Trainspotting

9,3/10  (13 Oy) · 
34 okunma  · 
12 beğeni  · 
1.020 gösterim
"Irvine Welsh, Britanya'nın en iyi yazarlarından biri." 
-Nick Hornby-

"Bugüne değin yazılmış en iyi kitap! İncil'den çok satmayı hak ediyor." 
-Rebel-, Inc.

Trainspotting, dibe vurmaktan çekinmeyenlerin öyküsü. Kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu hayatların baştan kabulü... Trainspotting, şimdi ve her zaman, bir iş-bir eş-bir yuva masallarıyla doymaktansa hayatın gerçekleriyle aç kalmayı seçenlerin gün sonu özeti. 

Yaşamlarını kariyerle ya da ilişkileriyle anlamlandırmaya çalışanlara inat, bambaşka şeylerin üzerine şeytan arabalarıyla tam gaz gidenlerin çarpıcı, unutulmaz, kafası güzel ve hazmı zor hikâyesi Trainspotting.

Bizi seç. Hayatı seç... çamaşır makinesi seç, araba seç, bir kanepeye oturup ağzına berbat şeyler tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları seyretmeyi seç. Bir huzur evinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi, bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç. Hayatı seç.

İyi de, ben hayatı seçmemeyi seçiyorum.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2013
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9786055903183
  • Çeviri:
    Avi Pardo
  • Yayınevi:
    Siren Yayınları
  • Kitabın Türü:
Furkan Enes 
09 Eki 13:32, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 10/10 puan

Uyuşturucu, şiddet, cinsellik.. İşsiz güçsüz sokak serserisi tanımına uyan bir grup insan. Yolda karşılaşmak istemiyeceğiniz, karşılaşsanız gözünüzü kaçıracağınız tiplemeler bunlar. Biz onlar sanki hiç yokmuş gibi yaşıyoruz, onlara toplumumuzda yer vermiyoruz, onları sevmiyoruz, çocuklarımıza onlardan uzak durmalarını emrediyoruz. Unuttuğumuz şey ise onlarında kendilerince bir hayatı olduğu. Irvine Welsh bu hayatı bir nevi bize yaşatıyor

Mert Demiröz 
24 Şub 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Kitap gerçekten çok samimi bir dille Türkçe"ye çevrilmiş, bu samimiyet, kitabı okurken, arkadaşlar arası bazı diyaloglarda kahkaha atmama dahi sebep oldu.Ayrıca kitap başlı başına her türlü uyuşturucudan soğuma nedeni :)

Süleyman Özcan 
10 Tem 17:18, Kitabı okudu, 6 günde, 10/10 puan

Trainspotting Siren Yayıncılık'tan çıkan bir yeraltı edebiyatı eseri. Yeraltı Edebiyatı gereği kitapta bol bol cinsellik alkolizm, küfür ve argo var. Baştan uyaralım

Eroin bağımlısı 5 arkadaşın hayatından bir pasaj okuyoruz Trainspotting'de. Yazar, bu uyuşturucu bağımlısı karakterlerin iyi kötü yanlarını tüm çıplaklığıyla anlatmış. Bir tarafta 10 sayfa boyunca tuvalette yaşadığı bir pisliği anlatırken diğer tarafta bir kadınla seks yaparkenki pis durumları apaçık betimlemiş. Ayıp, pis, kötü, edepsiz, çirkin denebilecek noktalara yazarımız tadını çıkara çıkara değinmiş.
Uyuşturucu kültürünün jargonu çok güzel yansıtılmş kitapta. Bol bol küfür var. Bence olması da güzel, daha gerçekçi olmuş. Eğer bir taksiciyi anlatıyorsan, taksici gibi olmalı eğer uyuşturucu bağımlısı birini anlatıyorsan o şekilde betimlenmeli. Kitapta da bu çok gerçekçi biçimde aktarılmış. Bunu özellikle vurguluyorum çünkü çoğu kitapta bunu göremiyoruz özellikle fantastik kitaplarda. İstediği kadar karakter hırsız olsun, bir hırsızdan beklenmeyecek düzeyde güzel erdem , üslup, kişilik, fiziksel görünüş ve zeka görürürüz. Ama bana kalırsa bu betimlemeler hiç gerçekçi durmuyor. Tabii durması da şart değil fakat ben ne kadar gerçekçi karakterler görürsem o kadar keyif alıyorum okuduğumdan. Trainspotting'de ise karakterler oldukça sıradan ve kendilerinden beklenen pislikleri yapan tipler.



Konu olarak bariz bir konu yok. Çoğu kitaba nazaran konu odaklı değil, karakter odaklı bir kitap. Örneğin "Marslı" kitabını okurken "acaba Mark hayatta kalacak ? Nasıl hayatta kalacak? Bir sonraki sayfada ne olacak?" dürtüsüyle okuruz. Trainspotting'i okurken hiç bu tarz soru işaretleriyle sayfaları geçmedim. Daha çok karakterleri sevdiğimden; onları izleme, hissetme, yaşamlarının derinliklerine inme amacıyla okuyup keyif almaya baktım.



Kitap aynı zamanda filme de uyarlanmış. Filmini de izledim ve inanılmaz derece keyif aldım. Filmi kitaba göre daha yumuşatılmış.. Kitapta bol bol küfür varken filmde o kadar küfür göremiyoruz ve kitapta olan bazı sahneler filmde mevcut değil ama yine de inanılmaz keyifli bir filmdi. Oyuncu kadrosu da çok kaliteli. Ana karakter Renton'ı oynayan aktör aynı zamanda gelmiş geçmiş en iyi filmlerden sayılan Yıldız Savaşları filminin de ana karakterlerinden Obi Wan'ı canlandıran Ewan McGregor oynuyor. Yine Sick Boy da birçok dizi filmde oynamış, şu anda da bir dizide Sherlock Holmes karakterini canlandırıyor.

Kesinlikle okuyun. Yeraltı Edebiyatı'nı öğrenmek için okuyun. Uyuşturucu kültürünü tanımak için okuyun. Bu değişik, capcanlı 5 arkadaşımızın hayatlarını bir nebze yaşamak için okuyun.
Keyif almak için okuyun.

Kitaptan 19 Alıntı

Mert Demiröz 
18 Şub 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Hepsini sevdiğimi hissettim o anda. Matty'yi, Spud'ı, Sick Boyu'u, ve Lesley'i. Bunu onlara söylemek geldi içimden. Denedim, fakat şöyle çıktı: "Ben malı kaynatıyorum." Şaşkınlıkla baktılar bana. "Ben buyum," dedim omzumu silkerek, kendimi haklı göstermeye çalışarak.

Trainspotting, Irvine Welsh (Sayfa 63)Trainspotting, Irvine Welsh (Sayfa 63)
Mert Demiröz 
17 Şub 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Sıra bana gelmişti. Sanki yıllar sürdü iyi bir damar bulmak. Benim oğlanlar çoğu insandan farklı olarak pek yüzeyde takılmazlar. Damarı bulunca iğneyi çakıp koydum. Ali haklıydı. En iyi orgazmını alıp o duyguyu yirmiyle çarpsan bile yanına yaklaşamazsın bu hazzın.

Trainspotting, Irvine Welsh (Sayfa 19)Trainspotting, Irvine Welsh (Sayfa 19)

Neden insanlar uyuşturucu kullandığınızı öğrenince birden kendilerinde sizi aşağılama ve yargılama hakkını görüyorlar ki? Toplum, sıradanlığın dışında olduğunu fark ettiği insanları absorbe etmek ve değiştirmek için ilginç bir mantık kullanıyor. Düşünün ki ben her şeyi biliyorum; ama yine de hayatın kısa olduğunun farkında olduğum için ot kullanmak istiyorum. Seni bırakmazlar ki. Seni bırakmazlar; çünkü bu onların başarısızlıklarının bir simgesi olur. İşin aslı, sen sadece onların sana önerdiklerini reddediyorsun hepsi bu: bizi seç. Hayatı seç. Banka ipoteklerini seç, çamaşır makinelerini seç, otomobilleri seç, bir divana oturup televizyondaki sulu zırtlak, iğrenç programları seyretmeyi seç, ağzına rezil gıdalar tıkıştırmayı seç. Çürüyüp gitmeyi ve yetiştirdiğin gerzek veletlere rezil olacak biçimde kendi altına etmeyi seç. Hayatı seç. Eh, ben de yaşamayı seçmemeyi seçiyorum.

Trainspotting, Irvine WelshTrainspotting, Irvine Welsh

Toplum, davranışları kendi kurallarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık yaratır. Diyelim ki bütün artıların ve eksilerin farkındayım, kısa bir ömrüm olacağını biliyorum ve aklım yerinde, falan filan ve yine de eroin kullanmak istiyorum? İzin vermezler. İzin vermezler çünkü bu kendi başarısızlıklarının bir işareti olarak görülecektir. Sana sundukları şeyleri reddetmen böyle algılanır.

Trainspotting, Irvine WelshTrainspotting, Irvine Welsh

Sanki bazı şeyleri eroin bana daha gerçek gösteriyor. Hayat sıkıcı ve boş. Büyük umutlarla başlıyoruz, sonra sıçıyoruz. Sonra gerçek yanıtları bulamadan geberip gideceğimizi fark ediyoruz. Varlığımızı gerçekten değerli bir bilgiye, gerçek şeyler hakkındaki o bilgiye tam eriştiremeden, hayatımızı sadece farklı biçimlerde yorumlayan bütün o büyük fikirleri geliştiriyoruz. Aslında, sadece kısa ve hayal kırıklığı dolu bir hayat yaşıyoruz, sonra da geberiyoruz. Hayatlarımızı kariyer veya kendimizi tamamen aldatmaya yönelik ilişkiler kurmak filan gibi boklarla doldurmaya çalışıyoruz.
Eroin iyi bir uyuşturucu; çünkü bütün o aldanışları ortadan kaldırıyor. Çekince kendini iyi hissediyorsun, ölümsüz hissediyorsun. Zaten kötüysen, o zaman daha da kötü oluyorsun. Bu, dürüst olan tek uyuşturucu. Senin bilincini değiştirmiyor. Sadece seni sarsıyor ve sana iyi olduğun duygusunu veriyor. Sonra ise, yine dünyanın sefaletini görüyorsun ve kendini ona karşı uyuşturamıyorsun.

Trainspotting, Irvine WelshTrainspotting, Irvine Welsh

Eroin İkilemleri No. 63

Bırakıyorum aksın üzerimden ya da içimden… Yıkasın içimi iyice.

Bu içsel deniz. Sorun şu ki, bu harikulade okyanus pek çok zehirli çerçöp de getiriyor beraberinde… O zehir deniz tarafından sulandırılıyor, ama okyanus çekildikten sonra bütün boku da ardında, bedenimin içinde bırakıyor. Aldığı gibi veriyor da, endorfinlerimi ve acıya direnme merkezlerimi yıkayıp götürüyor, geri gelmeleri uzun zaman alıyor.

Bok çukurundan farksız bu odanın duvar kâğıdı korkunç. Dehşete sürüklüyor beni. Yıllar önce bir ayağı çukurda biri yaptırmış olmalı… Uygun, çünkü benim de bir ayağım çukurda, reflekslerim giderek zayıflıyor… Ama her şey burada, terli bedenimden bir kol uzaklıkta. Şırınga, iğne, kaşık, mum, çakmak, toz paketi. Hepsi çok güzel, harikulade; ama bu içsel denizin yakında çekileceğini hissediyorum; zehirli bokunu içimde, bedenimin sahilinde bırakacak. Bir vuruş daha hazırlamaya koyuluyorum. Titreyen ellerimle kaşığı mumun üzerinde tutup tozun erimesini beklerken şu düşünce geçiyor aklımdan; denizli süreç kısalıyor, zehirli süreç uzuyor. Ama bu düşünce, yapmak zorunda olduğum şeyi yapmamı engellemek için o kadar yetersiz ki.

Trainspotting, Irvine WelshTrainspotting, Irvine Welsh

Bir yanıyla kendini bardaki herkesten çok daha çekici bulmaktadır. Bunun bir nedeni olağanüstü güzellikte birinde bile korkunç bir kusur bulabilme yeteneğidir. O tek kusura odaklanarak güzelliklerini zihninde sıfırlar. Öte yandan, kendi küçük kusurlarından rahatsızlık duymaz, çünkü onları kanıksamıştır, kaldı ki onları göremez de.

Trainspotting, Irvine Welsh (Sayfa 137)Trainspotting, Irvine Welsh (Sayfa 137)
2 /

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız