Tutunamayanlar Bütün Eserleri 1

8,9/10  (505 Oy) · 
1.554 okunma  · 
556 beğeni  · 
18.862 gösterim
Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar'ı Berna Moran, " hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler. Moran'a göre "Oğuz Atay'ın mizah gücü, duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, yapıttaki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır." Küçük burjuva dünyasını zekice alaya alan Atay "saldırısını, tutunanların anlamayacağı, red edeceği türden bir romanla yapar." Tutunamayanlar, 1970 TRT Roman Ödülü'nü kazanmıştı.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    724
  • ISBN:
    9789754700114
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aysel 
 31 Oca 00:41, Kitabı okudu, 73 günde, Beğendi, 9/10 puan

"Hayatım hayatımın romanı olsun.." diyerek başlayalım..

En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1, En çok okunacak kitaplar arasında 3. sırada olması bile bir çelişki teşkil etmiyor mu? Meraklanıp, kitaba başlayıp, kitaba tutunamayanlar: (Selim olsa hepinizden tiksiniyorum derdi :)) )

Kitap hakkında fikir ve naçizhane tavsiyelerime gelirsek:
1. Kitaba korku ile başlamayın ( "Yok bu kadar insan iyi kitabı neden yarım bıraksın ki?" gibi)
2. Hiçbir olumsuz yorum sizi yıldırmasın;
3. Kitabın kalınlığı, sayfa sayısı gözünüzde dağ olmasın;
4. Kitaba başlamadan önce akıcı bir roman olacak diye düşünmeyin;
5. Ve sonda yeni ve hiç bilmediğin türden kapılar açmak senin elinde..

İlk başlarda okuduğumda biraz afallamıştım. Bir çok okurun dediği "anlaşılmamazlık, akıcılık" kısmı bende yoktu. Ama bunlar güzel günlerimdi. Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başladı. Karakterler belleğimde kayboldular. Kitabın gelgitleri beni yormaya başladı. Okuduğum kısımların üzerinden iki kere geçmek zorunda olduğum bile oldu.

Sonra yavaş yavaş taşlar yerinde durmaya başladı.
* Okumadığım zamanlarda okumak için içimden gelen talep;
* Her an Selim`in yerine kendimi koymam;
* Bir okumaya başladım mı ne kadar çok okuduğuma kendimin bile şaşması, vs.vs.

Bir süre sonra kendinizden geçiyor, ara sıra Turgut çokça Selim oluyorsunuz. Altını çizdiğiniz alıntıları okudukça anlıyorsunuz ki aslında bu çaba boşuna değildi.

Kitabı akıcı bir roman olarak değil, piskolojik ve felsefik yönden ele alırsak daha az hata yapmış olur, daha çok okumak için yol kat etmiş oluruz.

*En sıkıldığım nokta (1 ay o bölüm yüzünden aksadım) Günseli`in Selim hakkında konuştuğu bölümdü. İlk kez kitapta o bölümde sıkıldım. Paragraf boyunca bir tek virgül, nokta işaretine rastlamadım. Bu beni yıldırmadı desem yalan olur.

Bundan başka,
* "Tutunamayanlar Ansklopedisi" ilginçti;
* Karekter analiz ve seçimi başarlıydı;
* Yazarın kelime cambazlığı harükuladeydi;
* Alıntılar mükemmeldi;
* Olric fikri orjinaldi benim alemimde (en azından isim konusunda)

*En akıcı nokta: Selim`in günlükleriydi. Selimi en iyi anladığımız kısımlar o kısımlardı çünkü.

Bir puanı- Günseli`nin anlatım biçimi ve bir de bende saklı kalacak bir sebep yüzünden kesiyorum. Bunlardan başka okumanız için elinizde mükemmel bir roman mevcut.

Hiçbir şey için değilse bile, merakımı giderdiğim için bile değer diye düşünüyorum.:)
Mükemmel bir dibe vuruş hikayesi için kolları sıvayın derim.
Tabiri caiz ise:
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." diyenlerin romanı.

"Tanrı, tutunamayanlardan rahmetini esirgemesin..."
Kitaba ve hayata tutunmanız dileği ile..

Semanur Saç 
06 Tem 2015, Kitabı yarım bıraktı, Puan vermedi

Kitabın başlarını çok sıkıcı bulduğum ve anlamını bilmediğim bir çok kelimeyle karşılaştığım için hiçbir şey anlamadım.İnşallah yanlış bir karar vermemişimdir.

Adar Erol☮ 
27 Ara 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kitap hepimizin bir özelliğinden bahsediyor, ve emin okuyan herkez biraz empati kurmuştur. Oğuz Atay'ın kitaplarını yarıda bırakma sebeplerini çözemedim. Böyle bir yazar birdaha türkiye'ye gelir mi bilinmez... son derece halkulade bir kitap özellikle son sayfalarda kitap bitmesin diye azar azar okudum. her gece. Selim Işık içimizden biriydi aslında Turgut Özben'de öyle, veya ta kendimizdik. Yusuf Atılgan ve Oğuz Atay'ın Kitaplarında üstü kapalı olarak belirttikleri bir kural var ''Bizim kitapları gündüz okumanız yasaktır.yasalara uyun ve gece okuyun bu kitapları bu sizin yararınıza, bizim kitapları gece okurken hayata olan bakış açınız değişir ve geceler sizin olur''

Kağan K. 
 10 Tem 14:23, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Yirmi üçlü yaşlarda ilk kez Oğuz ATAY ile tanıştım TUTUNAMAYANLAR vesilesi ile.Yazarın fikir zenginliğine hayran oldum TUTUNAMAYANLAR etkisi ile. Daha sonra ise tüm kitaplarını hevesle bitirdim.Şu an ise yaşım 30 ve TUTUNAMAYANLAR kitabını ikinci kez okuyup bitirme mutluluğunu yaşıyorum.


A.HAMDİ TANPINAR ve OĞUZ ATAY gönlümde yeri ayrı iki büyük Türk yazarıdır.TANPINAR ile yirmili yaşlarda HUZUR ile tanışmıştım,HUZUR yazara hayran olmama ilk adımdı,daha sonra ise yazarın diğer önemli eserlerinin tümünü okudum heyecanla.HUZUR kitabını ise İKİNCİ KEZ okudum hemen arkasından ise TUTUNAMAYANLAR'I ikinci kez okudum,hayran olduğum iki büyük yazarın iki büyük eserini arka arkaya okumanın hazzını size kelimeler ile anlatmam mümkün değil !



Bundan sonra SPOİLER içermeye başlar !


Başlangıçta yavaş yavaş Turgut ÖZBEN'İ ve Selim IŞIK'I tanımaya başlarız,Turgut'u anıları, Turgut'un Selim'in hayali ile konuşması 'başlangıçta OLRİC(Turgut'un iç sesi ) yoktu ' Turgut'un şahsi yaşamı ... gibi şeylerden bahis eden yazar ısınma turuna başlar TUTUNAMAYANLAR dünyasına giriş için.



ŞARKILAR bölümü ise TUTUNAMAYANLAR dünyasını anlamak için mükemmel bir başlangıçtır.ŞARKILAR ve şarkıların açıklamaları kısımlarında SELİM IŞIK'IN çoçukluğuna ineriz.Çoçukluk tüm psikologların dediği gibi bireyin yaşamına açılan gizemli ve derin bir kapıdır.Her çocuk gibi SELİM IŞIK'TA saflıkla dünyaya mana vermeye çalıştı,masum gözlerle gözlemledi dış dünyayı.Ama her çoçuğun saflığını yıkan DIŞ DÜNYA karşına çıktı.Ailedeki ahlak baskısı 'özellikle cinsellik ',gelenek görenekler...okullardaki dini ve militarist eğitim...

SONUÇ:Çocukların saflıklarını ve masumiyetlerini yitirmeleri , onların kendi özbenliklerinin törpülenmesi ,TOPLUM NE DER-TOPLUMA UY-NORMAL OL(nedense ANORMAL olmak zihinsel gelişkinlik açısından yani sürüden ayrılmak takdir görecek bir zihin faaliyeti ise de yöneticelerin aylak adamlardan korkup onları da sisteme entegre etme çabası ya da uyumsuzların sistem makinasınca ezilmesi... ) baskısı altında PERSONALARA(MASKELERE ) bürünmesi...
Çocukların ,yaşama tutunmak için yetişkinliğe geçiş için toplum tarafından istenen en önemli husus olan;onların aşırı sosyalleşip kendi öz benliklerinin getirdiği içtenlik ve samimiyetlerini yitirip rol yapmayı öğrenmesi,duygularını gizlemeyi öğrenmesi,maske takmayı öğrenmesi,kısaca yaşamaya tutunmayı öğrenmesi bu yüzden gerçek kişilğin toplumsal ilişkilerde törpülenmesi...İşte SELİM IŞIK ve onun gibi TUTUNAMAYANLARIN çocukluğuna ve ilk gençlik eğitimine derinlemesine analiz...



Bireylerde ya içe dönüklük baskındır ya da dışa dönüklük.Ya düşünen ve sürüye-sisteme (benzer anlamda kullandım ) direnenler vardır ya da sürüye-sisteme ya çıkar için uymuş gibi gözükenler ile ya da sürüyü bilmeyerek kayıtsız şartsız takip eden MANKURTLAR vardır.TUTUNMAYANLAR ise içe dönüktür,aylaktır,sisteme karşı çıkarlar ama sistem tarafından hem dışlanırlar hem de sistemden büyük baskı görürler.İşte Tutunamayanlardan sadece biri olan SELİM IŞIK karakterini anlamak için çocukluğunda yapılan toplum tarafından gelen hücumları ve çocuk masumiyetinin yıkılışı ile dış dünyanın acımasızlığını ilk kez çocuk iken fark etmesini şarkılar ve onun açıklamaları kısmı ile anlamaya başlarız.



ŞARKILAR ve onun açıklamaları kısmı aslında kitabın mesajlarını belli eder,alt metinleri anlayan kitap kurtları bu bölümün manasını hemen fark eder.Bu kısımlarda en çok dikkatimi çeken ise siyasi göndermeler oldu.Kimileri Oğuz ATAY'I bu konuda acımasızca eleştirdi,yaşadığı siyasi-sosyal dönemi anlatmadı diye.Bu eleştirileri yapanlar kitabı anlamamış ne yazık ki ! TUTUNAMAYANLAR aynı zamanda güçlü bir siyasi bir romandır ,yazar,siyasi eleştirilerini sürrealist ve simgesel bir tutumla ve hicivle yazmıştır.Yanlış batılılışmadan,modernizm eksikliğinden , devletin totaliter yapısından sisteme karşıtların yok edilmesine ,Marshall yardımlarının getirdiği tembellikten,dilde sadeleşme çabalarına ve dönemin sosyal meselelerine kadar geniş bir perspektifte bir gözlemle inceleyerek dönemin sosyal yapısına gönderme yapar yazar.


İkinci bölümde ise TURGUT ÖZBEN'İN bir tutunamayan olmasına rağmen tutunma çabası,bireyselleşme ve sosyalleşme arasında çatışma (yazar karakterinin soyadından da anlaşılacağı bu karakterin seçimini belirlemiş ! ) yavaş yavaş hissedilmeye başlar.Aynı zamanda bu bölümde Selim IŞIK'I anlamamış tutunan arkadaş çevresi ve onların Selim hakkında düşüncelerine şahit oluruz.Turgut ise Selim'i yakınları ile Selim adına onlarla hesaplaşıp yüzleşmeye başlar.Bu kısımda önemli bir unsur ise devlet dairelerine-devlet memurlarına-bürokrasiye yapılan göndermeler dikkat çeker.(NE YAŞAR NE YAŞAMAZ-AZİZ NESİN'İN ölümsüz eserini bana anımsattı devlet dairesinde geçen bu kısımlar )

Üçüncü bölümde ise Selim'in aşkı Günseli'nin açıklamalarını dinleriz,birde onun gözünden anlamaya çalışırız Selim Işık'ı.Bu bölümde yazarın roman tekniğinde yaptığı bir yenilik dikkatimi en çok çeken şey oldu.İlki yazarın belli kısmlarda paragrafsız ve noktasız yazımı diğeri ise birbirinden bağımsız birden çok olayı iç içe bağlaması dikkat çekiyor.

Dördüncü bölümde Selim'in günlükleri ve Turgut'un tutunmak isteğinden cayıp Selim gibi bir tutunamayan olma yoluna girmesi hemen göze çarpar.Selim'i kendi ağzında dinlemek(günlüklerinden ) eseri sadeleştirmiş.Zor eserleri okumayan kişiler bile Selim'in yazdığı günlüklerden Selim ve onun gibi tutunamayanları net bir şekilde kavrayabilir.Turgut ise soyadı ÖZBEN gibi tutunanlar dünyasını elinin tersi ile bir kenara itip kendi iç benliğine yolculuğa başlar.

DİPNOT:İsa figürü ise tekrar diriliş,yeniden dünyaya geliş,tutunan dünyası ile hesaplaşma,tutunamayanların dünyayı hakimiyetine alması yani kendi tutunamayan krallığını kurması,kısaca tutunamayanların dünya ile hesaplaşma yolunda istekleri,hayalleri,arzuları...temsil edilir.


BİZE YAŞAMAYI ÖĞRETMEDİLER ! Bu cümle Tutunamaynlar dünyasını anlamak için en önemli anahtardır.


TUTUNAMAYANLAR kimdir ?
-Öncelikle düşünen bireyler,aylak adamlardır.
-Sistemi iyi analiz eden ve sistemdeki yapmacık kurguların üst sınıflara hizmet için birer mekanizmadan ibaret olduğunu fark edenler...
-Sistemin bozukluğuna isyan edenler,topluma yabancılaşanlar,toplum tarafından dışlananlar..
-Kendi iç kulelerine gönüllü(kendi isteği ile ) ve gönülsüz (sistemi yönetenler zoru ile ) olarak hapis yaşamaya mahkum edilmişler...
-Günlük yaşantımıza üçüncü bir gözle bakanlar,yaşadığımız hayatın saçmalıktan ibaret olduğunu fark edenler,burjuva yaşamının özenti bir ahmaklık olduğunu fark edenler...
-Varoluş arayışında olanlar,kendi kendinin iç benliği ile hesaplaşanlar...
-Bir yanda kendi iç saflığı diğer yanda topluma uy baskısı altında yaşayanlar,bu çatışma baskısını kaldıramayanlar...
-Anlaşılmak isteyenler,anlaşılmamaktan şikayet edenler...
-Saflık,masumiyet ve içtenliğini kısaca bireyin özünü savunanlar,sosyalleşip personalara bürünen tutunan dünyasından nefret edenler...
-Tutunan dünyasının küçük hesaplarını,maddi çıkar dertlerini,çıkar uğruna takındığı sahte yüzlerini eleştirenler.
-....

Tutunan dünyası ise tutunamayanları anlayacak kapasiteye sahip olmadığı için tutunamayanları anlamadı onları küçümsedi onlara budala dedi.Ama Dostoyevski'nin BUDALA kitabındaki değindiği gibi asıl budala asıl tutunanlardır.Tutunanlar dünyası rol yapmaktan kendi benliklerini yitidiklerini ve birey olmaktan çıktıkları için manevi olarak tutunamayan dünyasını anlayacak seviyede değildir,bir tutunamayan olmadan bunu idrak etmeleri ise mümkün değildir.

Sistemi yönetenler ise tutunamayanlardan daima çekinmiştir tutunamayan zihinlerin ileri görüşlülüğünden devrimsel fikirlerinden korkmuşlardır,işte bu yüzden onları tasfiye etmeye çalışmıştır,ya zorla tutunan yapmak istemişler(okullardaki eğitim-sistemin işleyişi) ya da onları korkutarak (adalet mekanizması her zaman her yerde tutunan dünyasına çalışır istese de istemese de ) ya da onları maddesel açıdan fakir bırakmak istediler.(Ekonomi-sanayi-ticaret kısaca para(sermaye) tutunan dünyasının emrindedir. )



SONUÇ:Ya aşırı sosyalleşip-topluma uyup personalara bürünmek ya da şahsi iç saflığını sonuna kadar muhafaza edip topluma yabancılaşma ve toplum tarafından dışlanma ve bu çatışmanın yükünü kaldıramayanlar için kaçınılmaz olan intihar eylemi...




TUTUNAMAYANLAR kitabını anlamak için ya da onunla birlikte okunulursa yazarın fikirlerinin derinliğine inebilmek için TUTUNAMAYANLAR ile benzer bulduğum kitaplar:

1. Kitapta gönderme yapılan Çocukların saflıklarını daha iyi kavrayabilmek için:
KÜÇÜK PRENS ve DEMİAN

Küçük Prens ve Demian romanlarını okuyun.




2.Selim ve Turgut gibi tutunamayanları anlamak için onların gençliğine ışık tutmak için:

DÖNÜŞÜM(Gregor Samsa ),HUZUR(Mümtaz),İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN(Ömer ) kitaplarındaki parantez içindeki karakterlere dikkat edin.



Dönüşüm />
Huzur />
İçimizdeki Şeytan />




3.Tutunamayanlar'ın varoluş sorgulamasınını irdeleyebilmek için özellikle Selim'e zaman zaman gelen sıkıntı ve o ya da onlar dediği şeyin ne olduğunu anlamak için:

BULANTI

Bulantı kitabını okuyun.





4.Tutunamayanlar'ın kendi kendilerini iç kulelerine hapsetmesi,kendi yeraltılarında yaşamalarını daha iyi kavrayabilmek için:

UYUYAN ADAM
YERALTINDAN NOTLAR
KÖRLEŞME


Uyuyan Adam />
Yeraltından Notlar />
Körleşme />



5.Tutunamayanların dış dünya ile hesaplaşma sevdasını,onların hayallerini anlamak ve kendilerinde bulamadıklarını sert mizacı hayalleri ile ifade ettiğini anlamak için:

ÖTEKİ

Öteki />



6.Kendi iç benliğini dinleme ve topluma uyma baskısı ile gelen sosyal yüz arasında çatışmayı anlamlandıarabilmek için:

BOZKIRKURDU

Bozkırkurdu />




7.BUDALA

Budala />




Hakan S. hocamın tavsiyesi üzerinde ekledim,hocamın değerli görüşüne tamamen katılıyorum:


''Dostoyevski'nin Budala'sı da topluma yabancıdır ama bir o kadar da topluma dahil olmaya çalışır aynı Tutunamayanlar'daki Turgut veya Selim gibi. Yalnız bunu başaramaz, sonunda dahil olmaya çalıştığı toplum tarafından dışlanır ve dahil olma çabalarının budalaca olduğunu anlar. İki roman da benzerdir bu açıdan. Zaten Atay'ın en sevdiği iki yazardan biridir Dostoyevski. '' ( Hakan S. )




Yukarıda yazdığım kitaplar TUTUNAMAYANLAR ile birlikte okunursa daha anlamlı olacaktır !



DİPNOT:Bu sitede film tavsiye etmeme kararı almıştım ama dayanamadım bu anlamlı kitaba anlamlı filmler tavsiye etmeden olmazdı.





PERSONA:

#7966074 />

http://1000kitap.com/persona--5341






Yukarıdaki ileti okuyun aslında PERSONA başyapıtı TUTUNAMAYANLAR'I irdelemiş,filmi izlmeseniz bile iletinin tamamını dikkatle okuyun ne demek istediğimi anlayacaksınız.




Filmin linklieri ise:

http://www.imdb.com/...060827/?ref_=nv_sr_2

http://www.sinemalar.com/film/956/persona





THE FİRE WTİHİN:Tutunamayan bir karakterin acıklı sonu:

http://www.imdb.com/...058/?ref_=fn_al_tt_1

http://www.sinemalar.com/film/154090/le-feu-follet

Çoğu zaman beynimizde hızla akıp giden düşüncelerimizi takip edemediğimiz anlarımız olmuştur. Biri ötekini kovalarken diğerini hep unutturmuştur. Eğer insanın aklından geçen bütün düşüncelerinin yazıya nasıl geçtiğini öğrenmek istiyorsanız Tutunamayanlar bu tarz için biçilmiş kaftan.
Kitap sitede en çok yarım bırakılanlar listesinde başı çekiyor. Ama bu birincilik beni şaşırtmadı çünkü kolayca akıp gidebilecek türden değil. Psikolojik analizlerin yoğunluğu ve Oğuz Atay'ın mizahi kalemiyle bir girdabın içine sürükleniyor insan.
Kitap hayata tutunmaya çalışan Turgut karakterinin yakın arkadaşı Selim'in intihar haberini gazeteden öğrenmesiyle başlıyor. Selim. Selimlik! Yani tutunamayan karakter. Olric var düşüncelere eşlik eden ve daha nice karakter Selim'in hayatından geçen.
Alışılmadık cümleler ve sıçramalar karışıklık yaratabilir okuyucuda. Beni en çok zorlayan ve aynı zamanda nasıl geçti, ne oldu dediğim bölüm yaklaşık seksen küsür sayfalık noktasız geçen cümleler idi. Sakin ve dikkatli bir şekilde okumak gerektiğini düşünüyorum. Kurala uydum ve bende sadece geceleri okuyabildim kitabı. İlginç geldi ve beni içine çektikçe çekti. Selim'i ve Turgut'u aynı anda anlayıp Olric'e eşlik edebilmek tutunmamı sağladı kitaba. Bittiğinde durup sordum kendime bu kitabın rengi ne diye? Bana göre kahverengiydi. Yer yer açık yer yer koyu ama bütün tonlarını barındıran bir kahvelik.
İçimizden geçip giden Selimliğin cümlesiyle bitiriyorum yorumumu: ''Beni aldattılar; gene de suçluyum. İnsanların en verimli olduğu çağda tükendim.Her anı, ne yapmam gerektiğini düşünerek geçirdiğim için çabuk yoruldum. Bana müsaade.''

Songül 
21 Nis 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"...Kelimeden önce de yalnızlık vardı ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık…"
-kelime ve yalnızlık hayatın tadı tuzu
kucaklamak isterdi ölümü ve sonsuzu.-
Bazı kitaplar o kadar lezzetli geliyor ki bunu muhakkak bir daha okumalıyım diyorsun..İşte Oğuz Atay'ın kitabı başucu kitabı o kadar derin ve güzel geldi ki sanırım 2,3 kez yine okuyabilirim..Felsefi dokusu ve kelimelerin büyüsüne hapsolup içerisinde uzun zaman kalmak istediğiniz kutsal bir kitap...

a leaf 
19 Haz 2013, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

okuyucu kitlesinin bir kısmının çok beğendiği,bir kısmının okuduktan sonra bu ne saçma sapan dediği,bir kısmının sonunu getiremeden yarıda bıraktığı kitap...benim için ise, kitabın konusunu sorduklarında tarif edecek kelime bulmakda zorlandığım..hayatımda iyi ki var olmuş olan şeylerden biri...

Ferah 
29 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

İsyan, Olric okurken aynı duyguları hissedebiliyorsanız tutunmaya çabalayanlardansınız.. Ama bu kitabın adı sıkça duyulsa da okunması sabır gerektirdiği için genellikle yarım bırakılan kategoride yer alması beni hep şaşırtmıştır. Bir solukta okunacağına yavaş yavaş cümleleri dikkatle algılanarak okunduğunda keyif verecektir.

Gülşah Gezer 
25 Haz 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

İki kelimeyle 'Muhteşem Ötesi' bir kitaptı. Itiraf etmeliyim ki 724 sayfalık bir kitap olması başta gözümde baya büyük geldi. Ama okur okumaz her sayfasında ayrı bir duygu ve beyin fırtınası yaşadım. Olayların mizahiligine bayıldım. Bir 724 sayfa daha olsaydı herhalde tereddütsüz okurdum...

Fatos 
29 Tem 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Hayatımda hiçbir kitabı ikinci kez okuma ihtimalim olmadı. Emekli olduktan sonra aklımda kalan ve izini taşıdığım tüm kitapları tekrar okumayı planlıyorum..Ama Tutunamayanlar; 22 yaşımda okudum,, ( kafam çok karışmıştı o zamanlar ! ) 29 yaşımda tekrar elime aldığımda kitapta yer alan Selim ile sürekli kavga ede ede okudum..Gerçekten birinci okumamda bu kitaptan bir şey anlamadığımı fark ettim. Kesinlikle emekli olduğumda üçüncü kez okuyacağım..Yaşama tutunamamanın ne olduğunu anlatmaya çalışıyor size, anlamaya çalışın..

Ömer Faruk Tatar 
09 May 2013, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kitabı yediyüz küsür sayfasına bakarak yorumlamak kadar yanlış olan, kitabın dünyasına dahil olamadığı için kitabı suçlamaktır.

Dikkatli okumak lazım. Alt metinlerin ne olduğunu keşfetmek lazım. Yoksa sizin için sadece yediyüz küsür sayfa olarak kalır.

ZEYNEP BULAN YAZICI 
13 May 10:05, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kitabın psikolojik bir roman olduğunu anlamak zor değil. İsminden bile kendini belli ediyor zaten. Dili kesinlikle farklı. Konuyu, anlatımı beğenmeseniz bile Oğuz Atay 'ın ne kadar yetenekli bir kalem olduğunu anlamak güç olmayacaktır. Mükemmel işlenmiş kelime oyunlarını rahatlıkla fark ediyorsunuz. Oldukça ağır ilerliyor kitap. Son birkaç yüz sayfasında Selim 'in günlüklerinin içeriği anlatılıyor ve kısa kısa bölümlerden oluştuğu için daha akıcı bir hale geliyor. Kitabın içinde kırk-elli civarı harf sayısından oluşan kelimeler görmeniz mümkün. Birkaç sayfayı kaplayan oldukça uzun, daha önce hiçbir romanda karşılaşmamış olma ihtimalinizin yüksek olduğu cümleler görüyorsunuz. Burayı özellikle dikkatle okuyun, İletişim Yayınları 'ndan çıkan nüshasında 460-537 sayfaları arasında yer alan kitabın 15. bölümü sadece ve sadece tek bir cümleden oluşuyor. Hatta, eğer atlamadıysam, sonda yer alan nokta hariç noktalama işareti de mevcut değil bu cümlede. Tam yetmiş yedi sayfa ve ne yalan söyleyeyim ben bu sayfalara dair şu an hiçbir şey hatırlamıyorum.

Tutunamayanlar mükemmel bir dibe vuruş hikayesi olmuş. İnsan bazen kendi karanlığında kaybolur ya hani, bir insanın nasıl kaybolduğuna tanıklık etme fırsatı işte size. Eminim ki, bu kitap çok fazla insan için bir kırılma noktası olmuştur. Hayat her şeye rağmen güzel elbet, yaşamaya değer orası ayrı konu. Ama bunalımlarımız, iç karanlığımız, isyanlarımız, bulamadığımız çıkış kapıları, yalnızlığımız, tutunamamız... Bunların hepsi bizim hayatımızın gerçeği. Kitabı bitirdikten sonra, eğer sevmişseniz yani sizi içine almışsa -ki bence bitirmeyi başarmışsanız sizi içine almış demektir- o kapağı kapattıktan sonra bir süre kendinize gelemeyeceksiniz.

Duygu Kr 
08 Haz 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Selim Işık ve Turgut Özben.. Farklı tercihler yüzünden bir gün yolları ayrılan iki arkadaş! Turgut, bir gün arkadaşı Selim'in intihar ettiğini öğrenir, ve bunun nedenini öğrenmek için Selim'in hayatını, onu intihara götüren sebepleri, günlüklerini, evini, arkadaşlarını araştırmaya başlar. Bir süre sonra ona Olric de katılır! Ve macera başlar. Bu kitabı okumak için hazır olmayı bekledim hep, çünkü bir satırının bile ziyan edilemeyecek önem de olduğunu biliyordum. Ama anladım ki, bu kitabın insana her yaşta katacağı bir şeyler var. Belki daha önce okusaydım, insanları yargılamak konusunda bu kadar aceleci davranmazdım dedim kendi kendime, bazen dedim ki ''Bat, Dünya Bat!'' Selim oldum, bu düzene kızdım.. Turgut oldum, bu düzene ayak uydurdum.. Günseli oldum, sevdiğin insana o ne kadar izin verirse o kadar yaklaşılabileceğini anladım.. Hatta bir Olric'le daha kolay yaşanır aslında diye eğlendim kendimle! Bu kitapla hayatgörüşüdeğişengillerden oldum! Okuyun, okutun!

Meyrem KARADENİZ 
21 Oca 14:35, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Oğuz ATAY denildiğinde durup düşünmek ve anlamak için okumak gerek. Her kitaplıkta olması gereken 40 yıl öncesinde yazılmış olmasına rağmen bir çok benzer ruh hallerine tanık olduğunuz anlamlı ve güzel bir kitap. Selim ve Turgut'un dostlukları, Farklılıklarını hayatının her anında önce kendisi sonra yakın çevresi ve arkadaşlarının gördüğü bir insan : Selim. Arkadaşının ölümünden sonra, arkadaşını tanıyan insanlarla bağlantı kurmaya çalışan ve en yakın dostunu daha iyi anlamaya çalışan bir insan : Turgut. Kitaplığınızda mutlaka olmalı. Çok satanlardaki üslubu beklemeyin. Tutunamayanlarla ortak noktalarınızın olduğunu okudukça göreceksiniz. Size hitap edeceği bir zaman dilimi mutlaka olacaktır hayatınızın bir aşamasında.

Gizem Kordali 
 20 Şub 01:02, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kitap ilk etapta edebi bi eser gibi bir izlenim verse de temelinde çok derin psikoanalizlerin bulunduğu bir eserdir. Psikolojideki diliyle manidepresif hastalığı teşhisi koyduğum Selim Işık'ın intiharı en yakın arkadaşlarından biri olan Turgut'un araştırma ve gözlemleriyle aydınlanıyor. Turgut'un ve Selim'in iç dünyaları kitapta harika betimlenmiş. Yaşamadan düşünülebilecek ayrıntılar olmadığı fikrindeyim. Bu yüzden yazarın hayatını bile araştırma gereksinimi duydum. Selim'in ağzından anlatılan kısımda okudukça hislerin yaşanılabilmesi beni tedirgin edebilecek düzeydeydi. Kitap adeta insanı emen bi delik gibiydi. Kendimi hastalıklı düşünceler içinde bulup kitap okumaya ara verdiğim çok oldu. Neyseki Selim'in günlüğü 100 kadar sayfayla sınırlıydı. Okunması zor her cümlesi üzerine düşünülesi.. Özellikle ruh sağlığı konularına ilgili kişilerin kesinlikle incelemesi gereken bir eser. Okurken beyninizden hızla geçen sesleri susturamayacaksınız :)

Musab Hamza Özel 
 23 saat önce, Kitabı okudu, 10 günde, Beğendi, 7/10 puan

Spoiler İçerebilir !

Tutunamayanları mümkün olduğunca objektif bir gözle değerlendirmeye çalışacağım:"Kitaba başlamayı uzun zamandır istiyordum.Başladıktan sonra ilk zamanlar bilmediğim kelimeler yüzünden okumakta meşakkat çektim.Ama bu sadece ilk başlar için geçerliydi.Okumaya devam ederken zaman zaman yazarın farklı tarz anlatımlarıyla,Tutunamayanları farklı kılan da bu bence,karşılaştım.Ve oldukça sürükleyici bir anlatımı vardı.Ama maalesef kitabı okurken bazı müstehcen olayların da geçmesi ve sonlara doğru hiç beklemediğim önemli ve asla yapılmaması gereken hataların yapılması bu kitaba vereceğim puanı ve verdiğim değeri düşürdü.Ancak kitabı okuduğuma pişman değilim.Okudukça ufkumun geliştiğini ve bilgi dağarcığımın genişlediğini hissettim.Olaylara farklı açılardan bakabilmeyi ve tutunamayanların ruh hallerini anlamış oldum."

Şahin Eğilmez 
02 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Tutunamayanlar Oğuz Atay'ın da belirttiği gibi "Tutunanların anlamayacağı bir başkaldırı" niteliği taşıyor. Kitabı okurken ben gibi kitapsever bazı arkadaşlarım gördüğünde kitaptan beklediğini bulamamaktan yakınanlar oldu.İşte o zaman bu kitabı sevmek için sadece kitap sevgisinin yeterli olmadığını, aynı zamanda dünyaya bir tutunamayan, bir Oğuz Atay, bir Selim Işık gibi bakmanın gerekli olduğunu anladım. İçinizde biraz da olsa "Selimlik" olmalı.Dün gece kitabı ne kadar yavaş okumaya çalışsam da bitirdim ve bütün gece derin düşüncelerle uykusuz kaldım. Neyse efenim tavsiyem bu kitabı "en uygun" ruh halinde okumanızdır.Yoksa okumasanız da olur.Sizi özleyeceğim: Turgut, Selim ve tabii ki Olric :)

İlay Yüksel 
29 Şub 10:41, Kitabı okudu, 15 günde, 9/10 puan

2009 yılında, doğumgünümde kütüphaneme giren bu kitabı bir kaç kez okumaya çalışmış, hiç adetim olmamasına rağmen her defasında yarım bırakmıştım. Belki bugüne kadarki bu kitaba olan ilginin bende yarattığı önyargıdan, belki de henüz benim için vakti gelmediğinden yedi yıl sonra elime aldığımda bambaşka hislerle okudum. Sanırım tutunamamayı, toplumun bizi normalleştirme çabasını, beklentilerin altında ezilme baskısını ancak bu yaşımda gerçekten hissettiğimden, bende büyük bir iz bıraktı... Kocaman bir boşluk duygusuyla bitti...

Burak Erdoğdu 
25 Eyl 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Muazzam bir görsel şölen,harika bir sihirbazlık,hatta hayal gücü gelişkin okurlar için adeta bir sahne şovu.Sözcüklerle bu kadar zekice oynanabilir ,hem herşey hem de hiç bir şey ancak bu şekilde anlatılabilir.Cesur ve farklı bir kitap.Kesinlikle isyankar ama asla saldırgan değil.Kafka,Gonçarov,Dostoyevski ve nice yazarın harmanlanıp bir arada sunulması ... Zekasına şapka çıkartmak gerekir.Oğuz ATAY bu yüzden farklıdır.

Kitaptan 640 Alıntı

Ferah 
19 Şub 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

''Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir “kitapları koruma derneği” kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli...''

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 576)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 576)
Sadettin TANIK 
 08 Haz 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

FelsefeKuşku
Felsefe kitapları okumayı denedi. Bir süre sonra, iki kere ikinin dört olduğundan kuşkulanmaya başladığı için bıraktı.

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
yasemin 
27 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..."

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
Sadettin TANIK 
15 Nis 15:17, Kitabı okudu, 8/10 puan

"Cennet, insanların birbirlerini dinlemeleri demektir, birbirlerine aldırmaları, birbirlerinin farkında olmaları demektir."

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
Çiğdem Aksoy 
20 Kas 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

En kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. Yemeğe kal, dediler: kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. Sonunda kalkıp gidilir. Her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni.”

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
Sadettin TANIK 
12 Nis 20:53, Kitabı okudu, 8/10 puan

Oysa bizim bütün güzelliğimiz, yaşadıklarımızla düşündüklerimiz arasındaki acıklı çelişkinin yansımalarından ibaretti.

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay