Sodom Ve Gomorra Kayıp Zamanın İzinde - Dördüncü Kitap

9,6/10  (8 Oy) · 
28 okunma  · 
7 beğeni  · 
1.068 gösterim
"Andree'nin, o kendine has, zarif hareketlerinden biriyle, sokularak, başını Albertine'in omzuna dayayışını, gözleri yarı kapalı, boynunu öpüşünü görüyordum; ya da ikisinin arasında geçen bir bakışı yakalıyordum; ikisini tek başlarına denize girerken görmüş olan biri, ağzından bir laf kaçırıyordu; bu tür ufak tefek ayrıntılar, normal olarak bizi çevreleyen havada sürekli olarak uçuşur, insanların çoğu bunları gün boyu soluduğu halde, ne sağlıkları bozulur ne de keyifleri kaçar, ama hastalığa eğilimli bir insan için, yeni acılar yaratabilecek tehlikelerdir her biri."
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    523
  • ISBN:
    9789753637480
  • Orijinal Adı:
    A la Recherche du Temps Perdu - Sodome et Gomorrhe
  • Çeviri:
    Ahmet Güntan, Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Serinin dördüncü kitabı. Öncelikle kitabın adının neden Sodom ve Gomorra olduğunu açıklamak istiyorum.
Sodom ve Gomorra, Eski Ahit’te adı geçen günahkar iki kenttir. Yaşadıkları ters ilişkiler sebebiyle Tanrı tarafından üzerlerine ateş yağdırılarak yok edildiği yazmaktadır. Peki yazarımız kitaba neden bu ismi seçmiştir? Proust bu kitabında eşcinsel ilişkileri ele alıyor. Kimsenin yapmaya cesaret edemediği şeyi yaparak, eşcinsellerin de duyguları olabileceğini cesurca gösteriyor. Proust'un cümlelerini okurken, aktarılan duyguların eşcinsel iki kişi arasında yaşandığını görmek insanda garip duygulara yol açıyor. Zihnini açabilen bir kişi için bu cümleler oldukça doyurucu derecede romantizm içeriyor.
Proust bu kitabında anlatıcının kendisi olduğunu itiraf ediyor ve okuyucuyla iletişime geçişi de ilk defa bu kitabında ortaya çıkıyor. Peki Proust'un serideki anlatıcının kendisi olduğunu itiraf etmesi, serinin otobiyografik bir metin olduğunun kanıtı mıdır?
Bütün okuma boyunca, yazarın geçmişi olduğu gibi aktardığını düşündüm fakat seri ilerledikçe düşüncelerim değişti. Zihnin yarattığı şizofrenik geçmişin varlığından şüphelenmeye başladım. Yukarıda da belirttiğim gibi, çoğu yerde serinin yazarın otobiyografisi olduğu yazıyor ama bana göre yazar geçmişini tamamiyle yeniden yaratıyor. Olaylar, kişiler, mekanlar… Her şey değişime uğramış bir şekilde yeniden oluşturuluyor. Bütün bunları okurken garip bir şekilde yazılan her şeyin gerçekten yaşandığı hissine kapılıyor insan. Yazarın yapmak istediği amaç da bu zaten; oluşturulan geçmişin, gerçek geçmişin yerini alması. Bu da Proust'un neden bu kadar tartışılan fakat büyüklüğünden şüphe duyulmayan bir yazar olduğunun göstergesi. Proust'un başardığı şey şimdiye kadar kimsenin yapmak isteyip de yapamadığı şey; geçmişi yeniden yaratmak. Elbette anlatılanların gerçek geçmişle bağlantıları ve yaşanmış gerçek olaylardan esinlenildiği noktalar mevcuttur ama asıl durum bana göre tamamiyle yukarıda özetlediğim durum.
