Uykuların Doğusu

8,2/10  (5 Oy) · 
36 okunma  · 
9 beğeni  · 
894 gösterim
Sonra, biliyor musun, aslında zihin denen fahişe de bir hikâye anlatıcısıdır, derdi. Sonra, görünmeyeni anlatmak hüner değildir, tam tersine bir çeşit kabalıktır ve ayıptır, görünmeyeni sadece görünür kılacaksın Hasanım Ali, derdi. Sonra, akıl insanın en büyük yarasıdır, kalemi eline aldığında aman ha ondan uzak dur, fazla sokulma, derdi. Sonra, Haydarın nasıl büyük bir iştahla başını salladığına bakarak, hikâye anlatırken kelimeleri habire kusmayacaksın Hasanım Ali, birçoğunu yutacak ve kâğıdın üzerine de yuttuğun kelimelerin boşluğunu bırakacaksın, derdi.
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2009
  • Sayfa Sayısı:
    261
  • ISBN:
    9789750506871
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Selman Ç. 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

Her bitiş bir başlangıçtır diyerek başlıyorum incelememe.

Çünkü kitabın son satırlarını okuduğunuzda sizde bu düşüncelere kapılacaksınız. Aslında bitiş var mı, durmadan dönen bir çemberin içindemiyiz bu sorular beliriyor aklımızda.
Zaten yazar da bu romanı için ““Uykuların Doğusu’nu tamamlarken, romanın yapısı biraz da dünyanın hareketine benzesin ve roman tıpkı dünya gibi dönüp dursun istedim. Bu yüzden, Uykuların Doğusu başladığı yerde bitiyor, bittiği yerde başlıyor.” diyor ve siz bu söyleneni kitap bittiğinde anlıyorsuuz. (Tabii ben de )

Anlatıcımız asıl olarak Dayısını anlatıyor ancak bunu anlatırken , Dedeleri (Anne ve Baba tarafından) Babası, Annesi, “Radyoevindeki Adam” , “Badem Bıyıklı Adam” karakterinin ayrı ayrı hikayelerini bize tüm gerçekliğiyle yansıtıyor.


SPOİLER İÇERİR…


Taşradan kente ataması yapılan “Radyoevindeki Adam” şehirdeki radyoevine iş için gelir ancak bir türlü ona göre bir iş bulunamaz. Oradakiler sürekli bir bahane bularak adamı eli boş gönderir. Bu böyle sürüp gittikçe adam da yalnızlaşır kalır. Bundan sonra bu yalnızlaşan adamın hikayesi günden güne daha da derinleşir. Burada taşradan kente gelen insanların nasıl zor durumlarda kaldıklarını bizlere sunuyor aslında.
Daha sonra şehirde sel felaketi olur ve radyoevindeki bu adam anons için görevlendirilir. İnsanların sokaklara çıkmaması için anonslar eder ve yanındaki “Afat-ı Temmuz” adlı bir kitabın içinden eskiden sel felaketinde yaşanan kötü olaylardan da bölümler aktarıyor.
Aslında böyle bir kitap var mı orasını bilmiyorum.

Diğer yandan da anlatıcının dedesinin yine taşradan kente gelme hikayesi anlatılıyor ve şehire gelirken sele yakalanıyor. “Radyoevindeki Adam” selden Cebrail dedeyi kurtarmaya çalışır ancak başarılı olamaz ve diğer bir karakterimiz “Badem Bıyıklı Adam” dedemizin imdadına yetişir.
Burada bir iki konu var onları yazmak istiyorum. “Badem Bıyıklı Adam” şehirde şeker satıcısı varlıklı bir adamdır. Çuvallarını sele kaptırmıştır. "Çuvallarım gitti" diye yakınırken Cebrail dede bu sözü “çocuklarım gitti” diye anlar ve sandaldan atlayıp çocukları kurtarmak ister ancak kendisi bu sefer tehlikededir ve “Badem Bıyıklı Adam” onu kurtarır. Daha sonrasında yanına alır ve iş verir. Cebrail dede de köyden eşini ve çocuğunu da yanına alarak şehirde yaşamaya başlar. Adam öldükten sonra bütün malı mülkü Cebrail dedeye kalır.

Ve asıl karakter Dayı…

Dayının mutlu bir kişilikten nasıl tek parça haline geldiğini yavaş yavaş , hissettire hissettire bize anlatıyor.

Daha fazla spoiler yazmıyım :) En sonunda bu karakterleri bir şekilde harmanlayıp muazzam bir iş çıkarıyor yazar. Zaten kitabın bitmemesi de sanırım bundan dolayı. Aslında hepimiz birbirimize bir şekilde bağlı değil miyiz? Bir yörüngenin içinde dönüp duruyoruz.
Kitabın sonun geldiğinizde aslında başına gelmiş oluyorsunuz.

Aslında çok detaylı inceleme olmadı, belki eksik yerleri var , belki yarım ama ufak da olsa bir şeyler karalamak istedim. Keyifli okumalar.

Kitaptan 15 Alıntı

Selman Ç. 
10 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Akıldan geçen her şey insanoğluna söylenmez evlat, kimi zaman söyleyeceklerini sadece taşlara söyle.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 76 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 76 - Everest Yayınları)

...dünyanın arzularla kurulup düşüncelerle yıkılan hayali bir tat olduğundan da söz etmiş sonra...

Uykuların Doğusu, Hasan Ali ToptaşUykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş

Sonra, işte hikayenin burasında adamcağız şıp diye susmuş da, onun yerine derdi konuşmaya başlamış artık. Bilirsin, insan dert denen şeyin ağırlığı altında ezilip un ufak olunca, dert çoğu kez o insanın şeklini şemailini alır da, hiç kimseyi iplemeden, uluorta konuşmaya başlar.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali ToptaşUykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş

Zaten dünya büyük bir şey değildir Hasanım Ali, kimi zaman sevdiğimiz insanın yüzü, kimi zaman hayal edilen bir dokunuşun büyüsü, kimi zaman da kapıldığımız bir hevesin genişliği kadardır.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali ToptaşUykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş

Çoğu kez, insan herhalde uykudan kalkınca hemen uyanamıyor da, bir şeyleri gördükçe, o gördüğü şeyler kadar parça parça uyanıyor, diye düşünüyordum. Masayı görmüşse masa, kitapları görmüşse kitaplar, giysileri görmüşse giysiler, duvarları görmüşse duvarlar kadar uyanıyor, diyordum söz gelimi. Bir bakıma, insan gördüğü şeylerin toplamı kadar uyanık, görmediği şeylerin sonsuzluğu kadar uykuda oluyor, diyordum. Ardından da, olaya bu açıdan bakıldığından, var olan her şeyi asla aynı anda göremeyeceğimize göre, demek ki uyanmanın hiç, ama hiç mi hiç sonu yok, diyordum.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali ToptaşUykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş
Selman Ç. 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

...aşk denen zımbırtı bir çeşit büyülenmedir ve büyülenme anında herkes ister istemez papağana dönüşür.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 206 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 206 - Everest Yayınları)
Selman Ç. 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Dünyanın ağırlığını daha az hissedebilmek, içimizde yankılanan görüntü dağlarının büyüklüğüne katlanabilmek, gürültülerin şiddetini azaltabilmek, hatta bütün bunlarla birlikte daha başka şeylerin bir aradalığından doğan çeşitli duyguların genişliğinden korunabilmek için. bir insanın gövdesi ve düşüncesi sürekli hareket halinde olmalı.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 221 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 221 - Everest Yayınları)
Selman Ç. 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

...şehir denen şey kılık değiştirmiş kötülükler yuvasıdır...

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 142 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 142 - Everest Yayınları)
Selman Ç. 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

...hareket eden bir yuvarlağın üzerinde yaşarken, bir noktaya kene gibi yapışarak orada öylece hareketsiz kalmak akıl karı mıdır Hasanım Ali, diye sorardı.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 221 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 221 - Everest Yayınları)
Selman Ç. 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

...aşk aklın terazisinde tartılamayacak kadar ağır, ağır oldu kadar da hafiftir...

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 206 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 206 - Everest Yayınları)
2 /