Tüfek, Mikrop ve Çelik İnsan Topluluklarının Yazgıları

8,9/10  (45 Oy) · 
89 okunma  · 
40 beğeni  · 
2.645 gösterim
"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.
(Arka Kapak)
 
Aysun Çelik 
 02 May 16:26, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 10/10 puan

Biliyorsunuz ki Tüfek, Mikrop ve Çelik'in National Geographic tarafından çekilmiş bir belgeseli var. Bana şunu söyleyenler oldu: "Kitabını okumakla uğraşacağına, belgeselini izlesene!" Ama biz okurların iyi bildiği bir şey varsa o da kitapların her zaman çok daha derin olduğudur. Tıpkı filmlere uyguladığım katı kuralımı belgesele de uyguladım ve önce kitabını okudum. Kimseyi dinlemeyip kitabı okumakla uğraştığım (!) için çok mutlu ve huzurluyum.

Huzurluyum çünkü Tüfek, Mikrop ve Çelik, bir kitaptan çok daha fazlası. Jared Diamond'un 30 yıllık bir zaman dilimini kapsayan (ortalama insan ömrünün yarısı demek bu ve benim toplam yaşımdan fazla) derin araştırmalarının sonucunda ortaya çıkan olağanüstü bir eser. 'Zamanda veya tarihte yolculuk yapmak mümkün mü?' sorusuna verilebilecek olumlu bir yanıt niteliğinde: 'Evet bu kitapla mümkün.' Başlangıçtan günümüze uzanan derin bir yolculuk.

Kitabın yazılmasına öncülük eden Yeni Gineli bir yerli olan Yali'nin sorusu basitti: "Beyaz adamın bu kadar çok kargosu varken, siyah adamın neden bu kadar az?" Ancak bu basit sorunun yanıtı o kadar da basit değil. Yanıt verebilmek için Jared Diamond'un ömrünün yarısını vereceği bir soruydu bu. Ve ben şimdi anlıyorum Yali: dünya üzerindeki dengesiz dağılımı, neden birinin diğerinden üstün olduğunu, yeni dünyanın nasıl şekillendiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Üzgünüm. Üzgünüm çünkü bu beyaz adamın yaradılış üstünlüğü değil, bu siyah adamın şanssızlığı yalnızca.

Muhammet Çelik 
18 Oca 06:25, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Neden Avrupa Amerika'yı keşfetti ama Amerika Avrupa'yı keşfedemedi....

Bu görünüşte basit ama çok detaylı konunun cevabı bu kitapta... Sonunda vahşi kapitalizme ulaşan bir insanlık romanı...
____
Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Binlerce yeni bilgi edindim. Bunun yanı sıra çok sağlam bir araştırmacının düşünmediğim onlarca konu hakkında ilginç yorumları....

Sizi meraklandırmak için sadece şunu paylaşıyorum:
Amerikayı neden Avrupalılar keşfetti de Çin veya diğer asya devletleri keşfetmedi? Bunun onlarca nedenli cevabı bu kitabın içinde.

