Sessiz Yığınların Gölgesinde Toplumsalın Sonu

8,5/10  (4 Oy) · 
12 okunma  · 
3 beğeni  · 
510 gösterim
"İş görebilen tek gönderenin adı yine sessiz çoğunluktur. Bütün güncel sistemler bu model üstünde iş görmektedirler. Varlığı toplumsal değil, istatistiksel olan bu kaypak kavramın ortaya çıkabildiği tek yer sondajlardır. Toplumsal adlı gökyüzünün ufkundaki hayal ya da toplumsalın zaten içinde bulunduğu bir ufkun simülasyonu.

Sessiz çoğunluğun ya da kitlelerin düşsel bir gönderen olması, onun var olmadığı anlamına gelmez. Bunun anlamı sessiz çoğunluğun artık temsil edilemeyecek bir durumda bulunmasıdır. Kitleler artık temsil edilememektedirler. Ses vermeyen bu kitleler sondajlar aracılığıyla sık sık yoklanmaktadırlar. Düşünceleri yansıtılmamaktadır. Yalnızca ne düşündükleri konusunda testler yapılmaktadır. Referandum (kitle iletişim araçları da sonsuz bir soru / yanıt referandumudurlar) politik gönderenin yerini almıştır. Oysa sondajlar, testler, referandum ve kitle iletişim araçları temsil edici bir sisteme ait tertibatlar değil, simülatif bir sisteme ait olan tertibatlardır. Artık amaçlanan şey bir gönderen değil, bir modeldir."

Jean Baudrillard bu metinde yukarıdaki bakış açısından yola çıkmakta ve bu anlamda için için kaynama özelliğine sahip kitle, modern toplumlara ait bir özelliğe dönüşmektedir.
(Arka Kapak)

Kitabı eleştirebilme isteğiniz su yüzüne çıkarken bile tedirgin oluyorsunuz ki aynısı okurken de aralıksız oluyor. Her bir sayfanın yaklaşık on sayfaya bedel olduğunu düşünecek olursak, kitabın inceliğine pek de takılmamak gerekir. Kolayca bitiyor belki, ama üzerinize yüklediği ciddi bir düşünce yükü var. Durmadan kıyas yapıyorsunuz, durmadan her şeyi üzerinize alınıyorsunuz. Bazen "ben bunu yapmayacağım" diyerek şahlandığınız bile oluyor. Kısacası, her haliyle insanı derinden etkileyen kitap. Beyninizde mütemadiyen "kitle" kelimesi yankılanıyor, dağarcığınızda olsa da kullanmadığınız bu kelime iki lafınızdan biri haline geliyor. Ama bir noktada sıkıntılı hissediyorsunuz, o kadar karamsar ki cümleler gerçekçilik nerede diye düşünüyorsunuz. Sanki gerçeklikten ziyade karamsarlıkla sarmalanmışlar gibi, bu iki kavram arasındaki ince çizgi çoktan aşılmış gibi, vs. Yani belli bir aşamadan sonra "ama yeter artık, hiç mi ümit yok" cümlelerine başvuruyorsunuz. Ve bence, bu üzücü bir şeydir. Tavsiye ederim.

Kitaptan 13 Alıntı

Tanrıya inanmanın ruhsal gücüne karşılık, aşağılık günlük uygulamalar! İlginçliğini yitirmiş günlük ayinler ve ruhani aldatmacalarla, her zaman kaçtıkları hoşgörüsüz ahlak ve inançla yüceltilmiş anlamı başarısızlığa uğratmışlardır. Bunun nedeni dinin yüce ışığına erişmemiş olmaları değildir. Çünkü o ışığı her zaman için bilmezlikten gelmişlerdir. Bir inanç, bir dava ve sevilen bir lider adına ölmekten hiçbir zaman kaçmamışlardır. Yadsıdıkları şey, dinin vadesi dolmuş aşkınlık, dışlanmışlık, askıda bırakılmak, bekleyiş ve dünya işlerinden el etek çekmek gibi yönleridir.

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Jean BaudrillardSessiz Yığınların Gölgesinde, Jean Baudrillard

Terörizmin herhangi bir şeyi konuşturmak, diriltmek ya da harekete geçirmek gibi bir amacı yoktur. Onun amacı sessiz yığınlara saldırmaktır. Oysa bu sessizlik haber tarafından mıknatıslanmış durumdadır. Şu bizi sarıp sarmalayan toplumsal, haber, simülasyon, caydırma, anonim ve geçici denetleme gibi sihirleri güdümleyerek onların ölümünü amaçlamaktadır. Toplumsal soyutlama adlı büyü, kendisinden daha büyük, daha anonim, daha nedensiz ve daha geçici olan terörist eylem adlı büyü tarafından yok edilmeye çalışılmaktadır.

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Jean BaudrillardSessiz Yığınların Gölgesinde, Jean Baudrillard

...Oysa onlar içinde bir gösteri olması koşuluyla tüm içeriklere tapmaktadırlar. Yadsıdıkları şey anlamın 'diyalektiğidir'. Onların aldatılıp kandırıldığını ileri sürmek de boşuna uğraşmaktır. Bu ikiyüzlü varsayım anlam üreticilerinin entelektüel bir rahatlığa kavuşmak için ileri sürdükleri bir varsayımdır.

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Jean BaudrillardSessiz Yığınların Gölgesinde, Jean Baudrillard

Politik alan, Rönesans devri tiyatrosu ya da üç boyutlu resimden daha değişik değildir. Biçimi ise bir temsil etme sisteminin biçimi değil, bir oyunun biçimidir.

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Jean BaudrillardSessiz Yığınların Gölgesinde, Jean Baudrillard

"Fransız halkı böyle düşünüyor... Alman halkının büyük çoğunluğunun kınadığı... Prensin doğumu bütün İngiltere'yi yerinden oynattı, vs." -önünü görmekten aciz ve kendisine uzatılan ayna üstüne görüntülerini düşüremeyen tüm düşünceler.

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Jean BaudrillardSessiz Yığınların Gölgesinde, Jean Baudrillard

Haber, yaptığını iddia ettiği gibi bilgilendirme ya da biçimlendirme ve yapılandırma yerine, "toplumsal olanı" giderek daha bir nötralize edip klasik toplumsal kurumlarla, haberin içeriğine karşı duyarsız ve tepki göstermeyen bir kitle yaratmaktır.

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Jean BaudrillardSessiz Yığınların Gölgesinde, Jean Baudrillard

Bugün artık her şey değişmiştir. Bundan böyle anlam bunalımı yoktur. Çünkü her yerde giderek daha çok anlam üretilmektedir -yetersiz kalan artık taleptir. Sistemin asıl sorunu da bu anlam talebi üretimidir.

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Jean BaudrillardSessiz Yığınların Gölgesinde, Jean Baudrillard

Politika adlı çember de bir inanılabilirlik varsayımı üzerine kurulmuştur. Bu varsayıma göre kitlelerin eylem ve söylevlere karşı geçirgen oldukları, bir görüşe sahip oldukları ve sondajlarla, istatistiklere ait somut veriler oldukları söylenmektedir. Çünkü politikacılar ancak bu verilerin varlığına inandıklarında, politikanın varlığına inanabilmektedirler. Oysa politika uzun bir süreden bu yana yarı sportif yarı eğlendirici bir özel eğlence programına dönüşmüştür. Bütün bunlar eski, komik ve büyüleyici töresel güldürüler biçiminde yapılmaktadır. Halkın gözünde seçimler çoktandır bir televizyon oyununa dönüşmüştür.

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Jean BaudrillardSessiz Yığınların Gölgesinde, Jean Baudrillard
2 /