Sevgili Arsız Ölüm

7,8/10  (20 Oy) · 
70 okunma  · 
16 beğeni  · 
1.241 gösterim
"1957 yılında Kayseri'nin Bünyan kasabasına bağlı Karacefenk
köyünde doğdum. Yürümeyi öğrenir öğrenmez okula başladım.
Okul, evimizin erkek odasıydı. Sedirlerin altında cinlerle oynaşırken okumayı, yazmayı öğrendim. Karacefenk'te sedirlerin altında cinler ve periler yaşardı. Çocukluğum onların arasında geçti. Gizlice onların derneğine girdim. Evlerini gezdim. Düğünlerine gittim. Dillerini, gündüz ve gece oyunlarını öğrendim. Babam İstanbul'da çalışırdı.

Annemin yüreği yaralı, garip bir kadın olduğunu kim söyledi bana şimdi unuttum. Okuyup yazar, dikiş diker, iğne yapar, Kürtçe ve Arapça bilirdi. Köye gelen çingenelere adını duymadığım yerleri, insanları sorardı. Onun geçmişini aranıp durması çocukluğuma bulaşan ilk acıydı. Babam İstanbul'dan torba dolusu parayla döner, köyü başına toplardı. Evimiz tuhaf aletlerle doluydu. Ne işe yaradığını anlamadığım büyülü demirler. Zemberekli saat, radyo, gramofon, mavi kocaman
bir yolcu otobüsü, patos, tulumba, kamyon ve traktör.1966 yılında İstanbul'a geldim. Çocukluğum keskin bir acıyla ikiye bölündü sanki.

Gerçekleşmeyen düşler, aralarında doğup büyüdüğüm insanları
paramparça etti. Babam hızla işçileşti ve giderek işsiz kaldı. İki ağbim ve kardeşim inşaatlarda işe girdi. Yedi kardeşin arasından titrek bir gölge gibi sıyrılıp liseyi bitirdim. Korku ve yalnızlığın içinden okula gitmenin bedelini ödedim. İnanılmaz savrulmalar, inkâr ve baskının bin çeşidi. Kente ayak uydurabilmek için boğuşup durdum. Her yanım yara
bere içinde kaldı. Boğuşurken birlikte doğup büyüdüğüm insanlardan ayrı düştüm. Ama kendi öz değerlerimi, dilimi ve o insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim.

Elinizdeki roman bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır. Keşke onu daha soluk soluğa, daha parçalanmış bir teknikle, daha erken yazabilseydim."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789750511295
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
•••MERVE••• 
 24 Ara 2016 · Kitabı okudu · 10 günde

İşte buram buram Orta Anadolu kokan bir kitap daha...

İçinde Orta Anadolu kültürü anlatılan, Orta Anadolu ağzının konuşulduğu cümlelere yer veren kitaplar beni daha bir kendine çekiyor. Bu yüzden bu kitabı daha bir severek, olayların içinde kendimi bularak ve adeta yaşayarak okudum. En son Abbas Sayar 'ın Yılkı Atı adlı eserini okurken bu tür duygular içinde bulunmuştum. Sevgili Arsız Ölüm bana bu duyguları tekrar yaşatan bir kitap oldu.

Sevgili Arsız Ölüm yine fakültedeki okuma grubumuz vesilesiyle tanıştığım bir kitaptı. Ve ben Sevgili Arsız Ölüm'ü de şimdilik sadece bir kitabını okumuş olmama rağmen Latife Tekin'i de çok ama çok sevdim. Böylelikle Latife Tekin'in diğer eserleri de okunmak için sıraya girmiş oldular.

Kitabın içeriğine değinecek olursak; kitabı iki bölüme ayırmak mümkündür bana kalırsa. Birinci bölüm kitapta yaşantısı anlatılan ailenin köyden büyük şehire göçmeden önce köydeki yaşantılarını ve yaşadıkları köyü, ikinci bölüm ise şehirdeki yaşantılarını anlatıyor. (Kitapta bu şekilde ayrılmış olabilir aslında, e kitap okuduğum için bir fikrim yok bu konuda. Ayrıca bu kısım düzeltmelere açıktır.)

