Şişmanlayamayan Sumocu

7,8/10  (4 Oy) · 
6 okunma  · 
0 beğeni  · 
367 gösterim
Kahramanı Cun gibi incecik, esin kaynağı ve temel konusu Zen gibi özlü bir roman.



"Bulutların arkasında her zaman bir gök vardır."



On beşindeki vahşi, asi Cun, Tokyo'nun caddelerinde sürtüyor, plastikten ıvır zıvır satıyor. Ailesinden uzakta; zaten onların sözünü etmeyi bile reddediyor.



Bir gün, Japonların "milli spor"u sumo güreşinin namlı hocalarından Şomintsu ona "Sende bir şişman görüyorum!" diyecek ve Cun'un hayatı tamamen değişecek.



Yalnız bir sorun var: Cuno, ne kadar uğraşırsa uğraşsın, şişmanlayamıyor!



Sonrası, Cun'un sumo ve Zen Budizm aracılığıyla gücünü, aklını, kendini, "melek" annesiyle bir "isim"den ibaret olan babasını ve aşkı keşfetmesinin öyküsü.



Kahramanı Cun gibi incecik, esin kaynağı ve temel konusu Zen gibi özlü bir roman.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    64
  • ISBN:
    9786050905618
  • Çeviri:
    Bahadırhan Bozkurt
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Beyza 
 04 Şub 19:09, Kitabı okudu, 5/10 puan

60 sayfalık minicik, "Martı Jonathan Livingston" tadında bir kitaptı.
"Sende bir şişman görüyorum" diyen hocanın çabalarına rağmen bir türlü şişmanlayamayan öğrencisinin gülümseten hikayesi.

Kitaptan 5 Alıntı

(Not: Cun okuma yazma bilmeyen annesinin mektuplarını açıyor tek tek bu satırlarda..)
İlkinde beyaz bir kağıt vardı. Evirdim, çevirdim, yakından baktım, uzaktan baktım, gün ışığına tutunca kağıdın yapısını değiştiren ve rengini gölgeleyen yuvarlak lekeyi fark ettim. Bu bir gözyaşıydı: Annem, ben gidince ağlamıştı.
İkincide kağıt yoktu, zarfın dibinde, yumuşacık, soluk sarı renkte bir yün parçası vardı, bir tutam tiftik, çocukluğumda ördüğü kazaklarda kullandıklarından. Şu demekti: Seni sımsıkı kucaklıyorum.
Üçüncüde hiçbir şey yoktu. Gözümden kaçan bir ayrıntı yakalamak için zarfı sallayıp durdum. En sonunda zarfı yırtarken, kapağın iç tarafındaki ruj izini buldum. Şöyle fısıldıyordu: "Seni öpüyorum."
Dördüncü gayet açık ve netti. Zarfın içindeki köşeleri yuvarlak, üçgen şeklinde gri renkli bir çakıl taşı vardı, taşıma ücreti arttığından daha fazla pul yapıştırması gerekmişti. Annem bana şöyle diyordu: "Çok üzgünüm."
Beşincisi daha fazla soruna neden oldu: İçinde bir tüy vardı. "Yaz bana" anlamına geldiğini sanmıştım, sonra bunun bir güvercin tüyü olduğunu fark ettim, rengindeki geçişlerden belliydi, tam ortası fildişi tonunda, yanlara doğru kül renginde, uç tarafı gökkuşağı renkleriyle bezeli. İşte o anda mesaj iki yeni anlam kazanıyordu, ya "Neredesin?" ya da "Geri dön", zira gezgin güvercin daima yuvasına geri dönerdi. Dolayısıyla bu durum bir imdat çağrısı mı gizliyordu?
Altıncısı önce yüreğime su serpti: Zarfın içinde kilit yeri kırılmış eski bir köpek tasması vardı. Annem beni rahatlatmaya çalışıyordu: "Özgürsün." Bu son mesaj olduğu için kaygılanmıştım, şu anlama da gelebilirdi: "Gittin ve benim umurumda değil.

Şişmanlayamayan Sumocu, Eric Emmanuel SchmittŞişmanlayamayan Sumocu, Eric Emmanuel Schmitt
Beyza 
04 Şub 19:12, Kitabı okudu, İnceledi, 5/10 puan

Eğer bana babanın resmini çiz deselerdi, banyodaki tıraş makinesini, posta kutusundaki ismini, üç çift ayakkabısının durduğu dolabı ve soluk renkli iki takım elbisesini çizerdim.

Şişmanlayamayan Sumocu, Eric Emmanuel Schmitt (Sayfa 44)Şişmanlayamayan Sumocu, Eric Emmanuel Schmitt (Sayfa 44)