Şifrepunk

0,0/10  (0 Oy) · 
2 okunma  · 
0 beğeni  · 
405 gösterim
WikiLeaks'in genel yayın yönetmeni ve fikir babası olan Julian Assange, bugün şifrepunk felsefesinin dünya çapında öndegelen savunucularından biridir. Burada kendisi gibi internet uzmanı olan Appelbaum, Müller-Maguhn ve Zimmermann ile birlikte insan özgürlüğündeki yerini, geleceğini tartışıyor. Assange'a göre elimizdeki en önemli özgürleşme aracı olan internet, totoliterliğin bugüne dek görülmedik düzeyde tehlikeli bir yöntemi haline geldi; hatta insan uygarlığı için bir tehdit arz ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    176
  • ISBN:
    9789753429115
  • Çeviri:
    Ayşe Deniz Temiz
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 11 Alıntı

Unutmayın, devletler zorlayıcı şiddet gücünün durmaksızın nerede ve nasıl uygulanacağını tespit eden sistemlerdir.

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange

JEREMİE: Ve ABD casusluk teşkilatlarının Google tarafından depolanan verilerin tümüne erişebildiğini iddia edebiliriz.
 
JULİAN: Erişebiliyorlar zaten.

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange

ANDY: İnsanların televizyonlarını apartmanın üçüncü katından fırlattığı şu enfes filmlerden birini izlemiştim bir keresinde.
 
JEREMİE: Yalnızca devlet güdümlü gözetleme değil söz konusu olan, sorun mahremiyet sorunu; verilerin üçüncü şahıslarca nasıl kullanıldığı ve verilerle ne yapıldığına dair insanların bilgi sahibi olup olmaması. Ben Facebook kullanmıyorum, o yüzden hakkında pek fazla bir şey bilmiyorum. Fakat bugün Facebook'la birlikte, kendileri hakkında her tür bilgiyi büyük bir memnuniyetle sunan kişiler görüyorsunuz, onları mahremiyetle kamusallık arasındaki sınırı bilmemekle suçlayabilir misiniz? Birkaç yıl öncesine kadar, dijital teknolojiler henüz ortada yokken, kamunun gözü önünde bir hayat süren kişiler, gösteri dünyasından, siyaset veya gazetecilik alanından figürlerdi; oysa bugün herkes “yayımla” tuşuna bastığı anda kamusal bir hayat sürme olanağına sahip. “Yayımla” demek bir şeyi kamuya açık hale getirmek, elalemin bu veriye erişebilmesi demek. Ve tabii henüz yirmisine ulaşmamış ergenler kendilerinin sarhoş, bilmemne bir halde resimlerini gönderdiklerinde şunun farkında olmayabilirler: El âlem, muhtemelen çok uzun bir süre boyunca bu resimleri saklayabilecek. Facebook mahremiyet, arkadaşlık ve kamusallık alanındaki bu sınırı muğlaklaştırmaktan kazanç sağlıyor. Yalnızca arkadaşınızın, sevdiklerinizin göreceğini sandığınız verileri de kaydediyor. Yani verilerinizin kimler tarafından görüleceği ayarını nasıl yaparsanız yapın, “yayımla” tuşuna bastığınız anda onları önce Facebook'a vermiş oluyorsunuz, ancak bir sonraki adımda Facebook bunu sizin seçtiğiniz Facebook kullanıcılarına açıyor.

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange

Güçlü bir şifreyazım, sınırsız şiddete karşı koyabilir. Kaba kuvvetin dozunu ne kadar artırırsanız artırın, bir matematik problemini çözmeye yetmez.

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange

JEREMİE: Annenin bildiğinden, hatta belki senin kendinin bildiğinden daha fazlasını. Google internete ne zaman bağlı olup olmadığını biliyor.
 
ANDY: İki yıl, üç gün ve dört saat önce internette ne arıyordun, biliyor musun? Bilmiyorsun, ama Google biliyor.
 
JEREMİE: İşin doğrusu, tam da bu nedenlerden ötürü, ben artık Google'ı kullanmamaya çalışıyorum.
 
JACOB: 21. yüzyıla özgü “Televizyonunu Öldür” kampanyası gibi bir şey bu.Etkili bir protesto olabilirdi, lâkin şebeke etkisi protestonun işe yaramasına engel.Televizyonunu öldür, bilader.
 
JEREMİE: Protesto değil aslında, bu yalnızca benim olaylara kişisel bakış açım.

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange

JULİAN: Ne kadar karamsar senaryo varsa hepsini irdeledik, şimdi artık muhtemel bir Ütopyacı senaryoya bakmayı öneriyorum. İnternet gençliğinin radikalleşmesine tanık oluyoruz, üstelik internet gençliği artık neredeyse gençliğin çoğunluğunu oluşturmaya yaklaştı. Diğer taraftan, anonim ve özgür yayımcılık, sansürden muaf olma üzerine umutsuz girişimlere tanık oluyoruz devlet ve ticari aktörlerin elbirliği ettiği geniş bir cephe buna karşı savaş veriyor. Ama biz en olumlu ihtimalin gerçekleştiğini varsayalım. Orada ne gibi bir manzara görebiliyoruz?
 
