Teşkilatın İki Silahşoru

7,6/10  (32 Oy) · 
131 okunma  · 
20 beğeni  · 
3.580 gösterim
Teşkilat'ın İki Silahşoru, yazar Soner Yalçın'ın ilk basımı 2001 yılında yapılmış, Doğan Kitap'tan yayınlanan bir kitabı.

Konu
Kitap, II. Meşrutiyet'i ilan eden İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ünlü silahşoru Yakub Cemil'in hayat hikâyesi ile onun torunu olduğunu iddia eden ve Milli İstihbarat Teşkilatı'na mensup olduğu günlerde ASALA'ya karşı yapılan operasyonlardaki maceralarını anlatan birinin hikâyesini kendi ağızlarından anlatmaktadır.

İddialar
Kitapta Soner Yalçın'a kendisini Yakup Cemil'in torunu olarak tanıtan kişinin aslında uydurma biri olduğu bir çok kaynak tarafından doğrulanmıştır.
İlk olarak bu konudaki araştırmaları ve "Mit'in Gizli Tarihi" isimli kitabıyla tanınan Tuncay Özkan bu kişinin gerçek olmadığını; 1994'te kendisini birinin aradığını ve bu kişinin ortaya "Kadri Baba" diye birinin çıkacağını söylediğini iddia etmiştir.Özkan'a göre bu durum "torun Yakup Cemil"in hikâyesi ile bağlantılıdır.

Birkaç sene sonra Can Dündar ve Yalçın Bayer, kitapta da bahsedilen, ASALA'yı bitirdiği söylenen bir ekipten bahsetmişler, Tuncay Özkan yine böyle bir ekip olmadığını onlara açıklamış, bunun üzerine meçhul kişi Soner Yalçın'a başvurmuş ve anlattıklarını kitap yaptırmıştır.

İddialar yaygınlaşınca Mehmet Eymür de bunların gerçekle ilgisi olmadığını söylemiş, "torun Yakup Cemil"in "Kadri Ergin" isimli bir mafya babası olduğu ve Yakup Cemil'in torunu olmadığı ortaya çıkmıştır.
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    315
  • ISBN:
    9759914325
  • Yayınevi:
    Doğan Kitapçılık
  • Kitabın Türü:
Ömer Faruk Öztürk 
16 Mar 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Dede ve torun Yakup Cemil'lerin hikayeleri birer hikayeler dizisi şeklinde okunursa eğer; keyif veren güzel bir kitap diyebiliriz.

Dede Yakup Cemil bölümü her ne kadar doğru olsa da torun Yakup Cemil'in uydurma olduğu ne yazıkki kanıtlanmıştır.

Serdar Poirot 
11 Oca 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Oldukça güzel bir araştırma eseri. İttihat ve Terakki cemiyetinin silahşoru Yakub Cemil ve sonrasında iki kuşak altındaki MİT görevlisinin ki takma adı da aynıdır hayat ve meslek hikayelerinin anlatıldığı bir kitap. Asala ile olan savaş ve dünya savaşı öncesi İstanbul'da yaşananların anlatıldığı güzel bir eser. Bir geçmişe bir de geleceğe giderek 80 yılın panaromasını hoş bir şekilde önümüze getiriyor. Mutlaka okunması gerekenlerden.

mütereddit 
 08 Eki 17:59, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Yazarın "Kandırıldım." dediğini bildiğim halde bu kitabı aldım ve hiç sıkılmadan okudum. Dede Yakub Cemil'in hikayesi zaten gerçek bir hikaye. Torun Yakub Cemil ise gerçek olmasa bile roman olarak okunabilecek bir hikaye. Zaten merak etme sebebim buydu. Yazarın bile kabul edip "Kandırıldım." dediği kitap yine de sevilip günümüzde dahi okunabiliyor. Eğer siyasi kurgu kitapları seviyorsanız tavsiye ederim.

Kitaptan 4 Alıntı

Hichkas 
07 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Abdülhamid bu istekleri hemen kabul etmişti.
Bölgeye Osmanlı umum müfettişi olarak Hüseyin Hilmi Paşa gönderilmişti.
Paşa gelir gelmez ne yapmıştı dersiniz?.. Biz Türk zabitleriyle uğraşmaya başlamıştı… Paşa, Bulgar, Yunan, Arnavut, Sırp komitacılarıyla uğraşma yerine İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin peşine düşmüştü.
Yıldız Sarayı, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni, hayatı için en tehlikeli varlık görüyordu.
Ama Zatı Şahane bilmiyordu ki, artık uyanmıştık.
Biz Osmanlı zabitleri artık Zatı Şahane’nin emir kulları değildik.
Onun her isteğine köleler gibi gözü kapalı boyun eğemezdik… Artık kul olmak istiyorduk…

Teşkilatın İki Silahşoru, Soner YalçınTeşkilatın İki Silahşoru, Soner Yalçın
Hichkas 
07 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Özellikle Müslüman Arnavutların hemen hepsi Bektaşiydi. Bizi gönülden, yürekten destekliyorlardı. Talat Bey gibi İttihat ve Terakki'nin önde gelen bazı isimlerinin Bektaşi olmalarının da bunda rolü vardı.
Tikveş'te Mustafa Kemal (Atatürk) Bey'le buluştuk. Bize cemiyetin verdiği genel yetkileri kapsayan bir mektup getirmişti. Gece yarısına kadar bütün meseleleri konuşmuştuk. Hepimizin fikri aynıydı: Ya hürriyet, ya ölüm!

Teşkilatın İki Silahşoru, Soner YalçınTeşkilatın İki Silahşoru, Soner Yalçın
Hichkas 
04 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bir gün, bir resmi binanın kapısında nöbet bekleyen Türk askerine saldırdı. Askeri kamçıyla dövmeye başladı. Sebebi kendisine selam verilmemesiydi. Bizim asker dayanamadı, silahını çekip başkonsolosu öldürdü. Aslında asker vazifesini yapmıştı!
Fakat ne oldu dersiniz?.. Harp Divanı kuruldu; hem başkonsolosu vuran Halim adındaki asker, hem de o sırada kapıda bulunan diğer Türk asker idama mahkum edildi.
Üzerinde Osmanlı üniforması bulunan ve hakarete uğradığı, dövüldüğü için kendisini savunan Türk askerini, bizim yüce Osmanlı Devletimiz, yabancılardan çekindiği için darağacına gönderdi.

Teşkilatın İki Silahşoru, Soner YalçınTeşkilatın İki Silahşoru, Soner Yalçın
Hichkas 
07 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bütün Makedonya, tıpkı Bulgar komitacılarının yaptığı gibi, beş bölgeye bölünmüş ve jandarma ıslahı için her bölgeye bir yabancı uzman verilmişti.
Tüm jandarma bölgelerinin komutanlığını ise bir İtalyan general yapıyordu. Onun yanında 25 yabancı subay bulunuyordu. Vilayet bütçesini Osmanlı Bankası kontrol ediyordu. Anlaşıldığı gibi Makedonya’daki Osmanlı toprağı en geniş bir şekilde yabancı kontrolüne bırakılmıştı

Teşkilatın İki Silahşoru, Soner YalçınTeşkilatın İki Silahşoru, Soner Yalçın