Sil Baştan Avolon Okçuları Serisi 1

6,8/10  (4 Oy) · 
11 okunma  · 
2 beğeni  · 
1.095 gösterim
Üç lanet
İki erkek kardeş
Bir aşk üçgeni

Hafızasını kaybeden Scarlet ormanda tek başına ve korkmuş halde uyanır. Kaybolmuştur ve aklı karışıktır fakat tanıdık bir sese sahip Gabriel Archer'la tanışmasıyla hayatında yepyeni bir sayfa açılır. Genç adamın sesinden etkilenen Scarlet onu tanıdıkça kendisinden bir sır saklandığını da fark eder: Gabriel'ın erkek kardeşi. Tristan Archer'la tanışmasıyla hayatı giderek karmaşıklaşan Scarlet, Gabriel'dan etkilenmesine rağmen Tristan'a karşı inkâr edemediği bir çekim hissetmektedir. Gabriel neden bu kadar tanıdıktır? Scarlet, Tristan'ı niye bu kadar çekici bulmaktadır? Kardeşler neden genç kızın lanetlendiğine inanmaktadır?

Geçmişinin parçalarını birleştirmeye çalışan Scarlet, hayatının aslında… ölümü olabileceğini fark edecektir.

"Aklımı başımdan aldı. Gerçekten özgün bir eser,
okurken heyecandan nefesinizi tutacaksınız."
Ütopya

"Aşk üçgeni öyle müthiş ki herkes inanıyor, herkes seviyor ve
herkes acı çekiyor! İkinci kitabı hevesle beklemeye başladım!"
The Book Hookup

"Chelsea Fine bu müthiş aşk üçgeni ve hikâyeyle kalbimi ateşe attı. Gözyaşları, kahkahalar, müthiş bir romantizm ve gerçekten kuvvetli olay örgüsüyle hikâyeyi canlandırmasını biliyor."
I Heart Ya Books
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2014
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9786053433934
  • Orijinal Adı:
    Anew
  • Çeviri:
    Merve Akdemir Sağlık
  • Yayınevi:
    Pegasus Yayınları
  • Kitabın Türü:
Deniz Atakan 
26 Ağu 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

"Sil Baştan" başlarda beni bunalttı biraz... Kitap mı sıkıcıydı ben mi sıkılma modundaydım onu anlamadım. İlk yarısını zorla okudum desem yeridir ;)Bir de kitabın anlatımı nedeniyle başlarda adaptasyon sorunu yaşadım. Üstüste o kadar çok ana karakterin ağzından yazılmış kitap okumuşum ki, bu kitapta olaylara dışardan bakmak şaşırttı beni... Scarlet Avalon'da vasisi ile yaşayan bir lise öğrencisi... Neden vasisi derseniz, kızımız bir süre önce hafızası kaybolmuş bir halde ormanda bulunmuş. Ailesini, geçmişini, anılarını hatırlamıyor, hatta buraya nasıl geldiğini bile bilmiyor. Laura onu himayesi altına almış, evini açmış, kol kanat germiş. İşi nedeniyle sürekli şehir dışında olsa da Scarlet ile çok iyi anlaşıyorlar. Scarlet tek sorunu hafıza kaybı diye düşünürken öpüşme festivali sırasında (ki ben böyle saçma bir şey görmedim, okurken sıkıntıdan patladım) yakışıklı ve gizemli Gabriel ile tanışmasıyla hayatı değişiyor ve bir bakmışız sevgili oluyorlar. Başlarda Gabriel onun uzun zamandır aradığı erkekmiş gibi hissediyor, ilişkileri yolunda... Hatta ona öylesine güveniyor ki hafıza kaybı olayını bile anlatıyor ama Gabriel gayet sakin karşılıyor. Bir süre sonra da farkediyor ki aylardır sevgili olmalarına rağmen Scarlet şimdiye kadar evine dahi gitmemiş, hatta ailesi hakkında bile şimdiye kadar sorduğu sorulara hep kısa cevaplar almış. Gabriel'in bu ketum tavırları onun içindeki dedektifi alevlendiriyor, bir bakıyoruz ki Scarlet yolda gördüğü Gabriel'in peşine düşmüş onu takip etmekte... Şapşal kızımız Gabriel'i tek çocuk sandığından, takip ettiği kişinin Gabriel'in ikiz kardeşi Tristan olduğunun farkında bile değil! Öğrendiğindeyse bomba etkisi yaratıyor. Gabriel'in gizemi Tristan'ın yanında halt etmiş, ben böyle bir şey görmedim. Scarlet'in de gördüğünü sanmıyorum zaten... Tristan'ın daha ilk saniyeden ona karşı kaba,sinir bozucu tavrını görünce eyvah bu çocuk benden nefret ediyor diyor zaten... Tristan da onu kendinden uzak tutabilmek için elinden geleni ardına koymuyor diyelim. Aslında bunların hiçbirine gerek olmaması gerekir, malum Scarlet Gabriel'in sevgilisi ama içten içe Tristan'a çekildiğini hissediyor ve bu onu çok korkutuyor. İnanın Tristan'ı korkuttuğu kadar değildir ;)

İşin aslı Tristan ve Gabriel ölümsüz, Scarlet ise yarı ölümsüz. Üçü de bir lanetin etkisi altında... Scarlet hayatının belli zamanlarında hastalanıp ölüyor ve aynı yaşta tekrar dünyaya geliyor. Yaşam süresi Tristan ona yakın olduğunda daha da kısalıyor. Tristan ise hem ondan uzak duramıyor hem de onun varlığıyla acı çekiyor. Scarlet her ortaya çıkıp hayata döndüğünde de Tristan ve Gabriel ateşe çekilen pervane gibi onu takip ediyorlar. Bir yandan da bu döngünün sona erebilmesi için bir çare bulmaya çalışıyorlar.

Kitabın kurgusu, her şeyin anlatıldığı yerlerde bana nedense biraz zorlama geldi. Scarlet'in sürekli ölüp dünyaya gelmesi bana Düşüş serisini hatırlattı. İlk kısımlar sıkıcıydı ve bence gereksiz uzatılmıştı. Gabriel'i sevemedim, belki de o yüzden sıkılmışımdır. Sürekli ortada cici çocuk olarak dolaşıyor, gıcık etti beni... Üstüne üstlük bir de ne olsa Tristan'ı suçluyor. Scarlet'in yanına giderek onu hayatlarına sokan kendisi, Tristan tanışınca suçlu oluyor. Yok işte Tristan sürekli birilerini! öldürmeye çalışıyormuş, yine suçlu! Adam sanki keyfinden yapıyor hıhh... Kendisi Scarlet ile gününü gün ederken daha kimi! öldürmeye çalıştığından haberi yok, söylemedi diye yine suçlu! Yahu lanetin sebebi bile kendisi... Gitmiş zamanında bir cadıyla gönül eğlendirmiş ama Tristan onun yüzünden hayatı tehlikeye giren Scarlet'in hayatını kurtarmaya çalıştı diye lanetten bile onu suçluyor! Sen ne işe yarıyorsun diye sorarlar adama ya neysee... Gabriel'de sevilecek bir şey göremedim maalesef... Kitap da sonlara doğru heyecan kazandı, daha çok Tristan okuduğumuzdan sanırım... 2. kitabı da sırf Tristan yüzünden merak ettim. Herkese iyi okumalar ;)