Tavşanın Randevusu

7,5/10  (4 Oy) · 
12 okunma  · 
1 beğeni  · 
892 gösterim
"Yelekli, köstekli tavşan geç kalsa ne olur, randevusuna vaktinde yetişmiş olsa ne fark eder? Tabii halinde tavşan öndekiler kısa, arkadakiler uzun dört ayağı üzerinde yokuş yukarı tilkiden, tazıdan, avcının namlusundan kaçmalıydı. Tavşanın randevusu harika bir şey. Ama namuslu ve tutarlı kalmak isteyen Türklerin işine yaramayan bir şey. Onların hayatını kötü etkileyen bir şey."
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    144
  • ISBN:
    9789756841075
  • Yayınevi:
    Şule Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rıfat ÇELEBİ 
18 Oca 17:02, Kitabı okudu, 2 günde, 6/10 puan

Hep birşeylere geç kaldığına inandırılan, zenginleşirken yozlaşan, darbelerden yorgun bir ülke Türkiye...
Tilkilerden, tazılardan kaçmaya harcaması gereken enerjiyi randevusuna yetişmek için harcayan ön ayakları kısa arka ayakları uzun tavşan...
Okurun kendi kendine şu soruları sormasına sebep oluyor:
-Gerçekten bir randevumuz var mı?
-Varsa, bu randevu bizi yorma ve oyalama taktiği olabilir mi?
-Bu randevuya yetişmemiz gerekli mi? 
-Gerekliyse, biz bu randevuya geç kaldık mı?
Geç kalmışlığımızı bir nevi topluma sonradan eklenen unsurlara bağlayan yazar; inkilapları kediye giydirilmiş eldiven olarak görüyor. Bugün yaşanan problemleri bu değişime bağlıyor.
Küresel düzeyde oynanan pokerde nasıl blöfleri yediğimizi elimize iyi kart geldiğinde nasıl kuyruk salladığımızı gözler önüne seriyor. Siyaset ekonomi toplum kültür vs. konulara farklı bir bakış açısı sunuyor. Yazar görüşlerini çeşitli hikaye, söz, atasözü ve deyimlerle desteklemiş. Katılmadığım birçok nokta olsada katıldığım yerler de mevcuttu. İyi okumalar...

Rukiye Egl 
25 Ağu 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

"Yılan Soktuktan Sonra Büyü İşe Yaramaz" makalesi kesinlikle okunmalı. Mensubu oldukları siyasi fırkanın borusunu öttüren yazarları eleştirir nitelikte mükemmel bir yazı..

Sena 
04 Nis 2014, Kitabı okumayı düşünüyor, Puan vermedi

Bazı ihmal edilmişlikler vardır. biri de bu. Okumalı.

Kitaptan 13 Alıntı

İyimserliklerini dışa vuranlar nerelerinden ölümcül yara alabileceklerini düşmanlarına işaret etmiş olurlar.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 36)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 36)

Bir Çin atasözü "Gönülden kopan bir söz insanı üç kış ısıtmaya yeter." diyor.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 22)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 22)

Belki de insanları kabaca ikiye ayırmak mümkün: Bir kısmı sadece görünen dünyada keyif çatabiliyor.Diğer kısmı ise keyfini ancak anlatılan dünyada sürebiliyor.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 30)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 30)

-İşler nasıl gidiyor ahbap? dermiş kör kötürüme.Kötürüm de şöyle yanıtlarmış: -Nasıl olsun,gördüğün gibi işte...

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 15)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 15)

İnsanoğluna hayatın anlamı hakikate erdiği zaman değil,sadece derdiyle dertlenecek insanı bulunca ayan olur.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 43)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 43)

İngiliz atasözü şöyle : Ümit iyi bir kahvaltı ve fakat kötü bir akşam yemeğidir.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 38)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 38)

Hayat biz insanlar için yalnızca bir bilmece değil;aynı zamanda bir hediye bize hayat.Bilmecenin çetinliğinden ötürü yılgınlığa kapılma eğilimi taşıdığımızda hediyeye kavuşmanın ferahlığını hatırlarsak bir ışık çakıyor gönlümüzde.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 10)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 10)

Gözlemlerim o yönde ki Anadolu'da yaşayan insanlar kolay biçim alabilirlik bakımından hemcinsleri arasında birinci sırayı işgal ediyor.Toplum olarak hafızasız yaşamaklığımız da caba.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 28)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 28)

Dostum azdır diye üzülüyorsan teselliyi düşmanlarının çokluğunda arayabilirsin.Kişinin felaketi istediği sayıda (veya hiç) dosta kavuşamayışında değil,düşman olunamayacak kadar silik bir hayat çizgisi takip edişindedir.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 72)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 72)

Yönetimler despotik nitelikleri dolayısıyla uğradıkları saldırıyı savmak için çeşitli yollar dener.Bunlar arasında ilk başvurulan "dış düşman" öcüsüdür.Baskı altında tuttukları insanları dış düşmanla korkutarak yalnızca uğradıkları eziyete razı olmalarını teminle kalmaz,ezilen insanların zorbaların gücüne güç katması da böylelikle sağlanır.Despotlar altından kalkamadıkları her mesele yüzünden halkın dikkatini ülke sınırları dışında bir tehlikeye çevirmeyi denemişlerdir.Bu yöntem dış düşman ne derecede gerçekse o derecede despotun işine gelir.Dış düşman öcüsü yalnızca bir kuruntu ise başvurulan yöntem despotun başını yiyebilir.

Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 121)Tavşanın Randevusu, İsmet Özel (Sayfa 121)
2 /