Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

7,9/10  (104 Oy) · 
404 okunma  · 
87 beğeni  · 
3.193 gösterim
Cumartesi ve pazar günleri, varolmanın tatlı hafifliğinin geleceğin derinliklerinden yükselip yanına vardığı duygusu içindeydi. Pazartesi, benzerini bundan önce hiç tanımadığı bir ağırlıkla çarpıldı. Rus tanklarının tonlarca çeliği bunun yanında hiç kalırdı. Çünkü sevecenlikten daha ağır bir şey yoktur dünyada.

Milan Kundera’nın en bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, yayımlanır yayımlanmaz çağdaş klasikler arasına girmiş, geçen yüzyılın en güçlü anlatılarından biri. Kundera, tepkiye karşı tepkisizliği, kararlılığa karşı kararsızlığın tutarlı ve erdemli yanlarını araştırdığı romanının başkişisi Tomas’la alışılmış, arkasında güçlü düşünce ve yaşam kurallarını taşıyan roman karakterlerini sorgular. Sovyetler’in Çekoslovakya’yı işgal günlerini de arka planda anlatır. Tıpkı kişiler gibi toplumsal önyargılar da eninde sonunda kararsızlığa ve “varolmanın dayanılmaz hafifliği”ne mahkûmdur ne de olsa.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    336
  • ISBN:
    9789750726170
  • Orijinal Adı:
    The Unbearable Lightness Of Being
  • Çeviri:
    Fatih Özgüven
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ahmet Kara 
 04 Eyl 00:12, Kitabı okudu, 12 günde, 10/10 puan

Kitapsever çevremde Milan Kundera’nın yaşayan en iyi romancı olduğunu düşünen bile var. (Kundera’ya başlamayı çoktandır çok istemem, bu en bilinen romanının en sabırsızlandığım kitaplardan biri olması falan bilmiyorum hafifletici neden olur mu ama) Okuduğum ilk Milan Kundera kitabı oldu. Yazarın hem entelektüel donanımına ve üslubuna hem de bu kitapla işlediği konulara bayıldım. Yaşayan en iyi romancı mıdır bilemiyorum, yorumlamak haddim de değil, ama Kundera okumaya devam edeceğim kesin.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’nde en sevdiğim şeyler nelerdi diye düşününce;

Bir kere aşka dair bir roman :) Tabi konu aşk olunca öyle stabilite falan pek aramayacaksınız, nitekim metnin hafifliğini / uçarı akışını, bir de cinsellik konularını cesurca işlemesini (sevmeyenler de varmış yorumları okuyunca ama) ben sevdim.

Yazarın roman kahramanlarının hissettiklerine, düşüncelerine geniş yer vermesini çok sevdim. Romanın içine girmeyi çok kolaylaştırmış. Okurken bazı yerlerde sanki anlatılan kahraman benmişim de tüm olanı biteni ben yaşıyormuşum gibi hissettim.

Romanda muhtelif yerlere serpiştirilmiş felsefi argümanları sevdim. Her ne kadar biraz zor bir araç olsa da, felsefenin dokunup da ilginç kılmadığı bir şey yok zaten.

Rusların Çekoslavakya’yı işgali, savaşın kötülüğü gibi konular romanın arka fonuna harika yerleştirilmiş, bunu takdir ettim.

Aaa unutmadan, kitapta işlenen hayvan sevgisini çok ama çok sevdim. Bu yönünü hep hatırlayacağım.

Neyse uzatmayım, bazıları bu kitabı marjinal bulacaktır, ama ben hem Kundera’yı hem de bu kitabını çok beğendim.

Kitap Nietzsche’nin Ebedi Dönüş düşüncesinden yola çıkarak yaşamlarımızın her saniyesinin sonsuz kere yinelenmesinin insan için yüklerin en ağırı olduğunu, Parmenides’in oluşturduğu olumlu -olumsuz kavram karşıtlarından biri olan ağırlık-hafiflik karşıtının hangisinin olumlu olumsuz olduğunu sorgulayarak başlıyor.

Yaşamımızda yüklerimiz bizi ağırlaştırıp yere yapıştırdığında mı gerçek yaşamımızı yakalayıp mutlu oluruz veya yüklerimizden kurtulup hafifleyip göğe yükselip özgürleştiğimizde mi?

Yazar bu ikilemden yola çıkarak Çekoslovakya’nın Prag kentinde birçok tesadüfler sonucu karşılaşan Tomaz ve Tereza’la, Sabina, Frank, Karenin karakterlerinin her birini bölümler halinde vererek onların iç dünyalarını okuyucuya aktarıyor.

Olaylar Çekoslovakya'da Komünist Parti’nin iktidar olduğu dönemde geçiyor, komünist yönetimin bir Sovyet ‘kitsch’e -Kitsch kavramı 6. bölümde ele alınmış okurken en zorlandığım beni yavaşlatan bölümdü, bu Almanca kavramın Türkçe’de net bir karşılığı yok, ben sahte kavramıyla özdeşleştirdim – dönüşmesi eleştirisi, kadın erkek, aile ilişkileri, aşk, hayvan sevgisi, baskılara göğüs gerip ben olabilme mücadelesi anlatılıyor.
Ağırlık mı hafiflik mi derseniz hangisinin bizi mutlu ettiğine bağlı.

ihtiyar 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Yazarın bir romanı hariç tüm romanları 7 bölümden oluşmaktadır bilgisi ile bu romandaki bölümlerin adlarını yazıyorum : I- Ağırlık ve Hafiflik, II- Ruh ve Beden, III- Yanlış Anlaşılan Sözcükler, IV- Ruh ve Beden, V- Ağırlık ve Hafiflik, VI- Büyük Yürüyüş, VII- Karenin'in Gülümseyişi
Kesinlikle mükemmel kurgulanmış bir kitap, kitapta insanların ilk dikkatini çekecek olan cinsellik ve aldatma gibi görünse de karakterler iyice analiz edilebilirse kitabın bu kadar basit olmadığı anlaşılır. Romandaki karakterler, özellikle başlıca başkarakterler yazar tarafından tarif edilmemişlerdir. Fiziki görünüşleri hakkında net bir bilgiye sahip olmadan siz kafanızda onları hayal ediyorsunuz. Karakterlerin sadece düşüncelerini bize aktarmıştır yazar. Cinsellik yada aldatma konusunda bir numaralı karakter Tomas'ın hayat karşısında ilginç bir felsefesi vardır. O her insanın içinde kendisini herkesten farklı kılan bir giz olduğunu düşünür ve bunları keşfetmek ister. Doktorluğu seçme nedeni de budur. İnsanların içini açabileceği tek meslek olarak doktorluğu görür. Ancak Tomas bu keşfi kadınlar üzerinde yapmayı sever ve yalnızca seviştikleri sırada kadınlardaki bu farklılığın ortaya çıktığını düşünür. Kitapta yazarın bazen hikâyeyi bırakıp felsefe üzerine denemeler yaptığını görüyoruz. Kurgu gerçekten çok güzel. Kadın erkek ilişkilerini ve karakterlerin iç dünyasını çok güzel aktarmış yazar.
Ayrıca kitap 1988 yapımı sinema filmi olarak beyaz perdeye aktarılmıştır.
Kitaptan :
“Bazen güçlüler güçsüzleri terk edemeyecek kadar güçsüz olursa, güçsüzler onları terk edebilecek kadar güçlü olmalıdır.”
"Bir kere olan şey, hiç olmamış sayılır."

