8,3/10  (59 Oy) · 
243 okunma  · 
48 beğeni  · 
2.107 gösterim
"Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum.
Ada 'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."

"Haritada Bir Nokta" adlı öyküden
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    144
  • ISBN:
    9786053607199
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
 29 Kas 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Eser on dokuz küçük öyküden oluşuyor ve içinde doğa sevgisi ağırlıklı olarak işlenmiş. Deniz, adalar, Rumlar ise hemen hemen tüm öykülerin içinde yer almış...

Yazar bir çok öyküsün de günlük kullanılan kelimeler ile yazmış. Yerel yönetimlerin doğanın katledilişine seyirci kaldığınından duyduğu rahatsızlığı da dile getirmiş. Denize ve doğaya olan sevgisini bu küçücük öykülerle dile getirse de; asıl konunun bir gün doğanın yok olacağı endişesini ve buna sebep olanlardan duyduğu rahatsızlığını gözler önüne sermiş...

Tüm öyküler güzel olsa da ben en çok kitabın adını taşıyan, "Son Kuşlar" adlı öyküyü beğendim...

Kısa öyküleri seven kitap dostlarına okumalarını tavsiye ederim. Yazarın dile sade, öykülerinde belki bir kurgu, olay örgüsü yok ama doğa sevgisinin bu küçücük öykülerde can bulması, okuduğunuza değecektir...

Onur Erol 
 20 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Şimdiye kadar okuduğum en iyi Sait Faik hikayeleri bu kitaptaydı. İnce ince hayatı ve insanları öyle güzel anlatmış ki, duygulanmamak elde değil. Hele birde kitaptaki "Gün Ola Harman Ola" hikayesi var ki, içinize taş gibi oturuyor. Arada dokundurduğu hicivleri de oldukça komikti.

"Canım Mercan Ustam! Ellerinden hürmetle öperim. Biz de bir zanaat ehliyiz: Yazı yazıyoruz a. Ne Mercan Usta'ya, ne kilimleri dokuyan ellere, ne yazmaları boyayanlara, ne kalıpları dökenlere, ne çeşmibülbülleri, üfleyenlere saygı duyduk. Saygı duymadık da ne oldu? Dünyayı birbirine kattık işte... Sofralarımızı, kapılarımızı, gönlümüzü kapadık. Kapadık da ne ettik? Dünyayı birbirine kattık."

Mercan Usta ile mutlaka tanışın. Ve bence Sait Faik'in bütün kitapları okunmalı. Hepsi hayattan birer ders niteliğinde.... Mercan Ustam ve Sait Faik'im ellerinizden hürmetle öperim. Benden bu kadar. Sağlıcakla..

Mehmet Y. 
02 Eki 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sait Faik iyi hikayeci olabilir kabul ama sanırım ben onun tarzını pek sevemedim. Bu okuduğum kaçıncı Sait Faik kitabı, ama çokça tasvir ve az aksiyon var hikayelerinde.

Son Kuşlar, küçük hikayelerden müteşekkil bir kitap. Ağırlıklı olarak balıkçılar ve Rumlar var bu hikayelerde. Yine de kitapta Sait Faik denince akla gelen ilk şeylerden birisi olan o güzel cümleye rastlamak iyiydi; Yazmasam deli olacaktım.

Bir de daha 1940'larda yazılmış olan şu cümleler var ki, bugün içinde bulunduğumuz çevreye duyarsızlık ve uçup giden o yeşillikleri düşününce daha bir manidar; Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi.

Süheyla Merve 
18 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitabın birçok yerini altını çize çize okudum, onun o güzel ve büyük hayatını, belki pişmanlıklarını, denizin o kokusunu duya duya, yakomozun akisini izleye izleye okuyacaksınız.
Devir biter ama Son Kuş okunmaya devam eder.

xewna jiyan 
22 Tem 2015 · Kitabı okuyor · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitabı bir arkadaşım hediye etti Ve gerçekten çok beğendim. Şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında en sevdiğim kitap diyebilirim. Okumuyanların okumasını tavsiye ederim.

serdar şahin 
01 Mar 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · Puan vermedi

Bu Sait Faik'in ikinci okuduğum kitabı. İlki "Semaver"di. Semaver ile ilgili yorumlarımı okuduysanız, kitaptaki hikaye kısmının oldukça az ama ruh hali, tasvir gibi anlatımların çokluğundan biraz yakındığımı görmüşsünüzdür. Ama Sait Faik "Son Kuşlar" kitabı ile kafamdaki akan hikaye (Ömer Seyfettin tarzı) takıntımı tamamen ortadan kaldırdı. Sadece iki kitabını okumakla beraber şu yorumu yapmak istiyorum (haddime değil biliyorum): Bence 1936 yılında yayımlanan "Semaver" den sonra Sait Faik 1952 yılında yayımlanan "Son Kuşla" ile oldukça yol katetmiş ve okuması zevkli bir eser ortaya çıkarmış. Bu kitaptaki hikayelerin çoğunda aslında kendini, yaşadıklarını, hislerini anlattığını anlıyor ve onun ufacık şeylerden nasıl mutluluk çıkarmaya çalıştığını, hayatın göremediğimiz küçük ayrıntılarının ne kadar önemli olabileceğini görüyorsunuz. Hikayelerde yine olaylar zinciri yok ama gündelik hayatımızdaki yaşadıklarımızdan çok güzel hikayecikler ortaya çıkıyor kitapta. Sait Faik okuyanlar, sevenler ve onu etraflıca bilenler, Sait Faik konusunda beni/bizleri aydınlatabilirlerse sevinirim.

Kitap Dedektifi 
22 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kesinlikle tavsiye ediyorum...

M.Ali BARAN 
02 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Hikaye bir durum hikayesidir. Bir olay yoktur. toplumu derinden ilgilendiren bir konu irdelenmiştir. Doğanın tahribine değinilmiştir.
Yazar, adanın tasviriyle başladığı hikayeye, kuşları artık göremediğini dile getirerek devam eder. Daha sonra geri dönüş yaparak Konstantin adlı bir adam yüzünden kuşların yok olduğuna değindikten sonra çimlerin tahribine geçer. Sonuç olarak da kuşları ve yeşillikleri çocuklarımızın göremeyeceğini ve bundan büyük üzüntü duyduğunu dile getirmiştir.

Son kuşları okuyanlar etraflarına baktıklarında anlayacaktır. Sait faik bizi uyarmış.doğa ve kuşlar katlediliyor diye anlamamışız. günümüzde kuşların göç yollarına üçüncü hava alanı ve ormanlık alanlara çevre yolları yapmaya devam ediyoruz doğayı kendi ellerimizle bitiriyoruz kuşlar katledilmiş,doğa katledilmiş sonunda anlamışız.yasalar çıkarılmış dernekler kurulmuş kolluk kuvvetlerine yetki verilmiş.Doğa ve kuşlar korumaya alınmış ağır cezalar öngörülmüş. ama dinleyen gene yok başta da ülkeyi yönetenler....

fulden ufacık 
12 Oca 11:36 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dikkat spoiler içerir!
Sait Faik ile tanışma kitabımla karşınızdayım. Durum öyküsü denilince akla ilk gelen kişi Sait Faik’tir. Sizi alıp Burgaz Ada’ya götürür. Sait Faik, durum öyküsü yazdığı için okunması biraz zor olsa da Son Kuşlar’ı okuduğunuzda keşke daha önce okusaydım diyeceksiniz. Birbirinden güzel on dokuz öyküden oluşan bu eser, Sait Faik’e başlamak için önerdiğim kitaplardan biridir. Bu kitabı okuduktan sonra listenize diğer Sait Faik eserlerini ekleyeceğinize eminim.

İlk öykümüz Son Kuşlar. Ada'ya her sene güz ayları ve kış ayları arasında bir sürü kuş gelirdi. Fakat son iki yıldır kuşlarda gelmiyor. Ya da geliyor da o görmüyor. Kuşların oraya gelmemesinin nedeni Adadaki insanların kuşları öldürüp tüylerini yolmalarından kaynaklanır. Bir tanesi artık çocuklara bile bu işe seferber etmeye başladı. Konstantin Efendi, adlı biriydi bu. Yapacağı pilavları düşünerek kuşları lime lime eder, tanıdığı birisini görünce, "Bizim pilavlıklar geldi." deyip kuşları avlamaya çıkardı.
Artık kuşlar gelmiyor.
İkinci öykü Bulamayan. Ada'ya kendi icadını çocuklara anlatmak için gelen yaşlı adamın hikayesi. Çocuklardan başka kimse onu dinlemez, ona kimse inanmaz. O da her şeyden önemli olan icadını dinleyenlere icadını anlatmaya gelir durur bu adaya. Yıllar sonra onu Karaköy'de göre yazar, ona icadını sorduğunda tebessüm eder ve yoluna devam eder.
Üçüncü öykü Yaşayacak. Ada'da yaşayan insanların geçimin sağlaması için yapabilecekleri mesleklerden biri de Balıkçılıktır. Sait Faik'in de Ada'ya hayran olmasının nedenlerinden sadece birisidir balıkçılık. Bu öyküsünde de Balıkçılık'ın nasıl yapıldığı hangi zorluklarla teknelere gidildiğini anlatır.
Dördüncü öykü Kendi Kendine. Yassıada'nın ve Sivriada'nın manzarasını Sait Faik'in unutulmaz diliyle anlatmıştır. Kendinizi o manzaranın içinde bulacağınıza eminim.
Beşinci öykü Radyoaktiviteli, Röportajlı Hikaye. Türkiye'nin kaplıca bölgelerinden birine ziyarete giden yazar, gördükleri karşısında şaşkına döner. Güzel villalar zenginler için boşaltılmış, fakirlere ve ihtiyacı olan kişiler içinse kötü yerleri ayarlamışlardı. Yaptıkları işleri öve öve anlatan kaplıca sahibini dinleyen yazarımız gördükleri ev duydukları karşısında şaşkına döner. Para, insanları egemenliği altına almıştır.
Altıncı öykü Bir Kaya Parçası Gibi. Barba Vasili'nin teknesiyle Kınalı'ya doğru yola çıkarlar. Kınalı'da balık avlarlar ve Sait Faik bu manzara karşısında sanki karşısında Van Gogh tablosu varmış gibi o tabloya bakarken bulur.
Yedinci öykü Gün Ola Harman Ola.
Mercan Usta ile yapılan bir sohbet her şeye değer. Dünya bir yana Mercan Usta bir yana... Mercan Usta sanatındaki tekniğine imanı olan adamlar gibi sertçe bir adamdır. Sonra birdenbire yumuşar. Onu Mercan Usta yapan işte budur.
Sekizinci öykü Ağıt. Apostal Efendi'nın keçi derisinden yaptığı leş gibi kokan ağı onun her şeyiydi. Yazarımız bir gün onunla ıstakoz avlamaya çıkar. Istakozun bayat yemler yemesi ve leş kokulara gelmesi Sait Faik'i çok şaşırtır. Apostal Efendi'yi ölünce o ağından ayırdılar.
Dokuzuncu öykü Balıkçısını Bulan Olta. Haliç'te sisli bir günde yazarımız kendisine bir olta almaya karar verir.Fakat bu oltayla bir tane bile balık tutamaz. Haliç'te yürüyen sokakta yaşayan bir çocuk oltayı aldığında ise düzinelerce balık tutmaya başlamıştır.
Onuncu öykü Barba Antimos. Barba Antimos'un yaptığı duvarlar diğerlerine benzemez. Onunkiler Ada'ya bir farklılık katar. Seksen yaşına gelmiştir ve onun yaptığı duvarlar hala konuşulur. Fakat artık duvarlar gibi onun midesi de yaşlanmıştır.
On birinci öykü Haritada Bir Nokta. Küçükken haritaya her baktığında en çok sevdiği haritadaki adalardır. Her gün adalara gitmeyi hayal ederek yaşar durur. Büyüdüğünde ise artık Büyük Ada'ya gitmeye kara verir. Yazı yazmayacağını söylese bile Sait Faik yazmadan duramaz.
On ikinci öykü Sivriada Geceleri. Sait Faik; Kalafat ve onun çırağıyla birlikte Sivriada'ya gider. Orada bir gece geçirirler. Biz de Sait Faik sayesinde oralara doğru yolculuk yapıyoruz.
On üçüncü öykü Sivriada Sabahı. Sivriada'daki gecenin devamını okuyoruz bu öyküde. sait Faik'i anlamak herkesin harcı değil. Bir kuş öldüğünde bile Sait Faik için önemliyken diğerlerinin umrunda bile değildir. Bakmak ve görmek arasındaki fark.
On dördüncü öykü Türk Ülkesi. Bu öyküde Adadaki Rumlardan, Gazinolardan; şarkılardan bahseder.
On altıncı öykü Pay. Balıkçıların balık avından sonra yaptığı adaletsiz pay bölünmesini anlatır. Güçlünün fazla pay aldığı ve güçsüzün pay alamadığı sistem...
On yedinci öykü Korentli Bir Hikaye. Nahiyeye ilk geldiğinde fakir olan ve işini düzgün yapan fakat paranın yüzünü görünce köyü zengin inşaatçılara satan Nahiliye Müdürünü anlatır.
On sekizinci öykü Kırlangıç Yuvasındaki Kadın. Adadaki kahvehanede kırlangıç yuvasının içinde saçlarını tarayan bir kadının hikayesi anlatılır.
On dokuzuncu öykü Dondurmacının Çırağı. Sait Faik Adada pek fazla insanla konuşmaz. Fakat dondurmacının çırağıyla konuşmak onun şivesini duymak onun hoşuna gitmektedir. Çırak memleketine gidinceye kadar her gün dondurmacıya uğrayarak onunla sohbet etmiştir.

Bizimmahalleninkitapcisi 
04 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Sevgili Sait Faik’İn kalemiyle tanıştığım ilk günden bugüne sürekli dile getiriyorum “Sait Faik’in kaleminden öykülerin tadı bir başka.” diye. Okurla arasında ustaca bir bağ kuran, kendine bağlayan büyülü bir yanı var Sait Faik’İn. Elime aldığım her eserinde aynı duyguları yaşıyor adeta bulunduğum mekan ve zamana ait zincirleri kırıp, bunun ötesine geçiyorum. Zamanda yolculuk gibi bir şey aslında Sait Faik okumak. Buradasın ama aslında burada değilsin; Bedenin bugünde ,ruhun geçmiş dönemlere doğru doyumsuz bir yolculukta. Kâh İstanbul havası alıyor kâh Burgazada semalarında geziniyor gibi, öylesine değişik, öylesine samimi…


Ben de bıraktığı bu güzel etkiler, tüm eserlerini tamamlama yolunda keyifli birer yolculuğa vesile oluyor. Bu yüzdendir ki, hangi eseri olursa olsun gözü kapalı bir şekilde alıp, keyifle okuyor ve okumaya da devam ediyorum. Çünkü biliyorum ki, söz konusu eser onun kaleminden dökülmüş ise vardır bir güzelliği.

Eh, o kadar Sait Faik eserlerini yavaş yavaş tamamlamaya devam ederken, adı geçtiğinde akıllara ilk gelen, bir anlamda artık onunla özdeşleşmiş olan Son Kuşları kitapçıda görüp de almamak olmazdı. Nedendir bilinmez, belki de eserin yazarı ile bu denli özdeşleşmiş olmasından ötürü de olabilir, kitaba başlarken büyük beklentilerle başladım. Nitekim okuyup bitirdiğimde, beklentilerimi fazlasıyla karşıladığını görmüş olmak beni mutlu etti. Sait Faik Son Kuşlar isimli eserinde yine olağanüstü gözlem yeteneğini yazma yeteneği ile ustaca harmanlamış, samimi, doğal bir o kadar da açık sözlü üslubunu konuşturmuş diyebilirim. Her sayfasında alıntılara fazlaca doyacağınız bu güzel eser, on dokuz öykü ve “Sait’ten Hatıralar” isimli bir ekten oluşuyor. Öyküler, doğanın uğradığı zarardan , hayat ve geçim telaşına, unutulmaya ve değer görmemeye yüz tutmuş zanaatlardan, kayıplara ve o kayıpların yarattığı boşluklara kadar birçok konuyu barındırırken aynı zamanda, güzel Burgazada, İstanbul günlerine yaptığınız yolculuklar esnasında zaman zaman öykülerin içerisinde Sait Faik’in kendisine de rastlayabileceğiniz doyumsuz, tadı damağınızda kalacak bir eser.
Yine Sait Faik ile karşılıklı çaylarımızı yudumlarken harika bir sohbeti paylaşmış olma hissini yaşadığım, okurken elimden bırakamayıp saatler içerisinde bitirdiğim bu güzel esere mutlaka ama mutlaka bir şans vermenizi tavsiye ediyorum :)

2 /

Kitaptan 85 Alıntı

Nurhan Işkın 
29 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Küçücük hürriyetler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk hürriyeti istiyordum.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 56)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 56)
Nurhan Işkın 
29 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bir yaz gecesi, bir cumartesi akşamı, bir sayfiye yeri: Ilık mı ılık, yıldızlı mı yıldızlı, durgun mu durgun.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 89)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 89)
Nurhan Işkın 
29 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Camları buğulu bir kahvenin içinde elleri nasırlı, yüzleri güneş ve rüzgarla çizgili insanların arasında, bugünü de bir günah, daha doğrusu bir kötülük işlemeden bitirecektim.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 70)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 70)
Nurhan Işkın 
29 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Zavallı kelime! Senin ne kabahatin var? Kabahat sende değil, benim köyü şiirleri unutmayan hafızamda...

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 27)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 27)
Nurhan Işkın 
28 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da görmeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 7)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 7)
Nurhan Işkın 
29 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Küçük büyük insandan gayri bütün canlılar gibi sen de mi bilmiyorsun ölümü? Oh ne iyi! Bilme bilme. Bir gün öğrenirsen bile sakın korkma! Bilene ne zaman olsa gelecektir. Bak ben onu bekliyorum. Bu gençlik sana nasıl güzel güzel geldiyse ölüm de sana öylece, güzelce gelecektir.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 124)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 124)
İsmet Süreyya Aydındal 
26 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı.
Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve mavilikleri çok gördük, sizin için çok kötü olacak. Benden hikayesi.”

Son Kuşlar, Sait Faik AbasıyanıkSon Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık
Fatma Nur DOĞAN 
22 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kıskanç değilim fakat
Başkalarına bakma
Beni çıldırtacaksın

('Türk Ülkesi' adlı hikayesinden)

Son Kuşlar, Sait Faik AbasıyanıkSon Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık