Toprak Ana

8,7/10  (387 Oy) · 
1.358 okunma  · 
326 beğeni  · 
6.197 gösterim
Erkekleri askere alınan köylerde geride kalanların çektiği sıkıntılar etkileyici bir üslupla anlatılır. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, yine gidenler, ayrılıklar, gözyaşları... Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9789754371543
  • Orijinal Adı:
    эне жер
  • Çeviri:
    Refik Özdek
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:
Anıl 
 02 Oca 15:28, Kitabı okudu, 6 günde, 10/10 puan

Sizi, asla anlamayacaklarını düşündüğünüz oldu mu? Kelimelerin dilinizin ucuna geldiği ancak yine de sustuğunuz oldu mu? O kelimeler, birer cam kırıkları gibi kanatmadı mı içinizi? Peki, siz dağa, taşa, toprağa haykırmak istemediniz mi içinizi kemiren o dayanılmaz hisleri?

Ne kadar çok etkilenirsem, o kadar çok yazmak istiyorum ve bir o kadar da anlamak istiyorum ama ne yazık ki ne insanoğlunu anlayabiliyor ne de yaptıklarına anlam verebiliyorum. Sığamadık koskoca dünyaya, paylaşamadık o devasa toprak parçalarını. Öldürdük de öldürdük. İnsanlığın kurtuluşu için hiç umut kalmadı mı? Yüz senede geçse, bin senede geçse bu aç gözler doymayacak mı? Bir çocuğun gözyaşından daha mı önemli toprağı, parası, pulu?

Toprak Ana'yı okuduktan sonraki hissiyatım bu şekilde, hoş zaten Aytmatov da okurun hissiyatına dokunmak ister; insanın çok derinlere gömdüğü ve çoğu zaman varlığını unuttuğu hislerine. Bir anlamda o sönmeye yüz tutmuş hissiyatları anlatımıyla alevlendirir ve insan olmayı, insan olmanın gereklerini hatırlatır okuruna.

Bazı yazarlar vardır üslubundan anlarsınız. Bu eseri olsa olsa şu yazar yazmıştır dersiniz. Yaşar Kemal, Dostoyevski, Gorki ve Cengiz Aytmatov gibi. Bu yazarların, kalemlerinin uçlarından sihirli kelimeler dökülür sayfalara ve sizi hemen kitaba bağlayıverir. O kadar tatlı gelir ki bir an olsun kitabın bitmesini istemezsiniz hoş bitse bile diğer kitaplarını okumaya girişirsiniz. Tıpkı şu an bana olduğu gibi.

Bir yazar düşünün; okuyucuyu etkilemek için can alıcı noktaları okurun tahmininin ötesinde tutar ve bu noktaları okur için beklenmedik bir anda gün yüzüne çıkartır. Hal böyleyken okur nazarında sürpriz bir gelişme olduğu için yapılan eylem okur için çarpıcı olur ve hoşuna gider. Şimdi diğer yazarları unutun ve Aytmayov’u düşünün, okuyucuya der ki; bak bunlar bunlar olacak, sakın şaşırmayasın der hemen ardından dediğini yapar ve okur yine de etkilenir, sarsılır, saçmalar ne yapacağını bilemez. Sürpriz gelişmenin ötesinde anlatımıyla sarsar okuyucuyu. İşte böylesine usta bir anlatıma sahiptir Aytmatov.

Anlatıcımızın güçlü betimlemeleri, kitabı yoğun bir şekilde yaşamama neden oldu. Doğa tasvirleri ile kendimi bir köyde bulurken, köy halkının savaş yıllarında yaşama tutunma çabasına da tanık oldum. Karakterler arasındaki sevgi ve saygı bağı o kadar gün yüzündeki, bu güçlü bağları gördükçe hep kendinizi bir eksik hissedeceksiniz. Okuyunuz, benim gibi geç kalmayınız Aytmatov’a.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
03 Oca 2016, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Bazen ne yazsan, ne söylesen anlatmak istediğini anlatamazsın, dile getiremez sin ya şu an öyleyim işte... Boğazı düğümleniyor insanın, gözleri yaşarıyor. Belki de göz yaşlarıdır bu kitabı en güzel ifade eden... Bu kitabı ben yorumlayamayacağım, bu kitap ancak okur iken yaşanır kah bir burukluk olur, kah bir acı... Kitap ta ''Bari ben, oğlunun yolunu böyle gözleyen anaların sonuncusu olsam... Allah hiç kimseye demir rayları kucaklatmasın, hiç kimsenin başını traverslere vurdurtmasın... Cümlelerini okur iken aklıma şehit anaları geldi o mübarek analarda evladı yerine buz gibi mermer taşlarına sarılıp, onlarla dertleşiyorlar. Mevlam kimseyi çaresiz bırakmasın, dualarımızı gönderiyoruz bu asil ve yiğit insanlara... Mutlaka ve mutlaka okunası bir kitap...

Damla Köseoğlu 
25 Ara 2016, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 8/10 puan

Toprak Ana... Nice mutluluklar, hüzünler, savaşlar, umutlar, aşklar, ihanetler gören Toprak Ana. Ve savaş... Sonunda barışı getireceğini vadeden ancak bireylerden, ailelerden, toplumlardan nice canlar götüren savaş. Gülümsemeleri solduran, umutları yok eden, tüm acımasızlığını insan kalbinin en derinlerinde hissettiren savaş.

Babasını 1937 yılında kaybeden, İkinci Dünya Savaşı yıllarını babasız geçiren ve çocukluğundan itibaren çalışmaya başlamak zorunda kalan Cengiz Aytmatov Toprak Ana kitabında İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçen hüzün dolu bir hikayeyi işliyor.

Toprak Ana, patlak veren İkinci Dünya Savaşı sırasında bir Kırgız köyünde köyün erkeklerinin birer birer cepheye çağrılmasının ardından geride kalan kadınların hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Köyde savaş yıllarında yaşanan zorlukları, savaş nedeniyle ocağına ateş düşen kadınlardan sadece biri olan Tolgonay Ana'nın ağzından öğreniyoruz. Tolgonay Ana tüm hüznünü Toprak Ana'ya aktarırken, biz de duygu dolu anılara şahit oluyoruz. Toprak Ana'da açlığın, sefaletin, bekleyişlerin, sona kalan umut kırıntılarının hüznü okuru dört bir yandan kuşatıyor.

135 sayfalık ince bir kitapta savaşın insanlardan götürdükleri ancak bu kadar duru ve bu kadar etkileyici şekilde anlatılabilirdi. Cengiz Aytmatov en acı verici, en sarsıcı gerçekleri bile o kadar yalın bir şekilde anlatıyor ki bir taraftan kendinizi yaşananlara üzülmekten alamazken bir taraftan da akıp giden sayfalar arasında yolunuzu kaybedebiliyorsunuz. İkinci Dünya Savaşı yıllarının sefaletini yaşamış biri olarak yazarın Toprak Ana kitabında bu konuya yer vermesi yaşanmışlıklar açısından okuru bir tık daha fazla etkiliyor olabilir. Az sayfayla çok şey nasıl anlatılır, bir cümle bile insanı ne denli derinden sarsabilir, kitapta yazarın karakterleri aracılığıyla söylediği şeyler nasıl bu kadar doğru olabilir? Cengiz Aytmatov bunların hepsine 135 sayfalık Toprak Ana ile cevap veriyor. Okuyun ve okutun lütfen...

Murat Sezgin 
21 Eki 2016, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 8/10 puan

Kırgız edebiyatının en usta yazarlarından olan Cengiz Aytmatov en beğendiğim yazarlar arasında önemli bir yere sahip. Kitaplarında ele aldığı dostluk, aşk, savaş dönemi acıları ve kahramanlıkları gibi temaların evrensellik taşıması ve üslübunun sade olması ona usta olarak bakmanın sadece bir nedeni benim için. Kırgız Türklerinin kültürlerini, yaşamlarını, toprakla olan ilişkilerini, onlara uygulanan baskıcı rejimi okuduğum diğer kitaplarında da hissetmiştim.