JACOB: Bana kalırsa ihtiyacımız olan şey, tek tek her kişinin özgürce okuma ve özgürce konuşma hakkına sahip olması, yani Bill Hicks'in sözünü biraz uyarlayarak söylersem, tek bir insanı bile dışarıda bırakmaksızın, hiçbir istisna olmaksızın.O bunu eğitim, giyinme ve barınma hakkına dair söylemişti, ama işin özü hakikaten bu: herkes okuma hakkına sahip, herkes özgürce konuşma hakkına sahip. Ve buradan hareketle kimlik beyan etmeden fikir beyan etme hakkı, üçüncü kişilerin müdahalesine uğramadan ticari işlemler gerçekleştirebilme hakkı, özgürce seyahat etme hakkı, sistemlerde adınıza kaydedilmiş olan bilgiyi özgürce tekzip etme hakkı. Karar vericilerin rol oynadığı her tür sistemde şeffaflık talep edebilme ve yetkilileri sorumlu tutabilme.

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange

JEREMIE: Bana kalırsa çözüm daima sansür dışında bir yerde. Çocuk pornosundan söz ederken aslında “porno” sözcüğünü dahi kullanmamalıyız çocuk istismarı içeren suç sahnelerinin temsili bu. Yapılacak şeylerden biri sunucuları sistem dışı bırakmak, bu içeriği kimlerin yüklediğini tespit etmek, ve böylelikle bunu üreten, yani çocukları istismar eden kişileri tespit etmek. Ve bir şebekeye rastlamanız durumunda, ticari bir şebeke vb., gidip bu kişileri tutuklamak. Oysa bir yasa kabul edildiğinde ki Fransa'da böyle bir yasa var ve İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir idari merci hangi internet sitelerinin engelleneceğine karar veriyor teftiş mercilerinin gidip bu işleri yapan kişileri bulmasını sağlayacak mekanizmayı ortadan kaldırıyoruz. “Kötü videolara erişimi engelledik,” diyerek sadece içimizi rahatlatıyoruz, sorunu inceleyen birinin gözlerini elimizle kapatmakla sorunu çözmüş olduğumuzu sanıyoruz. Sırf bu perspektiften bile sorunun bu şekilde tarif edilmesi bana kalırsa yeterli madem ki bu görüntülerin internetten kaldırılması gerektiği konusunda hepimiz hemfikiriz.

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange

ANDY: Biliyor musun? Almanya'da güzel bir kural vardır.
 
JACOB: Yalnızca bir tane mi?
 
ANDY: Bu kural der ki, eğer bir kanunun uygulanması makul görünmüyorsa onu kaldırmak lazım. Eğer bir kanun akla yatkın gelmiyorsa, yeldeğirmenlerini men etmek falan gibi, o durumda bizler, “Boşver, vazgeç” diyoruz. Bu anlayış, o sıralarda yeni gelişmekte olan internetten feyz alarak ortaya çıktı, bilginin serbest dolaşımından serbest yani kısıtsız, engelsiz, sansürsüz, filtresiz. Serbest bilgi akışına dair bu anlayışımızı dünyaya uygularsak ki az çok uygulanmış durumda tabii ki hükümetlerin bundan etkilendiğini görürüz; iktidarın uygulanma biçimi, sansürün uygulanma biçimi ister yayım öncesi aşamada olsun ister yayım sonrasında bundan etkilendi. Hepimiz bunun yol açtığı karmaşık çelişkilerden haberdarız. Karşımızda duran soru, bizim kendi hükümet anlayışımızın ya da “ hükümet sonrası” bir organizasyona dair anlayışımızın ne olduğu WikiLeaks belki de bu hükümet-sonrası organizasyonların ilkidir, veya ilkler arasındadır çünkü hükümetlerin gezegen üzerindeki bütün sorunlara, mesela çevre sorununa verilecek doğru yanıt olduğundan emin değilim.

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange

JACOB: Ama bu asimetrik gizlilikten faydalananlar var. Bir adım geri çekilip bakalım. Bir yanılgıdan hareket ediyorsun, o da şu: verilere erişim kısıtlandığında mahremiyetin korunduğu sanısı. Oysa gerçekte böyle olmuyor. Örneğin benim ülkemde olduğu gibi bir milyon kişi güvenlik personeli sıfatıyla kişiye özel verilere erişim hakkına sahipse...
 
JULİAN: 4,3 milyon kişi.
 
JACOB: Bu bilgilerin gizliliğinin korunduğunu nasıl söyleyebilirsin? Sorun, bu bilginin herkesten yüzde 100 gizli tutulmaması.
 
JULİAN: Yani, güçsüzlerden gizlenen sırra muktedirler muvaffak.
 
ANDY: Evet, haklısınız. Ama arşivin tamamını açmaya kalktığımızda da...

Şifrepunk, Julian AssangeŞifrepunk, Julian Assange
2 /