Şehir Mektupları

6,9/10  (19 Oy) · 
63 okunma  · 
14 beğeni  · 
828 gösterim
Klasikler, ölümsüz olmadıkları için değil sürekli okundukları için de değerlidir. Bizim klasiklerimiz başlangıçta bazı eksiklik ve acemilik taşısalar bile bu onların kurucu olma özelliklerini değiştirmez. Dil kadar hayat da yeniden kurulur onlarda. Dünkü nesiller tarafından ağır aksak da olsa okunan, sevilen ve hayatımızın bir parçasına dönüşen bu eserler bir kez daha ve günün zevkleri ve tercihleri gözetilerek çıkıyor gün yüzüne.

Okundukça sevilecek bu eserler dünü selamladığı kadar geleceği kurmaya aday. Aşk, dil, kurgu bütün saflığıyla göz kırpıyor. Yeniden...

Şehrin hem yazarı hem eleştirmeni, hem paparazzisi hem gurmesi, hem seyircisi hem bestecisi, hem hovardası hem de habercisi olan Ahmet Rasim'in Şehir Mektupları, sadece "Nerde o eski İstanbul?" sorusunun cevabı değil canlı ve derin İstanbul'un da karşılığıdır.

Türkçenin büyük kalemlerinden Ahmet Rasim'in Milli Eğitim Bakanlığı'nın 100 Temel Eser listesinde de yer alan Şehir Mektupları ilk defa tam metin olarak günümüz Türkçesiyle okurla buluşuyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Ülkü Ciner 
29 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Ahmet Rasim 1912 - 1913 yıllarında yayınladığı 'Şehir Mektupları' isimli eserinde yaşadığı şehir olan İstanbul'u, günlük hayatını, anılarını çok hoş ve okuması keyifli bir dille kaleme almış. 100 Temel Eser arasında bulunan 'Şehir Mektupları' ve bunun gibi bir çok değerli edebiyatçımızın eserlerine daha çok kıymet verip, okumamız gerektiğini düşünüyorum ve tavsiye ediyorum. Böyle güzel eserleri yorumlayacak kelimeleri bulamıyorum. O yüzden Say Yayınlarının önsözün de yer alan Nurullah Ataç'ın kitap hakkında yorumunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Öz Türkçe mi istiyorsunuz? Öz Türk neş'esi ve zarafeti mi istiyorsunuz? Kıvrak, zeki,hisli, titrek, candan bir üslûp mu istiyorsunuz? O Osmanlıca devrinde o yüksek burjuvazi veya saray devrinde halk dili mi istiyorsunuz? Şehir Mektupları'nın her bir parçası bunları veriyor...

eso.okur 
01 Nis 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Ahmet Rasim'in bu kitabı yaşadığı dönemde geçen İstanbul hikayeciklerinden oluşan bir tefrika. Efenim kısa birkaç not düşmek gerekirse; hani şu siyah beyaz filmler olur ya taksici Belgin Doruk, küçük hanımefendi ya da mahallenin mert yakışıklı maço delikanlısı Ayhan Işık zamanları kısacası eski İstanbul geliyor insanın aklına tabi Türk filmlerinden gördüğümüz kadarıyla.

Kitabın içerisinde bre medet, Neüzübillah gibi eskiye dair kelimeler bulabilirsiniz. Bu arada Zemher-i Zürafası diye de kışın ince giyinip gezenler için söylenirmiş. Arada bu kelimeyi kullanıp karşıdakilerin hönk diye bakışlarıyla karşılaşabilir, kimse bilmediği için artist bir edayla gerim gerim gerilebilirsiniz :)

Bu arada Ahmet Rasim'in yüzme bilmemesi de beni çok şaşırttı eklemeden rahat edemeyeceğim.

Tuncer KAHRAMAN 
15 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Dün ki İstanbulun kısa hikayelerle anlatıldığı kitapta İstanbulda ki bir çok noktanın adının dahi bu gün değiştiğini, boş alanların dolduğunu okurken yaşayarak fark ediyoruz bir nevi 1900 lü yılların başına seyahat ediyoruz siyah beyaz bir hayata iyi okumalar....

Enes ESEN 
21 May 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Edebiyatımızda "şehir yazıları"nın ilk örneğini, çoğu Malumat gazetesinde yayınlanan mektuplarla Ahmet Rasim vermiştir. Ahmet Rasim'in en büyük özelliği, yazılarını bir sohbet havası içinde yazması ve daha ilk cümleden okurunu kucaklamasıdır. Dönemin İstanbul'unu mekan, kültürel yapı, gelenekler, alışkanlıklar, insan ilişkileri gibi unsurlarla ele alan ve bütün zenginliğiyle yansıtan Ahmet Rasi "Şehir Mektupları"nda büyük bir gözlem yetene, kıvrak bir üslup, kendine özgü bir dil ve tadına doyulmaz yazılar ortaya koyar. Şehirlerimize bambaşka bir perspektiften bakmamazı sağlayan bu Şahane Adama teşekkür ederim....

Şehir Mektupları kitabı, Ahmet Rasim'in anılarını paylaştığı, okurken guzel vakit geçirilen ve insanın sikilmadigi bir kitap. Ahmet Rasimin sıcak ve samimi anlatımıyla bir dostun ağzından anılarını dinlediğiniz hissine kapılıyorsunuz. Bazen tatlı sert eleştiriler, bazen şakalarla, bazen de yararlı bilgilerle keyifli ve guzel bir kitap olmuş.

Kitap okumak 
19 May 18:45, Kitabı okudu, Beğendi, 5/10 puan

II. Abdülhamid dönemi şehir hayatı ve kültürünü tanıyabilirsiniz. Yazarın ´´Malumat´´ gazetesinde yayınlanmış makalelerinden oluşan kitap halen akıcılığını korumakta ve o dönemle ilgili kaynak eser olma özelliğine sahip.

DERUN-İ KİTAP 
 26 Haz 00:08, Kitabı okudu, 2 günde, Puan vermedi

Mükemmel bir kitap. Istanbul'um her semtini herşeyini öyle güzel bir dille anlatmış ki bayıldım...Kesinlikle tavsiye ederim. Mutlaka okunması gereken muhteşem bir Türk yazarıdır Ahmet Rasim...

Kitaptan 34 Alıntı

Emire Nişli 
10 Eyl 19:41, Kitabı okudu, Puan vermedi

Hazan (sonbahar), bize ikinci müjdeyi veriyor. Bu müjde okuma günlerinin geri dönüşüdür. Kışın uzun gecelerinde yazdan biriktirilen eserlerin tedkik edilmesi gerçekten çekilir.

Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Karanfil Yayınları)Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Karanfil Yayınları)
Emire Nişli 
10 Eyl 19:09, Kitabı okudu, Puan vermedi

Aşka dair...
Malum ya, aşk ve sevgi su götürür şeylerden değildir. İnsan bir kere fitili aldı mı idare kandili gibi sabahlara kadar yanıp tutuşur.

Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Karanfil Yayınları)Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Karanfil Yayınları)
Ülkü Ciner 
29 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Lebâleb yâsemendir bağ-zâr-ı aşkınız cânâ...

Aşkımız sevgili için ağzına kadar yasemenle dolu bağdır...

Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Sayfa 118 - Say Yayınları)Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Sayfa 118 - Say Yayınları)
Emire Nişli 
10 Eyl 19:37, Kitabı okudu, Puan vermedi

Sonbahar... Şairleri ağlatan, verem düşkünlerine serilmiş ince dünyanın peri yüzlü güzellerinin çehrelerine benzeyen, ağaçlıklar arasında gezinirken ayaklar altında çıtırdayan yaprakların manasız ifadesiyle hükümet adamlarını düşündüren bu üzüntülü mevsim yine geldi.

Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Karanfil Yayınları)Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Karanfil Yayınları)
Ülkü Ciner 
29 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Bir hocanın kıvrak zekasını hatırladım.
Talebenin biri sorar: "Hoca efendi. Boğulanlar niye denizin üzerine çıkarlar?"
Hoca bunun hikmetini birdenbire akledemez. O zeki talebeye ikna edici bir cevap vermek mecburiyetinde bulunduğu için der ki: "Çocuklar görsünler de ibret alsınlar diye." 

Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Sayfa 27 - Say Yayınları)Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Sayfa 27 - Say Yayınları)
Ülkü Ciner 
28 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Gece, yıldızlı örtüsünü gökyüzüne serer sermez hatıra, yorulmuş zihinlere ferahlık ve sevinçten ibaret bir neşe hissi geliyor.

Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Sayfa 22 - Say Yayınları)Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Sayfa 22 - Say Yayınları)
Mâsiva 
13 Oca 11:45, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Çocuklar bir daha söylüyorum. Sözüme dikkat edin. Beni dinleyin. Bayram geliyor. “Elbise isteriz” diye sızlanın, söylenin,
mırıl mırıl mırıldanın, somurtun,homurdanın, yetmezse sıcak odadan çıkıp avluda gizli gizli ağlayın, sofraya oturmayın,
yemeği herkese zehir edin. Babanız kızsın, size dayak atsın, siz yine aldırmayın, fakat dayak acısıyla ağlayın. Büyükanneniz
meraklansın, küçük kardeşleriniz size bakarak ağlamaya başlasın, arada komşunun oğlanını da azdırın. Analarınız boyunlarını büksünler.
– Efendi! Bey, çocuğu üzüyoruz, desinler de evde kavga çıksın.
Babanız:
– Almayacağım, diye bağırsın.
Kayınvalide atılsın:
– Bizim damat kadar cimri görmedim, diye söylensin. Bir patırtı da böyle kopsun. Fakat unutmayın ha! Yine siz tepinin,
sızlanın, evi çın çın öttürün. O bildik yayık seslerle:
– Elbise isterim, diye var kuvvetinizle bağırın, feryat edin. Ağlarken makamdan makama geçerek, duvara doğru dönerek
uluyun, gözünüzden yaşlar insin, hıçkırıkları ‘hıg hıg’larla azdırın. Yoksa başka türlü elbise falan alınmaz.

Şehir Mektupları, Ahmet RasimŞehir Mektupları, Ahmet Rasim
Ülkü Ciner 
29 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Şimdi ben ne yapayım? Cananıma sırrımı nasıl açayım? Çünkü işin müstesna tarafı var. Dilberim benim alakadan haberdar değil. Acaba ne yapsam?
Herkesin bir tutumu, her tutumun bir kimsesi var, Kâğıthane'de arabasına mektup mu atsam? Hay hay! Pekiyi, ama mektubu nasıl yazayım?

"Cânâ ey edası övgüye değer dilber, ey eşi benzeri olmayan nazlı güzel, cilveli bakışların bu bahtsız, bu aşkınızla perişan biçarenizi büyülüyor. Yemin ederim ki sizi seviyorum. Acınacak bir bendenizim. Harikulade güzelliğinizi seyretmeye muvaffak olduğum zaman köleniz olan kalbim ölüm derecesinde çarpıyor. Kapınızda köle, kul olayım. İltifatınız hayat verecektir, meleğim."

Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Sayfa 111 - Say Yayınları)Şehir Mektupları, Ahmet Rasim (Sayfa 111 - Say Yayınları)
4 /