Sinek Isırıklarının Müellifi

7,7/10  (43 Oy) · 
138 okunma  · 
29 beğeni  · 
1.184 gösterim
"Cemil'in bütün gün evde ruhsal söküklerle uğraştığını da biliyordu Nazlı. Ev, iplik parçalarıyla, kırpıklarla dolu oluyordu, iki ucu bir araya getirilememiş hatıralarla ve partal fikirlerle. Yaşamak bu küçük evde de eksik kalıyordu; elli dört metrekare içinde Cemil'in yetişemediği, tamamlayamadığı şeyler vardı. Sessizlikler vardı. Hissettiği şeyi tam o anda kimseye söyleyememiş Cemil'in kuytuya köşeye bıraktığı sessizlikler, yutkunmalar ve toz."

Aşk üzerine küçük bir roman.

Toplu konutta aşk ama...

Edebiyat üzerine küçük bir roman.

Edebiyatla hayatın birbirine karıştığı ama...

Arkadaşlıklar üzerine bir roman.

Hepsi üç kişi ama...

Barış Bıçakçı'dan yeni bir kitap. Aması yok.

"Ben Barış Bıçakçı'nın metninde... kendine has bir üslup görüyorum. Kısa cümlelerle, fazla derine inmiyormuş gibi gözükerek ince ayrıntılarda kahramanlarını var ediyor.Yalın bir anlatımı var, parlatmıyor, gereksiz cümlelerle şişirmiyor... Kısa, çok kısa bölümler ilk bakışta birbirleriyleilgisiz gibi görünseler de bir bütünü oluşturuyorlar. Son zamanlarda tek tipleşen, olaya dayalı roman anlayışına karşı kendine has dili, anlatımı, kurgusuyla seçkinleşiyor Barış Bıçakçı."
-Metin Celâl-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2011
  • Sayfa Sayısı:
    166
  • ISBN:
    9789750509636
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Kübra A. 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Barış Bıçakçı kesinlikle kalemi kuvvetli biri. Kısa cümlelerle, kısa bölümlerle insanı yormayan çabucak okunan bir tarzı var. Bu kitabında da birçok albümden, kitaptan, şarkıdan, şiirden ve hatta ressamlardan bahsetmiş. Bunları araştırmak kaçınılmaz bir genel kültür demek. Konusu ne olursa olsun bir şekilde beğenilecek hale getirdiği için başarılı bir yazarımız ama benim için bir ''ama''sı var. O da edebi edebi konuşurken aniden cinselliğe geçmesi. Hele bir de o kadınların ya da erkeklerin mahrem yerlerini ifade edişi, beni çileden çıkardı. Edebiyatla edepsizliği karıştırdığı bir dili olduğu için bir daha Bıçakçı okumayı düşünmüyorum. Ama birçok kişinin beğeneceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

bibliyofil_cas 
07 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Neden bu kadar geç tanıştım ki ben Barış Bıçakçı'yla...Popüler kültür keşmekeşinde çağımız genç yazarlarına olan önyargımdı sanırım buna sebep...Sinek Isırıklarının Müellifi ile kırıldı mı bu önyargı bir nebze de olsa? Sanırım o da evet... Geride kalan koca bir "yazık" oldu, geçen zamana, kaybedilen zamana dair bir yazık... İnsan psikolojisine dair mütevazi, sıkmayan; ama bir yandan hedefi tam 12'den vuran; sayfa sayısı az ama bir o kadar doyurucu bir roman... Okuyun işte, daha ne denmeli ki...

Cihan Mert 
17 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Barış Bıçakçı ile bu kitapta tanıştım. İyi ki de tanışmışım. Bir anda tüm külliyatını ediniverdim.

selma gülen 
10 Nis 15:49, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 7/10 puan

Aşk, edebiyat ve arkadaşlık üzerine küçük bir roman.
Çok sade bir anlatımla gereksiz cümleler kullanmadan, kısa kısa bölümler halinde yazıldığı için rahatlıkla okunan bir roman bu.
Belli bir olaya dayalı olmayan şimdiye kadar alışılagelmiş romanlardan farklı.
Keyifli okumalar. ☺

Sinan Tütüncüler 
01 Eki 22:49, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 7/10 puan

Çeşitli “olamama” kâbusları vardır. Benimki, uzun süren bir okul serüveninin sonunda, mezun olalı 20 seneye yaklaşmasına karşın peşimi bırakmayan “mezun olamama kâbusu” idi. Askerliği bitirememe kâbusunu da tanırım. ‘Sinek Isırıklarının Müellifi’ ile “yazar olamama kâbusu” ile tanıştım. Galiba, birkaç kitabı yayınlanan ve artık bir yazar olduğu, kendisi, yayınevi ve okurları tarafından kabul edilen her yazar, bu aşamaya kadar, özellikle ilk kitabının oluşum sürecinde bu kâbusun harçlarını karıyor.

