Siddhartha

8,4/10  (256 Oy) · 
691 okunma  · 
194 beğeni  · 
4.545 gösterim
"Genel olarak herkesçe kabullenilmiş Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış, büyük bir başarıdır. Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitaptan kat kat üstün bir ilaçtır..." 20. yüzyılın en büyük romancılarından Henry Millera bu sözleri söyleten Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Hermann Hessenin baş­yapıtıdır. I. Dünya Savaşını izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran, Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, kuşaklar boyunca nerdeyse bir "kutsal kitap" gibi okunmuştur. Siddharthada Buddhanın yaşamının ilk yıllarını şiirsel bir üslupla anlatan Hesse, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını işler. "Bu kitapta," der, "tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım."

"Genel olarak herkesçe kabul edilen Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış büyük bir başarıdır.Benim gözümde Siddhartha, Kutsal Kitap'tan kat kat üstün bir ilaçtır." Henry Miller
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    148
  • ISBN:
    9789750719394
  • Orijinal Adı:
    Siddartha
  • Çeviri:
    Kâmuran Şipal
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kübra 
04 Ara 2016 · Kitabı okudu · 45 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitapla ilgili düşündüğüm, hissettiğim her şeyi yazarsam ortaya bir kitap daha çıkar. Yazdığımız incelemeleri okuyan da pek olmadığına göre bu zahmete değmeyeceğini düşünüyorum. Ama okuma kibarlığını gösterecek birkaç kişi ve en önemlisi Aykut Bey için şunları söylemeliyim: Kitap birçok kişinin dediği gibi birkaç kere birkaç sene aralıkla okunmalı. Kitaptaki düşünce bir yana, anlatılanların bizim dünyamızda oluşturduğu hareket, gerçekten düşünebilmeyi hakkıyla başarabilen herkes için müthiş bir deneyim. Kısa bir kitap olabilir, fakat başta da dediğim gibi bende oluşturduğu her şeyi buraya yazsam bir kitap daha çıkar.

(Bu kadar uzun sürede okumam araya sınavlarımın girmesi ve şehir dışına çıkmam yüzünden. Kitabı yanıma almayı unutmuşum. Her halükarda hızlı okunmaması gerektiğini düşünüyorum, yavaş yavaş daha çok özümsenir. Yine umduğumdan fazla cümle kurdum.)

sezen 
28 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Hermann Hesse, otobiyografik unsurları eserine en iyi adapte eden yazarlardan biridir. Kitabı daha iyi anlayabilmemiz için yazarın yaşadığı dönemi, kavgasını, bunalımlarını, dostluklarını, seyahatlerini bilmek faydalı olacaktır.

#Esere adını veren Siddhartha adlı kahramanımız sürekli bir arayış içindedir. Budizm felsefesini işleyen kitapta, Siddhartha hiç bir öğreti, hiçbir Tanrı, hiçbir öğreticiden, meditasyondan tam anlamıyla tatmin olamaz. Hep bir şey eksiktir içinde ve ölene dek sürer ruhta bütünlük arayışı... Önce Brahman,sonra Samana, daha sonra Buda'yı görmeye giderken görürüz Siddhartha'yı. Bu öğretide de aradığını bulamayan Siddartha Kamala adlı kadınla birlikte cinselliği keşfeder, aynı anda zengin bir tüccardan ticareti öğrenir. En sonunda bu hayattan,zenginlikten de bunalan Siddhartha bir kayıkçı ile dost olur. Ki bu dostluk kendi benliğine yönelik attığı ilk adımdır.

#Yazarın hayatında Doğu Seyahati önemli bir yer tutmaktadır. Zaten pek çok eserinde bu yansımaları görmek mümkün.

#Carl Gustav Jung ile olan dostluğu da yazarın hayatında büyük bir önem arz eder. Ben kayıkçı dostu ile olan, birbirleri önünde ufuk açan, devamlı taze kan anlamına gelen sohbetleri, yazarın Jung ile olan yakınlığıyla bağlantılı olarak algıladım.

#Ayrıca eserde bahsi geçen kayıkçı arkadaşının adı Vasudeva... Bu isim Sanskritçe'de Irmak Tanrısı anlamına gelmekteymiş.