Okunması oldukça kolay bir eser, yazar çoğunlukla kısa ve kurallı cümleler kullanmış bu da eseri su gibi akan, bir solukta okunan bir hale getirmiş. (Çok da güzel olmuş açıkçası, ben çok beğendim.) Bunun yanında bu kısa ve kurallı cümleler esere, anlatıcının olan biteni bir solukta okuyucuya anlatmak istediği izlenimini de katmış.

Latife Tekin ile tanışmak için çok yerinde bir tercih olacağını düşünerek Sevgili Arsız Ölüm'ün okunmasını herkese tavsiye ediyorum.

***** Dikkat! Spoiler içerecek kısım *****

Bol spoilerli bir değerlendirmeyi yakın zamanda ekleyecegim. Beklemede kalınız ;)

Zebercet 
20 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

yüzyıllık yalnızlık tadında bir kitap. cinlerin perilerin olağanüstü olayların yoğun olarak geçtiği bir kitap. Latife tekin'in hayatından bir kesit olan bu kitap okunmalı.

elif dinç 
08 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Laitfe Tekinin kendi zorlu yaşam mücadelesinden gelgitlerinden hüzünlerinden yola çıkarak yazdığı çok değerli bir roman bence..klasik tadında okurken içine çekiyor sizi.

utku köker 
11 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 8/10 puan

Büyülü gerçekçiliğin edebiyatımızdaki önemli eserlerinden bir tanesidir. Latife Tekin'in kendi hayatından bolca malzeme kullandığı eserde, dönemitibarıyle köyden kente dönüşümü yaşayan ülkemizde göçü yaşayan bir ailenin dramı ve bu sırada arka planda şehirde olan bitenler verilir. Mekanların, kişilerin işlenişi ustalıklıdır. İyi ve kötü ruhların cirit attığı, hayatın içinden lezzetli bir eserdir Sevgili Arsız Ölüm. Türk mitolojisinde olan pek çok unsurun (kara koncolos, sarı kız vb) kitapta verilmesi bir kenara, bu unsurlar kitapta hiç de yapay durmamaktadırlar. Bu konulara yazarın hakimiyeti açıkça görülmekte olup bir çok fantastik unsur arasında okuyucunun bunları yadırgamaması da kitabı başarılı kılan bir faktördür. Kitabın alt metinlerindeki siyasi göndermeler fark edilmektedir. Yazarın mitolojik ve sosyolojik öğeleri iyi harmanladığı kitaptaki yegane sıkıntı kanımca bazı hikayelerin gereğinden uzun işlenmesidir. Anne tiplemesinin defalarca hastalanması vb olaylar okuyucuyu rahatsız edebilme potansiyeli taşıyorsa da bunlara nazar boncuğu diyoruz. Usta yazarımıza sevgilerle..

ahmet kaplan 
24 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

okurken yüzyıllık yalnızlık kitabını anımsatan ,büyülü gerçekçiilik tarzında yazılmış harika bir kitap

duygu sanar 
11 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Okuduğum ilk yetişkin kitabıydı ve çok etkilenmiştim. Annem adına imzalı eski bir kitaptı. Tekrar okumak istediklerim arasında.

Asena Çulcu 
28 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir insanın hayatı ne kadar depresif olabilir, ne kadar kopuk olunabilir? Cevabı burada. Bukowski okumaktansa bunu tercih edeceğimi söyleyebilirim.

Kitaptan 23 Alıntı

Bir kendini boş kâğıdın başına zincirle bağlamadığı kaldı. Ama yasakları artırdıkça daha beter oldu. Kafasının içinde sözcükler tepinmeye, çırpınmaya başladı. Her biri iğne olup beynine saplandı. Yasakları Dirmit’e acı verdi. Şiir vermedi.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

Dirmit, ağzını arayana ayrı bağırdı, merakla yüzüne bakana ayrı bağırdı. Her işinin başına sonuna bir bağırma koydu. Atiye de ona güzel bir ad buldu. Dirmit’in evin içinde yeni adı “Bağrıkçı kız” oldu

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

Dirmit annesi başında söylenirken birdenbire ilk şiirini yazdı. Söz yerine, kâğıda gözyaşı dizdi. Kâğıdı alıp aralığa çıktı. Merdiveni kurup dama tırmandı. Kiremitlerin başına oturdu. Birbirine yaslanmış tahta evlerin damlarına, bacalarına, bulutlara, denize ilk şiirini okudu. Burnunu kazağının koluna sile sile şiirini katlayıp koynuna koydu. Damdan bir umutla indi. İlk şiirinden daha güzel şiirler yazmaya karar verdi.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

Dirmit o günden sonra hep sözcüklerden bir yorgana sarındı. Sözcüklerden bir yatağın üstünde uyudu. Sözcüklerden yapılma bir sandalyenin üstünde oturdu. Atiye günleri sayılı binlerce sözcük oldu. Huvat sözcük dolu şişelere baktı. Nuğber sözcük bekledi. Zekiye sözcük ağladı. Seyit bembeyaz takma sözcükten dişleriyle güldü. Mahmut dilini dişlerinin ardına dayayıp sözcük çaldı. Halit sözcükleri duvarlara vurdu. Dirmit ne yana bakacağını, hangi birini yazacağını şaşırdı. O şaşkın şaşkın dolanıp gezinirken bulutlardan sözcük yağdı. Musluklardan sözcük aktı. Akan sözcük, yağan sözcük, bakan sözcük, susup oturan sözcük, ağız üstü divana kapaklanan sözcük Dirmit’in kafasının içinde bir toplu kargaşaya dönüştü. Ama bir türlü şiire dönüşemedi. Dirmit günlerce onca sözcükten ne kadar uğraştıysa bir ikinci şiir yazamadı.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

Dirmit içini çekti. “Öyle çok ev var ki!” dedi. Gözlerini yumdu. “Şiirleri yırtılan başka kızlar var mı?” diye sordu. Kar düşüp su oldu. Dirmit gözlerini açıp karı aradı. Göremedi. Başını buz mavisi göğe kaldırdı. “Varsa, onları bulacağım,” diye bağırdı.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

O bahar Akçalı’da okula giden çocuklar, karne alamadılar. Ama dağda on yedi kuzu bulup, yumurta aldılar. Öğretmenden umudu kesince iki canlı koyunların peşine düştüler. Dağda kuzulayanın kuzusunu, meleye meleye köye getirdiler. Kuzu dişiyse, sahibinden iki yumurta, erkekse bir yumurta istediler. Yumurtaları Behzat Çavuş’un dükkanına götürüp sormuk şekerle değiştirdiler.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

Dirmit’in kırk gonca gülü açmadan soldu. Gece yarısından sonra kırk çörek otu, kırk gözyaşı oldu.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

Sonunda Dirmit şiir yazmanın bir yolunu buldu. Sözcükleri tek tek kafasının içinden alıp yüreğine koydu. Yüreğini “Güp! Güp!” attıran sözcüğü hemen kâğıda yazdı. Yüreğini attırmayan sözcüğü yüreğinden çekip aldı. Dirmit o günden sonra yüreğine kul köle oldu. Yüreği ne yap dediyse onu yaptı, yüreği nereye git dediyse oraya gitti, yüreği ne dediyse onu dedi. Yüreği kafasıyla zıtlaştıysa o da zıtlaştı. Yüreği taştıysa o da taştı. Yüreği çırpındıysa o da çırpındı. Yüreğiyle birlik oldu. Dersi defteri boşladı. Yüreğine sözcük koydu, yüreğinden sözcük aldı.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

Halit, “Elimin ermeyeceği dalda gözüm yok benim, aslanım,” dedi. Seyit, “Yoktu da mühendisliğe niye göz diktin lan?” diye terslendi.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

Dirmit’in Zekiye’nin tohumlardan, taşlardan sevda umunması içine koydu. Yattığı yerden gözlerini torbaya verip kırk kara çörek otu tohumunu, kırk gül goncasına dönüştürüp bir masal uydurdu. Masalını dinleye dinleye o da yatıp uyudu.

Sevgili Arsız Ölüm, Latife TekinSevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin
3 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Yazının hikâyesini de okumak
Yazının hikâyesini de okumak Rastgele seçilen cümleler romanların içinden çekilip çıkarıldıklarında birer edebiyat cümlesi olarak kalmaz. Örnekse önemli üç romanın başlangıç cümleleri... Tanpınar’ın Huzur’u, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı ve Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’ü.