8,2/10  (5 Oy) · 
36 okunma  · 
2 beğeni  · 
772 gösterim
Hüseyin Rahmi, bağnaz alaturkayla züppe alafranga hayatları en ince ayrıntısına kadar sorguluyor. Şıpsevdi, gücünü mizahtan alan sıkı bir dönem eleştirisi! Öyle ki,

Alafranga adıyla yapılan ilk baskısı sansüre uğramış, 1911'de yeniden düzenlenmiş. Batı özentiliğinin gölgesinde bir ailenin başma gelenler... Paris'ten henüz dönen hovarda ve paragöz Meftun Bey'in ailesinin Batılılaşma ve yabancılaşma macerası! İnce planlar, tuzaklar, hırsızlığa varan bir açgözlülük ve kaçınılmaz olarak aldatma var bu romanda.

"Yarım yüzyıldır dinmez bir ilgiyle Hüseyin Rahmi okuyorum. Onun ölümsüz eserlerinde, var olduğumuz toplumun yalnız yakın çağları değil, bugünü yarını da yaşıyor. Gelecek zamanı dünden böylesine görebilmiş Hüseyin Rahmi'yi -itiraf edeyim ki- hep kıskandım. Bütün bu romanların acı kahkahalar olduğunu kim inkâr edebilir?"
-Selim ileri-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2015
  • Sayfa Sayısı:
    500
  • ISBN:
    9786051418483
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
ihtiyar 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Kitabı okuduğunuzda kesinlikle eğleneceksiniz. Sizi gülümsettiği anlar çok olacaktır. Ben çok sevdim. Mizah konusunda ilk akla gelenler arasına girmiş bir yazar. Günlük dilde kullanılan konuşmaları şiveleri ile çok başarılı bir şekilde aktarabilmiştir ve Ahmet Hamdi Tanpınar: "Sokak Türk Edebiyatına onunla girdi" demiştir.

Romanın baş karakteri Meftun alafranga züppe olarak karşımıza çıkmakta ve romanda onun bu hali ile alay edilmektedir. Yazar Meftun üzerinden toplumu eleştirir ve yargılar.

Eleştirmenler romanı incelemelerinde yazarı başarısız bulurlar, teknik açıdan tutarsızlıklar olduğunu örnekleriyle gösterirler ki bu örneklere baktığınızda eleştirmenlere hak verirsiniz. Ama benim en çok dikkatimi çeken Berna Moran'ın ifade ettiği gibi romanda yazar; toplum, ahlak, evlilik gibi konularda fikirlerini belirtmekte ve felsefi yaklaşımlarda bulunmaktadır. Lakin ilk akılda kalan kitabın mizah yönüdür. Mizah daha ön plana çıkmaktadır.

Şevket Erciyas 
22 Oca 16:19, Kitabı okudu, 15 günde, Beğendi, 10/10 puan

Muhtesem bir kitapti.Esere bir ask onyargisiyla yaklastim ama yanildigimi gordum.Kitapta yogunlukla yanlis batililasma ve onu takip eden ibretlik olaylar komik sekilde anlatilmis. Hic bu kadar aglanacak halleri ince bir zeka ve keskin bir dille akici anlatan yazar okumamistim. Kesinlikle tavsiye ederim.

serdar şahin 
03 Ara 22:29, Kitabı okudu, 19 günde, Puan vermedi

Eğlenceli bir kalemi var Hüseyin Rahminin. Osmanlının o son dönemindeki çarpıklıkları, hayatı, züppeleri, şıpsevdileri, batı özentili insanları hicvederken eğlenceli bir dil ve üslup kullanıyor. Yalnız dili bana oldukça ağır geldi. Serveti Fününculardan ayrı takılıyor diye dili daha sadedir sanmıştım. Ama bilmediğim biton kelime ve kalıplara maruz kaldım. Ama onları şöyle bir okuyup geçtim, akışı bozmadım, kelimeleri anlamaya çalışmadım. Herşeyi anlamaya çalışırsam takılır kalırım, kitabı bitiremem diye korktum. Benden tavsiye kitabın özüne bakarak, kelimelere takılmadan keyif almaya bakın.

Kitaptan 4 Alıntı

Tuncay YILDIRIM 
 28 Tem 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Gönül
Gönül sevilene bırakılmış bir emanettir.
Onu zorla almaya kalkışmak kuşkusuz ihanettir.

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 256)Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 256)
ihtiyar 
02 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

(…) "Şarlatanlık" da bir tür bilgidir. Bu bilgi, öğrenimden çok yetenekle genişler, bu mesleğin az çok bazı bilimlere bağlı olanlarıyla kızıl cahil bulunanlara kadar dereceleri vardır. Evet, şarlatanın da çoğu azı olur. Şarlatanın en belirgin işareti hiçbir gerçeğe karşı kayıtsız kalmak istemeyerek seksen dereden su getirmeye uğraşmak; dille, kalemle her konuya atılmak; bilmediği şeylerden bilir gibi bahsetmek; cahilliğini örtmekte büyük başarı göstermek; bazı bölümlerini ömründe bir defa okuduğu hafazanallah yahut hiç okumadığı ilimlerde, bilgilerde ihtisas iddia etmek; iki kere iki dört eder kesinliğiyle haksızlığı ispat edildiği halde asla kanaat getiremeyerek “karşımdakine anlatamadım ki” sözünden ayrılmamak; kısacası Nuh deyip de durmak; kaleminden çıkan boş şeylerin gizli hakikatler olduğuna herkesi inandırmak yolunda sıkılmayı bir kenara bırakıp her tür ikna yolunu mübah saymak; tartıştığı kişinin sözlerini ne kadar açık, düzgün, somut hakikat olsa yine anlamaz görünerek meseleyi safsatalara, karışıklığa boğmak; nihayet karşısındakini usandırarak, nefret ettirerek, iğrendirerek bir zafer kazanmış bir tavırla: “Gördünüz mü şiddetli bir ispatla karşımdakinin ağzına ot tıkadım? Tartışmaya dayanamadı. İşte kaçtı…” demek…

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi GürpınarŞıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar
Şevket Erciyas 
22 Oca 16:32, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

İnsanlar zenginliğin ve yüksek mevkilerin anahtarlarını elde edinceye kadar merhametli,şevkatli,yurtsever olurlar. Ondan sonra kendileri için sefalet tedavisi imkansız bir insanlık hastalığı,merhamet ve acıma gibi şeyler sürüp giden birer sinir hastalığı haline düşer.Avrupa'da,şurada burada insanlıktaki yoksulluğu gidermek maksadıyla verilen balolar,temsiller,varlıklıların,işsiz güçsüz zengin kadınların can sıkıntısına karşı icat ettikleri bir çeşit eğlencedir,insanseverlik değil.

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 440 - Özgür)Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 440 - Özgür)
Tuncay YILDIRIM 
 28 Tem 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Şam'ın şekeri
-- Ne Şam'ın şekeri, ne arabın yüzü...
Ne o altınları isterim ne de o kızı...

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 173)Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 173)