# Yazar Nobel Ödülü aldıktan ve eserleri dünya çapında ilgi görmeye başladıktan sonra, Avrupa ve Amerika'da Budizme karşı büyük bir ilgi oluşmuştur.

Nurhan Işkın 
08 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Öncelikle belirtmeliyim ki eseri ne kadar özümseyerek okumaya çalışsanız da sayfalarının içinde hızla ilerleyeceksiniz. Bir insanın kendini her şeyden soyutlayarak mı yoksa yaşayarak mı öz benliğine ulaşacağını felsefi bir dil ile yazan Hermann Hesse aldığı ödülü sonuna kadar hak etmiş. İnsanın içsel çelişkilerini, kendine yetmediği zaman başka bilgelerden öğrenme arzusunu o kadar iyi tasvirlemiş ki size de bu yolculuğa katılmaktan başka bir şans bırakmamış. Yarım kalan her şeyin farklı bir zaman diliminde kapımızı çalmasının an meselesi olduğunu ve tamamlana kadar huzuru bulamayacağımızı Buddha öğretisi ile biz okuyucularına aktarmış...

Bilgeliğin anlatılarak değil, yaşanarak öğrenileceğine güzel bir örnek olmuş bu eser. Neye nasıl baktığımız, hangi dersleri çıkardığımız, veya görmediğimiz, kabul etmediğimiz bir çok olay ve insanın bizlere bir öğreti olduğunu yalın, sade bir dil ile anlatmış Hermann Hesse...

Kitabın konusu gelecek olursak...
Prens olan Siddhartha, babasını zorla ikna edip yanından ayrılma kararını kendi arayışını bulmak için verdiğinde, çıkacağı bu uzun ve zahmetli yolda nasıl arınacağını, nelerle karşılaşacağını ve en önemlisi içinde ki Ben'i bulup bulamayacağını henüz bilmiyordu...

Oysa ki kendisi de bilge bir delikanlıdır fakat içinde eksik olan huzuru bulmak için, önce ormana gidip Samana'larla yaşamaya başlayıp, eksik olan bilgilerine yenilerini eklemeyi arzuluyordu...

Her bir öğretiden sonra içinde ki açlığın doymadığını anlaması uzun sürmüyor ve Siddhartha yolculuğuna devam ediyordu. Karşılaştığı her olay ve insandan kendine has olanı alıp, kendini keşfetme yolunda ilerlemeye çalışıyordu...

En yakın dostu Govinda ise beraber ziyaret ettikleri Buddha'nın öğretilerine gönül verip onlarla yaşama kararı alınca, Siddhartha bilge olma yolunu tek başına yürüme kararını alıp gideceği istikamette karşılaşacağı insanlardan, şehveti, para hırsını tanıyıp ne yapması gerektiğinin çelişkisini yaşayıp, içindeki özü bulma yolunda durmadan yürüyeceğini ve kendi keşfini gerçekleştirmek için yine kendi içine bakması gerektiğinin bilgelerin öğretileri ile birleştirip bulabilecek miydi?

Okuyan herkesin kendinden bir parça bulacağı etkileyici bir eser...

Aykut 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hesse ile tanışma kitabım olan Siddhartha'da aslında birçok yazar tarafından defalarca denenmiş bir konu işlenmiş: İnsanın iyi bir insan olma yolunda, erdemli bir birey olma çabası. Bu konuyu işleyen diğer kitaplara karşı bir ön yargı besler, soğuk karşılardım onları. Çünkü bir insandaki 'erdemli olmak' dediğimiz kavram o insandan başka her şey ile ilişkilendirilir idi. Yani bir insanın başkalarına bağımlı olması söz konusuydu. Siddhartha bu tür eserlerden hızla sıyrılan ve bana kendini sevdiren bir kitap olmuştur.

