Seslerde Başka Sesler

10,0/10  (1 Oy) · 
4 okunma  · 
0 beğeni  · 
383 gösterim
Faruk Duman çok genç bir öykücü, henüz yirmi üç yaşında. Seslerde Başka Sesler de yayımlanan ilk kitabı. Ancak kitaptaki öyküleri okuduğunuzda bu kitabın genç yazarın tek kitabı olarak kalmamasını diliyor, kalmayacağını da seziyorsunuz. Faruk Duman, edebiyatta kendine kalıcı bir yer edineceğini, Türk öykücülüğüne yeni bir soluk, yeni bir ses getireceğini muştuluyor bu kitaptaki öyküleriyle. Canlı, hayatın içinden, hepimizin olabilecek yaşantılardan alınma konularıyla işlediği öykülerde farklı bir anlatım yakalamış genç yazar, değişik bir öykü anlayışı sergilemiş. Yeni biçimler deneme çabası içinde olduğu, bunda da oldukça başarıya ulaştığı açıkça görülüyor. Bu anlayış içinde kimi yerde öyküyü aşıyor yazdıkları, şiirsel bir anlatıma, imgelerle bezenmiş bir çağlayana dönüşüyor. Bir filmin bir tek karesi bazen anlattığı, bazen de izi yıllarca silinmemiş bir anı; çoğunlukla da çocukluğundan, kimbilir, belki de hepimizin çocukluğundan yola çıkarak işliyor öykülerini. Düş gücüne şiirsel anlatımını ekleyerek ustaca öyküye dönüştürüyor Duman, o kısacık ânı ya da sahneyi. Çocukluğunun düşsel dünyasında yaşadıkları, o dünyanın insanları birer birer dökülüyor sayfalara, çoğalıp bitimsizleşiyor, sonu bilinmeyen, görünmeyen ufuklara yol alıyor.
  • Baskı Tarihi:
    1997
  • Sayfa Sayısı:
    102
  • ISBN:
    9789755107646
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 07 Tem 12:42, Kitabı okudu, 2 günde, 10/10 puan

Yalnız yaşamamın ikinci haftası bitmek üzere. Demek yaşlılığa giden yolu sessizlikle katedeceğim, ediyorum. Yaz tatili denen şeyin bu sene bana en büyük getirisi, sonsuz sayfalar dolu kitapların odamın her yanını işgal edişi oldu: pencereler ve balkon kapısı açık, dodi ya kapı arkasında ya da kapı önündeki sandalyede uyuyor: aşağıya bakarsam incir ağacımızın hemen ilerisinde bahçemizin daha çok çiçek dolu bölümünde yeni doğmuş yavru kedilerin saklandığını görebiliyorum. İki oğlum da , daha bir çok diğeri ile beraber incir ağacının sağında ve solunda gömülü. Altıncı sene bitmiş olacak bir kaç aya.

En güzeli, kitabın sayfalarını, hem de sarı sarı ise, çünkü elimdeki 2004'te basılmış, on iki sene boyunca sayfalarının açılmasını beklemiş, yapraklar yapışık, ince; işte en güzeli bu sayfaları çevire çevire okurken aşağıda haftalardır uçmayı bekleyen ve her sene mutlaka aynı süreci baştan yaşadığımız bir yavru martının büyüme sürecine tanık olmak, işte onun ağlamaları ya da inlemeleri geliyor, ben yaşlanıyorum; ama o büyüyor, her sene aynı şey oluyor, her sene aynı zamanlarda bir yavru martı apartmanımızın parkında, bahçeli kısımda büyümeyi bekler; inleyerek, ağlayarak bekler, her gün mutlaka kanatlarını alıştırmak için çabalar, asla yalnız değildir, mutlaka destek görür, uçacağı ve binamızın çatısına konup gururla kendi kısa tarihini izleyeceği güne dek...sonra..uçup gider. Bu sesler, yani bizimkisi olsa olsa, kırık, dökük bir doğa parçası, Faruk Duman'ın ilk eserindeki hayvan seslerine, resimlerine benziyor. Eserde bir çok çocuğun, belki yazarın hayat hikâyesinin parçası, hayali ya da gerçek hikâyesini okurken bütün Faruk Duman kitaplarında olduğu gibi hayvanlarla, doğayla temas halindeyiz, sesleri ve görüntüleri insanların hikâyelerine karışmış hayvanlar bunlar, ama özellikle anlatılmış da değiller. Aynısı burada da var işte: betonların arasında sıkışıp kalmış yeşilliklerde büyümeye çalışan yavru kedileri, annesi babasının çatılardan haftalar boyu cesaretlendirdiği ve gece gündüz inlemelerine ağlamalarına sabırla göğüs geren- şu anda bile ağlıyor- yavru martıyı, seneler önce yok olup gitmiş ama hatırası gönlümde bekleyen nice canı, iki oğlum da dahil- burada, aynen hikâyelerdeki çocuklar gibi, düşünüyorum, hatırlıyorum ve onlar da yorulan zihnimin bir parçası olarak, resimleriyle yaşamaya devam ediyorlar. Hatıralarımız zihnimizdeki süslerle süsleniyor, renkleniyor ve belki hakikatte olduklarından başka birşeye dönüşüyorlar ve bu onları edebileştiriyor, edebiyata dönüştürüyor..ve bunu en güzel yapanlardan birisi de Faruk Duman; çünkü daha 23 yaşında ilk hikâye kitabını yazmış bir acemi yazarın kaleminin bu zihin süsleriyle böylesine etkileyici hikâyeler anlatabilmesi asla sıradan birşey olamaz; yazarın sonradan devasa bir ormana, bir dil cümbüşüne, cangılına dönüştüreceği herşeyin ipuçları bu kitapta var. Eğer bilmesek asla acemi bir yazarın ilk kitabı diyemeyiz Seslerde Başka Sesler'e, öylesine yetkin, buram buram edebiyat kokan bir eser bu. Daha sonraki kitaplarında göreceğimiz üslûptan daha farklı, çok daha hareketli, kıpır kıpır bir dille yazılmış hikâyeler bunlar.

Faruk Duman hakikaten bu toprakların edebiyatının tadını daha da güzelleştiren bir yazar ve bu eseri de mutlaka okunmalı.