Son Şeyler Ülkesinde

8,6/10  (10 Oy) · 
38 okunma  · 
9 beğeni  · 
895 gösterim
"Paul Auster"in yarattığı "Son Şeyler Ülkesi", geniş yığınların evsiz barksız yaşadıkları, hırsızlığın suç sayılmayacak kadar yaygınlaştığı, kendi canına kıymak ya da başkalarınca öldürmek yoluyla ölümün tek kurtuluş yolu durumuna geldiği kent. Anna Blume, bu adsız kente ağabeyini aramak için gelmiştir...
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2012
  • Sayfa Sayısı:
    211
  • ISBN:
    9789755103617
  • Çeviri:
    Armağan İlkin
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Dila. 
28 Nis 17:02, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bazı kitaplar o kadar iyidir ki bitmesin istersin ama anlatılan da o kadar zor, ağır ve acıdır ki hikaye bir an önce bitsin, mümkünse mutlu bitsin istersin....
İşte bu Auster kitabını bu hislerle, düşüncelerle okudum. Gerçekten inanılmaz etkileyiciydi. Çoğu yerde soluksuz okudum, sayfaları nasıl geçtiğimi bilemedim.

Kendinizi karakterin yerine koyamıyorsunuz bu romanda; çünkü o kadar acı olaylar yaşanmadı bizim neslimizin yaşamında, karakterle empatiden belki bu sebepten yoksunuz.
Ama yaşadığınız yere ucundan kıyısından benzetebilirsiniz hikayede geçen "kent"i. Belki de şimdilerde toplumsal yaşamda gördüğümüz, düzeni bozan ufak tefek aksaklıklar böyle bir "kente dönüşüm" ün minik adımlarıdır. Bu da benim felaket yaklaşımım.

Özetle; okuduğum ve bayıldığım 2. Auster kitabıydı, külliyatını okumak konusunda cesaretimi oldukça arttırdı diyebilirim.

Socrates 
06 Eyl 2015, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 6/10 puan

Ben de biraz hayal kırıklığı yarattı, Paul Auster'ın kitabı olması dolayısıyla biraz daha güçlü, tutarlı ve açıkları olmayan bir hikaye beklerdim ama benim beklentimi karşılayamadı. Yine de farklı bir hikaye oluşu ve yazarını sevmemden dolayı okunmasını tavsiye ederim.

Kitaptan 8 Alıntı

Ayrıntıları sorma bana. Anlattıklarım yeter. Yeter de artar bile. Senin ne düşündüğünü bilmiyorum, ama gerçek sorun acımasızlık değil asla. Burada en kolay parçalanan şey insanın yüreğidir.

Son Şeyler Ülkesinde, Paul AusterSon Şeyler Ülkesinde, Paul Auster
Bengü 
30 Haz 00:34, Kitabı okudu, Puan vermedi

Şehirde yaşayınca hiçbir şeye garanti gözüyle bakamayacağını öğreniyorsun. Bir an gözünü yumsan, başka bir şeye bakmak için arkanı dönecek olsan, bir an önce karşında duran şey ansızın kayboluveriyor. Hiçbir şey kalıcı değil; kafandaki düşünceler bile. Kaybolanı aramaya kalkışarak boşuna zaman harcamamak gerek. Bir şey bir kere kayboldu mu, gitti gider.

Son Şeyler Ülkesinde, Paul AusterSon Şeyler Ülkesinde, Paul Auster

"herhangi bir sorunun yanıtını biliyorum, diye düşündüğün anda, artık sorunun bir anlamı kalmadığını fark edersin."

Son Şeyler Ülkesinde, Paul Auster (Sayfa 100)Son Şeyler Ülkesinde, Paul Auster (Sayfa 100)

Çevrede görülen her şey insanı yaralayabiliyor, insanı küçültebiliyor. Bir şeyi görmekle, yalnızca görmekle, bir parçanı kaybediyorsun sanki. Çoğu kez, bakmanın tehlikeli olabileceğini seziyor, gözlerini kaçırmak, hatta sımsıkı yummak eğilimini gösteriyorsun.

O yüzden de şaşkınlığa kapılmak, baktığın şeyi gerçekten görüp görmediğini kestirememek ya da gördüğünü başka bir şeyle karıştırmak, ya da daha önce gördüğün -hatta düşlediğin- bir şeyi anımsadığını sanarak bocalamak çok kolay. Bu işin ne kadar karmaşık olduğunu anlayabilir misin? Herhangi bir şeye bakıp, "Ben şuna bakıyorum," demek yetmez.

Gözünün önünde duran şey bir kalem ya da bir parça ekmek kabuğuysa bu olabilir belki. Ama ölü bir çocuğa, başı ezilmiş ve kana bulanmış olan, sokakta çırılçıplak yatan küçük bir kıza baktığını fark edince ne yapacaksın? O zaman ne diyeceksin? Hiç kem küm etmeden, dümdüz bir sesle, "Ölü bir çocuğa bakıyorum," diyebilmek kolay değil. Beyin sözcükleri biçimlendirmemekte diretiyor. Yapamıyorsun nedense. Çünkü gözünün önündeki şey kolayca içinden sıyrılabileceğin, kendinden ayrı tutabileceğin bir şey değil. Yaralanmak dediğim zaman bunu anlatmak istemiştim.

Bakıp geçemiyorsun, çünkü gördüklerin -nedense- senin bir parçan, içinde gelişen öykünün bir bölümü oluyor. Hiçbir şeyden etkilenmeyecek kadar katılaşmak iyi olurdu herhalde. Ancak o zaman da insanlardan büsbütün kopar ve öyle bir yalnızlığa kapılırsın ki hayat katlanılmaz duruma gelir. bunu yapmayı başaranlar, kendilerini birer canavar haline sokacak gücü kendinde bulanlar da var. Ama sayılarının ne kadar az olduğunu bilsen şaşarsın. Ya da şöyle diyeyim: Hepimiz canavarlaştık, ama yüreğinde bir zamanlar yaşadığı hayatın bir kırıntısını taşımayanımız yok gibi.

Son Şeyler Ülkesinde, Paul AusterSon Şeyler Ülkesinde, Paul Auster
Dila. 
27 Nis 11:11, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

İnsan her sabah, bir önceki gün karşılaştıklarından daha kötüsüyle yüz yüze geleceğini bilerek güçbela kalkıyor yatağından, ama uyumadan önce var olan dünyadan söz ederek kendini kandırmayı, şu anda içinde bulunduğun günün yüreğinde taşıdığın öteki günlerin anısından daha az ya da çok gerçek olmadığına, yani asılsız bir hayal olduğuna inanmayı başarıyorsun.

Son Şeyler Ülkesinde, Paul Auster (Sayfa 18 - can yayınları)Son Şeyler Ülkesinde, Paul Auster (Sayfa 18 - can yayınları)
Dila. 
28 Nis 16:53, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Her şeyi kağıda dökmeye, çok geç olmadan bitirmeye çalışıyorum ama kendimi kandırdığımı ancak şimdi anlıyorum. Sözcüklerle yapılacak iş değil bu. Sözcükler buna olanak tanımıyor. Sonuna yaklaştıkça söylenecek şeyler çoğalıyor. Son denilen şey soyut bir kavram çünkü.

Son Şeyler Ülkesinde, Paul AusterSon Şeyler Ülkesinde, Paul Auster

Yokluk, insanı yeni çözümler bulmaya zorluyor ve insan daha önce aklından geçiremeyeceyi şeyleri düşünmeye başladığını fark ediyor

Son Şeyler Ülkesinde, Paul Auster (Sayfa 40 - Can yayınları)Son Şeyler Ülkesinde, Paul Auster (Sayfa 40 - Can yayınları)

Hiçbir şey kalmadığında ne olacak ve bizler onu da atlatıp sağ kalabilecek miyiz?

Son Şeyler Ülkesinde, Paul Auster (Sayfa 40 - Can yayınları)Son Şeyler Ülkesinde, Paul Auster (Sayfa 40 - Can yayınları)