Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi Aslında Her Şey Kontrolüm Altındaydı!

7,8/10  (6 Oy) · 
11 okunma  · 
5 beğeni  · 
613 gösterim
"Evet Kainatta benim kadar rezil aşk acıları yaşayan pek çok, hatalarından ders almayan pek az kadın vardı. Sürünüp sürünüp ölmüyor, inadına aşık oluyordum yani...

Bununla gururlanabilirdim, değil mi? İnsan, akıllanmayan bir hayvandı ve Bilun Yılmaz, hayvanın önde gideniydi!"

Bilun Yılmaz'ın herkesi kıskandıran, peri masallarından hallice, muhteşem bir hayatı vardı. Yakışıklı ve ünlü bir sevgilisi, genç yaşında edindiği parlak bir kariyeri, muhteşem dostları, birbirinden ünlü modacıların tasarımlarıyla dolu bir giyinme odası ve Nişantaşı'nda güzel bir evi... Ama hiçbir şey sandığı kadar uzun sürmeyecekti. Tam da en mutlu olduğu günde, hayatının en büyük kazıklarından birini yiyecek ve bu kazığın üstüne yiyeceği kazıkları; hayal bile edemeyecekti. Bakalım Bilun her şeyin üstesinden nasıl gelecektik "Türkiye Bridget Jones ile tanıştı, çok sevdi. Facebook ile tanıştı, çok sevdi. Twitter'ı tanıdı, çok sevdi. Kızlar oğlanlar blog yazmaya başladı, herkes çok sevdi. Sonra bloglar kitap oldu, kitap dediğimiz şey değişti. Bunların hepsi doğal süreç... Ancaaak, Samimi olmam tazınınım, diye kendini yırtan samimiyetsiz yazarcıkların ürünü, her satırında yazarın ve yayıncının 'çlink çlink' dolar-lira sayan gözbebeklerini görebildiğimiz 'sözde' kitaplar türedi. İtirazım yok gerçi. Bırakınız yazsınlar, bırakınız okusunlar. Ama iyi yazılmış, gerçek anlamda samimi bir kitap okumak istiyorsanız... Gülerken gözlerinizden yaşlar gelmesinde sıkıntı yoksa... Zekice kurgulardan hoşlanıyorsanız... 'Bu devrin' ve 'bu toprakların' hikayelerini tercih ediyorsanız, Arzum'un yeni kitabı Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi'ni öneririm. Gerçekten de 'Süper Zeki Bir Kadının' elinden çıkan, 'Über Bir Hikaye'!!! Salak mı? Asla :)"
-Hande Sarman-Habertürk
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    490
  • ISBN:
    9786051420974
  • Yayınevi:
    Artemis Yayınları
  • Kitabın Türü:
Bizimmahalleninkitapcisi 
04 Ara 17:01, Kitabı okudu, 6 günde, 6/10 puan

Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi, sevgili yazarımız Arzum Uzun'un bana yeni yıl hediyesiydi. Arı gibi çalışan ekibi kitabın elime ulaşma süreciyle özenle ilgilendi. Fakat gel gelelim aynı ilgi bizim postane'den gelmedi :) Paketi ellerinde epeyce bekletmişler. Benim postacıyı, postanenin de beni aylarca bekleyişi sonunda kitabıma, adıma gelen başka bir paketi almak için postaneye gittiğimde kavuşabildim. Böylelikle Ocak ayında elime ulaşması gereken kitap Mart ayında elime ulaşmış oldu. Bu süre zarfında benimle sabırla ve özenle ilgilenen Arzum Uzun ekibine , bu güzel ve bir o kadar da anlamlı hediyesi için sevgili Arzum Uzun'a tekrardan çok teşekkür ederim.

"Peki kitap eline Mart ayında ulaştığına göre neden bu ay okudun?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. İnsanın böyle bir hediye karşısında içinde bir merak kıpırtısı, bir heyecan kırıntısı oluyor ister istemez. Ancak Üniversite öğrencisi olduğum gerçeğini göz önüne alırsak ders, sınav stresi olmadan , sakin bir kafayla okumamın daha doğru olacağını düşünerek yaza kadar bekletmeyi tercih ettim. Sınavlar bitip, tatil başlayınca da arayı çok uzatmadan kitabı okumaya başladım. Okuduğum kitapları göz önüne alıp değerlendirecek olursam, başlarda kitabın diline alışmakta oldukça zorlandığımı itiraf etmeliyim. Yazarımızın kalemi ile yeni tanışıyor olmam ve okuduğum kitaplara göre farklı bir üslubu olması ister istemez bocalamamı sağladı. Ancak okudukça yavaş yavaş alışmaya ve kabullenmeye başladım. Kitap adeta bir yaz dizisi tadındaydı diyebilirim. Kişiler arası diyaloglar beni çok güldürdü ve okurken eğlendim diyebilirim. Ama zaman zaman da bu diyaloglardan biraz rahatsız olmadım diyemeyeceğim. Argo kelimelerin kullanımı bir yana özellikle dilinin biraz açık olması beni rahatsız etti. Tabii ki her okur bundan rahatsızlık duyacak diye bir kaide yok. Bu son derece göreceli bir durum. Kimi okur rahatsızlık duymazken kimi okur rahatsızlık duyabilir. Ne demişler zevkler ve renkler tartışılmaz :) Sevenine de saygımız sonsuz elbette.
Kitaba tekrar dönecek olursak, argo kelimelerin kullanımı ve dilinin açık olmasını yoğun olarak kişiler arası diyaloglarda görmek mümkün, kitabın genelini ele aldığımızda kişiler arası diyaloglara oranla daha az rahatsız edici olduğunu söyleyebilirim. Yine de her şeye rağmen en çok güldüren kısımların da kişiler arası diyaloglar olması da ayrı bir gerçek tabii. Tüm bunlar bir kenara kitabın kurgusuna da hakkını vermek gerektiğini düşünüyorum. İnce ince işlenmiş ve bana göre gayet başarılı bir kurgusu vardı. Kitabın başlarında bunu tahmin edebilmek olanaksızdı. Her ne kadar fikir yürütmeye çalışsam da olayların bu noktalara gelebileceği aklıma gelmezdi. Bu nedenle kitabın sonlarına doğru her bir sayfayı çevirişim, kitabın ne kadar ince ince işlendiğini fark etmemi sağladı.
Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam; Bilun Yılmaz'ın son derece parlak bir kariyeri, ünlü sevgilisi, Nişantaşı'nda güzel bir evi, marka tasarımlarla dolu bir giyinme odası ve sonsuz güvenebileceği muhteşem arkadaşları vardır. Fakat bu sahip olduğu şeyler çok kısa bir süre sonra elinden kayıp gidecektir. En mutlu gününden hayatının en büyük darbesini alan karakterimiz için bu durum yaşayacağı felaketler zincirinin yalnızca bir halkasını oluşturmakla beraber akla hayale sığmayacak felaketlerin baş rolünde yer almasına neden olacaktır. Peki Bilun tüm bu yaşadıklarının üstesinden nasıl gelecek ve yüzleşeceği gerçekler karşısında nasıl ayakta duracaktı? İşte tüm bu soruların cevabı kitabın sayfalarında saklı...

"Böyle durumlarda, insanın en yakınları dışında herkes, düşmesinden zevk alıyordu. Ya da şöyle diyelim; düşmesi, karşı tarafın içini rahatlatıyordu. Gizli bir rekabet sürüyordu herkes birbiriyle. Herkes, bir diğerinin hak etmediği yerde olduğuna inanıyordu. Günün sonunda kimin, kimin acısından haz alacağı belli olmuyordu. Geçmiş olsun deyip kafalarını sola çeviriyorlardı kıs kıs gülmek için, oh demek için. Farkında olmadan benim de kafam sola gitmişti mutlaka zamanın bir yerlerinde.Melek değildim ya, insandım ben de! "


Okurken olay içinde olayla karşı karşıya kalacağınız, gülmekten
kendinizi alamayacağınız bir kitap olmasının yanında cinsel dozu da olan bir kitap olduğu için belli bir yaşın altındaki okurların (+18) okumasını tavsiye etmiyorum. Fakat belli bir yaşın üstündeyseniz ve "Dilinin açık olması, argo kelimelerin kullanılmış olması beni rahatsız etmez."diyorsanız bu dizi tadındaki kitabı keyifle okuyacaksınızdır.
Son olarak dili açık kitaplardan hoşlanmayan için de şuraya bir parantez açacak olursam, okurken zaman zaman rahatsız olacakları için kitabı bırakmak isteyeceklerdir nitekim ben de bir ara bırakmak üzereydim ancak kurgusu ve trajikomik olayları kitabı bırakmama engel oldu.Tabii bunda kitapları pek yarım bırakma alışkanlığımın olmamasının etkisi de yadsınamaz. Bu nedenle okuyup okumama konusundaki tercihi onlara bırakıyorum..

Kitaptan 1 Alıntı

Aybo 
01 Nis 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Jiletler canını yakar,
Nehirler nemlidir,
Asitler lekeler,
Ve haplar kramp yapar,
Silahlar yasal değildir
Urganlar kıvrılır
Gaz kötü kokar
Sen en iyisi hayatta kal."

Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi, Arzum Uzun (Sayfa 46 - Dorothy PARKER)Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi, Arzum Uzun (Sayfa 46 - Dorothy PARKER)