Yakamdaki Yüzler

7,8/10  (4 Oy) · 
27 okunma  · 
2 beğeni  · 
681 gösterim
Kabirlerine attığımız, toprak değildir sanki; un ufak olmuş hatıralarımızdır. Hayat, verdiklerini geri almış, kahramanlarımızı karanlık bir ormana salmıştır. Bizi biz yapan yapıtaşları zamansız çekilmiştir altımızdan... Sarsılırız. Kahramanlarımız, karanlık ormana gittiklerinde bile, okuttukları her öğrencide, tiratlarını anımsayan her seyircide, her kitapta, her okurda, her hafızada milyonlarca ses, söz, satır halinde yaşamaya devam eder. Can Dündar, Yakamdaki Yüzlerde gerek belleğimizde gerek tarihimizde yer etmiş, gerçeğin sözcüsü, sağduyunun sesi olmuş, sanatı, siyaseti ve yaratıcılığıyla bu ülkenin simgesi haline gelmiş kahramanlarımızın ardından yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Zamanın amansız seyrine ya da bu topraklarda yaşamanın ağır ve zalim bedeline baş kaldırarak, unutuşa isyan ederek, acıyla yakamıza iğnelediğimiz suretlerin yüzünü çıkarıyor kalemiyle. Aziz Nesinden Atillâ İlhana, Bülent Ecevitten Ahmet Taner Kışlalıya, Barış Mançodan Ahmet Kayaya, Can Yücelden Meral Okaya sanat, siyaset ve kültür dünyamızın yapıtaşları konumundaki bu kişilerin hayatlarından önemli kareler, anılar ve arkalarında bıraktıkları izler, Can Dündarın belgeselci, gazeteci ve yazar kimliğinin süzgecinden geçerek belleğimizde yeniden hayat buluyor.
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    272
  • ISBN:
    9789750714771
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ayris Yılmaz 
06 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Özellikle Ahmet Kaya ile ilgili olan bölüm beni etkiledi. Kitabı başından sonuna değilde bir el kitabı gibi canınızın istediği yerden okuyabilirsiniz. Seçim sizin. Asla sıkılmayacağınız ve çevrenizdekilerede okumalarını önerebileceğiniz bir kitap. Tümüyle gerçek hikayeler, dostluklar ve dürüst görüşler bulunuyor.

Kitaptan 1 Alıntı

özlem 
21 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Lakin, eski bayramların tadı gibi azalıyor paydalarımızın ortaklığı da...
Ben ki sevmem , öyle herkesin aynı telden çaldığı, tek tip hassasiyetleri... benzerliklerden ziyade farklılıklara tutkunumdur.
Yine de bilirim ki, onca çiçek bunca farklı açıyorsa da, hepsi aynı suyun, aynı toprağın, aynı güneşin mahsülüdür.
O sudan, o topraktan, o güneşten mahrum kalırlarsa kururlar.
Ve biribirinden farksızdır kurumuş çiçekler...
O yüzden ortaklık bağlarını önemserim.
Anayasada yazılanların ötesindedir o bağlar...
Mesela Babam ve Oğlum'un aynı sahnesinde akan gözyaşındadır.
"Sarı Gelin" başladı mı kendiliğinden mırıldanan dudaktadır.
Bir toplu kahkahada, bayramda, güllaçtadır.

Yakamdaki Yüzler, Can Dündar (Sayfa 144)Yakamdaki Yüzler, Can Dündar (Sayfa 144)