Emrah Çakmak 
 20 Kas 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kitabın yazılma nedeninin temelinde basit ama bir o kadar da açıklaması güç bir soru yatıyor.Yeni Gineli bir yerlinin, kitabın yazarı Jared Diamond’a ‘’ Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var,bunları Yeni Gine’ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?’’ sorusunu yöneltmesiyle Jared Diamond’un kafasında bir ışık yanıyor ,sorunun cevabını bulma ve kitabın yazımına başlama gereği duyuyor.Burada geçen ‘’kargo’’ terimini araştırdım ve yerliler arasında balta,giyim,kuşam,yiyecek,içecek anlamına geldiğini öğrendim.
Bu soru benimde kafamı karıştırmıştı.Gerçekten bu farklılığın nedeni ne olabilirdi? Temelinde ne yatıyordu?Bu kafa karışıklığı kitaba dört elle sarılmamı sağladı.İnsanoğlu her zaman gizemin peşinden gidip merakını doyurmak istememiş midir zaten?
Kitabı okumadığım zaman dilimlerinde de gün içerisinde bu konuyu düşünmeye başlamıştım.Yazar sürekli yeni sorular yönelterek aklımı daha da fazla karıştırıyordu.Mesela bu sefer de şöyle bir soru yöneltmişti ‘’Neden Amerika ,Afrika ve Avustralya yerlileri gidip Avrupalıları ve Asyalıları öldüremedi,egemenlikleri altına alamadı,onların köklerini kazıyamadı da bunun tam tersi oldu?’’.İşte bu sorunun cevabını kitabı okumadan önce bilmiyordum hatta kendime böyle bir soru sorma gereği bile duymamıştım şimdiye kadar.Basit yanıtlar buluyordum kendime bu sorulara karşılık ‘’Böyle gelmiş böyle gidiyor elbet bir üstünlüğü vardı Avrupalıların ‘’ diyordum ama bu üstünlük neydi bilmiyordum.
Günümüzde Avrupalı devletler ve halkları genel olarak biyolojik farklardan bahsedip kendilerinin diğer ırklardan üstün olduğunu söylüyorlar.Bu çok yanlış bir görüş bu tamamiyle kafatasçılık yapmak.Bu görüşü hiçbir zaman benimsemedim ve doğru olduğunu düşünmedim.Çünkü yaradan yarattıklarını neden eşit olmayacak bir şekilde yaratsındı ki?Zaten dinin temelinde herkesin yaradan önünde eşit olması yok muydu?Bu yüzden bu tarz bir üstünlüğü de kabul etmiyordum.Ama hala medeniyetler arasındaki farkı oluşturan etmenin ne olduğuna dair bir fikrim yoktu.Bu da demek oluyordu ki kitabı okumaya devam edip cevabımı almalıydım.
Yazar,insanlığın 7 milyon yıl önce ortaya çıkışından itibaren ilk 5-6 milyon yıllık dilimin Afrika sınırları içerisinde geçtiğini söylüyordu.Ama bu kadar eski geçmişe sahip bir kıta günümüzde neden bu kadar ilkel durumda?Sorularıma bir yenisi daha eklenmişti anlaşılan.
Şimdiye kadar hep sorulardan ve bilinmezden bahsettik ama önemli olan bunlara cevap bulmak değil midir?O yüzden bunca soruyu tek tek yanıtlayalım yazarın bize açtığı yol yordamıyla.
Tarım başlamadan önce insanlar avcılık ve toplayıcılıkla karınlarını doyuruyorlardı bunu bu zamana kadar bir çok kere duymuştum.Tarım yapılması sonucunda insanların yerleşik hayata geçmesi de bana yabancı bir bilgi değildi.Ama her kıtanın neden farklı zamanlarda tarıma geçtiği ise benim için bir çıkmaz sokaktı.Daha önce bunun hakkında hiç düşünmemiştim.Hepimizin de bildiği üzere insanlar karınları doymadan yaşayamaz,çoğalamaz hatta ve hatta düşünemez.İnsanların düşünmesi için önce temel ihtiyaçlarını gidermesi gerekir.
Kıtalararası farkın temelinde de bitkilerin evcilleştirmesi yatıyormuş bu çok güzel bir tespit.Mümbit Hilal denen bölge ilk tarımın yapıldığı bölge olarak biliniyor.Bunu daha önce tarih ve coğrafya derslerimde duymuştum.Ama neden Mümbit Hilal ilk kez tarımın yapıldığı yer? Bunun cevabı çok basitmiş çünkü Mümbit Hilal’in bulunduğu coğrafya,protein oranı çok yüksek iki bitkiye ev sahipliği yapıyordu; arpa ve buğday.Ve bu ürünler kolayca evcilleştirildi.Buna bağlı olarak tarım gelişti ve yine buna bağlı olarak karınlarını doyuran insanlar çoğalarak siyasi bir oluşum içine girdiler.Bu oluşum sonrasında ise medeniyetler doğdu ve düşünceye zaman olduğu için teknoloji gelişti.Ama diğer kıtalarda bu avantaj yoktu çünkü evcilleştirilebilecek ürün sayısı az ve protein oranları çok düşüktü.Düşünebiliyor musunuz bugün insanlar tarafından o kadar da önemsenmeyen arpa ve buğday tüm insanlığın seyrini değiştirmiş.Belki de bizim kültürümüzde kutsal sayılan ekmek bu nedenle bulunduğu konumu almıştır.En basit örneği yere düşen bir ekmeği yerden alır üç kere öper alnımıza götürürüz.Atalarımız bu iki ürünün önemini biliyorlardı ve bize bunu aşılamışlar.
Kıtalar arasındaki farkın temelinde bitkilerin evcilleştirilmesinin ne kadar payı varsa hayvanların evcilleştirilmesinin de bir o kadar payı varmış.Ama yine ısrarla üzerinde durmamız gereken bir konu var her kıtada farklı zamanlarda hayvanların evcilleştirilmesi daha önce evcilleştirenlerin daha zeki olduğu anlamına gelmiyor.Her kıtada az yada çok hayvan vardı evet ama bunlar içerisinde evcilleştirilebilecek olanlar çok azdı.Asya kıtası bu konuda diğer kıtalara göre yine şanslıydı çünkü en temel ihtiyaçları karşılayabilecek hayvanlar(at,koyun,inek vs.) bu kıtada bulunuyordu.Buradan nasıl bir sonuç çıkarabiliriz? Cevap çok basit insanların kaderlerini,gelişmişliklerini ve geleceğini coğrafi faktörler belirledi.Örneğin Asya’da bulunan insanları alıp Amerika'ya koysak onlarda orada aynı gelişmeyi gösterirlerdi daha fazlasını değil.Hiçbir insan hiçbir insandan üstün değildi sadece biraz daha şanslıydı o kadar.Kitapla tanışmadan önce bunlar aklımın ucundan geçmezdi.
Kitabın adı üç kavramdan oluşuyor,insanların kaderini belirleyen üç kavram; Tüfek,Mikrop ve Çelik.Kitabın adını görünce şuan ki düşüncelerimin hiç biri aklıma gelmezdi doğrusu.Oysa ne kadar çok şey anlatıyormuş bize bu üç kavram.Bunlara da kısaca değinmek istiyorum.
Bu üç kavramın kesiştiği güzel bir örnek var beni çok fazla etkiledi bu olay.Hepimiz az çok Coğrafi keşifleri biliriz.Genelde insanların aklında beliren olay özetle şudur(kitabı okumadan önce ben de böyle düşünüyordum) ; Teknolojik üstünlüğü ellerinde bulunduran Avrupalı kaşifler Amerikayı keşfedip oradaki cahil insanları üstün bilgileri sonucunda yenmiş ve o topraklara sahip olmuşlar.Bu çok yanlış bir düşünceymiş.Avrupalıların zeka olarak hiçbir üstünlüğü yoktu Amerika yerlilerine karşı tek üstünlükleri coğrafi olarak daha zengin kaynaklara sahip bir yerden gelmeleriydi.Hayvanlarla daha önce tanışıp onları evcilleştirmiş ve onların mikroplarını almışlardı.Ama Amerika yerlileri daha önce bu mikroplarla hiç karşılaşmamışlardı ve bağışıklıkları yoktu.Avrupalılar tarafından Amerika yerlilerine bulaşan şuan günümüzün en basit hastalıklarından biri olan çiçek hastalığı tüm İnka imparatorluğunu savaşamadan yok etti.Yine daha önce hiç bir şekilde ne tüfek ne de kılıç görmemiş olan yerliler bunları görünce şaşırarak ne yapacaklarını bilemediler ve korktukları için karşı koyamadılar.Gördüğünüz üzere olay aslında ne kadar farklıymış değil mi?Bir sonuca bağlayacak olursak günümüz kıtalarında farklı yaşam kalitelerinin oluşmasının temelinde coğrafi faktörler yatıyor.
Bu kitap sayesinde artık dünyaya bakış açım değişti tarih,coğrafya gibi bilimlerde bir konuyu irdelerken daha farklı düşünmeye başladım.Her şeyin bir temeli olduğunu düşünüyor ve basit denen bir çok oluşumun aslında ne kadar büyük bir geçmişe sahip olduğunu düşünmeden edemiyorum.Bir haritayı açıp önüme koyduğumda sadece bir çizim olarak görmüyorum karşımdaki kıtaları her birinin bir öyküsü olduğunu biliyorum.Ve asla bilinemeyecek bir çok sırları olduğunu..
Bilim üstüne koyarak ilerliyor biz de başka bir medeniyetin temellerini atıyoruz.Bizden sonrakiler yine üstüne koyarak başka bir medeniyetin temellerini atacak bu devinim böyle sistematik şekilde sürüp gidecek.
Hülasa, okuyun okutun efendim.

Serhat Özcan 
27 Ara 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Herkesin okuması gereken, yaşama, insana daha tarafsız ve bilimsel bir bakış için önemli bir kitap. Gerçeği sadece gerçeği bilmek isteyenler için... Bu nedenle Tubitak tarafından basımı durdurulmuş bir kitap; Bir bilim kuruluşunun düştüğü hal ve korkmamız gereken bir zaman...

Basımı maalesef artık yapılmayan bu kitabı baya bir uğraştıktan sonra elde ettim. Irkların gelişiminde etkili olmuş etmenler ve bu etmenlerdeki farklılıkların sebepleri incelenmiş. Oldukça bilgilendirici, insanlığın tarihi hakkında genel bir kanıya ulaşabileceğiniz araştırma kitabı.

Özlem Yılmaz 
24 Oca 20:30, Kitabı okudu, 13 günde, 8/10 puan

Yazar kitabın arka kapağında soruyor:
"Neden Avrupa Amerika'yı keşfetti ama Amerika Avrupa'yı keşfedemedi...."
Bu sorunun cevabını arayan bir kitap.
Son 13.000 yıl içinde insan toplumlarının niçin farklı geliştiğini anlatmaya çalışıyor yazar.

Aslında medeniyetin ilk olarak tarımla başladığını, yazı ile geliştiğini ve yaygınlaşmaya başladığını anlatıyor yazar.

İlk olarak tarımın Bereketli Hilal denen bizim topraklarımızdan bir kısmını kapsayan topraklarda başlaması....
Çin' de bu gelişmeden bağımsız olarak tarımın başlamış olabileceği anlatılıyor. Ancak neden o zaman Çinlilerin tüm dünyaya hakim olamadığını mantıklı bir şekilde anlatıyor.
Avrupa' nın neden daha geç tarımla tanıştığı, hatta Amerika' nın 7000 sene sonra tarımla tanışması. (Daha doğrusu ürünlerin evcilleştirilmesi)
Peki bunların hepsi insanlar arasında zeka farkından mı kaynaklanıyor yada coğrafi koşullardan mı? Yada başka etmenler de var mı?

Neden Asya ve Afrika halkları çok gelişip tüm dünyaya hakim olamadı da Amerika ve Avrupalılar yaptı bunu. Neden Amerika' yı, Avrupalılar keşfetti de Amerikalılar Avrupayı keşfedemedi.
İnsan topluluklarının farkları neler? Yönetim biçimleri gelişmekte etkili oldu mu?

Sorular...sorular...sorular....
Ben kafamdaki bir çok soruya bu kitapla cevap bulabildiğimi umuyorum. Ayrıca bu kitabın basımının da neden durduğunu bilmiyorum. Bulmakta gerçekten zorlandım.

Bence tarihe, coğrafyaya, bilime, hayatın ve teknolojinin temellerinin nasıl ve hangi koşullarda atıldığına dair merakı olanların bu kitabı okumasını tavsiye ederim.

Keyifli okumalar...

serdar şahin 
26 Eki 2015, Kitabı okudu, 35 günde, Beğendi, 9/10 puan

İnsanlık ve medeniyet tarihini anlatan bu kitap önsözünde de belirttiği üzere okuyucuya çok güzel bir soru sorarak başlıyor ve "hakkatten ya neden böyle olmuş" diye düşünmeye başlıyorsunuz. Avcılıktan yerleşik hayata geçme, topraktan elde edilen ürünlerin artması ile birlikte ihtiyaç fazlası ürünlerin bir devleti ve orduyu besleyebilmesi, salgın hastalıkların nasıl çıktığı ve toplumları nasıl etkilediği, coğrafi şartların medeniyetleri nasıl şekillendirdiğine dair oldukça ufuk açıcı, güzel bir kitap. Günümüz dünyasında neden bazı toplumlar çok gelişmişken, bazı toplumlar hala ilkel diyebileceğimiz şartlarda yaşıyor? Bu soruya tatmin edebilecek cevaplar veriyor kitap. Ne kadar bilimseldir, ne kadar objektiftir o konuda kesin bir kanaatim yok, çünkü ilgilendiği ve bahsettiği bilim dalları hakkında herhangi bir bilgi birikimim yok. Velhasıl, dünya medeniyet tarihine ilgi duyan arkadaşlar için güzel bir başlangıç kitabı olarak tavsiye ediyorum.

Bir şeyler öğreten, farklı şeyler öğreten, farklı açılardan bakmanızı ve farklı açılardan görebilmenizi sağlayan bir kitap.

Popüler bilim kitapları alanında ise bir başyapıttır. Okuyucusuna bu denli bilgi edindiren ve ufkunu genişleten çok az kitap vardır, kültleşmiş bir kitap olmasında da ehemmiyetli olan sebep budur. Alır, okur ve aydınlanırsınız.

Tabii ki bir kitaptan ne kadar fayda edinileceği tamamen okuyucuya bağlıdır.

İnsanlığın gelişimine ve tarihine şahit olmak için okunmalıdır.

Not olarak; kitabın bir belgeseli olduğunu hemen herkes bilir, öncelikle kitap okunduktan sonra belgeseli izlemek daha doğru olacaktır, belgeseli izleyince ister istemez 'spoiler' alıyorsunuz, bu da sizi kitapta fazlasıyla tekrara düşüreceği için kitabı okumak daha zahmetli ve sıkıcı gelecektir. Önce kitap sonra belgesel.

Ahmet Kaya 
23 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

İnsanlık tarihini daha iyi anlatan başka bir kitap bulunabilir mi emin değilim. Neden tüm uygarlıkların aynı düzeyde gelişmediğini, tarihin neden bu şekilde aktığını da başka türlü akmadığını çok iyi ifade eden bir kitap.

Berfun Berçin 
11 Eyl 19:50, Kitabı okudu, 6 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kitap içeriği hakkında bilgi içerir. İnsan tarihini cografyalara bağlı olarak anlatıyor, yazar. Her şeyi ispatlayarak ve mantığa dayandırarak, örneklerle anlatılıyor. Olayları birbiri ile bağlayarak anlatıyor, yazar. Keyifli bir kitap ve bilgiyi verirken sıkıcı bir şekilde sokmaya anlatmış, yazar. Keyifli okumalar.

Kitaptan 32 Alıntı

II.Dünya Savaşı'na kadar savaşlarda ölenlerin çoğu savaş yaralarından değil savaşla taşınan hastalıklardan ölüyordu. Büyük komutanları göklere çıkaran bütün o askeri tarihler insan egosunun balonunu söndüren bir doğruyu hafife alıyorlar: Eski savaşların galipleri her zaman en iyi komutanlara ve silahlara sahip olan ordular değil, çoğu kez yalnızca düşmanlarına bulaştıracak en berbat mikropları taşıyanlardı.

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond (Sayfa 253)Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond (Sayfa 253)
Berfun Berçin 
11 Eyl 19:53, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Mutlu ailelerin hepsi birbirine benzer; mutsuz ailelerin mutsuzluğuysa kendine özgüdür.

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared DiamondTüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond
Aysun Çelik 
30 Nis 12:32, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Devletlerde resmi din ile yurtseverlik, askerleri savaşta ölümüne dövüşmeye koşullar. Biz çağdaş devletlerin vatandaşlarını okullar, dini kurumlar, hükümetler buna öylesine koşullamıştır ki, bunun daha önceki insanlık tarihinden ne müthiş bir kopuş olduğunu unuturuz.

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared DiamondTüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond
Berfun Berçin 
11 Eyl 19:54, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

1. Dünya Savaşı'nın sonunda 21 milyon insanın ölümüne yol açan grip salgınıydı.

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared DiamondTüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond
Aysun Çelik 
30 Nis 12:38, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Her devletin vatandaşlarını gerektiğinde devletleri için canlarını vermeye zorlayan sloganları vardır. Britanya'nınki "Kralım ve Ülkem Uğruna"dır. İspanya'nınki "Tanrı ve İspanya Adına"dır vb. Aztek savaşçılarını da 16. yüzyılda bunun benzeri duygulanımlar güdülüyordu: "Savaşta ölmek gibisi yoktur. Her şeye hayat veren O'nun (Azteklerin ulusal tanrısı Huitzilopochtli) bu gösterişli ölümden aziz bir ölüm yoktur. Uzakta görüyorum ölümü, kavuşmak istiyorum ona!"

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared DiamondTüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond
Maya 
 01 Ara 12:58, Kitabı okuyor

Bugün milyonlarca insan iki misli para verip özel tasarlanmış kotları satın alıyor, aynı derecede dayanıklı markasız kotları değil- çünkü tasarımcının etiketinin toplumsal damgasını taşımak, ödedikleri fazla paradan daha önemli.

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond (Sayfa 318 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları)Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond (Sayfa 318 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları)
Aysun Çelik 
29 Nis 22:54, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Hırsızkratların halkın desteğini kazanmanın son çaresi hırsızkrasiyi haklı çıkaracak bir ideoloji ya da din inşa etmeleridir. Obaların ve kabilelerin zaten kör inançları vardı, çağdaş kurumsal dinlerin de var. Ama obaların ve kabilelerin kör inançları merkezi otoritenin, zenginliğin el değiştirmesinin ya da akraba olmayan insanlar arasında barışı korumanın haklı gerekçesini sağlamaya hizmet etmiyordu. Kör inançlar bu işlevleri kazandığı ve kurumlaştığı zaman din dediğimiz şeye dönüştüler. Hawai şefleri başka yerlerdeki şeflerin tipik örneğiydi; tanrı olduklarını, tanrıdan geldiklerini ya da hiç değilse tanrıyla doğrudan ilişki kurduklarını iddia ediyorlardı. Şef halk adına tanrılarla ilişki kurarak, çok yağmur yağdırmak, iyi ürün almak, bol balık yakalamak için gerekli tören kurallarını halka vererek hizmet ettiğini iddia ediyordu.

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared DiamondTüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond
Berfun Berçin 
11 Eyl 19:54, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Evrensel tarih, insanın [aynen alınmıştır] bu dünyada neler başardığının tarihi, temelde dünyada başarılı olmuş Büyük Adamların tarihidir.
Thomas Carly

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared DiamondTüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond
Osman Yüksel 
04 Kas 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Yaşayan en büyük akrabamız büyük insansımaymunun hayatta kalmış olan üç türüdür: goril,sıradan şempanze ve ( bonobo olarak da bilinen) cüce şempanze. bu üç maymun türünün çok sayıda fosilleriyle birlikte yalnızca Afrika'da görülmesi insan evriminin ilk evrelerinin de Afrika'da geçtiğine işarettir.

Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond (Sayfa 30 - Tübitak)Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond (Sayfa 30 - Tübitak)
4 /