Seriyi anlıyorum artık, okurken beni ele geçiren sorulara yanıtlar bulabiliyorum. Bu seri çok farklı; heyecanlı bir roman değil, sürükleyiciliği çok zayıf ama tarif edilemeyecek şekilde insanı saran bir atmosfere sahip.
Bu kadar fazla karakter yaratmak ve bu karakterlerin ruhsal analizlerini bu derece yüksek mertebeden yapmak, normal bir beynin yapabileceği bir iş değil. Kitabı okurken hayatı da öğreniyor insan. Gündelik konuşmalarımızın sıkıcılığı ve yapmacıklığı, Paris sosyetesi aracılığıyla aktarılıyor. Yazar kendisini, diğer insanlardan farklı görüyor ama bunu belli etmek için herhangi bir çaba sarf etmiyor. İnsanların konuşmalarına fazla dahil olmuyor. Anlatıcının asıl işi, çevresindeki her şeyin en ince ayrıntısına kadar analizini yapmak ve bunu da çok iyi beceriyor.
Proust’a bazı yazarlar snop gözüyle bakmaktadır. Bunu desteklemek için de Proust'un yaşadığı çevreyi bu denli özümsemiş olmasını gösterirler. Bana göre Proust seride yüksek sosyete yaşantısını alaylı bir şekilde ve burjuvaziye ait kişilerin, kendilerini yüksek görme çabalarının komikliğini nükteli cümlelerle ele alıyor. Bazı zamanlarda da burjuva yaşantısını olduğu gibi, içerisinde herhangi bir ima bulundurmayan cümlelerle aktarıyor ama hiçbir zaman seride yazarın snop olduğuna yönelik burjuvazi yanlısı cümlelerle karşılaşmıyoruz.
Bu kitabında Proust iyi bir gözlemci olmadığını belirtiyor. Bu da şu demek oluyor; yazarımız geçmişte yaşadıklarını yeniden üretiyor. Bu itiraf oldukça önemli bir noktayı aydınlatıyor. Burada insanın kafası karışabilir. Daha önce Proust'un iyi bir gözlemci olduğunu belirtmiştim ama kendisi bunun doğru olmadığını söylüyor. Peki gerçek hangisi? Yeniden oluşturulan geçmişte yapılan gözlemlerden bahsedebiliriz. Eskiden gözlemlenen ve akılda kalan geçmişten bahsedemeyiz. Yani; yazarımız oluşturduğu geçmişi o kadar iyi canlandırıyor ki zihninde, gerçek geçmişte yaptığı gözlemlere ihtiyaç duymuyor. Biraz karışık oldu ama umarım anlatabilmişimdir.
Proust'un uyku hakkındaki cümlelerini okumak, şu ana kadar yaşadığım edebi hazların en üst seviyesine hizmet etmekte. Zaten seri, uykuyla uyanıklık arasındaki o garip anın tasviriyle başlıyor. Bu kitapta da uykunun mistik havasını yaşatan cümleler oldukça fazla.
Biraz uzun oldu ama bir şeyler netleştikçe söyleyeceklerim çoğalıyor. Sodom ve Gomorra seriyi anlamak adına bana oldukça fazla ipucu verdi. Herkese iyi okumalar diliyorum. Ben her zamanki gibi serinin diğer kitabını okumaya başlamak istiyorum.

arden 
27 Kas 2014, Kitabı okudu, 10/10 puan

Proust ilk kitapta Swann'la o kadar yakınlaştırıyor ki insanı Sodom ve Gomorra'da baş karakterimizin yaşadıklarını sürekli Swann'ın yaşadıklarıyla karşılaştırıp durdum.İkisi de sosyete tarafından sevilen kişiler,tutkuları doğrultusunda sürekli kafalarını kurcalayan sorularla kendilerine ızdırap çektiriyorlar(Swann bu konuda haklı olduğunu görüyoruz zaten) ve en çok benzerlikleriyse ikisi de arzuladığı kadınların kendilerini en baştan onlara verebileceklerini ima ederken uzun süre boyunca bu arzularını karşılarındaki kadınlara söylememiş olmaları.

Olayların gelişme hızlarından mıdır(?), yoksa seriyi tam anlamıyla hissettiğimden midir(?) bilinmez.Serinin en rahat okuması oldu.

Kitaptan 17 Alıntı

Norveçli filozofun dediğine göre, M. Bergson, onları hatırlama yeteneğine sahip olmasak da, hatıralarımızın hepsine sahip olduğumuzu söylemiş. Hatırlama yeteneğine sahip olmasak da. Peki ama, hatırlanmayan bir hatıra nedir ki? Ya da daha ileriye gidelim. Son otuz yılımı­za ait anıları hatırlamıyoruz, ama onlarla sarmalanmış durumdayız; öyleyse niye otuz yılla sınırlıyoruz kendimizi, bu önceki hayatı, niye doğumdan öncesine kadar uzatmıyoruz? Arkamda kalmış hatıraların koskoca bir bölümünü bilmedikten, onlar benim için görünmez olduktan, onları kendime çağırma yetene­ğinden yoksun olduktan sonra, benim bilemediğim bu kütle içinde, bir insan olarak hayatımın çok öncesinde yer alan hatı­raların da bulunmadığını kim iddia edebilir? içimde ve etrafımda, hatırlayamadığım bunca hatıra varsa, bu unutuş (herhangi bir şeyi görme yetisinden yoksun olduğuma göre, hiç de­ğilse fiilî unutuş), bir başka insanın bedeninde, hattâ bir başka gezegende yaşadığım bir hayatı da kapsayabilir. Aynı unutuş, her şeyi siler. Öyleyse, Norveçli filozofun gerçek olduğunu iddia ettiği ruhun ölümsüzlüğü nedir? Öldükten sonra olacağım varlığın, doğduğumdan beri olduğum kişiyi hatırlaması için bir sebep yoktur, değil mi ki bu kişi de, kendisinden önce benim kim olduğumu hatırlamamaktadır?­

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 380 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 380 - YKY)

... kalabalıkları olduğu gibi toplumları da taklit içgüdüsü ve cesaret eksikliği yönetir. Başkalarının alay ettiği birine on yıl sonra, takdir gördüğü bir kulüpte saygı gösterecek de olsalar, herkes güler. Halk da kralları aynı şekilde kovar veya alkışlar.

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 330 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 330 - YKY)

Sözü en çok dinlenen hekim hastalıktır; iyiliğe, bilgiye söz veririz sadece; acıya ise boyun eğeriz.

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 145 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 145 - YKY)

En fazla sayıda askeri ölüme gönderen generaller, askerlerinin iyi beslenmesine önem verirler.

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 326 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 326 - YKY)

Doğru basamağa adım atmak, tehlikeli bir atlayışı gerçekleştirmek kadar büyük bir başarıdır.

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 281 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 281 - YKY)

Her yerin görüntüsü bize çok değişmiş gibi geliyordu, çünkü yerlerle ilgili kafamızda oluşturduğumuz görüntülerde, uzay kavramı en büyük rolü oynamaz katiyen. Zamanın, uzaya göre yerleri birbirinden daha fazla ayırdığını söylemiştik. Bu etkiyi yaratan tek unsur, zaman değildir. Daima tek başlarına gördü­ğümüz kimi yerler, hayatımızın farklı bir döneminde, askerde, çocuklukta tanıştığımız ve hiçbir şeyle bağdaştırmadığımız insanlar gibi, bize diğer yerlerle ortak bir ölçütleri yokmuş, neredeyse dünyanın dışındaymış gibi gelirler.

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 398 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 398 - YKY)

Aradan zaman geçtikten sonra, bir kadın için yaptığımız şeylerin hepsini hatırladığımızda, çoğu kez şunu farkederiz ki, sevdiğimizi gösterme, kendimizi sevdirme, lütuflar elde etme arzusundan kaynaklanan hareketlerimiz, sevdiğimiz kişiye yaptığımız haksızlıkları, sanki onu sevmiyormuşuz gibi, sırf ahlaki bir görev duygusuyla, insanca bir ihtiyaçla telafi etme isteğinden kaynaklanan hareketlerimizden pek de fazla yer tutmaz.

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 230 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 230 - YKY)

... nasıl ki bir bilmece üzerine kafa yorduktan sonra, cevabı öğrenince bizim için anlaşılmaz olan her şey açıklığa kavuşursa, insanlar için de bu cevap, adlarıdır.

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 289 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 289 - YKY)

Ölenlerin üzerimizdeki etkisi yaşayanlarınkinden de fazladır, çünkü hakiki gerçeklik sadece zihin tarafından ortaya çıkarılabildiği, manevi bir işlemin nesnesi olduğu için, ancak düşünce yoluyla yeniden yaratmak zorunda olduğumuz, gündelik hayatın bizden gizlediği şeyleri gerçek anlamda bilebiliriz.

Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 171 - YKY)Sodom Ve Gomorra, Marcel Proust (Sayfa 171 - YKY)
2 /