Samimi olmak gerekirse, kitabın pek çok kısmını anlayamadım. Örneğin pek çok insan gibi kitapta algıladığım, gözüme çarpan ilk şey cinsellik ve 'beden - ruh' kavramlarıydı. Belki de sırf bu kavramları açıklayabilsin diye -ki ben yazarın bu açıklamada Tereza'dan yana olduğunu düşünüyorum- cinsellik kullanılmıştı. Ya da çok daha derin bir anlamı vardı ve başta söylediğim gibi ben anlayamadım.

Yedi bölümden oluşan bu kitapta, Franz, Sabina, Tereza ve Tomas isimli dört karakterin Rus işgalindeki Çekoslavakya'da yaşadıkları, her bölümde bir başka karaktere yoğunlaşarak, genelde deneme gibi yazarın öz düşünceleriyle başlayan ve bir yazarın bakış açısıyla yazıldığı açıkça belirtilen bir biçimde anlatılıyor. Kitabın altıncı bölümü olan Büyük Yürüyüş, belki biraz tarihi, siyasi ve pek çok düşüncenin uçuştuğu bir bölüm olduğu için çok yavaş ilerleyen bir bölümdü. Onun dışında kalan bölümler de ağır ilerliyor olmasına rağmen karakterin özüne inildiği için bana daha çekici ve okunası geldi, açıkçası.

Kitapta benden kaynaklı bir başka sıkıntım ise mekânlar idi. Bahsedilen şehirlere dair az çok bir bilgim olsa da betimlemelerin de az olduğunu -mekânsal betimlemelerden bahsediyorum- göz önüne alırsak yer değişimine pek aşina olamayıp, romanın o yöndeki akışına kendimi veremedim. Haliyle kolay okuyamadım kitabı.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, belki de bir kez daha okumam gereken tam olarak kendisiyle ilgili ne diyeceğimi bilemediğim, benim için öyle de böyle de olmayan bir romandı. Muhtemelen yanlış bir dönemde elime aldığım bu romanda pek çok ilgi çekici söz, düşündürücü söylemler ve altını çizmelik boylu boyuna sayfalar bulabilirsiniz.

Derya Berber Tali 
17 Ara 2015, Kitabı okudu, 3 günde, Puan vermedi

İlk defa bir kitap hakkında kendi hislerim açısından kararsız kaldım. Kitabı çok begenmemekle birlikte;en küçük boşlukta kitabı okuma isteği hissettim. Yorumlar da aşk kitabı olarak bahsedilmiş;ancak bana göre yoğun felsefe içeriyor ,aşk kitabı denecek kadar aşktan bahsetmiyor.(Ya da ben cok farkli yorumladim) Herşeye rağmen kitapta bir çekicilik var ;yazar kelimelerle çok güzel oynamış ,zamanin siralama olarak ilerlememesi olayları sürekli takip gerektiriyor .Okunabilir güzel bir kitap (hala kararsizim:))

Emine Nur 
29 Eyl 20:00, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

yaşamımızdaki dramatik durumları ifade etmek istediğimizde, ağırlıkla ilgili metaforlar kullanma eğiliminde oluruz. bir şeyin ağırlığı altında ezildiğimizi söyleriz. ya bu ağırlığa katlanırız, ya da başarısız olur ve onunla birlikte düşeriz. sabina'nın dramı, ağırlıktan değil hafiflikten kaynaklanan bir dramdı. sabina'nın durumunda neden ağırlık değil, var olmanın dayanılmaz hafifliğiydi..
Ayrıca Milan Kundera'yı hep kadın bir yazar olarak hayal etmiştim kitabı okurken..

Roman bəşəri mövzu olan qadın-kişi münasibətlərinin bəzən mürəkkəb,bəzən də olduqca sadə görünən məqamlardan bəhs edir.İnsanın həyatında rastlaşdığı hər bir halın onun üçün ilk və təkrarsız olduğunu,yaşamaq təcrübəsinin yaşadıqca yarandığını deyən yazıçı,əslində,bütün bunların olmamaq ehtimalı varlığını da inkar etmir.İnsan daim seçim qarşısındadır və bu seçimin yüngüllüyü və ağırlığı onun gələcək həyatının trayektoriyasını cızır

GÜLÇİN ÇARKIT ÇANTAOĞLU 
24 Eki 09:24, Kitabı okudu, 46 günde, 10/10 puan

Kitaba bayıldım. Ama belirtmek gerekir ki hızlı okunup geçilecek bir kitap değil. Satır araları bile ayrıca özenli okuma ve bazen bir "s" verip düşünmeyi istiyor. bu zamanı veremeyecekler kitabı hiç eline almasınlar derim. Milan Kundera'nın entelektüel birikimi beni bir kere daha hayran bıraktı. Felsefe ve gerçeklik üzerine güzel bir anlatım... Gerçeklerle ilgilenenler sevecekler...

Nurcan 
28 Eki 2015, Kitabı okudu, 12 günde, 9/10 puan

Bu kitabı okurken bir kez daha anladım ki kitapları unutulmaz yapan konudan ziyade anlatım biçimi.Milan Kundera "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği "nde aşk ve ihanet gibi sıradan bir konuyu öyle anlatmış ki etkilenmemek mümkün değil. Karakterlerin kişilik analizleri ve yaşama dair tespitler de muazzam.

Angela 
30 Oca 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Her okuyuşumda yeni noktalar bulduğum, buram buram felsefe kokan, bu kadar kavramı böylesine güzel harmanlamasıyla beni şaşırtan inanılmaz roman.

2 /

Kitaptan 103 Alıntı

eso.okur 
23 Oca 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Sadece bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 16)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 16)
Ferah 
25 Ara 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Aşk, çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur ...''

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 23)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 23)
eso.okur 
27 Oca 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Seçmediğimiz bir şeye kendi erdemimiz ya da başarısızlığımız gözüyle bakamayız.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (95)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (95)
eso.okur 
28 Oca 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

İnsanlar genellikle dertlerinden kurtulmak için geleceğe kaçarlar; zamanın yoluna düşsel bir çizgi çeker, bu çizginin ötesinde o anki dert ve sıkıntılarının sona ereceğini sanırlar.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 170)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 170)
eso.okur 
28 Oca 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

.... İçsel buyruklar çok daha güçlüdür ve bu yüzden de başkaldırmaya daha çok kışkırtır insanları.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 202)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 202)
seher 
27 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bohemya'da mezarlıklar bahçe gibidir. Mezarlar çimle ve renk renk çiçeklerle kaplıdır. Alçak gönüllü mezartaşları yeşilliğin içerisinde kaybolurlar. Güneş battığında mezarlık
mini mini mumlarla ışıl ışıldır. Ölüler bir çocuk balosunda dans ediyorlardır sanki.Evet, çocuk balosunda, çünkü ölüler çocuklar kadar masumdur. Yaşam ne kadar acımasız olursa olsun, mezarlıkta hep huzur vardır. Savaş sırasında, Hitler'in zamanında, Stalin'in zamanında, tüm işgaller sürüp giderken bile.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 111)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 111)
İbrahim Korhan 
12 Eyl 2014, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Karşılaştırma fırsatı olmadığı için hangi kararın daha iyi olduğunu sınamanın bir yolu yok. Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın?

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan KunderaVarolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera
ESRA ÖZGÜL 
18 Şub 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Gecenin o saatinde Prag sokaklarında yanında Karenin'le eve dönerken, tank fotoğrafları çektiği günleri düşündü. Ne çocukluk! Ülkeleri için yaşamlarını tehlikeye attıklarını sanırken aslında Rus polisine hizmet ediyorlardı demek ki.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 149)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 149)

''Bu dünyada gençlik ve güzelliğin bir anlamı yoktu; birbirinin tıpatıp eşi, ruhları görünmez olmuş bedenlerle dolu uçsuz bucaksız bir toplama kampından başka bir şey değildi yaşadığımız dünya.''

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 57)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 57)

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız