Tutunamayanlar Bütün Eserleri 1

8,9/10  (612 Oy) · 
1.743 okunma  · 
654 beğeni  · 
21.244 gösterim
Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar'ı Berna Moran, " hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler. Moran'a göre "Oğuz Atay'ın mizah gücü, duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, yapıttaki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır." Küçük burjuva dünyasını zekice alaya alan Atay "saldırısını, tutunanların anlamayacağı, red edeceği türden bir romanla yapar." Tutunamayanlar, 1970 TRT Roman Ödülü'nü kazanmıştı.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    724
  • ISBN:
    9789754700114
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aysel 
 31 Oca 00:41, Kitabı okudu, 73 günde, Beğendi, 9/10 puan

"Hayatım hayatımın romanı olsun.." diyerek başlayalım..

En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1, En çok okunacak kitaplar arasında 3. sırada olması bile bir çelişki teşkil etmiyor mu? Meraklanıp, kitaba başlayıp, kitaba tutunamayanlar: (Selim olsa hepinizden tiksiniyorum derdi :)) )

Kitap hakkında fikir ve naçizhane tavsiyelerime gelirsek:
1. Kitaba korku ile başlamayın ( "Yok bu kadar insan iyi kitabı neden yarım bıraksın ki?" gibi)
2. Hiçbir olumsuz yorum sizi yıldırmasın;
3. Kitabın kalınlığı, sayfa sayısı gözünüzde dağ olmasın;
4. Kitaba başlamadan önce akıcı bir roman olacak diye düşünmeyin;
5. Ve sonda yeni ve hiç bilmediğin türden kapılar açmak senin elinde..

İlk başlarda okuduğumda biraz afallamıştım. Bir çok okurun dediği "anlaşılmamazlık, akıcılık" kısmı bende yoktu. Ama bunlar güzel günlerimdi. Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başladı. Karakterler belleğimde kayboldular. Kitabın gelgitleri beni yormaya başladı. Okuduğum kısımların üzerinden iki kere geçmek zorunda olduğum bile oldu.

Sonra yavaş yavaş taşlar yerinde durmaya başladı.
* Okumadığım zamanlarda okumak için içimden gelen talep;
* Her an Selim`in yerine kendimi koymam;
* Bir okumaya başladım mı ne kadar çok okuduğuma kendimin bile şaşması, vs.vs.

Bir süre sonra kendinizden geçiyor, ara sıra Turgut çokça Selim oluyorsunuz. Altını çizdiğiniz alıntıları okudukça anlıyorsunuz ki aslında bu çaba boşuna değildi.

Kitabı akıcı bir roman olarak değil, piskolojik ve felsefik yönden ele alırsak daha az hata yapmış olur, daha çok okumak için yol kat etmiş oluruz.

*En sıkıldığım nokta (1 ay o bölüm yüzünden aksadım) Günseli`in Selim hakkında konuştuğu bölümdü. İlk kez kitapta o bölümde sıkıldım. Paragraf boyunca bir tek virgül, nokta işaretine rastlamadım. Bu beni yıldırmadı desem yalan olur.

Bundan başka,
* "Tutunamayanlar Ansklopedisi" ilginçti;
* Karekter analiz ve seçimi başarlıydı;
* Yazarın kelime cambazlığı harükuladeydi;
* Alıntılar mükemmeldi;
* Olric fikri orjinaldi benim alemimde (en azından isim konusunda)

*En akıcı nokta: Selim`in günlükleriydi. Selimi en iyi anladığımız kısımlar o kısımlardı çünkü.

Bir puanı- Günseli`nin anlatım biçimi ve bir de bende saklı kalacak bir sebep yüzünden kesiyorum. Bunlardan başka okumanız için elinizde mükemmel bir roman mevcut.

Hiçbir şey için değilse bile, merakımı giderdiğim için bile değer diye düşünüyorum.:)
Mükemmel bir dibe vuruş hikayesi için kolları sıvayın derim.
Tabiri caiz ise:
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." diyenlerin romanı.

"Tanrı, tutunamayanlardan rahmetini esirgemesin..."
Kitaba ve hayata tutunmanız dileği ile..

Nina 
 21 Eyl 14:03, Kitabı okudu, 61 günde, Puan vermedi

''Oğuz Atay bir söyleşide bu kitabında insanın bizatihi ta kendisini anlattım demiş...Birçok yazardan anlatım tekniği bakımından ayrıştığının altını kırmızı kalemle çizmek ister gibi...O birçok yazar kendi belirlediği sularda yüzdürür "insan"ı. Atay bunu beceremediğini yine şu sözlerle anlatır."Ben, kahramanlarımın iplerini istediği gibi oynatarak insanlardan kuklalar yaratan büyük romancıların yeteneklerinden yoksunum. Roman kahramanlarına uygulayacak büyük nazariyelerim, onları peşinden koşturacağım büyük ülkülerim yok."derken Tutunamayanlar'la Türk romancılığında yeni bir çağın başladığını muştular.'' /alıntı/

Bazı insanlar, hayata dair kuralları maddelerini yazarlar, yazmayı yetinemeyip o maddeleri mutlaka hayata geçirmeye çalışırlar. Sonra herkes gibi yaşamayı çalışırlar ve yapamayıp tıkandıklarını hissederler … ve o maddeler başkalarına kalır; Selim’den Turgut’a kaldığı gibi. Babadan oğula geçiyormuş gibi değil, onlar birbirinin kopyasıdır diye.
Selim’in intiharı üzerinde zaman geçiyor ve arkadaşı Turgut, onu intihara hangi sebepler sürüklemiş diye araştırmaya başlıyor. Selim’den duyduğu ama hiç tanımadığı arkadaşları ile buluşuyor. Onunla ilgili hiç bilmediği detayları öğreniyor. Turgut, Selim’i zamanında iyi tanımadığı ve en önemli anda yardımcı olamadığı için kendini suçluyor. Selim, dünyaya kafa tutmuş, ama karşı koymaya gücü yetememiş. Turgut, Selim’den kalanları toplarken, kendisinin de Selim’den farklı olmadığını anlıyor.

Kitabın başkahramanı bence Selim. Hayatta olmadığı halde bile, Turgut'un hatıralar ve araştırmalardan oluşan anlatımından hep Selim çıkıyor. Kitabın sonunda, Selim kendisi bize, okurlara, takdim ediyor ve sadece arkadaşlarının onunla ilgili düşündükleri değil, direkt kendisinden onun tam portresinin son noktası ile tamamlıyor. Selim’in günlüklerini Turgut'un okuma fırsatı çok sonradan doğuyor ve o zamana kadar diğer ‘’tanıkların ifadelerini’’alıyor. Selim’in arkadaşları da tutunamayanlar… boşuna dememişler bana arkadaşını söyle…

Ve Olriç. Hepimizin bir Olriç’i vardır…

Okuduğum kitaplardan hiç birine benzemiyor Tutunamayanlar. Farklı. Güzel mi? Evet veya hayır diyemiyorum, kitabın başka kimyası var. Çevremdekilere çok daha dikkatli bakabiliyorum artık ve yanımda ‘’onlardan’’ var olduğunu görebiliyorum. Hayat boyu acı çekmeye mahkum olan tutunamayanlar, onlar olmazsa bize ‘’bat dünya bat’’ demek kalıyor.

Ahmet Yavilioğlu 
 23 Kas 08:23, Kitabı okudu, 23 günde, Beğendi, 9/10 puan

DİKKAT BOL MİKTARDA –HUZURKAÇIRAN-GÖZYORAN-SİNİRBOZAN- İÇERİR

Tutunamayanların,unutulanarın,kenara itilenlerin,üzerine basılanların,takdir edilmeyenlerin,paranın değerini bilmeyenlerin,vaktinde yatıp vaktinde kalkmayanların,eşini dostunu satmayanların,prim için doğruya yalan katmayanların romanıdır bu.Yetişemeyenlerin,yetinemeyenlerin,kendine yetmeyenlerin..Yarım kalanların,yarıda bırakılanların romanıdır bu..Bu yüzden en çok yarım yarım bırakılan romandır..Mısra:2016

Bozuk bir sokak lambası..Gündüz yanan,kimsenin farketmediği Selim bir Işık..Farkedilmeyen,fotoğrafların kenarında,hayatın dışına çıkan Selim Işık..Herkes oradayken orada olmayan,tutunacak tek dalı olmayan..ÖzTürkçe’yle diline biber sürülen,kafasında bitler aranan,tırnaklarına sanki uzamışçasına cetvel(ölçtürgeç)le vurulan..Borç aldığı değil,borç verdiği insanların yanından geçmeye utanan Selim..Kadınların yanında efendiliğinden,çekingenliğinden tedirgin davranan bu yüzden sevdiğini bile karakteriz karakterlere kaptıran Selim..Çekici olup itici zannedilen,zeki olup aptal zannedilen,bu duruma inandırılan,inanmak zorunda bırakılan,ölmek zorunda bırakılan Selim..

O Selim ki “Sokak Çocuğu” şiirindeki gibi “uçurtması gökyüzünde asılı kalan,bilyelerini rüyalarında unutan ve oyuncaklarını masal kahramanlarına kaptıran”…O Selim ki Don Kişot misali dünyaya iyilik getirmek isterken,rezil edilen,herkese iyilik etmek isterken kendine tek iyiliği dahi dokunmadan,intiharın omuzlarında çitelenen onuruyla dünyayı terkeden.O Selim ki dünyanın yükünü taşırken kendi yükünün altında can verip,Selim gibilere canından can alarak can veren..Ahh Selim sana nasıl kıydılar..