‘Sinek Isırıklarının Müellifi’, yayınevine kitap taslağını bir ilkbahar günü teslim eden Cemil’in, yayınevi editörü tarafından, ertesi bir sonbaharda geri dönüşün yapıldığı güne kadar yaşadıklarını anlatan bir roman. Bu akış, Cemil’in babasının ölümü, Nazlı ile tanışmaları, evlenmeleri ve evliliklerinin belirli kesitlerini de aktaran 15 yıllık geri dönüşleri de kapsıyor.

Beni, ‘Sinek Isırıklarının Müellifi’ni okumaya teşvik eden, yakın bir zaman önce okuduğum Melisa Kesmez’in ‘Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’ kitabı oldu. Kitabın “Şiirsiz” isimli hikâyesinde, hikâyenin kahramanı olan kadının, ‘Sinek ısırıklarının Müellifi” kitabının kahramanı Cemil ile karşılaşıp sohbet etmesi oldukça dikkat edici bir sahne oldu benim için. Bu sahneyi tamamlamanın, ya da anlamına tam varmanın yolu elbette Cemil’in hikâyesini okumaktı ve bunu başardım.

Kitabın bana sordurduğu temel soru şu oldu; Beton yığını toplu konutlarda oturan birisi yazar olabilir mi? Su sızdıran banyolar, gürültücü komşularla. Hele ki, yazar olmak için işinizden istifa edip tüm vaktinizi iki oda bir salon toplu konut dairenizde, temizlik yaparak, yeşillik ayıklayarak, çilek reçeli kaynatarak ve yemek hazırlayarak geçirirken.

Cemil’in, kitabı teslim ettiği editörle, çöl ortasında bir vahada yaşayan usta bir yazarla, farklı zamanlarda yaşlı Cemil ve genç Cemil’le yaptığı sohbetler “yazar olamama kabusunun” parçaları olarak kitapta yerini alıyor.

Boşluk, uzay ve zaman konularını gündeminde tutmayı seven ve dünyadaki anlamsızlığı sorun eden eden Cemil’in, eve düşkünlüğü ve dışarıda yaşadığı hemen hemen her şeyin, onda eve dönme isteği yaratması arasındaki ilginç ilişki oldukça dikkat çekici. Bu, dünya ile sorunlu olan, zihnini dünyaya uyarlayamayan entelektüel zihnin evi bir sığınak olarak görmeye başladığına dair bir eğilime işaret ediyor. Günümüzde sokak yüzeyselliğin coşku alanına dönüşürken, ev derinliğin sığınağına dönüşüyor belki de.

Cemil’in eşi Nazlı kitapta oldukça geride kalan bir karakter olmuş. Onun bir takım hislerine vakıf olsak da, bir yan karakter olmaktan kurtulamıyor. Oysa hayatın birçok noktasında Cemil ile Nazlı’nın benzer noktalarda yer aldığını, tanışma ve evliliklerinin belirli evrelerinde görüyoruz. Ama bir noktada Cemil sadece Nazlı’dan değil hayatın genelinden bir kopuş sergiliyor. Bu kopuşla, Cemil’in bir yazar olup olamadığını bilemiyoruz ama bir kitabın kahramanına dönüştüğüne tanık oluyoruz.

Barış Bıçakçı’nın kitabını satın alırken, yine yakın bir zamanda “Ben Tek Siz Hepiniz” kitabını okuduğum Hakan Bıçakcı ile bir akrabalıkları olup olmadığını merak etmiştim. Üstelik her iki yazarın da kitapları İletişim Yayınlarından basılmaktaydı. Ancak yaptığım kısa bir araştırma ile iki yazar arasında bir akrabalık ilişkisi olmadığı gibi, soyisimlerinde bir harfle (ç/c) farklılık olduğunu da öğrendim. Bu sorunun cevabını merak edenleri de bilgilendirmiş olayım.

“Sinek Isırıklarının Müellifi” de, iyi bir kitap okuru olan başkahramanının kütüphanesinin kapılarını bizlere açarak, yeni bir okuma listesi hazırlamamıza vesile oluyor. Cemil’in okuduğu kitaplar son derece merak uyandırıcı.
Yeni dönem Türk Edebiyatının parlak isimlerinden birisini daha keşfetmek için, “Sinek Isırıklarının Müellifi” iyi bir tercih olacaktır.

Münt D. 
30 May 18:46, Kitabı okudu, 5 günde, 5/10 puan

Cemil ve Nazlı olmak istediği gibi oldukları bi hayat yaşadıklarını iddia ediyorlar, sahiden öyle mi diye karar vermek bize kalmış. (oldukça güzel kitaplarla, müzik vefilm tavsiyeleri içeren bir kitap olmasına rağmen hediye olmasa okumaz idim)

Kitaptan 56 Alıntı

Evet, yolun sonunda iki adam, şiirin bile fayda etmediği çünkü şiir çaredir bir bakıma ölüme, özellikle de son dize ve her şeye çengel atan kafiye.

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış BıçakçıSinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı

Aforizma belki bilmek demek değildir ama bilmek çabasıdır, ona en azından bir başlangıç önermesine verilen değeri vermek gerekir. Şu da yeteri kadar açık değil mi: Aforizma modern insanın kullandığı bir ağrı kesicidir. Hiç olmanın ağrısını dindirir. Sonra ağrı yine başlar.

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış BıçakçıSinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı

“Bir şey hissetmek ama hissetmemeye çalışmak… Başka biri olmaya çalışmak… Her zaman keder verici.”

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış BıçakçıSinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı

Cemil yirmi yıl beklemişti. Yazmak için debelenmiş, çok fazla yol almıştı. Kalemi eline aldı ve sadece tek bir cümle yazdı, içinden daha fazlası gelmiyordu:
"Karman çorman hissedişin tane tane çözüleceğini, yeniden, bu kez mükemmel bir düzen içinde bir araya geleceğini ve hayatın bir anlama kavuşacağını hayal etmek: yazmak."

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış BıçakçıSinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı

İnsan yalnızca bir beden olmayı kaldıramıyor. Bu çok belli, diye düşündü Cemil. Halbuki yalnızca bedeniz ve bununla baş edemediğimiz için ruh diye bir şey icat etmişiz. Doğrusu parlak bir fikir!

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış BıçakçıSinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı

"Bu dünyada çoğunluğu, herkesin kendisine hayran olduğunu düşünenler ile kimsenin kendisini sevmediğini düşünenler oluşturur."

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış BıçakçıSinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı

Editör Hanım, biliyorsunuz Eski Yunanlılar güzellik karşısında hüzünleniyorlardı ve bunu başardıkları için de tarihe geçtiler. Biz modern insanlar ise güzellik karşısında huzursuzluk, şaşkınlık hatta kimi zaman da öfke duyuyoruz; tarih bizden söz etmeyecek.

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı (Sayfa 38 - iletişim yayınevi)Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı (Sayfa 38 - iletişim yayınevi)
şahrud 
28 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Haz, hafıza kaybı mıdır, diye soruyor İlhan. Eğer öyleyse neleri unutturabilir?
Mamak çöplüğünde para edecek şeyler toplarken çöplerin içine düşüp kaybolan adamı ve gündüzleri onu arayan, geceleri ateş yakarak bekleyen ailesini unutturabilir mi? Yağmurlu kış günün üç beş otomobilin geçtiği Muğla-Denizli yolunun kenarında mantar satmaya çalışan kadın ve küçük kızını, onların bakışlarını unutturabilir mi? Kötü bir insan icadı olan Tanrı'yı unutturabilir mi? Sıradanlığı unutturabilir mi, hayata kast ediyor çünkü, sıradanlığı unutturabilir mi?

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı (Sayfa 96)Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı (Sayfa 96)

Evrendeki en bol elementin, hidrojen ile helyumun, aynı zamanda en hafif iki element olması her şeyi açıklıyor zaten. Böyle hafif bir evrende anlam ne arasın? Anlam ağırdır… dibe çöker. Falcılar bu nedenle kahvenin telvesine bakarlar.

Sinek Isırıklarının Müellifi, Barış BıçakçıSinek Isırıklarının Müellifi, Barış Bıçakçı