. “Kendi hikayemi yazma zamanı şimdi” dedim, ”oturup hayal kurarak yazılmıyor ama hikayeler, yolda olmak gerek.” Etrafıma, insanlara, hayata daha bir merakla, şaşkınlıkla, çocukça bir ruhla bakmam gerektiğini öğrendim.

Demem o ki, kişisel gelişim kitabı falan okumak yerine bunu okusanız hayata bakışınızı çok daha fazla değiştirir. Çünkü olduğu gibi yazmış o, içinden geldiği gibi. Bazı yazılarda bir yarım kalmışlık hissi uyandı bende; ama rahatsız etmedi. Çünkü neden? Deep bu, “illa öyle yazıyı afilli bir cümleyle bitireyim de herkes ne yazmış ama be!” desin diye yazmaz, canı isteyince başlar içini döker, söyleyecekleri bitince kalkar gider. Sonra size de oturup düşünmesi kalır.

hepsi ve daha fazlası: http://biposetkitap.blogspot.com.tr/...ne-kitap-yorumu.html