Ya sen Turgut Özben? Sen ki dostların en vefalısı,en güzeli..Nazım’ın şiirde dediği gibi herkes 20. Asırda 3-5 gün ölüm acısı yaşarken,ızdırapla bahtsız bir bedeviymişçesine bölgesiz diyarlara,gölgesiz bir Işık uğruna kendini vurmadın mı? Sen ki ÖzBen’liğine bir ışık tutmak uğruna nice karanlıklarda asılı kalmadın mı? Hadi Selim’i öldükten sonra sevdik,sen neden kayboldun Selimi ararken çıkıp gittin.Bak biz hala Selim’i arıyoruz,okuduğumuz her kitapta..Biz belki Selim ölmemiştir,Oğuz Atay bir sürpriz yapar diye beklerken,adını “Oğuz Atay Destanı” koyacakken şimdi de sen kayboldun..Biz ne yapalım şimdi? Bak eğer sadece kaybolmakla,saklanmakla kaldıysan eğer ölmediysen gel beraber arayalım Selimi..Bir Selim daha yok ama Selim gibiler var..Bir çok Disconnectted Erectus var.Gel yeni bir İktidarsızlık kuralım.Gel güçsüzlerin gücü,sessizlerin çığlığı olalım..Gel seninle Selim’le yazamadığın olmayan kitapların önsözleri gibi 1000kitap’ta incelemeler yapalım.Gel seninle “Metin” denen hergeleye bir kez daha hesap soralım.Olmasa ağzını burnunu kıralım.Oğuz Atay seni başka bir romanda tekrar ortaya çıkacak dediydi Uğur Hocam ama Oğuz Atay’a güvenme,oyun oynayıp ızdırap çektirir sana.Seni de bir gün öldürecek nasılsa gel de paylaşalım ızdırabını..Olriç de perişan olmuştur şimdi.Karını hiç saymıyorum bile…
Seni unuttum sanma Oğuz Atay! Madem bu kadar sevdirecektin neden en başta öldürdün Selim’i? Madem öldürdün neden bu kadar sevdirdin? Hadi sevdirdin Selim’i peki ya Turgut Reyize sırra kadem bastırmana ne demeli? Hani sen sayfa 199’da Allah’a neden diye yakarıyordun,isyan ediyordun Selim konusunda.Peki sen neden Turgut ve Selim’in canını esirgeyip Metin gibi değersiz birine can bağışladın.Oysa bu yaşama dürtüsünü sayfabilmemkaçtaki kerhanedeki Turgut'un dalga geçtiği kadından bile esirgemedin.Tabi ya..Aslında Selim sensin.Turgut da sensin..Onlar gibi yaşamayanlar,onları anlatamazlar.Kafka böcek gibi hissetmese kendini yazabilir miydi Dönüşüm’ü?Bunu herkes biliyor.Oyunlarla Yaşayanlar’dansın.Ama en Tehlikeli Oyunları neden bize oynuyorsun? Neden “Selim ölmedi aslında bu en baştan planlanmıştı,bu Selim’in bir sosyal deneyiydi” demedin kitabın sonunda?Selim öyle bir şey yapmaz diyeceksin.Evet sen benden iyi tanıyorsun.Sanma ki sana kızgınım ya da nefret doluyum.Sadece öfkeliyim.Öfke sevgiden gelir bilirsin.Bak seni taklit edip çocukluktaki gibi seni kızdırmaya çalışıyorum ama kızmıyorsun.Çünkü sen oyunları benden çok seviyorsun.Bunun için o kadar sayfa maç anlattın bize,bunun için 50 sayfa boyunca tek nokta koymadan bağlaçları harç yapıp kelimelerin tuğlalarından evler yaptın bize.Bunun içindir ki intiharın psikopatolojisini kahgüldürüp kah ağlatarak anlattın bize.Bari sen gelde intiharın(özöldürüm) kendisini intihar ettirelim.Gel bu oyunu icad edelim diğer Selimgiller kurtulsun.Ama bilirsin ne kadar çocuk varsa o kadar oyun vardır diyorlar.Belki mahşerde cennettekilerle yasakmeyveyedirmece oyunu oynarız.O oyun milyar yol önce oynandı diyorsan yeni bir şeyler icat ederiz.Ya da Turgut gibi birer Olriç de biz bulur okey oynarız en kötü.Gelki biz sansüre uğrarız Olriç koydurmazlar bizimkinin adını,Hırvatçaya benziyor.Zaten hepimizin bir Olriçi var kütüğe kaydolmayan,kimliksiz dolaşan.İsimleri belki farklıdır ama Olriçgillerdendir.Kaçak yaşarlar,antidepresanlar,akinetonlar,nörodollar,psikologlar,psikiyatristler en büyük düşmanlarıdır.Gel meydan okuyalım psikolojiye(ruhbilim)oğuz baba.Deliliği doktrin yapalım,cogito virüsünü yayalım tüm dünyaya..Neyse sen gelemiyorsun elbet biz gelecez yanına sakın 40 yaşında olacam diye oyun oynamam sanma..Turgut Selim’i aramaktan vazgeçti diye ben de seni aramaktan vazgeçerim sanma.Cehennemde de olsan zebanilere çaktırmadan sobelerim seni..Oğuz Baba..Dünydan mısra 2016’dan,insanların oyun alanı yapıldığı,tüm oyunların insanların üstünde oynandığı,batdünyabat dünyadan selamlar..Nur içinde yat üstad..

Semanur* 
06 Tem 2015, Kitabı yarım bıraktı, Puan vermedi

Kitabın başlarını çok sıkıcı bulduğum ve anlamını bilmediğim bir çok kelimeyle karşılaştığım için hiçbir şey anlamadım.İnşallah yanlış bir karar vermemişimdir.

Kağan K. 
 10 Tem 14:23, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Yirmi üçlü yaşlarda ilk kez Oğuz ATAY ile tanıştım TUTUNAMAYANLAR vesilesi ile.Yazarın fikir zenginliğine hayran oldum TUTUNAMAYANLAR etkisi ile. Daha sonra ise tüm kitaplarını hevesle bitirdim.Şu an ise yaşım 30 ve TUTUNAMAYANLAR kitabını ikinci kez okuyup bitirme mutluluğunu yaşıyorum.


A.HAMDİ TANPINAR ve OĞUZ ATAY gönlümde yeri ayrı iki büyük Türk yazarıdır.TANPINAR ile yirmili yaşlarda HUZUR ile tanışmıştım,HUZUR yazara hayran olmama ilk adımdı,daha sonra ise yazarın diğer önemli eserlerinin tümünü okudum heyecanla.HUZUR kitabını ise İKİNCİ KEZ okudum hemen arkasından ise TUTUNAMAYANLAR'I ikinci kez okudum,hayran olduğum iki büyük yazarın iki büyük eserini arka arkaya okumanın hazzını size kelimeler ile anlatmam mümkün değil !



Bundan sonra SPOİLER içermeye başlar !


Başlangıçta yavaş yavaş Turgut ÖZBEN'İ ve Selim IŞIK'I tanımaya başlarız,Turgut'u anıları, Turgut'un Selim'in hayali ile konuşması 'başlangıçta OLRİC(Turgut'un iç sesi ) yoktu ' Turgut'un şahsi yaşamı ... gibi şeylerden bahis eden yazar ısınma turuna başlar TUTUNAMAYANLAR dünyasına giriş için.



ŞARKILAR bölümü ise TUTUNAMAYANLAR dünyasını anlamak için mükemmel bir başlangıçtır.ŞARKILAR ve şarkıların açıklamaları kısımlarında SELİM IŞIK'IN çoçukluğuna ineriz.Çoçukluk tüm psikologların dediği gibi bireyin yaşamına açılan gizemli ve derin bir kapıdır.Her çocuk gibi SELİM IŞIK'TA saflıkla dünyaya mana vermeye çalıştı,masum gözlerle gözlemledi dış dünyayı.Ama her çoçuğun saflığını yıkan DIŞ DÜNYA karşına çıktı.Ailedeki ahlak baskısı 'özellikle cinsellik ',gelenek görenekler...okullardaki dini ve militarist eğitim...

SONUÇ:Çocukların saflıklarını ve masumiyetlerini yitirmeleri , onların kendi özbenliklerinin törpülenmesi ,TOPLUM NE DER-TOPLUMA UY-NORMAL OL(nedense ANORMAL olmak zihinsel gelişkinlik açısından yani sürüden ayrılmak takdir görecek bir zihin faaliyeti ise de yöneticelerin aylak adamlardan korkup onları da sisteme entegre etme çabası ya da uyumsuzların sistem makinasınca ezilmesi... ) baskısı altında PERSONALARA(MASKELERE ) bürünmesi...
Çocukların ,yaşama tutunmak için yetişkinliğe geçiş için toplum tarafından istenen en önemli husus olan;onların aşırı sosyalleşip kendi öz benliklerinin getirdiği içtenlik ve samimiyetlerini yitirip rol yapmayı öğrenmesi,duygularını gizlemeyi öğrenmesi,maske takmayı öğrenmesi,kısaca yaşamaya tutunmayı öğrenmesi bu yüzden gerçek kişilğin toplumsal ilişkilerde törpülenmesi...İşte SELİM IŞIK ve onun gibi TUTUNAMAYANLARIN çocukluğuna ve ilk gençlik eğitimine derinlemesine analiz...



Bireylerde ya içe dönüklük baskındır ya da dışa dönüklük.Ya düşünen ve sürüye-sisteme (benzer anlamda kullandım ) direnenler vardır ya da sürüye-sisteme ya çıkar için uymuş gibi gözükenler ile ya da sürüyü bilmeyerek kayıtsız şartsız takip eden MANKURTLAR vardır.TUTUNMAYANLAR ise içe dönüktür,aylaktır,sisteme karşı çıkarlar ama sistem tarafından hem dışlanırlar hem de sistemden büyük baskı görürler.İşte Tutunamayanlardan sadece biri olan SELİM IŞIK karakterini anlamak için çocukluğunda yapılan toplum tarafından gelen hücumları ve çocuk masumiyetinin yıkılışı ile dış dünyanın acımasızlığını ilk kez çocuk iken fark etmesini şarkılar ve onun açıklamaları kısmı ile anlamaya başlarız.



ŞARKILAR ve onun açıklamaları kısmı aslında kitabın mesajlarını belli eder,alt metinleri anlayan kitap kurtları bu bölümün manasını hemen fark eder.Bu kısımlarda en çok dikkatimi çeken ise siyasi göndermeler oldu.Kimileri Oğuz ATAY'I bu konuda acımasızca eleştirdi,yaşadığı siyasi-sosyal dönemi anlatmadı diye.Bu eleştirileri yapanlar kitabı anlamamış ne yazık ki ! TUTUNAMAYANLAR aynı zamanda güçlü bir siyasi bir romandır ,yazar,siyasi eleştirilerini sürrealist ve simgesel bir tutumla ve hicivle yazmıştır.Yanlış batılılışmadan,modernizm eksikliğinden , devletin totaliter yapısından sisteme karşıtların yok edilmesine ,Marshall yardımlarının getirdiği tembellikten,dilde sadeleşme çabalarına ve dönemin sosyal meselelerine kadar geniş bir perspektifte bir gözlemle inceleyerek dönemin sosyal yapısına gönderme yapar yazar.


İkinci bölümde ise TURGUT ÖZBEN'İN bir tutunamayan olmasına rağmen tutunma çabası,bireyselleşme ve sosyalleşme arasında çatışma (yazar karakterinin soyadından da anlaşılacağı bu karakterin seçimini belirlemiş ! ) yavaş yavaş hissedilmeye başlar.Aynı zamanda bu bölümde Selim IŞIK'I anlamamış tutunan arkadaş çevresi ve onların Selim hakkında düşüncelerine şahit oluruz.Turgut ise Selim'i yakınları ile Selim adına onlarla hesaplaşıp yüzleşmeye başlar.Bu kısımda önemli bir unsur ise devlet dairelerine-devlet memurlarına-bürokrasiye yapılan göndermeler dikkat çeker.(NE YAŞAR NE YAŞAMAZ-AZİZ NESİN'İN ölümsüz eserini bana anımsattı devlet dairesinde geçen bu kısımlar )

Üçüncü bölümde ise Selim'in aşkı Günseli'nin açıklamalarını dinleriz,birde onun gözünden anlamaya çalışırız Selim Işık'ı.Bu bölümde yazarın roman tekniğinde yaptığı bir yenilik dikkatimi en çok çeken şey oldu.İlki yazarın belli kısmlarda paragrafsız ve noktasız yazımı diğeri ise birbirinden bağımsız birden çok olayı iç içe bağlaması dikkat çekiyor.

Dördüncü bölümde Selim'in günlükleri ve Turgut'un tutunmak isteğinden cayıp Selim gibi bir tutunamayan olma yoluna girmesi hemen göze çarpar.Selim'i kendi ağzında dinlemek(günlüklerinden ) eseri sadeleştirmiş.Zor eserleri okumayan kişiler bile Selim'in yazdığı günlüklerden Selim ve onun gibi tutunamayanları net bir şekilde kavrayabilir.Turgut ise soyadı ÖZBEN gibi tutunanlar dünyasını elinin tersi ile bir kenara itip kendi iç benliğine yolculuğa başlar.

DİPNOT:Hz İsa (A.S) ise tekrar diriliş,yeniden dünyaya geliş,tutunan dünyası ile hesaplaşma,tutunamayanların dünyayı hakimiyetine alması yani kendi tutunamayan krallığını kurması,kısaca tutunamayanların dünya ile hesaplaşma yolunda istekleri,hayalleri,arzuları...temsil edilir.


BİZE YAŞAMAYI ÖĞRETMEDİLER ! Bu cümle Tutunamaynlar dünyasını anlamak için en önemli anahtardır.


TUTUNAMAYANLAR kimdir ?
-Öncelikle düşünen bireyler,aylak adamlardır.
-Sistemi iyi analiz eden ve sistemdeki yapmacık kurguların üst sınıflara hizmet için birer mekanizmadan ibaret olduğunu fark edenler...
-Sistemin bozukluğuna isyan edenler,topluma yabancılaşanlar,toplum tarafından dışlananlar..
-Kendi iç kulelerine gönüllü(kendi isteği ile ) ve gönülsüz (sistemi yönetenler zoru ile ) olarak hapis yaşamaya mahkum edilmişler...
-Günlük yaşantımıza üçüncü bir gözle bakanlar,yaşadığımız hayatın saçmalıktan ibaret olduğunu fark edenler,burjuva yaşamının özenti bir ahmaklık olduğunu fark edenler...
-Varoluş arayışında olanlar,kendi kendinin iç benliği ile hesaplaşanlar...
-Bir yanda kendi iç saflığı diğer yanda topluma uy baskısı altında yaşayanlar,bu çatışma baskısını kaldıramayanlar...
-Anlaşılmak isteyenler,anlaşılmamaktan şikayet edenler...
-Saflık,masumiyet ve içtenliğini kısaca bireyin özünü savunanlar,sosyalleşip personalara bürünen tutunan dünyasından nefret edenler...
-Tutunan dünyasının küçük hesaplarını,maddi çıkar dertlerini,çıkar uğruna takındığı sahte yüzlerini eleştirenler.
-....

Tutunan dünyası ise tutunamayanları anlayacak kapasiteye sahip olmadığı için tutunamayanları anlamadı onları küçümsedi onlara budala dedi.Ama Dostoyevski'nin BUDALA kitabındaki değindiği gibi asıl budala asıl tutunanlardır.Tutunanlar dünyası rol yapmaktan kendi benliklerini yitidiklerini ve birey olmaktan çıktıkları için manevi olarak tutunamayan dünyasını anlayacak seviyede değildir,bir tutunamayan olmadan bunu idrak etmeleri ise mümkün değildir.

Sistemi yönetenler ise tutunamayanlardan daima çekinmiştir tutunamayan zihinlerin ileri görüşlülüğünden devrimsel fikirlerinden korkmuşlardır,işte bu yüzden onları tasfiye etmeye çalışmıştır,ya zorla tutunan yapmak istemişler(okullardaki eğitim-sistemin işleyişi) ya da onları korkutarak (adalet mekanizması her zaman her yerde tutunan dünyasına çalışır istese de istemese de ) ya da onları maddesel açıdan fakir bırakmak istediler.(Ekonomi-sanayi-ticaret kısaca para(sermaye) tutunan dünyasının emrindedir. )



SONUÇ:Ya aşırı sosyalleşip-topluma uyup personalara bürünmek ya da şahsi iç saflığını sonuna kadar muhafaza edip topluma yabancılaşma ve toplum tarafından dışlanma ve bu çatışmanın yükünü kaldıramayanlar için kaçınılmaz olan intihar eylemi...




TUTUNAMAYANLAR kitabını anlamak için ya da onunla birlikte okunulursa yazarın fikirlerinin derinliğine inebilmek için TUTUNAMAYANLAR ile benzer bulduğum kitaplar:

1. Kitapta gönderme yapılan Çocukların saflıklarını daha iyi kavrayabilmek için:
KÜÇÜK PRENS ve DEMİAN

Küçük Prens ve Demian romanlarını okuyun.




2.Selim ve Turgut gibi tutunamayanları anlamak için onların gençliğine ışık tutmak için:

DÖNÜŞÜM(Gregor Samsa ),HUZUR(Mümtaz),İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN(Ömer ) kitaplarındaki parantez içindeki karakterlere dikkat edin.



Dönüşüm />
Huzur />
İçimizdeki Şeytan />




3.Tutunamayanlar'ın varoluş sorgulamasınını irdeleyebilmek için özellikle Selim'e zaman zaman gelen sıkıntı ve o ya da onlar dediği şeyin ne olduğunu anlamak için:

BULANTI

Bulantı kitabını okuyun.





4.Tutunamayanlar'ın kendi kendilerini iç kulelerine hapsetmesi,kendi yeraltılarında yaşamalarını daha iyi kavrayabilmek için:

UYUYAN ADAM
YERALTINDAN NOTLAR
KÖRLEŞME


Uyuyan Adam />
Yeraltından Notlar />
Körleşme />



5.Tutunamayanların dış dünya ile hesaplaşma sevdasını,onların hayallerini anlamak ve kendilerinde bulamadıklarını sert mizacı hayalleri ile ifade ettiğini anlamak için:

ÖTEKİ

Öteki />



6.Kendi iç benliğini dinleme ve topluma uyma baskısı ile gelen sosyal yüz arasında çatışmayı anlamlandıarabilmek için:

BOZKIRKURDU

Bozkırkurdu />




7.BUDALA

Budala />




http://1000kitap.com/hsaripolat hocamın tavsiyesi üzerinde ekledim,hocamın değerli görüşüne tamamen katılıyorum:


''Dostoyevski'nin Budala'sı da topluma yabancıdır ama bir o kadar da topluma dahil olmaya çalışır aynı Tutunamayanlar'daki Turgut veya Selim gibi. Yalnız bunu başaramaz, sonunda dahil olmaya çalıştığı toplum tarafından dışlanır ve dahil olma çabalarının budalaca olduğunu anlar. İki roman da benzerdir bu açıdan. Zaten Atay'ın en sevdiği iki yazardan biridir Dostoyevski. '' ( http://1000kitap.com/hsaripolat )




Yukarıda yazdığım kitaplar TUTUNAMAYANLAR ile birlikte okunursa daha anlamlı olacaktır !



DİPNOT:Bu sitede film tavsiye etmeme kararı almıştım ama dayanamadım bu anlamlı kitaba anlamlı filmler tavsiye etmeden olmazdı.





PERSONA:

#7966074 />

(bkz: Persona) />





Yukarıdaki ileti okuyun aslında PERSONA başyapıtı TUTUNAMAYANLAR'I irdelemiş,filmi izlmeseniz bile iletinin tamamını dikkatle okuyun ne demek istediğimi anlayacaksınız.




Filmin linklieri ise:

http://www.imdb.com/...060827/?ref_=nv_sr_2

http://www.sinemalar.com/film/956/persona





THE FİRE WTİHİN:Tutunamayan bir karakterin acıklı sonu:

http://www.imdb.com/...058/?ref_=fn_al_tt_1

http://www.sinemalar.com/film/154090/le-feu-follet

Adar Zargana 
27 Ara 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kitap hepimizin bir özelliğinden bahsediyor, ve emin okuyan herkez biraz empati kurmuştur. Oğuz Atay'ın kitaplarını yarıda bırakma sebeplerini çözemedim. Böyle bir yazar birdaha türkiye'ye gelir mi bilinmez... son derece halkulade bir kitap özellikle son sayfalarda kitap bitmesin diye azar azar okudum. her gece. Selim Işık içimizden biriydi aslında Turgut Özben'de öyle, veya ta kendimizdik. Yusuf Atılgan ve Oğuz Atay'ın Kitaplarında üstü kapalı olarak belirttikleri bir kural var ''Bizim kitapları gündüz okumanız yasaktır.yasalara uyun ve gece okuyun bu kitapları bu sizin yararınıza, bizim kitapları gece okurken hayata olan bakış açınız değişir ve geceler sizin olur''

Songül 
21 Nis 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"...Kelimeden önce de yalnızlık vardı ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık…"
-kelime ve yalnızlık hayatın tadı tuzu
kucaklamak isterdi ölümü ve sonsuzu.-
Bazı kitaplar o kadar lezzetli geliyor ki bunu muhakkak bir daha okumalıyım diyorsun..İşte Oğuz Atay'ın kitabı başucu kitabı o kadar derin ve güzel geldi ki sanırım 2,3 kez yine okuyabilirim..Felsefi dokusu ve kelimelerin büyüsüne hapsolup içerisinde uzun zaman kalmak istediğiniz kutsal bir kitap...

Çoğu zaman beynimizde hızla akıp giden düşüncelerimizi takip edemediğimiz anlarımız olmuştur. Biri ötekini kovalarken diğerini hep unutturmuştur. Eğer insanın aklından geçen bütün düşüncelerinin yazıya nasıl geçtiğini öğrenmek istiyorsanız Tutunamayanlar bu tarz için biçilmiş kaftan.
Kitap sitede en çok yarım bırakılanlar listesinde başı çekiyor. Ama bu birincilik beni şaşırtmadı çünkü kolayca akıp gidebilecek türden değil. Psikolojik analizlerin yoğunluğu ve Oğuz Atay'ın mizahi kalemiyle bir girdabın içine sürükleniyor insan.
Kitap hayata tutunmaya çalışan Turgut karakterinin yakın arkadaşı Selim'in intihar haberini gazeteden öğrenmesiyle başlıyor. Selim. Selimlik! Yani tutunamayan karakter. Olric var düşüncelere eşlik eden ve daha nice karakter Selim'in hayatından geçen.
Alışılmadık cümleler ve sıçramalar karışıklık yaratabilir okuyucuda. Beni en çok zorlayan ve aynı zamanda nasıl geçti, ne oldu dediğim bölüm yaklaşık seksen küsür sayfalık noktasız geçen cümleler idi. Sakin ve dikkatli bir şekilde okumak gerektiğini düşünüyorum. Kurala uydum ve bende sadece geceleri okuyabildim kitabı. İlginç geldi ve beni içine çektikçe çekti. Selim'i ve Turgut'u aynı anda anlayıp Olric'e eşlik edebilmek tutunmamı sağladı kitaba. Bittiğinde durup sordum kendime bu kitabın rengi ne diye? Bana göre kahverengiydi. Yer yer açık yer yer koyu ama bütün tonlarını barındıran bir kahvelik.
İçimizden geçip giden Selimliğin cümlesiyle bitiriyorum yorumumu: ''Beni aldattılar; gene de suçluyum. İnsanların en verimli olduğu çağda tükendim.Her anı, ne yapmam gerektiğini düşünerek geçirdiğim için çabuk yoruldum. Bana müsaade.''

a leaf 
19 Haz 2013, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

okuyucu kitlesinin bir kısmının çok beğendiği,bir kısmının okuduktan sonra bu ne saçma sapan dediği,bir kısmının sonunu getiremeden yarıda bıraktığı kitap...benim için ise, kitabın konusunu sorduklarında tarif edecek kelime bulmakda zorlandığım..hayatımda iyi ki var olmuş olan şeylerden biri...

M.Burak SOLAK 
 24 Eki 09:05, Kitabı okudu, 10 günde, Beğendi, 9/10 puan

Kitabın konusundan ziyade daha farklı açılardan kitabı incelemek istiyorum.
Bu kitabı gece, yanlız ve uzun zamanlarınızda okuyun. Çünkü okumaya başlayınca olayın içine biraz zor giriyorsunuz ancak bir defa anlayarak okumaya başlayınca kitabı bırakamıyorsunuz. Herkesin hayatından birşeyler bulabileceği bir kitap. 'Acaba bende Tutunamayanlardan mıyım' diye kendime sormadım değil. Birçok yönden kendimi Selim'e benzettim.
Telefon ile ilgili olan kısımı bizzat yaşadım ve okuduktan sonra baya güldüm. Kitapta en beğendiğim kısımdı.
Kitabı birazda Olric için okudum ve çok sevdiğim bir karakterdi.
Kitabı okuyan biriyle sabaha kadar Selim, Turgut ve Olric hakkında konuşabilirim.
Kitabın konusu; dışarıdan bakınca hiçbir sıkıntısı yokmuş gibi görünen Selim'in intihar etmesinden dolayı en yakın arkadaşı Turgut kendini suçlar ve nasıl olurda Selim'in intihar edecek kadar sıkıntısı var iken ben hiçbirşeyi anlamam diyerek kendini sorgulamaya başlar. Selim'in intihar sebebini araştırmaya başlar ve Selim'in yazmış olduğu şiirleri ve günlüğüne ulaşır. Bunları inceler ve bu sırada kendi iç sesine kulak verir ve ona Olric ismini takarak onunla konuşur.
Alışılmışın dışında bir kitap. Bazı kısımları alaycı ve farklı bir şekilde anlatması(futbol maçı gibi) çok fazla hoşuma gitmedi ancak herşeye rağmen kesinlikle okunmaya değer.
Kalın ve bitmeyen bir kitap ancak okuyun. :)

Kitaptan 672 Alıntı

Ferah 
04 Oca 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok."

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 425)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 425)
Sadettin TANIK 
 08 Haz 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Felsefe
Felsefe kitapları okumayı denedi. Bir süre sonra, iki kere ikinin dört olduğundan kuşkulanmaya başladığı için bıraktı.

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
Ferah 
19 Şub 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

''Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir “kitapları koruma derneği” kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli...''

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 576)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 576)
yasemin 
27 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..."

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
Sadettin TANIK 
15 Nis 15:17, Kitabı okudu, 8/10 puan

Ben ortaçağda yaşamalıydım. Sabahları, Montaigne gibi oda orkestrasıyla uyandırılmalıydım...

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
Aysel 
30 Oca 19:02, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

"Artık yaşamak istemiyorum Olric. Onların istediği gibi yaşamak istemiyorum..."

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
Aysel 
12 Ara 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

"Gülümseyeceksin, bekleyeceksin.. ve hiçbir zaman ümide kapılmayacaksın."

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
68 /

Kitapla ilgili 3 Haber

Oğuz Atay'la Tutunamayanlar üzerine
Oğuz Atay'la Tutunamayanlar üzerine Pakize Kutlu’nun Oğuz Atay’la yapmış olduğu röportaj Yeni Ortam’da 30 Eylül 1972 tarihinde yayımlanmıştır.