Uzun Hikaye

8,4/10  (155 Oy) · 
564 okunma  · 
133 beğeni  · 
3.581 gösterim
Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu.
Babam "İnatsın inat... İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedene çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin" diyordu.
Keşke...

Annemin lepiska gibi yumuşacık, sarı saçları vardı. En çok o mavi gözlerini özlüyorum. "Benim oğlum okuyacak yüksek bir memur olacak" der, sonra da göz ucuyla babama bakardı. Sanki anlaşmışlar gibi babam da ona bakar, dudaklarında muzip bir gülümseme:
"Hıh... Biz okuduk bir şey olduk sanki" diye omuz silkerdi.
(Kitabın İçinden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2000
  • Sayfa Sayısı:
    115
  • ISBN:
    9789759953331
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mevlüt 
22 Oca 22:45 · Kitabı okudu · 1 günde

Küçük kasabalar, tren istasyonları ve yollarda geçen, hiçbir yere tutunamayan kısa ama aslında upuzun bir hikâye bu…

Bugün film izlemek için film arayışına girmiştim. Karşıma Uzun Hikâye çıktı. Tam izlemeye başlıyordum ki geçen gün kardeşimin elinde bu isimde ki kitabı görmüştüm. Sonra filmi kapatıp kitabı elime aldım başladım okumaya.

Bu kitap "Sinemayı yakıp Münire'yi kaçıran Bulgaryalı Ali'nin destanı." nı ve sonrasını anlatır. Anlatıcımızın babası Bulgaryalı Ali; haktan, eşitlikten bahseden ve gördüğü haksızlık karşısında susmayan biriydi. Ne eşi Münire’nin dayak yemesini ailesinin yanına bırakmış, ne de kendi emeğiyle kurduğu o bahçeyi o müdüre. Yeri gelmiş sosyalist Ali olmuş. Ama kimseye pabuç bırakmamış. Eşini üzmeyen, her işi ona yüklemeyen. Kendi işleri yanında eşine de yardım eden iyi kalpli Adam gibi adam... Eşini de düşünmek lazım. Her şeye rağmen onu bırakmayan, onun yanında olan bir kadın. Bulgaryalı Ali nasıl bir insanmış öyle. Ben çok sevdim. Zorlu geçen yaşamlarını o pozitifliliği ile mutluluğa çevirmişler. Aralarında ki aşk öyle kuvvetli ki her zorluktan sonra biraz daha artmış. Bütün o sürgünler, yolculuklar ve yoksulluk karşısında pes etmemişler. Ye'se, ümitsizliğe kapılmamışlar. Hep bir çıkar yol bulmuşlar. Kendi karamsarlığıma bakınca bu hikâyelerde ki kahramanlara imreniyorum. Kendimce ders de çıkarıyorum. Bana faydası dokunan, böyle olan her kitabı ayrı ayrı seviyorum.
Lakin hikâyemiz böyle mutlu bir seyirde devam etmiyor. Bir olay oluyor. Bulgaryalı Ali ağlıyordu. Ama önlerinde oğluyla yollarda geçecek hareketli günler vardı.

Tek hikâyemiz, tek karakterimiz Ali değil. Bu kısa kitapta daha birçok kişi ve hikâyesini göreceksiniz. Anlatıcının Adı Rıza mı Remzi mi tam hatırlayamadığı istasyon şefi ve acıklı hikâyesi var. Sonra Çerçi Abdullah var. Ardından Arkadaşı Celal'in hastalığı ve onun Ayla'ya olan sevdasının hikâyesi var.

Kitabın içinde particilik kavramı 1 sayfa da mükemmel bir şekilde anlatılmış. O sayfayı not almak lazım. Kitabımız içinde başka kitap isimlerine de rastlıyoruz. Küçük Prens, İlk Aşk, Beyaz Geceler, Şahika, Yeşil yıllar, Çehov hikâyeleri gibi kitap isimlerini gördüm. Hepsi de birbirinden güzel kitaplar. Tıpkı bu güzel kitap gibi… Neşet Ertaş türküsüne dahi rastlıyoruz. Kitapta Saka kuşu ile küpe çiçeğinin yanında karakterlerin bir kısmı jilet gibi takım elbise giyen tipler olması da dikkatime çeken taraflarından

Duygusal bulduğum tarafları var. İlk yaşanan kötü olay beni en çok duygulandıran olay olmuştu. Kitabı bitti. Sıra filminde…

Rıfat ÇELEBİ 
26 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kelimeler kifayetsiz kaldığında susar ya insan, "Uzun Hikaye"de onun gibi birşey işte. Ciltlere sığacak bir hikayeyi 114 sayfada anlatıp, adına da "Uzun Hikaye" demek her yazarın harcı olmasa gerek. Yine sonunda kavuşmak olmayan, kitap sayfaları arasında başlayıp ahirete kalan yarım bir sevda, hüzzam bir hikaye... "Tirende Bir Keman" hikayesinde olduğu gibi baba ile oğulun benzer sonu...Acılar, aşklar, yolculuklarla yoğrulan göçebe bir hayat, bir yere ait olmadan geçen bir ömür...Olur olmadık yerde boşalan kaderin kurulu yayı... Aşkların ve samimiyetin naylonlaşmadığı zamanlar...Kısacık uzun bir hikaye... Bu kitap hakkında daha bir sürü şey yazarım ama uzun hikaye... Okuyun işte...

