Sazende Şunkin

8,8/10  (4 Oy) · 
5 okunma  · 
2 beğeni  · 
512 gösterim
XX. yüzyıl edebiyatının en büyük yazarlarından Tanizaki, kendine özgü tekniği ve tuhaf atmosferi ile Japon ruhunu büyük bir başarıyla anlatır. Daha önce Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi adlı romanını yayımladığımız Cuniçiro Tanizaki, Japon edebiyatının büyük ustalarından biri. Öykü ve romanlarında Japon geleneklerinden esinlenen, ama bunları insanın evrensel sorunlarıyla bütünleştirerek edebiyat tarihini derinden etkileyen metinler çıkaran Tanizaki, okuru alışkanlıklarının dışına çıkmaya davet ediyor: Büyük bilge Konfüçyüs'ü alt eden zalim kraliçe, müşterilerine korkunç acılar yaşatan usta dövmeci, oyun sırasında arkadaşlarını yaralamaktan zevk alan küçük çocuk, kendisine eziyet eden sevgilisi uğruna kendi gözlerini kör eden romantik âşık... Tanizaki'nin anlatımı gerçekçi ve alabildiğine yalın, buna karşılık öykülerin hepsinde hafif bir gerçeküstü gerilim var. Doğu'nun sessiz dış görünüşüne karşılık kaynayan bir iç dünya. Hareketsiz bedenin karşısında çığlıklar atan bir ruh... İnanılmaz bir edebî zenginlik. Tanizaki'nin öyküleri, sıkı edebiyat okurlarının da, gençlerin de ilgisini çekebilecek nitelikte. (Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2011
  • Sayfa Sayısı:
    224
  • ISBN:
    9789750712760
  • Çeviri:
    Oğuz Baykara
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 04 Haz 19:35, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 10/10 puan

Galiba hayatımda karşılaştığım en ilginç hikâye kitabını okudum. Cuniçiro Tanizaki'nin 1933'de yazdığı bu eserin bu kadar şaşırtıcı olabilmesini neye bağlamak gerekir, gerçekten bilmiyorum. Çevirmen Oğuz Baykara, Sunuş yazısında Tanizaki için "gelmiş geçmiş bütün Japon yazarlar arasında edebiyatı "ölüm"den ve "öğretiler"den bağımsız olarak beş duyuyla kavrayan tek yazar" şeklinde bahsediyor. Ben de bu ilginç yazar hakkında bu sunuştan bilgiler vereyim:

Tanizaki 55 yıl boyunca yazmış, geriye 28 ciltte toplanan roman, öykü, deneme, makale ve şiirler bırakmış. Tanizaki yazı yazmaktan sağ kolu felç olduğu zaman bile yazmaya devam etmiş, hatta yazamadığı zamanlar romanları sözlü olarak yazdırmış. Yazarın edebiyat hayatı kabaca ikiye ayrılıyor; batıya duyduğu derin hayranlık ve ardından Japon kültürüne yönelik sadakat dönemi. Bu kitabın da dahil olduğu ilk dönem eserlerinde sapık, şeytani cinsel duyguları işlediği düşünülüyor; ancak Baykara yine beş duyunun altını çizerek aslında yazarın insanı insan yapan bütün erdem ve kusurları hiç birşeyi inkâr etmeden paylaştığını söylüyor.

Kitaptaki beş hikâye de birbirinden ilginç. İlk hikâyede "müşteri"lerine eziyet etmekten hoşlanan bir dövme sanatçısını okurken, "Kirin "adlı ikinci hikâyede Konfüçyüs'ün "isterdim insanoğlu aklı mantığı bile/ ama serde kadın var, mantık bile nafile" sözlerinin bir anlamda hikâyesi anlatılıyor. Kitapta en sevdiğim öykü olan "Çocuklar" gerçekten irkiltici bir çocuk oyunları hikâyesi. Bir hikâye kitabının içerisine roman sığabilir mi, böyle birşey mümkün mü derseniz, kitaba adını da veren "Sazende Şunkin" kesinlikle bunu başarıyor: burada Şunkin adında bir kadın müzik hocasının ve onun hem sevdiği hem de öğrencisi olan Sasuke'nin hayatını öğreniyor, ve bu hikâye - roman sürerken hem anlatıcımızın yönlendirmeleriyle karakterlerimizi tanıyor, hem de anlatıcımızla beraber Şunkin'in Yaşamöyküsü adlı biyografiden bölümler okuyoruz; böylece biz de iç içe geçmiş iki biyografi okuyoruz aslında. Son hikâyemiz "Ağzının Tadını Bilenler Kulübü" ise hakikaten şok edici bir final olarak sona erdiriyor kitabı: bu sefer tek dertleri sürekli en güzel yemekleri yemek olan beş kişilik Ağzının Tadını Bilenler Kulübünün başkanının bir gecelik inanılmaz Çin yemeği keşfini okuyoruz...burada çevirmen Baykara'nın yazardan neden beş duyuyla hissettiklerini anlatan bir yazar olarak söz ettiğini daha iyi anlıyoruz...gerçekten şaşırtıcı, çok ilginç bir hikâye.

Neredeyse bütün hikâyelere yayılan sadistçe davranışlar; karşındakine boyun eğdirme, ona eziyet etme, kendisine yapılan eziyete tahammül gösterme ve giderek onu benimseyerek sevme gibi temaların hepsi yazarın cinselliğe odaklanmış ilk dönem hikâyelerinin bir örneği olmalı. "Çocuklar " adlı hikâyede bana göre en güzel örneğini görüyoruz bu temanın; yazar bu heyecanlı, ilginç çocukları ve onların acımasızlıklarını bu acımasızlıktan haz alma, onu sanata dönüştürme ya da bir sanat eserinden alınan lezzete benzer bir şekilde deneyimleme tarzında sunuyor bize, bunu sadece bu hikâyede değil, kitaptaki diğer hikâyelerde de yapıyor, zaten Sazende Şunkin adlı öykü aslında tamamen bu eziyeti, eziyeti sevmeyi, hissedilen tutku uğruna herşeyden vazgeçebilmeyi anlatıyor; bütün hikâyeler tutku nesneleri değişse bile hislerin herşey demek olduğu bir dünya resmediyor bize: burada hislerin ve tutkuların bedelleri var; ama itiraz etmek, karşı çıkmak yasak...

Sazende Şunkin'i edebiyat seven herkese öneriyorum.

M.Y. 
 30 Eyl 12:29, Kitabı okudu, 8 günde, 8/10 puan

Bu kitap Japon edebiyatından okumuş olduğum dördüncü kitap oldu ve Japon edebiyatına ilgim daha da arttı. Uzakdoğunun kendine has havasını fazlasıyla hissettiriyor kitap.

Kitapta Dövme, Kirin, Çocuklar, Sazende Şunkin ve Ağzının Tadını Bilenler Kulübü olmak üzere beş hikaye bulunmakta. Ağzının Tadını Bilenler Kulübü dışındaki  hikayelerin genel olarak teması sadomazoşizm olarak tanımlanabilir. Ağzının Tadını Bilenler Kulübü ise yemek yeme zevkinin nerelere gidebileceğini anlatan ve son hikaye olarak bu kadar sadomazoşist hikayeden sonra insanı meraklandırıp, geren bir yapıda. Bence iyi bir senaristin elinde çok acayip yerlere giden derinlikli bir gerilim filmi olabilir.

Kitap, insana yeri gelince çocukların bile aslında şiddete ne kadar eğilimli olabileceğini sorgulatıyor. Kitabı okumadım ama konusunu bildiğim kadarıyla Sineklerin Tanrısı akıllara gelebilir. Bundan dolayı dünyadaki en tehlikeli canlı insan derken sanırım bir abartı olmadığı malumdur. Kitabı değişik bir şeyler okumak isteyenlere tavsiye ederim ama sadomazoşizm deyince günümüz kan revan filmleri tadında bir şey beklemeyin. Okunamayacak kadar rahatsız edici bir yanı yok hikayelerin.

Bu kitaptan dolayı sadomazoşizmi biraz araştırınca isim babalarının da iki edebiyatçı olduğunu gördüm. Fransız yazar Marquis De Sade ve Avusturyalı yazar Leopold von Sacher-Masoch Özellikle de Kürklü Venüs kitabı mazoşizmin başyapıtı olarak görülüyormuş.

Kitaptan 11 Alıntı

M.Y. 
29 Eyl 08:17, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Ne kadar büyük deha olursa olsun hayatın acı gerçeklerini tatmadan sanatın mutlak ruhsal uyanışına nasıl erebilirdi ki?

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
25 Eyl 09:14, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Feodal Japonya’da varlıklı ailelerin çocuğu olarak doğan ve sağlıksız kapalı mekanlarda büyütülen kızlar, kim bilir ne kadar narin, beyaz ve içtiği su görünecek kadar saydam tenliydiler!

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
24 Eyl 18:28, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Kadın
Ancak, Ei Ülkesinden ayrılmadan Konfüçyüs’ün söylediği son sözler şunlar oldu:
İsterdim insanoğlu aklı mantığı bile...
Ama serde kadın var, mantık bile nafile...

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
 24 Eyl 06:20, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Hayat ve ölüm bir gelir bir gider... Burada ölmek, öte alemde doğmak demektir. Sadece yaşama önem verip deliler gibi mücadele etmenin anlamsız olduğunu biliyorum. Yoktan var olmakla varken yok olmak arasında bence hiçbir fark yok...

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
24 Eyl 06:31, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

İlginç Tanımlama
Ayrıca, Konfüçyüs doğduğunda inek misali dudakları, kaplan pençesini andıran elleri, kaplumbağaya benzer sırtı, üç metreye yakın boyu ve krallara benzer vücut ve yüz hatları olduğu da bilinen rivayetler arasındadır... Bana kalırsa bu insan Konfüçyüs’ten başka biri olamaz.

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
25 Eyl 07:53, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Bir sohbet esnasında şair Şato Haruo, “Körler akıllı, sağırlar soytarı gibi görünür,” demişti... Yalan da değil hani. Sağırlar başkalarının söylediğini anlamak için kaşlarını çatarlar, ağızlarını açarlar, gözlerini çevirirler, başlarını oraya buraya uzatıp dururlar. Bu halleriyle aptal gibidirler. Halbuki körler başları eğik sakin duruşlarıyla düşüncelere dalmış gibi görünürler. Ve ayrıca biz Uzakdoğu insanları gözleri yarı kapalı halde bütün insanları ve varlıkları bağışlayıcı bakışlarla gözetlemekte olan Buddha ve Bodhisattvalara alışkınızdır. Bu yarı kapalı gözler bizi bazen korkutsa da, bize tümüyle açık olan gözlerden daha müşfik, affedici ve huzur verici gelir.

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
23 Eyl 11:11, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Sadist
Genç dövmeci mesleğini yaparken bundan gizli bir haz ve keyif alıyordu. İğneleri her dürtüşünde, içi kıpkırmızı kanla dolup şişen yerlerin verdiği ıstıraba dayanamayarak feryat eden erkeklerin iniltilerini duymak ona büyük zevk veriyordu. Hatta bu insanlar ne kadar bağırır çağırırsa o kadar içi rahatlıyordu. Dövmecilikte özellikle turuncu renk ve tonlama işçiliği çok acı veren bir tür işlemdi. Böyle dövmeleri yaptırmak isteyen birileri eline düşmeye görsün, zevkten dörtköşe oluyordu Seikiçi...

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
30 Eyl 11:15, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Yok, ben tokum. Sağolun!
Ama onun merakı sadece yemek yemek değildir, kendisi de çok güzel yemekler yapar. Bildiğiniz gibi Çin mutfağının çok zengin bir malzeme listesi vardır. Başkanımız bir yemek yapmayagörsün, yeryüzünde kullanamayacağı hiçbir şey yoktur. Her tür sebze, meyve, et, balık, kuştan başlayın da insanlardan böceklere kadar her şeyi malzeme olarak kullanabilir. Bildiğiniz gibi, kadim zamanlardan beri biz Çinliler kırlangıç yuvası, köpekbalığı yüzgeci, ayı pençesi, geyik paçası gibi şeyleri hep yiyegeldik. Ama övünerek söyleyebilirim ki bize ağaç kabuğu, kuş gübresi, insan salyası yemeyi öğreten ilk kişi başkanımız olmuştur.

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
28 Eyl 05:41, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Öğrenilen Şiddet
Öğrencilerini cezalandıran erkek hocaların sayısı genellikle fazladır ama Şunkin gibi erkek öğrencilerini döven kadın hocalar çok ender görülür. Onun bu tür davranışlarının gizli kalmış sadist eğilimlerinden kaynaklandığını söyleyenler, ders vermenin ise bu sapık cinsel eğilimlerini tatmin etmek için bir bahane olduğu şeklinde yorumlayanlar olmuştur. Aradan geçen onca yıldan sonra bu savın doğru olup olmadığını tahkik etmemiz mümkün değil. Çocuklar evcilik oynadıkları zaman bile genellikle yetişkinleri taklit ederler. Gerçi Şunkin öğrencilik hayatı boyunca hocasının gözbebeği olduğu için ondan bir fiske bile yememişti ama onun kullandığı şiddet yöntemlerinin farkındaydı ve herhalde o çocuk kafasıyla hocaların böyle davranması gerektiği kanısına varmış olmalıydı.

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
M.Y. 
29 Eyl 07:44, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Mazoşizm
Bayan Şigisava haklıydı; çünkü Şunkin zengin bir ailenin kızıydı, güzeldi ve üstelik bekârdı... Öğrencilere uyguladığı sert disiplin belki de, dalga geçmek amacıyla etrafında toplanan kurtlar sürüsünü kendinden uzaklaştırmak için başvurduğu bir taktikti. Fakat ne kadar ilginçtir ki, bazen umduğunun tam tersi oluyordu; Şunkin’in bu haşin davranışları onun cazibesini artırıyor gibiydi. En ciddi öğrencilerinin arasında bile bu güzel kör kadından oklava yemekten zevk, hatta rahatlık duyanlar az sayılmazdı. Yani etrafında Jean-Jacques Rousseau gibi eziyet edilmekten hoşlanan mazoşist bir genç grubu vardı.

Sazende Şunkin, Cuniçiro TanizakiSazende Şunkin, Cuniçiro Tanizaki
2 /