Hikayeden ana hatlarıyla bahsedecek olursam, Siddhartha adlı gencin Hindistan'daki öğreti ve çeşitli inanışlar ile erdemli olma bir başka deyişle kurtuluşa erme çabalarını anlatıyor. Bu açıdan bir tamamlanmanın hikayesi Siddhartha. Az önce bu konuda yazılan diğer kitapları (şimdiye kadar okumuş olduklarım) sevmediğimi belirtmiştim. Bunu biraz açmak istiyorum. Diğer kitaplarda erdemli olmak kavramına bir 'uzaklık' ya da bir 'ufuk' olarak bakılır, bunun zorluğu kişinin başına gelen kimi şeylerle okura sunulurdu ve kanıtlanmaya çalışılırdı. Erdemli olma insanın çevredeki dünyasıyla ilişkilendirilir, başkalarına bağımlı bir erdemlilik anlatılırdı. Fakat Siddhartha'da bahsedilen erdemlilik kavramı farklı.

Bir akıma tutulmanın, ona sıkı sıkıya bağlanmanın aslında pek de mantıklı olmadığını dile getirmiş Hesse. Zaten herhangi bir akıma sıkı sıkıya kapılmak, insandaki sorgulama yeteneğinin körelmesine yol açmaz mı? Kişi girmiş olduğu akıma sorgulayarak girmiş olsa dahi, akım ondan kendini sorgulamamasını ister, kişi de buna uyar. Çünkü aklı çelinmiş, o akımın mutlak doğru olduğuna inanmıştır. Bu açıdan Siddhartha çok farklı. Tüm alışılagelmişlikleri yıkan bir insanla karşı karşıyayız bu sefer. Yanındaki arkadaşı Govinda ile başladıkları 'iyi olma' yolunda çeşitli olaylara ve insanlara verdiği tepkiler bunu kanıtlar nitelikte.

Toplumdaki yanlışları en iyi toplumun dışındakilerin görebileceğini söylerler, ne denli doğrudur bilinmez, fakat bir nebze doğruluğu var bana göre. Kitapta Siddhartha'nın öğretilere duyduğu objektif ve eleştirel bakış onu yaşıtlarından öne çıkarır hemen. Hatta bir öğreti lideri ile yapmış oldukları karşılıklı konuşma da bunu kanıtlar niteliktedir. Siddhartha'nın yapmış olduğu şey de bir nebze budur, çevresine objektif bakmaya çalışmak. Onun çevresindeki insanların çoğunluğu kötülük denen dipsiz kuyunun içine düşmemek için kendilerini ondan soyutlamaya çalışırlar telaşla. Size bir örnek vermek istiyorum; iki kişi düşünün: Biri kötülük kavramından bihaber, diğeri ise kötülük kavramını biliyor hatta bir ara kendisi bile kötülük yapmış. Bu iki kişi de erdemli olma amacıyla iyi kavramının yolunda gitse hangisi daha erdemli olur? Kötülüğü bilen, deneyimlemiş olan kötülüğün ne denli iğrenç olduğunun farkındadır, diğeri kötülük denen kavramdan habersizdir, kendini hiç ona bulaştırmak istemez. Kötülüğü bilen ve farkındalık kazanan insanın daha erdemli olduğunu düşünüyorum bu konuda. Fakat bu kötülük yapmamız gerektiğini kanıtlamıyor, bu hataya düşenlerin daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. İnsan hatalara asla düşmez demek bir yanılgıdır. O halde tüm insanlar hata yaparsa neden herkes erdemli değil? Çünkü bu kötülüklerden ve hatalardan ders çıkararak bunları kendisine tecrübe etme yetisi herkeste yok. Bu açıdan, işin içinde büyük bir oranda tecrübe söz konusudur. İnsanı eğiten tek şey tecrübedir, ondan da kendisi sorumludur.

Erdemliliğin başkalarında aranamayacağı, insanın bunu kendi içinde bulması gerektiği anlatılmış. Bu açıdan, insan önce kendisini tanımalıdır. Fakat insan en az kendini tanır hayatta. Bu 'en az'ın bir nebze artırılabileceğinden bahşedilmiş. İnsanın kendisinden uzaklaşma kavramının sanılanın aksine kendini tanımasına yardımcı olmayacağı resmedilmiş. Kişinin ancak kendi kendinin öğretmeni ve öğrencisi olabileceği, bu sayede bir akıma kapılmadan doğruya ulaşabileceğini de anlatmaktan geri kalmamış Hesse. İnsan, kötü denilenden yola çıkarak bile içindeki iyi kavramının önemini artırabilir. Bu kötüyü yaşama karşısında ise bir tecrübe edinir. Bu tecrübe rehber olur kendisine, çeşitli öğretiler değil.