Savaş. Bütün insanlığı ilgilendiren, yeryüzündeki tüm canlıları etkileyebilecek bir kitle, kültür ve duygu imha silahı. Savaşın acımasızlığı altında ezilen insanları ve hayatları ele alan bir roman bu. Ya da apaçık yaşanmış şeyler bu kitaptakiler. Aytmatov, 2. Dünya Savaşı'nı babasız geçirmiş, erken yaşta çalışmak zorunda kalmış ve savaşın tüm ayrıntılarına şahit olmuş. Kitapta 3 oğlunu ve eşini cepheye göndermiş bir ananın iç burkan yaşamı anlatılıyor.

Kitabı önemli kılan şey aslında savaş acılarının çarpıcı şekilde okuyucuya ulaştırılması olabilir. Bana göre kitaptaki diğer önemli nokta güçlü kadın modeli ve kadına yüklenen toplumsal rol. Kadınların kendilerini sakınmadan ağır işlere girişmesi ve karınlarını doyurmak için çektiği birçok zorluğun altından bir erkek olarak hemcinslerimin çoğunun kalkamayacağını yadsımanın ayıp olacağı düşünüyorum. Hayattan gerçek kesitler görmek isterseniz öneriyorum. Iyi okumalar.

Bekir İstanbul 
12 Oca 2016, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bu kitabı okuyunca ne kadar rahat bir hayat yaşadığımı ve şükretmek için yüzlerce, binlerce nedenim olduğunu gördüm...

Acılarla, kederlerle dolu bir kadının yaşam mücadelesi, sabrı, çalışkanlığı anlatılıyor. Çok gerçekçi bir dille yazılmış bu romanı okurken etkilenmemek, hüzünlenmemek mümkün değil. Bu kitap yazarın okuduğum üçüncü kitabıydı ve dediğim gibi Aytmatov okumaya devam edeceğim. Size de tavsiye ederim. Aytmatov'u mutlaka keşfedin.

Özge Uzun 
05 Nis 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Savaşı anlatan çok yazar geldi geçti ama hiç biri olması gerektiği gibi yazamamıştı belki. Aytmatov tam olarak bunu yapmış. Üç oğlunu, kocasını, gelinini kaybeden, acılı ve bir o kadar da sağlam bir anne nasıl anlatılmalıysa o şekilde yazmış. Uzun zamandır en çok duygulandığım eserdi. Tavsiye ederim.

Handan sarıcaoğlu 
01 May 2016, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 8/10 puan

Fazlasıyla beğendim hiç bitmesin istedim hiçbir hayalî karakter bu kadar gerçek olamaz ah TOLGUNAY... hiç unutmayacağım beynime kazıdım. Böyle fedakâr bir ana böyle acılı bir kadın .. keşke savaşlar hiç olmasa analar ayrılmak zorunda kalmasa evlatlarından. Bu ağır yükü ömür boyu taşımak zorunda kalmasalar yüreklerinde.. Tekrar tekrar okuyacağım ve her seferinde yine böyle bir yumru olacak boğazimda.. Demek istediğim okuyun.

Firuze çicek 
11 Ara 2016, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Spoil uyarısı:Hayal kırıklığına uğradım. Kitaptan değil tabiki. Oğullardan hiç olmazsa biri gelseydi diye, umut İşte. Kader farklı şekilde telafi ediyor.
Tolgunay bizim analarımızdan biri sanki. Toprakla konuşup, dertlerini Sevincini onunla paylaşıyor.son zamanlarda okuduğum kitaplardan en çok etkilendiğim diyebilirim. Yüz sayfaya bu kadar yoğun duygular nasıl sığmış diye merak ettim. Akıcı ve yalın dili okuyucuyu içine çekiyor. Herkes okumalı.

Uğur Ukut 
 13 Haz 2016, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bir kadının nelere dayanabileceğini yaşayarak öğreniyorsunuz. Kah onun oğlu gibi, kah kocası gibi veya diğer karakterler gibi hissedince kendinizi, Kapılıp gidiyorsunuz. Savaşın aldıklarının Geri vermediklerinden daha az olduğunu anlıyor insan. Beni derinden etkileyen çok iyi bir eser. Mutlaka okunmalı deyip, lafı uzatmıyorum. Saygılar bizden.

Beyza 
23 Haz 2016, Kitabı okudu, 4 günde, 10/10 puan

Açıkcası bu kitabın beni bu kadar etkileyeceğini beklemiyordum. Savaş o pis yüzünü bir kez daha gösterecek, bir anneden ciğerini bir kez de değil defalarca sökecekti. Kitabı okurken hissettiğim duyguların karmaşasını açıklamam çok zor ve bazen kelimeler kifayetsiz kalırdı Aytmatov olmasaydı!

Kitaptan 202 Alıntı

Bekir İstanbul 
08 Oca 2016, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Gözlerimi kapayabilir, kulaklarımı tıkayabilir, ama düşünmeden edemezdim.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 41)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 41)
Ferman Mammadov 
 17 Nis 2016, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Okumak
Okumayı çok sever, her zaman kitaplara dalıp giderdi. Onun en çok sevdiği şey, ona en değerli ödül kitaptı.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 20 - Ötüken)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 20 - Ötüken)
Yunus Emre Dilsizmen 
18 Tem 2016, Kitabı okudu, 10/10 puan

Bu dünyadan insanlar göçüp gider ama yaptıkları iyi şeyler kalır.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 67 - Ötüken Neşriyat)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 67 - Ötüken Neşriyat)
BİROL COŞKUN 
28 Eyl 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Yeri gelmişken, benim anladığım gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk ufak tefek şeylerin birbirini tamamlamasından doğuyor.

Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana, Cengiz Aytmatov
Aysel 
28 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Mutluluk bir dağ yolu gibidir. Bakarsın tepelere tırmanır, sonra bir bakarsın, aşağıya iner. Tek başına nedir insan? Ama başkalarıyla birleşirse dağları devirebilir. Bizim şu güzel, şu yaşanası dünyamız böyle işte..

Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana, Cengiz Aytmatov
Onur Erol 
11 Oca 10:00, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"İnsanın çok büyük bir mutluluğa ihtiyacı yoktur Tolganay. Bir çiftçi için mutluluk, kendi tarlasını sürüp ekmek ve ürün almaktır."

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Ötüken)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Ötüken)
Ferman Mammadov 
17 Nis 2016, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Ekmeği aldım, duamı okudum ve ilk lokmamı ısırdım. Bambaşka, bilinmeyen bir tadı ve kokusu vardı bu ekmeğin. Sürücülerin ellerinden, taze buğdaylardan, kızgın demirden, mazottan gelen ya da bunların karışımı olan kokuydu bu. Sonra ikinci, üçüncü lokmaları da aldım, onlarda da mazot kokusu vardı. Ama yine de, o güne kadar öyle lezzetli ekmek yemediğimi söyleye bilirim. Bu ekmekçi oğlumun nasırlı ellerinden çıkan ekmekti. Tarlayı süren, buğdayı yetiştiren, hasadı kaldıran, tarlada çalışan insanlarımızın, halkımızın ekmeğiydi. Kutsal ekmek! Oğlumla övünüyor, çok büyük gurur duyuyordum. Ama bunu kimse bilmiyordu. İşte o anda anladım ki, bir ananın mutluluğu milletin mutluluğundan doğuyor, aynı kökten olan ağacın dalları gibi bir kökten geliyor. Kaderi de onun kaderi gibi oluyor. Çektiğim bu acılara, hayatın bana indirdiği korkunç darbelere rağmen bugün de bu düşüncedeyim. Ne olursa olsun, milletim yaşıyor, ben de yaşıyorum.

Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana, Cengiz Aytmatov
21 /