7,5/10  (37 Oy) · 
133 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.453 gösterim
"Çözüldün ve utancından ölecek haldesin. Adın, ancak dünyanın yarısı havaya uçarsa temizlenir diye düşünüyorsun. Zaten durmadan bunu planlıyorsun. Birbirinden nafile intikam planlarıyla oyalanıyorsun. Kafana kurşunu sıkana kadar da bundan başka bir şey yapacağın yok. Geçen sene aldığın o allahlık Kırıkkale tutukluk yapmazsa tabii."
(Arka Kapak)

Epeydir yazmayan ayyaş bir şairle hayattan çoktan vazgeçtiği halde son noktayı koyamayan genç bir musahhihe, Diyarbakır'a yaptıkları tren yolculuğunda eşlik ediyoruz bu romanda. İstasyonları birbiri ardında geçerken Türkiye'nin yakın siyasi tarihi de yavaş yavaş seriliyor gözlerimizin önüne, hem de sesi bize genellikle ulaşmayan aktörlerin ağzından. Murat Uyurkulak bu ilk romanında çok güç bir işi başarıyor: acıklı olduğu kadar komik, eleştirel olduğu kadar yandaş, hüzünlü olduğu kadar ümitli olmayı. 
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    264
  • ISBN:
    9789753423724
  • Yayınevi:
    Metis Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Yasemin Yavuz 
 12 Nis 2016 · Kitabı okudu · 14 günde · 7/10 puan

Ciddi anlamda beyin yakıcı bir kitap. Yavaş yavaş okumama rağmen karakterler, zaman, mekan arasında kayboldum. Dili akıcı ve anlaşılır. Kurgu inanılmaz karışık. Hikaye çok farklı.Tekrardan okumak üzere rafa kaldırıp biraz akıcı bir kitap tercih edeceğim.
Sonrasında yine yazarin BAZUKA adlı romanını okumak istiyorum.

Meşrebi Kalender 
01 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 7/10 puan

Yazarın canı yanmış, yazdıkça canının acısı geçer sanmış, yazdıkça daha da yanmış…

Yakınçağ Türkiye ve dünya tarihi kitaplarını gördüğünüzde, Japon turistler gibi şaşkın şaşkın bakmaya başlıyorsanız kitabı tam olarak özümsemeniz zor.

Birbirinden farklı olayları art arda sıralıyor derken bir süre sonra tek bir şeyi anlattığını fark ediyorsunuz. Kurgu takdire şayan…

Sözün özü, çook karamsar bir kitap. İnsanda ne parçalayacak edebiyat ne de söyleyecek söz bırakıyor. Ne yaparsak yapalım değiştiremeyeceğimiz DÜZEN i diyor.

O zaman ne yapıyoruz ????

Hunileri çıkarıyoruz, kim ne derse desin umut fakirin ekmeğidir deyip , bugün gülmeyebilirim ama benden alamayacağınız bir “yarın” var diyoruz.

Gelmeyeceğini adımız gibi bilsek de “o gemi bir gün gelecek İsmail Abi” demeye devam ediyoruz…

Yani şarkı söylüyoruz hemi de avaz avaz…

https://www.youtube.com/watch?v=o28aI34_pms

Züleyha SALUR 
05 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi sözü işte bu kitabın ilk cümlesidir. Bir devrim romanı tol. Okurken kendinizi kaybedebilir, kendinizi bulabilirsiniz. Sorgulamaya iten bir kitap. Yerlileri, ibneleri, kadınları, çocukları, sakatları, bitkileri, hayvanları, taşı, toprağı sevicez ama en çok da ayyaşları.

Derya Yalınkılıç 
21 Ara 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · 5/10 puan

Kitabın ilk cümlesi "Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi." kitabı özetliyor zaten.Kimi zaman sıkıcı kimi zaman akıcı bir kitap. Fazlaca karakter oluşu sürekli önceki sayfalara dönmeme sebep oldu. Vakti çokça olanlara önerebilirim ancak. Meraklısı için Tol un kelime anlamının da kürtçe de intikam olduğunu an itibari ile öğrenmiş bulunmaktayım :)

Hakan Ertürk 
10 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 6/10 puan

hayatımda gördüğüm en korkunç kapağa sahip murat uyurkulak romanı. zaten ben küçükken, palyaçolardan da hep korkmuşumdur. sadede gelelim, devrimci olmayı sadece sol ile özdeşleştiren bir insan olmadığım için bu kitap biraz bana açısal anlamda uzak kaldı. kendimi, hipotenüs denince hipopotamı hipotalamus sanan ortaokul çocuğu gibi hissettim ve yine kendimi, kitabı okurken hayalden hayale dalarken yakaladım. benim için okuyup anlamlandırması güç bir kitaptı. karakter hafızam oldukça iyi olmasına rağmen -a.christie sayesinde olsa gerek- kitaptaki hikaye içi karakterler bir oraya bir buraya savruldu. bende sıkıntı vardır diye diye, başa ala ala okudum. kara deliğin olay ufkundan geçer gibi hissettim, okudum, oturttum, kavradım fakat bunların mücadelesini verirken hissetmeyi kaçırdım. devrim belki de böyle bir şeydi. bir yerler aydınlansın diye sanki, kendini yakmaktı.

Evren Erarslan 
07 Ara 2016 · Kitabı okudu · 29 günde · 9/10 puan

Başlı başına bir devrim, bir isyan ve fazlasıyla edebiyat kokan bir eser. Fazlasıyla sert bir kitap. Bu sertlik genel anlamda kelimelerden değil, anlatılmak istenenden ötürü oluşuyor. Yıllardır görmeyi es geçtiğimiz bir şehri tasvir ediyor. Büyülü bir dünya yaratmış Uyurkulak, başta kitabı anlamakta zorluk çektiğimi söyleyebilirim, bu kitap nereye bağlanacak hep böyle mi devam edecek derken, ortalarını geçtikten sonra müthiş bir bağlama ile karşılaştım.

Açıkçası bu kitap fazlasıyla heyecan verdi bana. Ümitli, kararlı bir intiba bıraktı.



Metis Yayıncılık, Kapak resim seçimi muhteşem, ancak kapak yapısı kötü, koyduğunuz masaya yapışabiliyor, en ufak bir su temasında dağılabiliyor renkleri.

Kitaptan 33 Alıntı

“Hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağırmadım, tam dokunmadım. Bıçak ruhumda dehşet bir fısıltı gibi ilerledi ve ben tam ortamdan yarıldım. Ruhuma bir hayat yakıştıramadım.”

Tol, Murat UyurkulakTol, Murat Uyurkulak

Fiziki haritayı daha çok severdim, dünya bir bütün olurdu çünkü o zaman, sınırlar kaybolurdu ve benim için bütün o kesik çizgilerle birbirinden ayrılmış ülkeler varılabilir, görülebilir birer coğrafya haline gelirdi...

Tol, Murat UyurkulakTol, Murat Uyurkulak
bitter 
17 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ben şimdi nereye gideyim? Surlara çık dolaş dedi. Ama dedim, ben topalım. Olsun dedi, zaten surlar da yıkık.

Tol, Murat UyurkulakTol, Murat Uyurkulak

“Çünkü benim aklım yol kuşlarının tüneyip sessiz sedasız terk ettikleri bir harabedir...”

Tol, Murat UyurkulakTol, Murat Uyurkulak
Nihan 
17 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Dünyada varoluşumun bu kadar sorunlu olacağını hiç tahmin etmezdim. Yirmi yaşında kalıbı, rotası, adı gayet belli bir hayata yazılıydım. Otuz yaşına geldiğimdeyse, bin kapıdan kışlanmış bir tavuk kadar şaşkındım. Ne bir rotam, ne bir kalıbım, ne de adım kalmıştı artık. Bildiğim, öğrendiğim hiçbir şeyden emin değildim. Ağzımı araladığımda dudaklarım yuvarlaklaşıp bir balık misali ağır ağır açılıp kapanıyor, beynimde cümle fikrimi felç eden sıcak, koyu sıvılar dolaşıyordu. Oysa yaşlandıkça en azından birkaç şeyden emin olması gerekmez miydi insanın? Bu sefilliğimin nedenleri üzerine uzun uzun düşünecek vaktim de yoktu. Otuzlu yaşlarında insanın en az sahip olduğu, sahip olduğu yıllara karalar bağladığı şeydi vakit…. Bazıları için vaktin kendine uygun işlerle buluşup, tek bir hücreye sığışıp, bir hale yola koyulduğu oluyordu elbet. Ama benim gibiler için, kendine göre yatak bulamamış, bulacağa da benzemeyen bir hayatın bütün ferahlıkları es geçerek azalttığı bir vakitle, ancak azap verici bir karşılaşma söz konusuydu."

Tol, Murat UyurkulakTol, Murat Uyurkulak
Osman Yüksel 
25 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Her yaşın kendine göre bir güzelliği yoktu. Emin olduğun farkında olduğun hiç bir yaşın güzelliği yoktu. Yaş öyle bir şey olacaktı ki sen bilmeyecektin. Sana yaşını sorduklarında şaşırıp, şöyle durup bir hesaplamak zorunda kalacaktın. Yaş günü hediyesi verenlere ajan provokatör gözüyle bakacaktın. "benim yıllarımı paketlemeyin ulaaan, bırakın dağınık kalsın " diye bağıracaktin..

Tol, Murat UyurkulakTol, Murat Uyurkulak
Yasemin Yavuz 
05 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Boğazıma dizilen hıçkırıkları zorla geri ittim, tüm kalbimle karşılık verdim ellerine.

Tol, Murat Uyurkulak (Sayfa 59)Tol, Murat Uyurkulak (Sayfa 59)
Yasemin Yavuz 
 08 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

İçimden atamadığım bir yumru, bir ateş,bir lanet var sanki. Başım cok ağrıyor , kalbim çok ağrıyor, gözlerim çok ağrıyor...Bildiğim öğrendiğim, yaşadığım her şey yavaş yavaş siliniyor aklımdan... Geceleri azap gibi ...kabuslar bırakmıyor bir türlü...Kötü bir şeyler olacakmis duygusu var içimde , neyin ne olduğunu kavrayamıyorum çok zaman...Zaman benim dışımda ilerliyormuş gibi, zaman beni kusacakmış gibi, kelimeler bir araya toplanıp , bir vücut olup beni içinden atacakmış gibi...Gölge...

Tol, Murat Uyurkulak (Sayfa 77)Tol, Murat Uyurkulak (Sayfa 77)
cansu tekcan 
28 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Uzun yıllar yalnızlığımla teselli buldum. Çünkü yalnızlık kolay bulunur bir olanak değildi. En azından herkes yalnız kalamamaktan şikayet ettiğine, şikayet ettikçe çözülüp çoğalıp düzüştüğüne göre öyle olması gerekirdi. Bense bundan şikayet etmek bir yana, aşırı dozda yalnızlıkla iştigal halindeydim.

Tol, Murat Uyurkulak (Sayfa 13)Tol, Murat Uyurkulak (Sayfa 13)
4 /