Truvalı Helen

8,4/10  (8 Oy) · 
34 okunma  · 
9 beğeni  · 
993 gösterim
"Margaret George sürükleyici üslubuyla Helen'in ağzından hem Helen'e hem de Paris'e yeniden hayat veriyor. Hiçbir ayrıntı atlanmadan kaleme alınan bu romanı nefesinizi tutarak okuyacaksınız. Beraber kaçtıktan sonra Helen ve Paris'in başına neler geldiğini bilseniz bile George'un kalemi sizde bilmediğiniz hissini uyandıracak! En çok satanlar listesinin bir solukta okuyacağınız nadide örneklerinden biri..."
- Barbara Taylor Bradfrod,
Kadının Gücü'nün yazarı

"George'un kaleminde Helen beklenmedik ve şaşırtıcı bir biçimde modern bir karaktere bürünürken, antikçağın tüm özelliklerini de yansıtmaktan geri kalmıyor. Truvalı Helen'i bir tatil kitabı olarak niteyebilirdim ama bu böylesi derin bir hayal gücüyle çağdaş edebiyatın sınırlarını zorlayarak yazılan bir şaheser için büyük haksızlık olur!"
- Steven Presssfield,
Son Amazonlar ve Ateş Geçitleri 'nin yazarı

"Kitabın ilk sayfasından itibaren Helen hikâyesini birinci ağızdan, aşkları, ihanetleri ve önlenemez hazin sona doğru sürüklenişiyle tüm samimiyetiyle anlatırken kalbimize dokunarak sempatimizi kazanıyor. Margaret George, gözünden kaçmayan detaylar ve can alıcı tasvirleriyle klasik edebiyatın karakterlerine sadık kalırken kolay okunabilir ve iddialı bir anlatıma da imzasını atıyor."
- Susan Vreeland,
Hüzün Renkli Kız ve Artemisia'nın Çilesi'nin yazarı
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2007
  • Sayfa Sayısı:
    817
  • ISBN:
    9789944485555
  • Orijinal Adı:
    Helen Of Troy
  • Çeviri:
    Özlem Malkara
  • Yayınevi:
    Artemis Yayınları
  • Kitabın Türü:
Serpil Ağ 
09 Kas 00:01, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Truvalı Helen Yunan mitolojisine göre, Truva savaşına neden olan dünyanın en güzel kadını. Ayrıca Homeros'un eseri, Troya Savaşı'nı anlatan İlyada'nın da başlıca kahramanlarındandır. Margaret George mitolojik efsaneyi, harika bir kurguyla harmanlamış. Kurgu okuyucuyu yormayan, nezih bir anlatıma sahip. Efsaneye göre: Zeus kuğu kılığına girerek, Sparta kraliçesi Leda ile birlikte olarak, Helen'in dünyaya gelmesine vesile olur. Kâhinlerin ve kehanetlerin tüm hayatına yön verecek, bir kudrete sahip olduklarından bihaber Helen. Çocukluğu; dokuz yaşına kadar geçen süre bir mahkum gibi, sarayın içinde geçer. O'na sarayın surlarının dışına çıkmak yasaktır. Çünkü Sibyl adlı kahin, ailesine " O'nun için çıkacak savaşta pek çok Yunanlı can verecek, Anadolu'nun ve Avrupa'nın felaketi olacak. "öngörüsünde bulunmuştur. Dokuz yaşına girdiğinde, kardeşleriyle sarayın dışında ki, Taygetus Dağı'na avlanma izniyle çıkar. Ama orası da halka kapalı bir alandır. Kardeşinin evlenme bahanesiyle, on bir yaşındayken halkın arasına karışır. Helen'in güzelliği karşısında insanların nutku tutulur. Evlenme çağında olan, olmayan herkes Helen ile evlenmek ister. Fani babası talipleri, dört sene oyalayabilir. Helen on beş yaşına girince de, herkese evlilik çağının geldiği ilan edilir. Altı ile altmış yaş arası kırk talip. Helen artık görünmez zincirlerinden kurtulmuş olduğunu zannede dursun, kader ağlarını örmeye başlamıştır bir kere. Bazıları kaderin değiştirilemeyeceğine inanırken, bazıları da yaşarken değiştirilebileceğine inanır. Ne zaman bir korku seli gelir de kapımızı çalarsa, işte o zaman hepimiz fıtratımız gereği, kaderimize müdahale etmeye çalışırız. Hele bir de ortada öngörülen bir kader varsa. Helen'in fani babası da olası bir savaşı önlemek adına, taliplere seçimin Helen tarafından olacağını, seçilmeyenlerin de Helen'e bağlılık yemini etmeleri gerektiğini ilan eder. Helen her ne kadar evlilik fikrine sıcak bakmasa da, talipleri arasından kız kardeşinin kayınbiraderi olan Menelaos'u seçer. Ayaklarına prangalar takılmış gibi, yapılması gerekeni yapar ve Menelaos ile evlenir. Evli olmanın ne olduğundan bihaber Helen. Menelaos'la arasında sevgi, saygı ve adanmışlık vardır ama tutku yoktur. Ta ki on yıl sonra, Truvalı Paris Sparta'ya elçi olarak gelince hayatında tatmadığı hisleri Paris'e karşı hisseder. Paris'i tanıdıkça hayatı anlam kazanır. Bir tarafta Menelaos, diğer tarafta Paris. Helen bu ikilemde bocalarken, istemeden şahit olduğu eşinin ihanetiyle sarsılır. Birde eşinin başka bir kadından çocukları olacağını öğrenince tamamen yıkılır. Tamam Helen Paris'e aşık olmuştur ama, neredeyse birbirlerine hiç dokunmamışlardır. Sorarım bu durumda, asıl ihanet eden kimdir sizce? Hayat bazen bizi, zor tercihler yapmak durumunda bırakır. Kimileri tercih yapmamak adına, her şeyi aynı anda yürütmeye çalışır. Ama bunu herkes yapamaz. Ki yapsa bile, önünde sonunda hakikat mutlaka ortaya çıkar. Helen de Menelaos'u terk ederek Paris ile Truva'ya kaçar. Oysa ki, Helen Paris ile kaçarken
kaderinin zincirlerini kırdığını zannediyordu. Ama ne yazık ki yirmi yıl sonra, Menelaos Yunan ordusunu toplayıp Truva'ya dayandığında o zincirin kör bir düğümden ibaret olduğunu geç te olsa anlar. Nihayet öngörülen savaş başlamıştır. Maalesef Paris, bu savaşta Heracles'in zehirli oklarıyla vurularak öldürülür. Zamanı geri alabilmek için, dayanılmaz istek duyduğumuz anlar vardır ya Helen de tutkularının eseri olduğu için çok pişmandır. Truva'ya özgür iradesi ile gelen Helen Paris'i de kaybedince, artık Truvalılar ne isterse yapmak zorundadır. Kral en büyük oğlu Yunanlılar ile savaşa devam etsin diye Helen ile Deiphobus'u evlendirir. Helen bir şekilde Deiphobus'un karısı olmaktan kurtulur. Bu esnada Yunanlılar surların önüne ağaçtan yapılmış devasa bir at heykeli bırakarak kuşatmadan vazgeçmiş izlenimi vermek isterler. Ama tahta atın içi Yunan askerleriyle doludur. Meraklı Truvalılar tahta atı, şehrin merkezine yerleştirirler. Bilmezler ki, bu at onların sonu olacak. Gecenin ilerleyen saatlerinde de Yunanlılar Truva'yı ele geçirir. Ve tabi aradan geçen yirmi beş yıl sonra, Helen Menelaos'un zoruyla ay ışığında ayrıldığı Sparta'ya ay ışığında geri döner. Saraya geri dönmüştü dönmesine de, binalar hariç hiç bir şey aynı değildir. Çünkü geride bıraktıklarının çoğu gitmiştir. Yaşanan onca ihanete rağmen, Menelaos ve Helen Sparta sarayında sessiz sakin geçinip giderler. Ta ki, ölüm onları ayırıncaya dek...Mitolojik hikayelerden hoşlanıyorsanız, yazarın mitolojik ögeleri doğru bir üslupla yansıttığı bu kitabı okumalısınız.

Mazlum İlhan 
 28 Oca 14:20, Kitabı okudu, 9/10 puan

Tarihi romanlar okumak her zaman zevklidir. Pek çoğumuzun bildiği truva atıyla özdeşleşen "kaleyi içten fethetme" sözünün de doğuş hikayesi olan truva savaşının anlatıldığı son derece akıcı bir kitap, ama bu sefer bütün olaylar Helen'in gözünden aktarılıyor tüm ayrıntılarıyla. Truva filmini izleyenlerin dahi okuyabileceği bir kitap, çünkü filmde olaylar yarım bırakılmış, şehrin ele geçirildikten sonraki süreçte kahramanların başına neler geldiği bilinmemektedir. Bu kitapla truva savaşı ile ilgili bütüm ayrıntılara ve filmden aklınıza takılan bütün soruların cevabına ulaşabilirsiniz. Keyifle okunabilecek bir tuğla kitap ;)

Kitaptan 6 Alıntı

Serpil Ağ 
04 Kas 10:09, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

" Eğer ulaşmak kolay olsaydı, yolun sonundaki ödül değerini yitirebilirdi..."

Truvalı Helen, Margaret  George (Sayfa 4 - ARTEMİS)Truvalı Helen, Margaret George (Sayfa 4 - ARTEMİS)
Serpil Ağ 
05 Kas 16:12, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Birine hakaret etmek en kolayı. Zor olan hakareti duymazdan gelmek. Övgüler çabuk unutulur, hatırda asıl kalan hakaretlerdir.

Truvalı Helen, Margaret  George (Sayfa 27 - ARTEMİS)Truvalı Helen, Margaret George (Sayfa 27 - ARTEMİS)
Serpil Ağ 
05 Kas 16:05, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

İnsanlar hemen her şeyi görmezler, sadece hayal ederler ve tabii özlemini çekerler. Kafaları karışır ve bir anda sadece bunu đüşünmeye başlarlar. İnsanoğlunun özlemini çektiği şeyin, fiyatı da her zaman yüksek olur. Eğer her sabah gökkuşağı altında güne uyansaydık, bir süre sonra farkına varmazdık.

Truvalı Helen, Margaret  George (Sayfa 27 - ARTEMİS)Truvalı Helen, Margaret George (Sayfa 27 - ARTEMİS)
Serpil Ağ 
05 Kas 16:16, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bilgi en büyük silahtır. Yola koyulmuş bır düşman sürpriz olmamalıdır. Düşmanın yaklaşmakta olduğunu bilirsen, ona engel olabilirsin.

Truvalı Helen, Margaret  George (Sayfa 41 - ARTEMİS)Truvalı Helen, Margaret George (Sayfa 41 - ARTEMİS)
Serpil Ağ 
05 Kas 16:23, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Şimdi, dedim kendi kendime, sahip olduğun tüm gücü açığa çıkarma zamanı, hatta sahip olmadığın gücü de...Ya şimdi ya hiç!

Truvalı Helen, Margaret  George (Sayfa 56 - ARTEMİS)Truvalı Helen, Margaret George (Sayfa 56 - ARTEMİS)

"Masallarda bile insanlar en kötü ihtimalle taşa dönüyordu. Ama burada her şey yok olup gitmişti işte. "

Truvalı Helen, Margaret  GeorgeTruvalı Helen, Margaret George