Sergüzeşt

7,5/10  (286 Oy) · 
1.933 okunma  · 
178 beğeni  · 
4.534 gösterim
Klasikler, ölümsüz olmadıkları için değil sürekli okundukları için de değerlidir. Bizim klasiklerimiz başlangıçta bazı eksiklik ve acemilik taşısalar bile bu onların kurucu olma özelliklerini değiştirmez. Dil kadar hayat da yeniden kurulur onlarda. Dünkü nesiller tarafından ağır aksak da olsa okunan, sevilen ve hayatımızın bir parçasına dönüşen bu eserler bir kez daha ve günün zevkleri ve tercihleri gözetilerek çıkıyor gün yüzüne. Okundukça sevilecek bu eserler dünü selamladığı kadar geleceği kurmaya aday. Aşk, dil, kurgu bütün saflığıyla göz kırpıyor. Yeniden...

Klasikler içinde Sergüzeşt pek çok açıdan özel hir yerde duruyor. Duygusal yoğunluğuyla Servet-i Fünun romanının doğuşuna uygun bir atmosfer yarattığı gibi, sunduğu trajik hikâyeyle acıma duygusu uyandırarak okuru, önemli toplumsal meseleler üzerine düşünmeye, ezen-ezilen ayrımını oluşturan koşulları irdelemeye ve geçmişteki "yanlış" uygulamalarla hesaplaşmaya davet ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9786054683796
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Eserde vurgulanmak istenen en önemli konu esarettir.Bir insanın hayatı boyunca köle gibi ezilip, satılan, duygu ve düşüncesi önem verilmeyen bir kızın hayatından bahsetmektedir.

Eren 
18 Nis 19:44, Kitabı okudu, Puan vermedi

Öncelikle Sergüzeşt Farsça kökenli bir kelime olup macera, serüven anlamına gelmektedir. Kitabın konusuna gelirsek , vurgulanan en önemli konu esarettir. Hayatı boyunca satılan, ezilen, oradan oraya fırlatılan bir taş misali görülen, bir insan olarak duygu ve düşüncelerine değer verilmeyen bir esirin dramı konu edilir. Yazar insanın hayvan gibi alınıp satılamayacağını, esir dahi olsa her insanın duyguları hayalleri ve en önemlisi de bir kalbi olduğu gerçeğini ön plana çıkarır. Romanda Osmanlının batılılaşmış burjuva sınıfının eleştirili esaret kurumuna bakış açısı ve yaşlı kuşakla genç kuşağın çatışması verilir. Asaf paşa ve Zehra hanım, sosyal münasebetlerde ve evlilikte zenginliği öne çıkarır. Oğulları Celal ise zenginliğin önemli olmadığını, asıl olanın güzellik, namus olduğunu belirtir. Günümüz genç kuşağının ilgi çeken bir yönünü ele alan eser o günkü toplumda da bugüne bilgi vermektedir. Genel manada esir ticareti, sosyal sınıflar arasındaki dengesizlik, terbiye meselesi, geleneklerin sosyal hayata tesirleri başlıca unsurlardır. Ayrıca kader fikri Sergüzeşt romanında çok öne çıkmaktadır.

Samipaşazade Sezai’nin tutsaklık ve özgürlük konusu altında acıklı bir aşkı anlattığı kitap.Dilber adında bir esirin başından geçen olaylar (ağırlıklar hüzünlü olaylar) anlatılıyor.Kitap zaten kısa bu yüzden konusuna biraz daha değinsem zaten hepsini anlatmış olacağım.Her ne kadar Klasik Türk Filmi edasında ilerleyen gelişmelere aşina olup, artık bu tip hikayeleri yetersiz bulsakta, bu kitabı farklı kıldığını düşündüğüm şey; yazarın, kahramanların duygularını ,psikolojik durumlarını ve mekan tasvirlerini ustaca anlatmış olmasıdır.Kitaptaki betimleme cümleleri çok uzun hazırlanmış fakat o cümlelerdeki derinlik sürükleyip götürüyor okuyanı.

Enes ESEN 
21 May 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Sami Paşazade Sezai'ye ait olan bu tanzimat dönemi eserini okumakla okumamak arasında kalmıştım aslında.Eser tanzimat dönemine ait olduğu için anlamını bilmediğim ve kafamı karıştıracak bir çok kelime olduğunu farkettim.Eserin adını son zamanlarda çok duydum ve merak ederek okuma kararı aldım.Şöyle ki okuduğumuz bu dönemin kitapları yaşadığımız döneme ait olmadığından ,o dönemi daha iyi hissedip anlayabilmek için eski basımlardan yararlanmayı tercih ettim.Sergüzeşt de bir tanzimat dönemi kitabı olarak bana o dönemin zihniyeti,yaşam tarzı ve sosyal hayatı hakkında bilgi verdiğini düşünüyorum.Kitabın yapısı ,şekil özellikleri günümüz kitaplarından farklıdır.Kurulan cümleler bile bir farklı.Daha anlamlı ve kaliteli tümcelerle donatılmış bir eser.Okurken kaliteyi gerçekten hissettim ve böyle bir eseri okuduğum için mutlu oldum.Tanzimat dönemi dil ve anlatımı konusunda bilgi kazandım.Dili günümüz türkçesi olmasa da hepimizin anlayabileceği bir akıcılığa sade ve kısa cümlelere sahip bir eser olduğunu düşünüyorum.Yazar betimlemelere bol bol yer vermiş,olayların gözümüzde canlanmasını arzulamış ve başarmıştır.
Bence bir romanda betimlemelere ,öğretici anlatıma, emredici ve öyküleyici anlatımlara da yer verilmelidir.Bu tür uzun romanlarda akılda kalıcılığında sağlanması gerekir.Bu nedenle de betimlemelere kesinlikle yer verilmelidir.
Romanda öğreticilik payı da büyük olmalıdır.Kitabı bitirdiğimizde ,onun bize kattığı bir şeyler olmalı ,kültürümüzü gelişirecek parçaları bünyesnde bulundurmalı ki kitabın sonuna geldiğimizde öyküleyici anlatım yanında bazı şeylerin bilgisini de almış olalım.İşte bu özelliği taşıyan Sergüzeşt değerli bir eser olarak yerini almıştır benim gözümde.
Yazar dönem hakkında bir çok bilgi vermiş.Esaret konusunu ele alarak bir paşazade ile cariyenin uygun görülmeyen aşkını anlatmıştır.Yazar bu aşk üzerinden öğütler de verir.Belki de çoğumuzun hoşuna gitmez öğütler, kalıplaşmış sözler. Oysa eserde öylesine yerinde ve doğru kullanılmış ki...
Romanın benim açımdan önemli olmasının bir diğer nedeni de gerçekliği doğrudan yansıtıyor olmasıdır.Bize eserin ait olduğu dönemden ve yaşanmış olaylardan kesitler sunar.Mesela şu an yaşadığımız dönemde tanzimat dönemini anlatan bir roman yazılsa ne kadar gerçeklik payı olabilir ya da eserde ne kadar alabiliriz o dönemin kokusunu?Sonuçta gerçeklik payı düşüktür.Gündem değiştikçe tarih değiştikçe böyle kitapları özleyeceğimizi düşünüyorum. Şuan yaşayan bir yazar Tanzimat Dönemini ne kadar gerçekçi anlatabilir? O yazar yalnızca yaşadığı dönemin zihniyetini, toplumsal hayatını ve siyasi yaşamı okuyucuya yansıtıp anlatabilir. Ayrıca okurlar da yaşadığı dönemle ilgili eser çıkartmış yazarların kitaplarını okumayı tercih eder. Tıpkı Sami Paşazade Sezai gibi. Yazar yaşadığı dönemden etkilenerek, o dönemle ilgili eserler sunmuştur ve böylelikle halkı etkilemeyi başarmıştır.
Her zaman insan, tarihini merak eder . Bu merakı gidermekte tarihte yazılmış olan ve günümüze kadar gelmiş eserlerle mümkündür bence.
Bu romanın konusu Tanzimat Dönemine göre bayağı güncel bir konu ve bu özelliğiyle de dikkatleri üzerine çekmiştir. Eserde içtenlik ön plandadır. Yazar sözlerini büyük bir içtenlikle, yapmacıksız, samimice söylemiştir. Ve bu nedenle ben de kitabı okurken sıkılıp hemen kapatmak istemedim, aksine merakla sonunu bekledim. Yalnız romanda beğenmediğim şey; yazarın hiçbir hayal gücüne rastlamamam. Yazar hayal gücünü gerçekten kullanıp yansıtamamış daha doğrusu hiç hayal ürünü olan bir paragrafla karşılaşmadım. Her şey o kadar gerçekçiydi ki, o yarım sayfa dolusu betimlemeleri okurken bile dönemde yaşanmış olaylar aklımın diğer ucundan geçiyordu. Yazar bu eserinde duygu ve görüşlerini bana yansıtabildi. Bence ben bu eseri iyi de eleştirsem kötü de eleştirsem en önemlisi romanın anlaşılır olmasıdır. Eser romantizmden realizme geçişin izlerini taşımaktadır. Sanırım bu yönüyle de önemlidir. Yazar romantizm etkisinden çıkıp artık gerçeklerle yüzleşme, tanışma zamanı dercesine bir eser ortaya koymuştur.

Ferah 
29 Mar 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Evinden uzaklaştıktan sonra köle olan ve sonrasında yaşadığı acıklı olaylar çerçevesinde intihar etmek zorunda kalan bir genç kızın ve imkansız bir aşkın öyküsü.

DersaadeT 
30 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Yazar bir insanın özgürlüğünün elinden alınışını çok derin bi şekilde gözler önüne sermiş bana göre bu eserinde. Cehaletin doruk yaptığı noktalardan biri esaret...
Sanki bu evrenin döngüsünde kadınların yeri yokmuş gibi her dönem hor görülmüş kadınlar. Ne acıdır değil mi ? Bu cehaletin başını çeken kişileri dünyaya getirende kadınlar. Canına can katan onu dünyaya getiren , ona bakan büyüten , onunla evlenen ona bir evlat veren kadın sanki yaşamın bir parçası değil. Çoğunun gözünde bir mal bi eşyadan farkı yok kadının.
Özgürlüğü elinden kayıp giden bir kadın daha ...

Burcu Bilkiç 
24 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bir insanı ötekileştirmenin ne acı bir duygu olduğunu okurken göreceksiniz.Bir esirin nasıl hayvan gibi satıldığını,hayallerinin nasıl hiçe sayıldığını muazzam bir şekilde anlatıyor.Unutamadığım kitaplardan biriydi.

KubraYSN 
22 Mar 17:10, Kitabı okudu, 6/10 puan

Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak kabul edilen,1888'de yazılan bir esermiş Sergüzeşt. Çoğu geçiş dönemi eserinin ya da Türk edebiyatında ilkler olarak adlandıracağımız pek çok eserde olduğu gibi birazcık yavanlık var gibi.İlkelerin günahı olmaz diyelim. Ne kastediyorum peki yavan derken?Olaylar çok basit düzeyde anlatılmış.Romanın anlatımında bir derinlik göremiyorsunuz.Ya da belki ben karakterlerin hisleriyle sarmalanan kitapları daha çok sevdiğimden bana öyle geldi tam anlamıyla emin olamamakla birlikte,sanki çok fazla gözlemci anlatıcı bakış açısı var bu da romanı film izlemekten farksız kalmış.Birazcık daha Dilber'in hislerinden bahsedilebilirdi ya da Celal'in deli divane olup insanlara saldırmasını direk böyle böyle yapmaya başladı değilde bundan önce Celal'in iç sesine daha ayrıntılı inilebilirdi. Zaten inmiş diyebilirsiniz ama dediğim gibi bana yeterli gelmemiş olabilir. Sonunda Dilber'in neden cesaret edemediğini de anlamış değilim.Cevahir'in o uğraşlarına karşı kaçmayı bir kez olsun deneyebilirdi.Ama o çok çabuk pes etti.Sevemiyorum kötü sonları.

Seda Nur Kaçan 
28 Kas 17:18, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 10/10 puan

Sergüzeşt, selim ileri'nin sunuşuyla...
Ezilmişlik, hor görülmek, yok denecek kadar az sevgi kırıntıları...
Dilber, başrol onda . Bu kitabı okumadan önce yukaridaki duygular bana tuhaf gelecekti ama dilberi okuya okuya ne anlama geldiklerini kavradım.
İnsan daha çocukken bunca acıya , yalnızlığa dayanabilir mi? Evet, dilber gibi içimizde bir umut varsa geleceğe dair dayanır. Hayatı boyunca ordan oraya sürüklendi , tökezledi, kayboldu , yoruldu...Ve aşk onu buldu . Buldu bulmasına da pek az sürdü mutluluğu . Kıskanç ve taş kalpli insanlar alıverdi hemen o naçizane sevgi ve umudu. Hayat , bazen acı , bazen tatlı ama yinede yaşanmaya değer diye düşünüyorum

Murat Soylu 
09 Nis 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Çok sıradan ve tekdüze olmasına rağmen kendisini okutturan bir eser. Evet bazı şeyler çok saçma çok yapay kalmış ama unutulmamalıdır ki bunlar Tanzimat dönemi ürünü yani bir geçiş söz konusu. Eğer bunlar olmasaydı bugunkü anlamda Türk romancılığı da tam manasıyla oturmazdı..

4 /

Kitaptan 64 Alıntı

Samet Dönmez 
26 Nis 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Ağlamak uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son gücün çığlığır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün de yok olduğu zamanlardır ki, onun yerine geçen etkili sessizlik, en şiddetli acının yarattığı göz yaşlarından daha yakıcıdır.

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 44)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 44)

Çünkü seni seviyordum. Zararı yok. İlk gördüğüm zaman, senin gözlerin kalbimde öldürücü yaralar açmıştı. Zaten yaşayamazdım.

Sergüzeşt, Samipaşazade SezaiSergüzeşt, Samipaşazade Sezai

''Tebessüm ki; hayatın en önemli, en karanlık yönlerini aydınlatmak için ilâhî bir nurdur.''

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 89)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 89)

''Ahlaksızlık ve batıl inançlar bulaşıcı hastalıklar gibidir. Bütün bir toplumu etkileyebilecek üzücü olaylardan, kanunun menettiği cinayetlerden tamamen kurtulabilmenin tek çaresi, insani ve ahlaki güzellikleri vicdanlara yerleştirmektir...''

Sergüzeşt, Samipaşazade SezaiSergüzeşt, Samipaşazade Sezai
BİROL COŞKUN 
11 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Bence en gerçek mutluluk, tertemiz bir ruhu gösteren iki güzel göz; en büyük servet, seven bir kalbin duygularını gösteren gül renkli dudaklardan yansıyan gülümsemedir.

Sergüzeşt, Samipaşazade SezaiSergüzeşt, Samipaşazade Sezai