Uyuyan Adam

8,6/10  (43 Oy) · 
75 okunma  · 
29 beğeni  · 
1.467 gösterim
İlk olarak 1990'da yayımladığımız Uyuyan Adam üçüncü baskısını yaptı. Georges Perec'ten, acı, umut ve doğruluğa dair bir roman... "İnsanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu, ne diye onlardan nefret edesin ki? Ne diye kendinden nefret edesin ki? Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar âleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı! Karşı karşıya getirilebilen başparmaklara, iki ayak üstünde duruşa, omuzlar üzerinde başın yarım dönüşüne fazla ağır bir bedel bu. Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan yaratma makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet."
(Tanıtım Yazısından)

İnsanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu, ne diye onlardan nefret edesin ki? Ne diye kendinden nefret edesin ki? Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar aleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı! Karşı karşıya getirilebilen başparmaklara, iki ayak üstünde duruşa, omuzlar üzerinde başın yarım dönüşüne fazla ağır bedel bu. Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan yaratma makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet.
(2. Basım Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789753422796
  • Orijinal Adı:
    Un Homme Qui Dort
  • Çeviri:
    Sosi Dolanoğlu
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:

Topluma ayak uydurmayanların uyuyan adam olarak nitelendiği, ötelendiği ; düzene ayak uyduran otomatik beyinlerin, denileni koşulsuz yerine getirenlerin, ölmemek için yaşayanların uyanık kabul edildiği bir topluma karşı yapılmış ironilerle dolu bir fırçalama. Her bir kelimenin özenle seçildiği o kadar belli ki… Okurken cümleler su gibi akıp gidiyor ve siz kitabın bitmesini hiç istemiyorsunuz. Son zamanlarda okuduğum en iyi, kütüphanemin ince ama etkili kitaplar kısmında başlara oynayacak bir kitap.
Sorgulattığı şey sayısı kitaptaki cümle sayısından kesinlikle daha fazla. Kitabı okurken zihninizde şimşekler çakıyor ve kahramanın bulunduğu ortama gidip onunla beraber yaşamak istiyorsunuz. Onun gibi düşünmek, onun gibi yemek yemek, onun gibi görmek… Ama kitap bu işte, bittiği an kendi dünyanızla baş başa kalıyorsunuz. Ama emin olun kitaptakinden farklı bir dünyada yer almıyorsunuz.
Topluma ve sisteme yabancılaşan bir insansanız bu kitap size çok iyi gelecek. Perec kelimeleriyle sizleri ele geçirmeyi çok iyi beceriyor.
Son olarak Perec'ten bahsetmek istiyorum. Edebiyatı laboratuvar gibi kullanmış garip bir yazardır. Her bir kitabında farklı bir teknik kullanmıştır. Örneğin içinde hiç "e" harfi kullanmadığı bir kitabı mevcuttur. Bu ve buna benzer çok farklı yazım şekillerine imzasını atmış, toplum kurallarına aykırılığıyla tanınan, ülkemiz insanı tarafından az bilinen ama kaliteli kitaplara sahip bir yazar. Herkese iyi okumalar diliyorum.

Aykut 
01 Ara 19:10, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 10/10 puan

Her türlü yoruma açık kitapları oldum olası sevmişimdir. Bir kitap illa da hayattaki bir sorunu temsil etmek ya da ona eleştiri yapmak için yazılmamalıdır. Yazılan eser her türlü yoruma açık olacak şekilde bir 'yazılar dizisi' de olmalıdır. Uyuyan Adam benim için bu türden bir eser. Bu türden eserlerde karakterlerin ismi, olaylar dizisi veya zaman öğeleri önemini yitirir. Tek önemli olan şey bu yazılar karmaşasından herkesin bir pay çıkarması olur. Uyuyan Adam'ın ismi belirtilmiyor (belki de ismi bile yok?) fakat tüm roman boyunca 'yazılar dizisi' ona hitaben yazılmış. Uyuyan Adam nasıl bir insan diye soracak olursanız verebileceğim bir cevabın olmayacağına, benim de onun gibi duvardaki desenleri incelemeye başlayacağıma garanti verebilirim. Çünkü Uyuyan Adam bildiğiniz türden bir roman değil.

Kitabın ilk bölümünde olağanüstü bir tasvir bölümü var. Şahsen bu ilk bölüm bile beni kitabı beğendiğime ikna etmeye yetti. Tasviri yapılan şey hepimizin bildiği bir yer. "Yer" olarak adlandırdım çünkü Perec'e göre de orası bir yer. Tasvir edilen yer bizim uykuya dalmak için beklerken gözlerimizi kapattığımızda görmüş olduğumuz karanlık. O karanlık düzlemde zaman zaman oluşan şekiller, karanlık uzamda istemsizce hareket edişimiz ve o uzamda uykuyu aramak için o an bize sonsuzmuş gibi gelen istemsizce yürüyüşümüz. Özellikle bu sahne tasvirini okuduğum anda hayatta kimsenin şahit olmadığı bir halimi, Perec en yakın haliyle anlatıyormuş gibi şaşırdım. Çünkü o 'uzam'ı yalnızca biz biliriz. Tıpkı eşyaların bizde uyandırdığı duygular gibi. Bir insan gül gördüğü zaman duygularını, onun yaşadığı gibi asla anlayamayız. Bu açıdan uykunun arandığı uzam da böyledir, o uzamı yalnızca biz biliriz. Fakat bunun tasviri ve de bu tasvirin benim uzamıma yakın oluşu okurken beni çok şaşırttı. Bu yüzden de daha baştan anladım Perec'in özel bir yazar olduğunu.

Tabii kitap sadece "uykudan önceki karanlık uzamı" anlatmıyor. Kitap boyunca devam eden bir durağanlık hali mevcut. Bir örnek verelim mesela: Yarın, yani cuma günü çok önemli bir toplantınız ya da sınavınız olsa ve bu sınav erken bir saatte olsa ne yaparsınız? Muhtemelen akşamdan hepimiz geç kalmamak için alarm kurar, biraz da tedirginlik içinde o 'uzam'a giriş yaparız. Ama bir de bunun tam tersini düşünün; sabah alarm çalıyor, duyuyorsunuz ama kalkmıyorsunuz. Alarm sustuğunda ise yeniden uykuya bile dalmıyorsunuz, sadece duvarları izliyorsunuz. İşte bu hayattaki o koşuşturmaca denilen tuzağı atlatma yöntemidir. Hayattaki istemsiz koşuşturmacayı bir an olsun kıramıyoruz, kıranlar ise (varsa eğer bu kişiler) hemen toplum dışı damgası yiyerek dışlanıyorlar. Aylak oluyorlar ya da tutunamayan. Bu dışlanmanın Uyuyan ya da Uyuyanlar adı altında toplandığı bir eser Uyuyan Adam.

İnsanların sürprizsiz bir yaşamı sırf güvenliğinden dolayı tercih etmeleri de bolca eleştirilmiş. Aslında sorgulama kavramı dahi sürprizli bir hayata sahip olmakla aynı doğrultuda sayılabilir. Çünkü sorguladığınızda karşınıza ne çıkacağını çoğu zaman bilemezsiniz, bu da bir maceradır, sürprizdir. Normal hayat olarak adlandırdığımız çoğu şeyin uzağında karakterimiz. Fakat bu uzaklık aynı zamanda yok; çok yakın bir uzaklık bu, aslında hayatın kendisini yaşıyor karakterimiz. Dışarı çıkıp insanlar gibi yürüyor, eve geliyor, uyuyor, uyanıyor, uyuyor, uyanıyor. Fakat bunları tuhaf bir şekilde dıştan bakarak yapıyormuş gibi geliyor okuyucuya. Yani tıpkı toplumun dışladığı bir insanın tekrar toplumun içine girip onlara inat onlar gibi davranmasının ironik havası gibi bir havada yazılmış Uyuyan Adam. Bu da elbette Perec'in ustalığını gösteren bir diğer etmen.

Toplumsal düzene ayak uydur(a)mama kavramı roman boyunca irdelenmiş. Öyle ki, kitabın her bir cümlesi kendi içinde bir farklılık içeriyor. Hitap edilen kişiye sanki "toplum böyle yapıyordu ama sen böyle yaptın" benzeri cümleler kullanarak sesleniyor Perec. Tek tip insan düzenine belki de bu dinginlik içinde dahi karşı çıkıyordu karakterimiz. Düşünüyorum, bir dinginlik içinde bile sisteme karşı çıkılabiliyorsa eğer, insanları engelleyen şey ne? İnsanları sürü psikolojisine iten şey ne, kurtulmak bu denli kolayken? Perec belki de bunu da vurgulamak istemiş. Sistemin dışında olmak, işsiz veya tembel olmak anlamına da gelmez. O 'işşiz' insanlar 'işli' insanlardan köleleştirilme kavramının daha çok farkında ise bu işsizlik olmaz. Bu durumda 'işli' olan 'işsiz' konumuna düşer. Tıpkı uyanık olanların aslında uyuyan, Uyuyan'ların da uyanık konumunda olduğu gibi.

Her birimiz uyuyan bir insan olduğumuzu iddia edebiliriz, belki de daha derin uyumak ve o uzamı daha çok yaşamak adına Uyuyan Adam'ı bir okumalıyız derim. Daha derin uyumamız dileğiyle...

Aristokrat 
16 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Saatler, günler, haftalar, mevsimler boyunca her şeyden kopuyor, her şeyden soğuyorsun. Bazen, neredeyse bir tür sarhoşlukla, özgür olduğunu, seni bunaltan, senin hoşuna giden ya da gitmeyen hiçbir şey olmadığını keşfediyorsun. Ve oyun kâğıtlarının ya da kimi gürültülerin, kendine sunduğun kimi gösterilerin sana sağladığı bu yıpratıcı olmayan havada, anların heyecanından başka şeye yer vermeyen bu yaşamda, mükemmele yakın, büyüleyici, bazen de yeni heyecanlarla dolu bir mutluluk buluyorsun. Tam bir huzur içindesin, her an esirgeniyor, korunuyorsun. Çok mutlu bir parantez içinde,
hiçbir şey beklemediğin, vaatlerle dolu bir boşlukta yaşıyorsun.
Görünmez, duru ve saydamsın. Yoksun artık: Saatlerin ardından,
günlerin ardından, mevsimler geçerken, zaman akarken, neşelenmeden, hüzünlenmeden, geleceksiz ve geçmişsiz, öylece, düpedüz, apaçık yaşaya duruyorsun...

Yazının insanın içine işleyişi, anlatımı, yalnız bir insanın derin düşünceleri, düşündürücü ve bir o kadar da tanıdık bazen..

Bahar Erdal 
02 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Her bir cümlesi o kadar özenle seçilmiş ki aslında uyuyor gibi görünen adamın hepimizden daha ayakta olduğunu fark etmemek mümkün değil. Aksi takdirde hangi insan acıyı, yalnızlığı, umursamazlığı, yok oluşu bu denli içselleştirerek anlatabilir ki? Eğer dünyayı anlamlandıramadığınızı düşündüğünüz bir anda okursanız kitabı, tıpkı bana hissettirdiği gibi okuyana fazlaca "kendine dair" hissettirecek satırlar. Müthiş betimlemeler. Belki de uyuyan adam aslında dünyaya ve onun getirdiği karanlığa maruz kalmaktan yorulmuş, kendi içindeki yolculuğunda uyanık kalmayı seçmiştir...

Muhammed Y. Altun 
 04 Eyl 17:10, Kitabı okudu, 2 günde, 8/10 puan

Uyuyan Adam beş metrekareden küçük bir odada, çatı katında yaşayan yirmi beş yaşında bir öğrenci. Odasında; yatağı, giysi dolabı, kitaplığı, etajeri, nescafesi, çalar saati, iskambil kartları, başka ıvır zıvırları ve içinde her zaman çorap bulabileceğiniz pembe bir leğeni var. Bütçesi belli, o bütçeyle yapacağı harcamalar belli; ayda 500 frank, 50'si odanın kirasına gidince kalıyor ona günlük 15 frank ... Her gün uyuyor, yiyor, okuyor, sinemaya gidiyor, yürüyor...
Uyuyan Adam' ın en önemli özelliği kayıtsızlığı. Yalnızlık, sessizlik, hareketsizlik, saydamlık, varolmayışı öğrenebilmek, görmeden bakabilmek, duymadan dinleyebilmek, her şeyi unutabilmek ... diğer özellikleri.

Kitabı okurkenki ruh haliniz çok önemli. Mutluyken, dikkatinizi dağıtacak düşüncelere sahipken değil, yalnızken, mümkünse mutsuzken okunmalı bence. Yoksa Uyuyan Adam' ı anlayamayıp deli veya rahatsız filan sanabilirsiniz. Albert Camus' un Yabancı' sını okur gibi okuyamıyorsunuz, çünkü okuyucuyu kitaba olaylar değil, ikinci tekil şahsa hitaben yazılan ayrı ayrı cümleler bağlıyor. Bu sayede kendinizi Uyuyan Adam' ın yerine de koyabiliyorsunuz, belki de Georges Perec' in. Kitabın otobiyografik olduğu yönünde görüşler var ama bir kesinlik söz konusu değil.
Kitabın 1974 yılında çekilmiş bir de filmi var. Filmin yapım aşamasında Perec' inde katkısı var. Baş rol oyuncusunun tıpkı Perec' teki gibi üst dudağında bir yara izi olması ve bu benzerliğin oyuncu seçiminde belirleyici olmuş olması romanın otobiyografik olup olmadığını daha fazla düşündürtüyor.Filmin kitaptan bir farkı yok gibi. Kitaptaki cümlelerin çoğu aynen kullanılmış. Sanki Fransızca konuşan bir kadın kitabı okuyor, bir oyuncuda okunanı canlandırıyor gibi. Altyazılı izleyince kitabın kısa versiyonunu okumuş gibi oluyorsunuz. Kayıtsızlığın canlandırılmaya çalışılmış hali diyebiliriz herhalde.

Hande Karagöz 
11 Eyl 22:32, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 10/10 puan

Muhteşem betimlemeleri olan hayran kaldığım bir kitap. Gerçekten çok akıcı ve sürükleyici. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Bilal kartal 
06 Ara 23:47, Kitabı okudu, Puan vermedi

George perec'in zihinleri sarsacak kalibrede olduğunu düşündüğüm romanlarından biri sadece. perec, modern bireyin girdiği o hastalıklı yaşam döngüsünü kelimelerin ölümcül, göz kamaştırıcı gücüyle ne de güzel tanımlıyor. minimal ve oldukça saldırgan bir üslupla adeta "yaşamayan" yaşamın sınırlarını çiziyor. sanırım perec efendi roman konusundaki tüm yeteneklerini bu kitapta toplamış. ayrıca, arka kapak tanıtım yazısındaki zerafeti paylaşmadan geçemeyeceğim: "insanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu, ne diye onlardan nefret edesin ki? ne diye kendinden nefret edesin ki? keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar aleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı! karşı karşıya getirilebilen başparmaklara, iki ayak üstünde duruşa, omuzlar üzerinde başın yarım dönüşüne fazla ağır bir bedel bu. yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan yaratma makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet..."

Kitaptan 86 Alıntı

İnsan ne harikulade bir buluş. Isınsın diye ellerine, soğusun diye de çorbasına üfleyebilir.

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec

Köpeklerin tanrısı, kedilerin tanrısı, yoksulların tanrısı olabilirsin, elinde bir tasma, biraz ciğer, biraz servet olması bunun için yeterlidir, ama asla bir ağacın efendisi olamayacaksın. Kendin de bir ağaç olmayı istemekten başka bir şey yapamayacaksın.

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec

Konuşmaktan vazgeçtin ve sana cevap veren tek şey sessizlik oldu. Ama bu sözcükler, boğazında takılıp kalan bu binlerce, milyonlarca sözcük, arkası gelmeyen sözcükler, sevinç çığlıkları, aşk sözcükleri, budalaca gülüşler, peki onları ne zaman bulacaksın yeniden? Şimdi sessizliğin dehşetinde yaşıyorsun. Ama sen herkesten daha sessiz değil misin?

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec
Derya Yalınkılıç 
05 Eki 02:21, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Pek yaşadın denemez, oysa her şey çoktan söylendi, çoktan bitti. Topu topu yirmi beş yaşındasın, ama yolun çizilmiş bile. Roller hazır, etiketlerde...

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec
Derya Yalınkılıç 
05 Eki 01:44, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Mantık
Kesin, mantıklı olmak gerek. Yöntemli hareket etmek. Belli bir anda, ne pahasına olursa olsun durmayı, düşünmeyi, durumu iyice tartmayı bilmek gerek.

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec
Pelin Tunç 
26 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Yalnızlığın bir şey öğretmediğinden, kayıtsızlığın birşey öğretmediğinden başka hiçbir şey öğrenmedin. Bu bir aldatmacaydı, gözalıcı ve tuzaklı bir yanılsamaydı. Yalnızdın, hepsi bu ve kendini korumak istiyordun; dünyayla senin arandaki köprüler sonsuza dek atılsın istiyordun. Ama sen bir hiçsin, dünya ise öyle kocaman sözcük ki: Büyük bir şehirde başıboş dolaşmaktan, birkaç kilometre uzunluğundaki cepheler, vitrinler, parklar ve rıhtımlar boyunca yürümekten başka bir şey yapmadın hiç.

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec
Aristokrat 
08 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

En yüksek tepelerin doruğuna ne diye tırmanasın ki, sonradan inmek zorunda kalacak olduktan sonra; inince de, yaşamını oraya nasıl çıktığını anlatarak geçirmemen mümkün mü?

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec

Bazen saatlerce bir ağaca bakarak öylece duruyorsun, onu betimliyor, didik didik inceliyorsun; kökleri, gövdeyi, dalları, yaprakları, her bir yaprağı, yapraktaki her bir damarı, sonra yeniden her bir dalı inceliyorsun, ve böylece, aç bakışının ısrarla görmek istediği ya da yarattığı ilgisiz biçimlerin sonsuz oyunu sürüp gidiyor: surat, şehir, labirent ya da yol, armalar ve atlı seferler. Algıların geliştikçe, giderek daha sabırlı ve daha esnek oldukça, ağaç paramparça oluyor ve yeniden doğuyor, yeşilin binbir çeşidi, aynı ama yine de farklı binlerce yaprak. Tüm yaşamını bir ağacın karşısında geçirebilirmişsin gibine geliyor, onu tüketmeden, anlamadan, çünkü anlayacağın bir şey yok; sadece ona bakarak. Bu ağaç hakkında eninde sonunda söyleyebileceğin tek şey bir ağaç olduğudur; bu ağacın sana söyleyebileceği tek şey de bir ağaç olduğudur: kök, sonra gövde, sonra dallar, sonra da yapraklar. Ağaçtan daha başka bir hakikat bekleyemezsin. Ağacın sana önerecek bir ahlakı, sana verecek bir mesajı yoktur. Onun gücü, görkemi, ömrü - bu eski eğretilemelerden hala kimi anlamlar çıkarmayı, biraz cesaret toplamayı umuyorsan eğer - bunlar huzur veren tarlalar, uyuyan sinsi sular, tek başlarına, pek yükseklere olmasa da kahramanca tırmanan küçük patikalar, güneşte salkımların olgunlaştığı güler yüzlü yamaçlar kadar abes görüntülerden, hoşluklardan başka bir şey değildir.
İşte bu yüzden senin gözünü kamaştırıyor, seni şaşırtıyor ya da dinlendiriyor; ağaç kabuğunun ve dalların, yaprakların bu su götürmez, kuşkulanılmaz gerçekliği yüzünden. Hiçbir zaman bir köpekle birlikte dolaşmaman da bu yüzden belki, çünkü köpek sana bakar, yalvarır, seninle konuşur. Minnetten yaşarmış gözleri, dayak yemiş köpek havaları, sevinçli köpek zıplayışları, ona, o aşağılık evcil hayvan statüsünü vermen için seni durmadan zorlar. Bir köpek karşısında yansız kalamazsın, bir insanın karşısında da öyle. Oysa bir ağaçla asla diyaloğa girmezsin. Bir köpekle karşı karşıya yaşayamazsın, çünkü köpek, her an, senden onu yaşatmanı, beslemeni, okşamanı, ona uygun bir insan olmanı, onu anında yere yatıracak o köpek ismini gürleyen Tanrı olmanı isteyecektir. Oysa ağaç senden bir şey istemez. Köpeklerin Tanrısı, kedilerin Tanrısı, yoksulların Tanrısı olabilirsin, elinde bir tasma, biraz ciğer, biraz servet olması bunun için yeterlidir., ama asla bir ağacın efendisi olamayacaksın. Kendin de bir ağaç olmayı istemekten başka bir şey yapamayacaksın.

Uyuyan Adam, Georges Perec (Sayfa 32)Uyuyan Adam, Georges Perec (Sayfa 32)
Pelin Tunç 
26 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Tanı koymaya alışık değilsin ve bunu yapmak da istemiyorsun. Seni rahatsız eden, seni duygulandıran, seni korkutan, ama bazen de coşturan şey başkalaşmanın aniliği değil, aksine, bunun bir değişim olmadığı, hiçbir şeyin değişmediği, -bunu ancak bugün bilsen de- öteden beri böyle olduğun duygusu, o belirsiz ve ezici duygu; çatlak aynadaki bu yüz senin yeni yüzün değil, maskeler düştü sadece, odanın sıcaklığı onu eritti, uyuşukluk onları yerinden söktü. Doğru yolun, güzel kanaatlerin maskeleri.

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec