Şato

7,7/10  (55 Oy) · 
258 okunma  · 
44 beğeni  · 
2.588 gösterim
Kafka Şato`da, tıpkı Dava`da da olduğu gibi şeffaflıktan yoksun, işlemeyen kurumlarla, otorite ve bürokrasiyi hicveder. Esrarengiz bir kont, ona ait bir şato; diktatörce eğilimler gösteren, hiyerarşi içindeki çok sayıda bürokrat… Roman, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu`nun modern ulus devletlere ayrışmasının ertesinde yazıldığından, Kafka geleneksel otoritenin nasıl bir düzene evrileceğini sorguluyor olsa gerektir. Okur, romanın muammalarını çözmek için her türlü karmaşa, ikilem ve belirsizlik arasından yolunu bulmaya çalışacağı "aktif" bir okumaya davetlidir.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    360
  • ISBN:
    9786053322528
  • Orijinal Adı:
    Das Schloss
  • Çeviri:
    Regaip Minareci
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
KeMâL 
01 Ara 2015, Kitabı okudu, 4 günde, 9/10 puan

Merhaba 1K Ailesi.
Öncelikle; kitabın yorumunu yaparken bir kez daha okumuş kadar yoruldum. Emin olun arkadaşlar. Çok zekice kurgu, saatlerce düşünülen cümleler, metaforlar, felsefi düşünceler, vb.. Sizde okurken yorulacaksınız. :-) Hem yorumda, hem kitapta :-)
İliğinize kadar bürokrasiye gömüleceksiniz. En ufak devlet memurundan, en yüksek rütbeye kadar muhteşem ötesi bir betimleme. Üslupla ilgili bir şey yazmayı asla düşünmüyorum. Kafka’yı eleştirmek benim haddime düşmez sanırım. :-)
Yazarın Aforizmalar ve Dönüşüm kitaplarından sonra bu eserini okumak beni Kafka’ya daha fazla yönlendirdi ve sevdirdi. Çok anlamlı ve derin bu kitap okuduğum diğer eserlerine göre daha güzeldi.
Geçelim kitabın içeriğine; Kitapta devletin, bürokrasinin karmaşıklığını, statü sahibi insanın ulaşılmazlığı eleştirmiş yazar. İnsanların bu otoriteye karşı çok derin bir saygı beslediğini, ayrıca hiyerarşik sistemi oluşturan tabakaların birbirlerinden ne derece kopuk olduğunu da anlatmış. Bürokratik çürümüşlüğü, kendine has üslubuyla, daha hikayenin girişinde okuyucunun ruhunu karartarak hop içine alıyor.
Şato metaforu ile ( ulaşılamaz konum ) kendini üst devlet kademesine yükseltmeye çalışıp o uğraşının sonu gelmez imkansızlıklarla geri çevrildiğini konu etmiş yazar.
İnsanın yabancı bir diyarda, çevresine ve kendisine yabancılaşmasını, otorite karşısındaki ezikliğini ve yok oluşunu sembollerle anlatmış.
İnsan ilişkileri ve bürokrasinin insan yaşamını nasıl etkilediğini çok iyi anlaşılacağı bir roman. Toplum yapısının bireyler üzerindeki etkisini gösterdiği , toplumun dışladığı insanlarla yakın ilişkiler kuran ya da toplumun hoş görmediği eylemler içinde bulunan insanların ötekileştirilmesi bir aşk hikayesi ile de anlatılıyor.
Büyük bir eleştiri kitabı. Farkında bile olmadan boyun eğdiğimiz şeyleri bize göstererek bir bakıma da utandırmıyor değil. ( Hele devlet memuru olup da, idarecilerin baskısı karşısında çaresizce bazı şeylere evet dediğimizi )
Bize verdiği en büyük anlam ise Şato’ya giden yolu aramaktan vazgeçmemek, bu yoldaki çabada kişiliğimizden ödün vermemek.
Dil ve anlatım olarak sakin bir zihinle okunmasını tavsiye ederim. Başta dediğim gibi çok ağır bir kitap bence.
Sürpriz :-)) Kitabın sonu yok ! ( Bu yüzden az kızmadım değil )
Güzel bir yayın evinden keyifle okumanızı tavsiye ederim.
İyi Okumalar 1K Ailesi…

Pelin Tunç 
22 Eyl 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Statü sahibi insanlar, diğer insanların sahip olduğu haklarını kendilerine katarak git gide büyüyen bir sıfat haline gelmiştir. Bir nevi hiyerarşik sistemde alt tabaka insanlardan sanki damar yolu açılarak kontun haznesine bağlanmış, kont tarafınca zihinlerini yönetme hali gibi.

Başka bir noktadan ele alırsam statü sahibi insanın ulaşılmazlığı (günümüzde de oldukça mevcut) diğerlerinin hayal dünyasında fazlasıyla yer edinerek en uç noktaya yani tanrılaştırmasına sebep oluyor. Yazar her sayfasında bunu çeşitli karakterlerce dile getirmiş. Ayrıca hiyerarşik sistemi oluşturan tabakaların birbirlerinden ne derece kopuk olduğuna tanık oluyorsunuz.

Artık öyle bir noktaya varıyorsunuz ki şato beyleri, kont gerçek mi hatta insan mı demeye vardırtıyor. Esrarengizliğin yarattığı felsefi yaklaşım burda devreye giriyor ana karakterin sorgulamalarıyla birlikte.

Güzel kitap, yetkilerin felsefik açıdan ele alınışı en sevdiğim kısımlardan keyifle okumanızı dilerim.

Mehmet Kesdal 
23 Eki 00:16, Kitabı okudu, 8 günde, Puan vermedi

Bitirmekte çok zorlandığım kitaplardan biriydi. Verdiği (veremediği) mesajı, konusunu, ve de kurgusunu anlamakta güçlük çektiğim bir ızdıraptı.Vasiyetine uyulup yakılsaymış,pek bir şey kaybetmezmişiz diye düşünmekteyim.

hüseyin köylü 
05 Tem 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Genel olarak Kafka’nın romanlarına
baktığımızda hepsinde birer kabus özü görürüz. Bir sabah yatakta böcek olarak
uyanmak(Dönüşüm),ne için yargılandığını bilmeden(aslında ‘Dava’ romanının özü
de yargılanma için bir neden gerekmediğidir aslında) kasvetli mahkeme
salonlarında ter dökmek ya da yabancı olduğun bir köyde varlığından kesinlikle
emin olduğun bir şatoya bir türlü ulaşamamak. Kafka kabuslarını yazdı belki de
ama eserlerini önemli kılan da bunların hepimizin-modern insanın- ortak
kabusları olmasıydı.

Bu kabus temalarından ‘yargılanma’ Dava ve Şato romanlarını birbirine bağlayan
en önemli unsur olduğunu görürüz. Dava romanında Joseph K. ne için
yargılandığını hiçbir zaman öğrenemez, ölüm cezasına mahkum edildiğinde bile…
Şato romanının genelinde de “sorgulanma” sözü geçer. Hatta sekreterlerden Momus,
romanın bir yerinde ’Şato dinlemez, sorgular.’ der açıkça. Rahatlıkla
söyleyebiliriz ki temelini de Kafka’nın sevdiği yazarlardan Charles Dickens’ ın
‘Kasvetli Ev (Bleak House)’ romanından almakta. ‘Kasvetli Ev’de de olaylar
Chancery Mahkemesinde görülen, başı sonu ve taraflarının bile belirsizleştiği
bir dava etrafında döner. Duruşmaların absürtlüğü, katiplerin, avukatların ve
hakimlerin hal ve davranışları Dava ve ‘Kasvetli Ev’ de benzerlik gösterir.
Dickens’ ın ‘Kasvetli Ev’de yaptığı sistem eleştirisini Kafka soyut düzleme
taşıyarak modern zamanlar eleştirisine dönüştürmüş. Kafka’nın ‘Kasvetli Ev’
romanıyla ilişkisi Dava romanıyla sınırlı değil. Kasvetli Ev’ de nasıl tüm
romana hakim olan sis meteorolojik bir olaydan daha fazlasıysa(romanda sis,
görevi hak dağıtmak ve her şeyi açığa çıkarmak olan ama bunun yerine her şeyi
muğlaklaştıran ve görünmez kılan özelde Chancery Mahkemesinin, genelde İngiliz
hukuk sisteminin bir simgesi), Şato romanında da kar meteorolojik bir olaydan
daha fazlası olması bakımından benzer bir işlev üstlenir. Barnabas’ ın kardeşi
Olga bir yerde ‘kar buradan hiç kalkmaz’ der. Köyde herkes karda rahatlıkla
yürüyebilirken K.' nın en çok zorlandığı konu budur. Şatoya da ulaşmasını
engelleyen kardır. Kar burada K.' ya yabancı, öteki olduğunu roman boyunca
hissettiren ana unsurlardan biridir.

ÖTEKİ OLMA

Şato romanının ana temalarından biri de 'öteki olma' kavramıdır. K.' ya köye
ilk geldiğinde otelde daha baştan bu hissettirilir. O geceyi geçireceği bir
yatak güç bela verilir kendisine ve oteldeki köylülerin hem çekingen hem de
rahatsız olduklarını belli eden bakışları ve şatoyla sonu gelmez telefon
trafiği altında altında yerde uyumaya çalışır. K.’ nın hemen dikkatini çeken
şey köylülerin birbirine çok benzediğidir. Kafka K.’ nın yabancılığını
vurgulamak için 'benzerlik' konusunu romanın genelinde sıkça işlemiştir. K.’ya
şatoca tahsis edilen iki yardımcıda da bu böyledir. K. çoğu zaman ikisini
birbirinden ayırt edemez, hatta işi abartarak ikiz olduklarını bile düşünür bir
ara. K. roman boyunca bu ötekilikten kurtulmaya çabalar, çabaladıkça şatoya ve
köye daha fazla yabancılaştığının farkına varmadan. Bu uğurda tavizler vermeye
başlar, kadastroculuk yerine köy okulunda hademe olmayı ve sınıflarda yatıp
kalkmayı bile kabul eder. Diğer roman kahramanlarının sözlerinden aslında çok da
güzel olmadığını anladığımız Frieda’ yla nişanlanır. K. nın 'Friedayla
evleneceğim ve köy cemaatinin bir üyesi olcağım' sözü de asıl amacını en belirgin
şekilde ortaya koymaktadır: Tüm uğraşılar topluma kabul edilmek içindir.

Romandaki ötekileştirme kavramı iki başlı aslında. Bir yandan K.’nın köye kabul
edilme çabalarına tanık olurken bir yandan da haberci Barnabas ve ailesinin
toplum dışına itilmesini izliyoruz .Barnabasların Barnabas’ ın kız kardeşi
Amelia’nın bir şato memuruna hakaret sayılabilecek bir hareketi yüzünden tüm
köylülerce dışlanmaları ve aşağılanmaları romanda işlenen ötekileştirme
kavramının ikinci ayağıdır .İlginç olan da şu ki K. topuma kabul edilme
çabaları için Barnabas’ın habercilik faaliyetlerini bir çare olarak görürken,
Barnabas ve ailesi de K. ile şato arasında habercilik yaparak kendilerini
affettirebilme umudu içindedirler. Toplum ve devlet tarafından dışlanan,
ayrımcılığa tabi tutulanların dayanışma pratiği geliştirmesi gibi K. ve Barnabaslar
da bir ‘öteki dayanışmasına gidiyorlar.



TOPLUM,DEVLET VE
BÜROKRASİ


Barnabas’ın babası şatoya gider bağışlanmak için ve kendileri hakkında resmi
bir şikayetin olmadığı ,herhangi bir soruşturmanın başlatılmadığı, dolayısıyla
bağışlanma gibi bir durumun da söz konusu olmayacağı cevabını alır. Aslında her
şey köylülerin işgüzarlığıdır. Barnabas’ın kardeşi Olga, K. ya ‘Köylüler bizden
sadece korkudan kaçmıyordu. Halk sadece korkmuyor, benimsemiş özümsemiş şatoyu.’
der. Burada da romanın bir diğer sorunsalı ortaya
çıkıyor.

Ernst Fisher ve Kafka’nın en yakın arkadaşı Max Brod şatoya teolojik anlamlar
yükleyerek onu Tanrı kavramıyla özdeşleştiriler. Biraz zorlama bir çıkarsama.
Aslında romandaki temel unsurlar olduklarından çok farklı değiller. Köy toplum,
şato devlet olarak yorumlanabilir. Şatonun varlığından emin olmasına rağmen K.
‘nın fiziksel olarak ona ulaşamaması ve sadece –o da kısmi
olarak-sekreterlerle, yazıcılarla –bürokrasinin unsurlarıyla görüşebilmesi
bunun kanıtı. Şatonun belli bir sınırı da yoktur ve tüm köy şatonun malıdır.
Hatta köy öğretmeni K.’ yla ilk karşılaşmalarında ‘Köylülerle şato arsında bir
fark yok.’ der. Toplum ve devlet o kadar bütünleşmiştir ki köylüler şatoyu
kesinlikle sorgulamazlar ve herhangi bir müdahaleyi kabullenemezler. O kadar ki
K. doğrudan şatoya telefon etmeye kalktığında o zamana kadar sakin ve çekingen
davranan köylüler hırlamaya benzer sesler çıkarmaya başlarlar. Barnabasların
dışlanması olayında da bu böyledir. Ortada resmi bir soruşturma olmamasına
rağmen Amalia’nın şatoya hakaret sayılabilecek hareketi tüm köyün onlarla
ilişkilerini kesmesi için yeterli olmuştur.

Gerçek hayatta olduğu gibi ‘bürokrasi’ devletin elle tutulur yanıdır romanda ve bu
unsur Şato ve Dava romanlarını bir kez daha birbirine bağlar. Çünkü bu karmaşık
bürokratik yapı Dava romanında da karşımıza çıkar. Gene her iki romanda da
bürokrasi bir düzenden çok kaosu ifade eder. Joseph K.’nın yargılanma süreçleri
veya Barnabas’ın şato bürolarını tarifi hep bir karmaşadır. Bu karmaşa o
dereceye varır ki dış görünümlerde bile bir sabitlik yoktur. K.’nın en çok
konuşmak için çabaladığı ve şatoya girmek için tek yol gördüğü Klamm (Kafka’nın
bir kelime oyunu; Almacada ‘dar geçit, illüzyon’ manasına gelir) Olga’nın
dediğine bakılırsa köye her indiğinde farklı bir surette görünür. Haberci
Barnabas neredeyse her gün görmesine rağmen Klamm’ ı tarif edemez ve şatoya her
gittiğinde farklı farklı Klamm’larla karşılaşır. Kişiler gibi bürolar da o
kadar karışıktır ki Barnabas’ın anlattığına göre her büronun arkasında başka bir
büro vardır ve hiç sonu yokmuşçasına devam eder bu. Bu sonu gelmez kaos içinde
K. da Joseph K. da aynı kişiler aslında.

Ahmet Yavilioğlu 
13 Eki 01:44, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 8/10 puan

Kafka yine statükokırıcı yaklaşımıyla çıkıyor karşımıza.Her zamanki gibi kasvetli bir hava,dar bir olay mahali birbirine benzeyen yüzler,birbirine benzeyen evler,nereye geldiğini bilmeyen bir yeryazımcı...Ve yeryazımcının halk ile muhatap olurken nasıl ağız birliğiyle hareket ettiğini ve sistemin halkı dizayn edip nasılda aralarda,derelerde gezdirdiğini fakat kendi içindeki tutarlılığıyla yıkılmasının ne kadar zor olduğunu anlatıyor.Devleti ve onun erklerini ayrıca da halkı yine metaforlarla açıklayıp yapısökümcülüğe girişiyor ve yersiz-yurtsuzluğu,dünyaya fırlatılmışlığı yine kendine has üslubuyla okuyucuya takdim ediyor.Tabi kitaba başlamadan önce kesinlikle iyi bir önsöz ve ya inceleme yazısı okumanızı tavsiye ederim.Zira ilk defa Kafka romanı okuyorsanız 50. sayfada bırakmanız muhtemel.Zaten kafka zevk almak için okunmaz fikrimce bilhassa huzursuzlaşmak için okunur.Yine de okumayanların okumasını tavsiye ederim.

Birsen Ergün 
13 Oca 16:27, Kitabı okudu, 61 günde, Puan vermedi

İşlerimin yoğun olduğu bir dönemde başladığım için bu kitaba açıkçası pişman oldum. Daha rahat bir zamanda çok daha keyif alarak okuyacağımı umuyorum. Okumam uzun aralarla bölündüğünden bazı vakitler zorlandım; çünkü kitap biraz durağan ilerliyor. Ancak Kafka, kendi üslubuyla bürokrasiyi tüm ayrıntılarıyla eleştirmiş. Kitabın durağanlığının en büyük sebebi bu. Gerçekten, ülkemizdeki bürokrasinin içinde biri olarak fazlasıyla yaşadıklarımın yansımasını yaşadım. Tavsiye eder miyim? Elbette, en başta Kafka severler mutlaka ki kaçırmamıştır bu kitabı. Henüz Kafka'nın hiçbir eserini okumayanlar için de hiç ara vermeden ve vakit ayıracağınız bir zaman diliminde okumalarını öneriyorum.

zeynep oruç 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

''Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.'' ''Biri Joseph K.'ya iftira atmış olmalıydı çünkü hiçbir kusur işlememiş olmasına rağmen bir sabah ansızın tutuklandı.'' ''Bir hizmetçi kız onu baştan çıkardığı ve ondan çocuk sahibi olduğu için fakir anne babası tarafından Amerika'ya gönderilen on altı yaşındaki Karl Rossmann, artık yavaşlamakta olan gemide New York limanına girerken, çoktandır gözlediği Özgürlük Heykelini birdendire sanki güçlenen güneş ışığında gördü.'' Kafka'nın romanlarında konuya bodoslama dalışına alışkınız. Şatoda da değişen bir şey yok. Hiç bir betimlemeye girmeden, farisi sözcükler kullanmadan, direk derdini anlatmaya girişiyor bu yapıtında da. ''Gecenin geç bir vakti köye vardı K.'' Ve bir daha da çıkamıyor o köyden..

Nisa Öztürk 
19 Ağu 14:30, Kitabı okudu, Puan vermedi

Spoiler içerir (!)
Kafka'nın tüberkülozun pençesinde kıvranırken yazdığı ve bitiremediği kitabı; Şato.
Hiçbir şeyi yarım bırakmaktan hoşlanmayan ve yarım kalan şeyleri tamamlamayı takıntı haline getiren mükemmeliyetçi insanlar için iç gıcıklayıcı bir kitap. Zira kitabın aslında daha çok olaya gebeyken bitmesi, çoğu sorunun cevapsız kalması ve daha da kötüsü kalacak olması mükemmeliyetçi duyguların can çekişmesine sebep oluyor. Kafka'nın çoğu kitabı gibi Şato da gizemli bir yapıya sahip ve bu gizemin çözülecek olması düşüncesiyle kitabın sonuna kadar büyük umutlarla gelinip kitabın sonunda da en baştaki gizemini koruyor olması küçük çaplı bir beyin mıncıklamasına neden olmuyor değil. Kasvetli bir kitap gibi görünse de baş karakter K.'nın kadastrocu olarak bir köye gitmesini, aslında köyün bir kadastrocuya ihtiyacı olmadığını öğrenmesiyle, her şeyi düzeltmek amacıyla tüm düzenin başı olan şatoya ulaşmak için umudunu yitirmeden oradan oraya suruklenmesini anlatıyor. Şatoya ulaşmak başlarda çok kolay gibi görünse de K.'nın kitabın sonunda halâ şatoya ulaşamadığını görüyoruz. Şatoyla ilişkisi olan herkes bir gizeme sahip. Aslında mevcut sistem alaycı bir şekilde eleştirilmiş ve okudukça haklılık payı olduğunu görüyoruz.
Keyifli Kafka'lar :)

Yalçın Yaşar 
18 Nis 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Kafka kitapta, diktatörlük bürokrasisinin eleştirisini, her zamanki gibi muhteşem kurgusu ve iğnelemeleriyle yapmaktadır. Ülkemizin de tek adamlığa gitme tehlikesi altında olduğu düşünüldüğünde okumak için doğru zaman!

Abdullah Ç. 
21 Nis 23:55, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bogucu burokratik yapinin (ister devlet deyin, ister distopya) insanin hayatina etkisinin hikayesidir...

Kafka'nin Dava ve Şato'sunda genel hatlariyla gorulen bir sistem elestirisidir. Ancak ozelde yani Şato romaninda halkin guce tapiciligi ve guc sahiplerinin halktan farkliligini ortaya koyma bicimleri (buyuklenmeleri) cok baskin bir sekilde resmedilmistir. Gunumuz dunyasi ile de paralellik gostermektedir aslinda. İs dunyasinda, politikada, okulda hatta ikili iliskilerde dahi cekinik kimlikteki birey guce tapiciligini ortaya koyar (bir nevi yalakalik diyebiliriz) ote yandan guc sahibide her kosul altinda guclu oldugunu hissettirip, egosunu tatmin eder. Kitapta burokratik yapi icerisinde ve bir koy ekseninde anlatilmis bu guc catismasi.

Yapi olarak agir bir kitap, okumasi zorluyor. Okuma zevki acisindan diger Kafka romanlarinin (Dönüşüm ve Dava) gerisindeydi bence. Sonunun olmayisi ve hikayenin farkli karakterlere bolunmesi ile hikayenin dallanip budaklanmasi hem yer yer ilgi cekici ama genelde ana konudan uzaklastigi hissi verdigi icinde dikkat dagitici oluyor. Yine de Kafka'nin dunyasini kesfetmek adina okunasi romanlardan. İyi okumalar.

2 /

Kitaptan 11 Alıntı

Gözleri bağlı birini bezin arasından bakması için istediğin kadar yüreklendir, hiçbir şey göremeyecektir. Ne zaman bağı alırsın, görmeye başlar.

Şato, Franz KafkaŞato, Franz Kafka

Evet engeller, kuşkular, düş kırıklıkları var; ama bu önceden de bildiğimiz gibi sana hiç bir şeyin bağışlanmayacağı, en ufak şeyi bile savaşarak elde edeceğin anlamına geliyor yalnızca; bu, moralsiz olman değil, gururlanman için bir neden daha aslında.

Şato, Franz Kafka (Sayfa 205)Şato, Franz Kafka (Sayfa 205)
KeMâL 
27 Kas 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

Burada aşağıda çalışacaksam, burada aşağıda kalmam daha akıllıca olur. Ayrıca korkarım yukarıda şatoda yaşamak bana göre değil. Ben hep özgür olmak isterim.

Şato, Franz Kafka (Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Şato, Franz Kafka (Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Ah, bütün yaptıkların, bütün konuştukların beni ne kadar üzerse üzsün, gene de bunlarda nasıl hayrıma bir taraf, hayrıma bir öz aradığımı bir bilsen!

Şato, Franz KafkaŞato, Franz Kafka
Osman Çağrı Oğuz 
26 May 18:41, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Bilinmeyen birtakım yasalara istemeyerek aykırı davranıp işini yitirmekten korktuğundan kimseye bir şey sormaya cesaret edemiyor, alabildiğine bir güvensizlik içinde hissediyor kendini. Aslında yürekler acısı bu güvensizlik yok mu, bence onun durumunu bütün açıklamalardan daha çok açıklığa kavuşturuyor.

Şato, Franz KafkaŞato, Franz Kafka

özgürlüğünü kimsenin yapamayacağı bir mücadeleyle elde etmişti ve kimse ona dokunamazdı, onu kovamazdı, hatta onunla konuşamazdı bile; ama bu inanç öylesine güçlüydü ki, sanki aynı zamanda da bu özgürlükten, bu bekleyişten, bu dokunulmazlıktan daha anlamsız ve çaresiz bir şey yoktu.

Şato, Franz Kafka (Sayfa 119)Şato, Franz Kafka (Sayfa 119)
KeMâL 
29 Kas 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

Gözlerinizden geçmiştekinden ziyade gelecekteki mücadele okunuyor. Gelgeldim bu dünyadaki engeller büyüktür, hedefler büyüdükçe bunlar da büyür, bu durumda küçük, etkisiz, ama bir o kadar da mücadeleci bir adamın desteğini garantilemek ayıp değildir.

Şato, Franz Kafka (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Şato, Franz Kafka (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Resmi makamlara karşı huşu burada hepinizde doğuştan var; yaşamınız boyunca da dört bir yandan ve çeşitli şekillerde içinize işletilmeye devam ediyor ve sizler buna elinizden geldiğince destek veriyorsunuz.

Şato, Franz Kafka (Sayfa 208)Şato, Franz Kafka (Sayfa 208)
KeMâL 
29 Kas 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

İşin derecesini kapsamı belirlemez, eğer böyle olduğunu düşünüyorsanız, resmi makamları zerre kadar anlamamışsınız demektir.

Şato, Franz Kafka (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Şato, Franz Kafka (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
2 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı
Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı Yaklaşık 8 yıldır İsrail Ulusal Kütüphanesi ile Hoffe ailesi arasında süren "Kafka belgeleri" üzerine yasal savaştan Ulusal Kütüphane galip çıktı.
Franz Kafka`nın Gizli Hayatı
Franz Kafka`nın Gizli Hayatı Franz Kafka, soyadı sıfata dönüşmüş büyük bir yazardır. Neden büyük bir yazar olarak anılıyor Kafka? Çünkü kabusumsu roman ve öykülerle bir çağın, bir toplumun ve evrensel bir yabancılaşma ve çaresizlik duygusunun nabzını çok iyi tuttu. Bizde Kafka’nın nabzını tutalım öyleyse.