EMRE YAMAN 
 05 Kas 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Hepimiz küçüklere bir hikaye anlatmışızdır.Biz çocuklardan kaç kez dinledik belki hiç.Bir çocuktan hikaye dinlemek onunla arkadaş olmak,dertlenmek,gülmek isterseniz bu hikayeyi okuyun yani bir çocuktan dinleyin.

Hayatı göç ile geçen,annesini kaybetmiş,babasının idealleri yüzünden sürgün yiyen bu çocuğun hikayesi çok özel.Yazarın okuduğum ilk kitabı.Kitap çocuk ağzıyla yazılmış.Tatlı tatlı gülümsemeler,yavru bir kuş edasıyla oradan oraya giden çocuk.Sizi sıkmadan son sayfasına kadar sizin yanınızda.


Yazar sosyalist babanın sürgününde yanında yaşayan çocuğun hikayesini yazmış hatta yaşamış.Sürgün günlerinde çocukların düşüncelerini,neler hissettiklerini anlatmış.

Bu incelemeyi yaparken ne yazacağımı bilemedim.Kelimelerim birbirine dolandı etkilendim sanırım.Siz en iyisi alın okuyun.

Salih Çermik 
10 Oca 16:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mustafa Kutlu'nun okuduğum ilk eseri, 'Uzun Hikâye'... Ve devamında yazarın tüm kitaplarını okudum, tüm kitaplarını okuduğum tek yazar. Uzun Hikaye, adının aksine sayfa sayısı kısa (az) ancak barındırdığı duygu, anlatım adı gibi... Mustafa Kutlu'nun dili sade, hoş. Bu eserinde de üslup aynı. Harika bir çizgisi var yazarın, sohbet edercesine anlatıyor her şeyi. Yoğun duyguların olduğu, mükemmel bir olay örgüsüne sahip kitap. Kesinlikle tavsiye edilir.

Kimin sözüydü, hatırlamıyorum: Hikaye hayata açılan pencerelerden biridir. UZun hikayede tıpkı böyle. Bir pencerenin ardından hayatı seyreder gibi... Anlıyorsunuz, hissediyorsunuz, kahramanlarla birlikte yol alıyorsunuz ama seyrediyorsunuz. Usta kalem, usta işi öykü. Okuması tek kelimeyle: Keyif...

Ahmet Samsa 
23 Kas 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir uzun göç hikayesi.
İlk defa Mustafa Kutlu okuyorum ve çok beğendim. Zaten ben böyle kitapların adamıyım. Kitaptaki betimleme ve tasvirler çok güzel. Akıcı bir dille yazılmış, hiç sıkmadan okunuyor. Hatta kendi adıma seve seve okunuyor da diyebilirim. :)
Sosyalist Ali'nin hikayesini anlatıyor oğlu. Ama bir başka anlatıyor. Çok genç bir adamın ağzından anlatılması sayesinde daha da ilgimi çekti anlatım. Bir 'vagon-ev'de başlayan hikaye farklı anadolu kasabalarında devam ediyor. Ali'nin haksızlığa dayanamayan bir yanı var. "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" misali de bu yüzden barınamıyor bir yerde, barındırmıyorlar. Yanında oğlu, saka kuşu, küpe çiçeği ve karısının bir fotoğrafıyla sizi de davet ediyor, kendi içinizde bir yolculuğa Sosyalist Ali.
Arkadaşımdan aldığım ve geri vereceğim bir kitap olması konusu da ayrıca üzücü benim için.
Tavsiyedir.

M.Y. 
13 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Kitap vakti zamanında Bulgaristan’dan göçüp Türkiye’ye yerleşen, haksızlığa gelemediği ve eşitlikten yana olduğu için sosyalist damgası yiyen Ali ve oğlunun hayat hikayesini anlatıyor. Damga dedim çünkü kitap, Türkiye’de sosyalist olmanın hakaret veya zararlı bir şey olarak görüldüğü zamanlarda geçiyor. (Gerçi hoş hala bazı düşünceler değişmiş değil ya)

Mustafa Kutlu’nun sade anlatımını fazlasıyla beğendim. Sanki bir tanıdığınızın öyküsünü okuyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Sayfa sayısı olarak kısa ama adı gibi uzun bir hikaye anlatılıyor. Kitap bir yere kök salamadan yollarda geçen sürgün gibi bir ömrü, baba oğul ilişkilerini, dönemin siyasi portresini siyasetsiz ve abartmadan güzel anlatmış. Kitap bittikten sonra garip bir şekilde insanı hüzün ve umudun arafında bırakıyor.

Not: Kitabın filminde bazı olaylar, karakterler ve sonu değiştirilmiş ama hikayenin özü aynı.

KeMâL 
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Uzun süredir rafımda bekleyen Mustafa Kutlu ile tanıştım. Tanıştım ki tanıştığıma çok ama çok memnun oldum. Bu kadar tatlı dil, sade, akıcı, samimi bir dil uzun süredir görmemiştim. Betimlemeler, tasvirler o kadar sağlam ki göz önünde canlanıyor. Ayrıca bu kadar uzun soluklu bir yaşamı, hikâyeyi 115 sayfaya sığdırmak da büyük başarı. Bu arada filmini önceden izlediğim için çok daha güzel canlandırdım karakterli, filmi. Neyse yazarın diğer kitaplarını da mutlaka edinmeye çalışacağım. Yazarla ilgili anlatacaklarım bu kadar.

Gelelim kitaba adı üstünde Uzun Hikaye öykü türünde yazılmış bir eser. Kısacık bir kitap 115 sayfa ben 1 günde bitirdim. Zaten dili o kadar güzel ki akıp gidiyor. Yazar oğlunun dilinden kitabı anlatıyor.

Konusu hakkında ise Sosyalist bir baba ile oğlun göçlerle hayatını sürdürmesi ve doğruluktan şaşmaması diyebilirim. Başta aşkla giren ortalarda o kadar güzel cümlelerle beni benden alıcı dersler veren bir roman. İçinde acı, aşk, siyaset, seyahat, dostluk vb. konulara değinmiş yazar. Bir tek sonunu kısa kesip belirsizlik içinde bırakmasını sevmedim.

Çok daha üzerinde konuşulabilecek bir eser. Yazarı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Kalemi kesinlikle farklı. Şimdiden iyi okumalar… Filmini de izlemeyi unutmayınız… Ha unutmadan film müziği ve içinde geçen şu parçayı da ekstradan dinlemeyi de unutmayın….

https://www.youtube.com/watch?v=ziUKW1ND2gs

"Hele dursun, kitapların da bir kaderi vardır" Sayfa 79

kevser 
 28 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 5/10 puan

Devamlı göç etmek zorunda kalmış bir babanın (Sosyalist Ali) göç etmeyi tercih eden ve gitgide babasına benzeyen oğlunun ağzından dinlediğimiz bir Anadolu hikayesi. Yalın, pek sürprizi olmayan, tekdüze bir hikaye. Ne kötü ne iyi...

Hacer Demir 
01 Ara 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ayakkabılar eskir be Ali'm. Her şey eskir, bak sen, sen hala sevdiğim adamsın. Sen eskime.
Belki kısa bi kitap ama anlattıklarıyla beni derinlere götüren uzun bir hikaye...
Muhteşem bir aşk hikayesi

4 /

Kitaptan 55 Alıntı

mavera 
04 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bizim sevdamız artık ahirete kalmıştır, böyle bilsin..

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 108)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 108)

“Ayakkabılar eskir be Ali’m.

Her şey eskir.

Bak sen hâlâ sevdiğim adamsın, sen eskime.”

Filminden alınmıştır.

Uzun Hikaye, Mustafa KutluUzun Hikaye, Mustafa Kutlu
Ahmet Samsa 
20 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dünyada ne insanlar var, yüzü insan, içi odun. Neyse.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 19)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 19)
Mevlüt 
22 Oca 22:42 · Kitabı okudu · İnceledi

Ah bu küçük kasabalar...
Her biri bir gizli sevda cehennemi…
Karşılıksız aşkların törpülediği gençlik…

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 72)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 72)
KeMâL 
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Öyle... İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 109 - Dergah Yayınevi)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 109 - Dergah Yayınevi)
Rıfat ÇELEBİ 
26 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ah bu küçük kasabalar.
Her biri bir gizli sevda cehennemi.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 72)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 72)
Mevlüt 
22 Oca 22:43 · Kitabı okudu · İnceledi

Şiş göbekler; gövdesi yağ bağlayanlar, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını sülük gibi emenler, sözlerimiz sizedir.
Particiliği ‘part şişirmek’ diye anlayanlara karşıyız ve hep karşı olacağız.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 87 - Dergah-40. Basım)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 87 - Dergah-40. Basım)
KeMâL 
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Yere düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetten

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 90 - Dergah Yayınevi)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 90 - Dergah Yayınevi)