Sokaktaki Adam

8,3/10  (4 Oy) · 
16 okunma  · 
4 beğeni  · 
793 gösterim
Ne istemediğini bilen ama ne istediğini bir türlü kestiremeyen, yalnız bir adam, Hasan. Saf, duygusal, ürkek, kimliğini Hasan'la bütünleyerek var olan, Yakup, Hasan'ı anlayan, seven, onun sığınağı olan bir fahişe, Meryem... Aşkını unutmak, için sıkıntısını denizlere akıtmak isteyen Hasan, güzel sanatlar eğitimini yarıda bırakarak gemilerde çalışmaya başlamıştır. Arkadaşı ve sırdaşı kamarot Yakup'la birlikte kaçak kürk işine bulaşırlar...

"Zula"da kürklerle İstanbul'a demirleyip sahile çıktıklarında onları bekleyen, umduklarının aksine bol para değil, macera dolu günlerdir... Nefes kesen bir film tadında, jilet gibi keskin ve gerçek bir roman...
(Arka Kapak'tan)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789754584332
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Eski zamanlar şimdikilerden iyiydi diyenlere inanmayınız. Gelecek zamanlar, şimdikilerden iyi olacak diyenlere de inanmayınız. Onlar kendilerini avutmak için konuşurlar. Geçmiş gelecek derken kafalarında billurlaşmıl hiçbir fikir yoktur. Birincileri birbirilerinin tansiyonları ile ilgilenir ve ahmakça şeyler anlatırlar; ikincileri ise, birbirilerine sadece kızar ve kıskanırlar.

Kitaptan 14 Alıntı

Kemal Basmacı 
08 Eyl 21:54, Kitabı okudu, Puan vermedi

Sizin hiç herşeyinizi bir belkiye bağladığınız olmamış mıdır?

Sokaktaki Adam, Attila İlhan (Sayfa 178)Sokaktaki Adam, Attila İlhan (Sayfa 178)

Oysa, ben hiç de kötü bir adam sayılmam. Yalnızım belki. Belki şaşkınım. Belki ne yapacağımı bilmiyorum. Fakat kötü biri değilim. Sadece, yaşamak zorlaşıyor ve birçokları gibi, “bir dümenini” bulamıyorum.

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
ibrahim 
27 Tem 09:42, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Diyeceksin ki Allahın denizi, isteyek tükürür isteyen tutar ortasına işer. İşesin birader, işesin. Ama düşün, deniz bu, onun üstündeyiz, sabah akşam, yaz kış, daima onun içindeyiz; istese, yani kafası kızsa diyorum, bizi batırması oyuncak onun için; hani canın çekerse, velinimetimiz de! Hah, sonra da kalk, suratına tükür. Yok, ben yapamam. Yaptılar mı içerlerim. Hepsi bilirler. Selim de bilir. Ya mahsus yapıyor, puşt, ya da unuttu.
“-Bak, dedim, Selim! Denize tükürme.
Gözleri camdanmış gibi suratıma baktı:
-Neden?
-Nedeni var mı ulan? Tükürme işte!…

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan

Her inanç, bir miktar hayali gerektiriyor; oysa ben artık, sadece daha az ıstırap çekmek için hayal kuruyorum, inanmak için değil. İrili ufaklı bir sürü inancın gerisinde, ezeli ve şahane sersemlikleri sezdikten sonra, neden kendi sersemliğimi seçmeyeyim? Hemen herkes umumi ve şanlı isimler altında, kendi sersemliklerine inanmıyor mu?

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan

-Benim bütün çivilerim sökülmüş. Nefes almak gibi kötü alışkanlıklar, yaşamakta devam etmeme sebep oluyor.
-Neymiş bu dert böyle? Sizi mahveden?
-Yaşamak için yaşamak sersemliği! İnsani olan ve olmayan, bütün amaçların dışında kalmış olmak.

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan

Susuyoruz sessizliğin ortasında, saatin tıkırtısı meydana çıkıyor. Onunki de budalalık. Hepsi birbirine benzedikten sonra, zamanı sonsuz parçalara bölmek niye?

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
ibrahim 
27 Tem 09:34, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Onunla ilgilenmek, onunla kaynaşmak, onu kendine ait bir şeymiş gibi hissetmek gerekir. Elinmiş, kolunmuş gibi. Oysa İstanbul, umurumdan hariç. Güzel olduğu gerçek, ama neye yarar? Onda ve bizde bu sıkıntı sürerken?

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan

Hatırlamak iyi bir his. Bir sarhoşun daima hatırlayacak şeyleri bulunur ve bütün hatırladıkları, onu eksiksiz mutlu kılar. Mutsuz olunca adam, artık yaşadığına emindir. Emin olmak iddialı bir söz. Ben neden ve neyimden eminim sanki? Bir hayvan gibi tıkınıyor, tepiniyor ve uluyorum...

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan

-Canım müthiş sıkılıyor, Hasan, der; galiba bu günün birinde, kalkıp kolonilere gideceğim. Onun da canı sıkılıyor yani. Geçen defa beni oteline götürdü. Beraber yattık. Ve sonra ağladı. Bu da, budalaca bir şeydi. Onunla yatmam da, budalaca bir şeydi. Epey zaman var ki, budalaca olmayan bir şey yaptığımı hatırlamıyorum. Rose Marie de bu fikirde:
-Sen, diyor, daima kendini düşünüyorsun; hayır kendini değil. Ne bileyim, belki delinin birisin.
Kendimi düşünmediğim muhakkak. Kendini düşünen insanlar, bir şilepte kamarotluk etmezler. Ellerinde olan ve olmayan her şeylerini başkalarına terkedip, parasız pulsuz kamarotluk etmezler. Para, bu meselenin anahtarı olamaz. Bunu çoktan anladım. Ölüm de! İnsanları seviyorum yalanını terkedeli hayli oldu. İnsanlar sadece canımı sıkıyor…

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
2 /