Erdemlilik başkasından kazanılmaz Hesse'ye göre, insanın kendisi bulur onu. Bu açıdan insana birçok ders veriyor Siddhartha. Bu açıdan, erdemlilik ya da başka bir deyişle iyi bir insan olmak bir 'ufuk' ya da 'nirvana' değil insanın kendisine en yakın olan yerde; içinde olan bir kavramdır. İnsanın kendine ulaşması onu bulmaya yetecektir diye düşünmekteyim. Açıkçası Siddhartha'nın kitabın başlarındaki hali ve Govinda'nın tavırları bana Babalar Ve Oğullar'ı anımsattı. Siddhartha'yı Bazarov'a benzetmiş idim, fakat hikaye ilerledikçe sivreldi Siddhartha. Siddhartha erdemli olmuş mu yoksa bu tür arayışlarda yaşanan buhranlara mı girmiş, yeni okuyacaklara bir sürpriz olsun. Bizlerin de 'uzak olmayan' bir gün erdemli bir insan olmamız ve sorgulama yetimizi kaybetmememiz dileğiyle.

Serpil Ağ 
16 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanoğlu yaşamı boyunca, hep bir arayış içerisindedir. Kimisi aşkı arar, kimisi mutluluğu. Yaşam statüsüne göre, huzuru ve yalnızlığı da arayanlar vardır. Ne zaman ki, ereğine kavuştuğunu zanneder insanoğlu, bu sefer de arayış sürecinde, önem vermediği yitirdiklerine hayıflanır.Böyle sürüp gider bu kısır döngü. Ta ki, yaşam dediğimiz devinimin nihayetleneceği ana kadar. Oysa ki, doğrusuyla-yanlışıyla, hüznüyle- sevinciyle yaşadığımız andır var olduğumuz an. İşte kahramanımız Siddhartha'da bir arayış içerisindedir. Variyetten vaz geçip, özüne arif olmak ister. Ne babasının sohbetleri, ne de bilge kişilerin öğretileri onu göze almakta olduğu yolculuğa, çıkmasına engel teşkil etmez. Kendi Ben'indeki asıl pınarı bulup, onu özümseyerek, ruhunu dinginliğe kavuşturmak adına, çocukluk arkadaşı Govinda ile birlikte Samana (Gezgin çileci) olmaya karar verir. Samanalar ile dolaşırken ona göre yaşamak acı veren bir eziyettir. Siddhartha, ölmeden ölmek gayesindedir. Ölmeden ölmek, nasıl olur? Hayat sıfatının sırrına erene, ebedi ölüm yoktur derler. O deryaya dalmak için, korunmalı yaşamımızın dışına çıkmalıyız. Yoksa nasıl, deryaya ulaşır insan. Ne yazık ki Siddhartha Samana'lar ile birlikte kendi Ben'ini araya dursun, bir türlü bulamaz. Bulamadığı gibi, özüne arif olmak ihtiyacı günden güne çoğalarak artar. Bu süreç üç yıl devam eder. Üçüncü yılın sonunda, Buddha isimli ulu bir zatın adını duyarlar. Samana'lardan ayrılıp, Buddha'yı görmek ve onun öğretilerinden feyz almak için yola koyulurlar. Siddhartha Buddha dan, etkilense de davasından vaz geçmez. Oysa ki Govinda, Buddha'nın yanında kalarak, öğrencisi olma yolunda ilerler. Tek başına kalan Siddhartha için, bir zamanlar anlam taşımayan, acı veren güzellikler daha bir anlamlı ve değerli olur. Yolculuğunda tesadüf eseri, Kamala isimli bir kadınla tanışır. Nesneleri irdelemeyi bırakmış, tek ereği Kamala ile birlikte olabilmektir. Kamala'nın onunla birlikte olabilmesi için, sıraladığı şartları yerine getirebilmek adına, Kamaswami adlı bir tüccarın yanında çalışmaya başlar. Siddhartha için yaşam Kamala'nın yanında anlam ve değer kazanmıştır. Zenginliğin, şehvetin ve gücün tadına varmış Samana'lıktan geriye kalanlar ise unutulmaya yüz tutmuştur. Dünya ve miskinlik Siddhartha'nın ruhunu ele geçirmiş, varlıklı insanların yüzünde rastlanan kayıtsızlık, onun yüzünde de sirayet etmeye başlamıştır. Siddhartha ne zaman Govinda ile yollarını ayırdı, o andan itibaren yaşadığı yaşamı da canlılığını kaybetmiştir. Artık her türlü kötü haslet( şehvet, miskinlik, kumar gibi.) tüm benliğini ele geçirmiştir. Siddhartha ne zaman acı bir düş görür, o an anlar ki, yaşamını değersizlikler ve anlamsızlıklarla heba ettiğini. İçinde susturduğu sese kulak vererek, her şeyi ardında bırakıp, bilinmezliklere doğru yol alır. Karşısına bir ırmak çıkar. Tam varlığını sonlandıracakken, " Kusursuz " yada "Mükemmel " anlamına gelen, " Om " sözcüğü kulağına gelir ve yapmak olduğu eylemin hatalı olduğu ayrımına varır. Başından geçenleri sentezlerken, yaşananların yaşanması gerekti, yargısına vararak bir zamanlar, dost olduğu kayıkçı Vasudeva'nın yanına gider. Hem ondan , hem de Irmak'tan çok şey öğrenir. Vasudeva dan kayıkçılığı, Irmak'tan kendi iç sesini dinlemeyi öğrenir. Büyüklerimiz her zaman kalbinizin sesini dinleyin, o sizi asla, yanıltmaz diye boşuna söylememişlerdir. Zaman böyle geçip giderken, günün birinde Buddha'nın ölümcül bir hastalığa yakalandığı haberini alırlar. Ne garip bir tecellidir ki, Kamala da Siddhartha'nın giderken haberi olmadığı oğlu ile Buddha'yı son bir kez görebilmek için ırmağa gelir. Bu esna da Kamala yılan sokması sonucu ölür. Oğlan da babaya kalır, kalmasına da çocuk gaddar ve katı kalplidir. Baba ne yaparsa yapsın çocuk yola gelmez. Vasudeva çocuğu şehre götürmesini salık verse de, Siddhartha gerçeği kabullenmez. Ama sonunda çocuk evden kaçar. Oğlunu her türlü çabasına rağmen, bulamayan babanın içinde onarılmaz bir yara oluşur. O zaman anlar ki , ardında bıraktığı gözü yaşlı babasının hissettiklerini. Siddhartha hakikatin ayrımına varınca, Vasudeva'da ayrılarak kendi yoluna gider. Artık herkes Siddhartha'ya bilge gözüyle bakmaktadır. Arkadaşı Govinda bile onunla tanışmak için ırmağa gider. Govinda Siddhartha'nın kendisini, tanıtmasıyla tanır. İki çocukluk arkadaşı çok şeyden bahsederler ama özellikle Govinda ayrılmadan önce ; " Bir öğretiye bağlı mısın? " diye bir soru sorar. " Hala bir öğretiye bağlı olmadığını ama, çok şey öğrendiğine " dem vurur Siddhartha. Ayrıca bilginin başkasına aktarılabileceğini ama bilgeliğin kişiye özel olduğunu da vurgular. Her ne kadar, arkadaşına hak vermese de Govinda vedalaşırken arkadaşını alnından öpünce gerçeği anlar. Çünkü, Siddhartha'da ki o saflığı, o huzuru keşfetmiştir. Mana sözün altında gizlidir derler. Suret de mananın şekil almış hali. Siddhartha gibi irfan ehli kâmiller, sözden özü, suretten manayı bilirler. Zira onlar, Hakk'ın sırrına ermiş kâmillerdir. Siddhartha'nın dediği gibi, kağıttan ve kulaktan duyma kuru ve taklit edilmiş kelamlarla bilge olunmaz. Bilgelik öz de bulunur. Anlatım düz ve yalın okuru asla yormuyor. Muhteşem bir eser. Mutlaka ama mutlaka alıp okumalısınız...

Furkan 
20 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bir çocuk, bir brahman herkes çocuğun büyüdüğünde büyük işler başaracağına inanır ama o asıl gerçeği bulmak için kendi ben'inden uzaklaşıp herşey olabilmek için yolculuğa çıkar.
Ormanda yaşayan, sadece meditasyon yapıp, oruç tutan ve nefsini körelterek nirvanaya ulaşılacağına inanan samanalara katılır.
Ama aradığını bir türlü bulamaz...

Siddhartha bilgelik yolunda sürekli ilerleyen bir barahman o bilgeliği ararken bende onun peşinden yürüdüm geçtiği yolları beraber adımladık, düşündüklerini düşündüm gerçeği ararken bende onunla beraber aradım..

Siddhartha kendini arayan ve bulan adam..
Hiç bir öğretiye tutunamayan adam..
Kendi gerçeğini anlayan adam..
Bir yolcu, bir keşiş, bir samana ve hatta dünya hırsına kapılmış bir adam..

Ve bir nehir herşeyin aktığı ve herşeye akan..

Kitap çok akıcıydı okurken hiç sıkılmadım ve bence nobel ödülünü sonuna kadar hakediyor..

Okuyun derim :)

. 
02 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Öz benliğini arayan Siddhartha'nın arayışına hem bir yolculuk hem de bu yolculukta aslında okurun kendisini sorguladığı bir eser. Düşünmek adına yazılmış olan bu eser, mistik ögelerin yoğunluğu ve algı kapıları açık bir şekilde okunduğunda kişinin vizyonunu değiştirecek nitelikte bir eserdir ayrıca. Nitelikli ve kaliteli bir eser. Keyifli Okumalar...

Fırat Çağlar MANTAŞ 
06 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Her ne kadar kitabı ağır ağır okumak istesem de kitabı elimden bırakamadım. Arınmanın, arayışın anlatıldığı çok güzel bir kitap. Siddhartha, hedefinin “arınmak” olduğunu belirtiyor ve bu hedefe ulaşmak için Govinda’yla birlikte bir yolculuğa çıkıyor. Herhangi bir öğretiyi kabul etmeyen, içine sindiremeyen Siddhartha daha sonra yoluna tek başına devam ediyor.
Bu arayışta çok farklı yerlere sürüklense de sonunda yine kendi yoluna geri dönüyor Siddhartha. Birçok imkana rağmen, bilge olmadığını söyleyen, ırmaktan başka hocası olmayan kayıkçı Vasudeva’nın yanında yaşamaya başlıyor.
Kitabın son bölümünde, artık iyice yaşlanmış iki dost Govinda ve Siddhartha tekrar karşılaşıyor. Bu bölümdeki konuşmalar oldukça etkileyici. Kitabın en sevdiğim bölümüydü. Arayışlarının asla bitmeyeceğini anlıyoruz bu konuşmalarda. Siddhartha ırmaktan ve Vasudeva’dan öğrendiklerini de tüm samimiyetiyle paylaşıyor dostuyla.
Ayrıca kitabın insana kattığı pozitif bir hava var. Ve kitabı tekrar tekrar okumanın faydalı olacağını söyleyen arkadaşlara da katılıyorum. Çevirinin kalitesi ise kitabın etkisini, akıcılığını ve maneviyatını arttırmış. Buna da değinmek istedim. Herkese keyifli okumalar.

AVAKA 
11 Ara 2016 · Beğendi · 8/10 puan

Dünyanın içyüzünü görmek, onu açıklamak, onu aşağılamak büyük düşünürlerin işidir belki. Ama benim için tek önemli şey, dünyayı sevebilmektir; onu aşağılamamak ona, kendime ve bütün varlıklara sevgiyle, hayranlıkla ve huşuyla bakabilmektir. Okuduğum ilk hermann hesse kitabı insanın yaşamı üzerine bir sürü şeyi sorgulatan bir kitap dinlerin yaşam üzerindeki etkisi bakışı insanların neden huzuru aradığı,aslında huzur aramanın geçişi sürecindeki olaylara düşüncelere bakış açısı,dünyanın ruhu kendini dinlemek... mutlaka okunmalı tekrar tekrar

Mehtappp 
 20 Ara 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · 10/10 puan

Siddhartha, bir Brahman oğlunun kendi arayış süreci. Babasından öğrendiği öğretileri benimseyemediğini fark etmesiyle başlayan arayışı. Her bulunuş sonrası tekrar tekrar arayış…(Konusuyla ilgili yeterli yorum yapıldığını düşündüğümden fazla yazmayacağım)

Hermann Hess’in okuduğum bu ilk kitabında “sezen” hanımın yorumundaki tavsiyeyle yazarın hayatını da okudum ve kendi ailesinden görmüş olduğu aşırı dini baskı sonucu girmiş olduğu arayışı bu kitaba yansıtmış yazar. Dili anlaşılır ve akıcı. Hint felsefesi fazlasıyla anlatılıyor bu sebeple “Töz” ve “Om” kelimeleri çok sık geçiyor. (Töz: Bağımsızca kendi içinde var olan. Om: Çoğu Hindistan'a özgü inanç sistemlerinde mistik etkisi olduğuna inanılan sözcüklerin en kutsalı sayılan hece.) Karakterimizin bulup denediği ve kendini ait hissetmediği arayışlardan kurtulmasını sağlayan şey idi “Om” kitap boyunca. Bir de “çocuk insanlar” diye tabir ettiği bir kesim var ki onlar hiçbir arayışta bulunmayan, bilgiyi aramayan sadece dünyanın zevk ve şehvetiyle hayatlarını yaşayanlar. Karakter de en çok etkilendiğim özellik, durdurak bilmeden, kararlılıkla ve hata yapa yapa kendisini huzura erdirecek olan arayışı sürdürmesiydi.Nasıl ki her birey eşsizse, ulaşacağı arayış yolu da farklı olacaktır.

Ara ara sıkılmalar oldu biraz ama yazarın tarzını da anlatım şeklini de sevdim. Kitap, Siddhartha’nın artık kendini bulduğu arayışın felsefik detaylarıyla bitiyor.
Her okuma da yeni bir anlam çıkartabileceğiniz bir eser.

Kitaptan 160 Alıntı

Burak Koca 
03 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi; akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi."

Siddhartha, Hermann HesseSiddhartha, Hermann Hesse
BİROL COŞKUN 
03 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sevgi avuç avuç dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir; ama haydutlukla ele geçirilemez.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 62)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 62)

Anımsama
...susuzluğunun ortasında, acıların ortasında aynı sesi duymuştu: "İlerle! İlerle! Sana özel bir görev verildi!"

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 88 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 88 - Can Yayınları)
Vedat Geçit 
02 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisinin tatması iyidir,” diye geçirdi içinden. “Dünya zevklerinin ve dünya malının insana hayır getirmeyeceğini daha çocukken öğrendim. Hanidir biliyordum bunu, ama ancak şimdi yaşadım. Ve şimdi biliyorum, belleğimle değil, gözlerimle, yüreğimle, midemle biliyordum böyle olduğunu. Ne mutlu bana ki, biliyorum artık!”

Siddhartha, Hermann HesseSiddhartha, Hermann Hesse
Fırat Çağlar MANTAŞ 
06 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Hayır, gerçekten arayan biri, gerçekten bulmak isteyen biri, hiçbir öğretiyi benimseyemezdi."

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 111)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 111)

Bir hedef bulunuyordu Siddhartha'nrn önünde, tek bir hedef: Arınmış olmak, susamalardan arınmış, istemelerden arınmış, düşlerden, sevinçlerden, acılardan arınmış.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 22 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 22 - Can Yayınları)

Uyanış
"...Olamaz böyle şey, geride kaldı bu, artık uyandım, gerçekten uyandım ve ancak bugün açtım dünyaya gözlerimi."

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 47 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 47 - Can Yayınları)

Günahlardan Arınmak
Kutsal suyla yıkanmak iyi, güzeldi ama suydu yıkanılan nihayet ve su günahlardan arındırmıyordu, manevi susuzluğu dindirmiyor yürekteki sıkıntıyı silip atamıyordu. Tanrılara sunulan sungulara ve yalvarıp yakarmalara söz yoktu, ama bu kadarcık mıydı hepsi? Sungular mutluluk getiriyor muydu?

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 13 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 13 - Can Yayınları)

Ben
Hikmetini ve iç yüzünü öğrenmek istediğim şey, Ben'di. Kurtulmak, alt etmek istediğim şey Ben'di. Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan, sadece saklanıp gizlendim.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 45 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 45 - Can Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber