Yalnız Gezerin Hayalleri

10,0/10  (1 Oy) · 
5 okunma  · 
2 beğeni  · 
521 gösterim
Fransız edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Yalnız Gezerin Hayalleri Rousseau'nun son eseridir. 1776 yılının sonbaharında kaleme alınmaya başlanan, edebi ve felsefi vasiyetname niteliği taşıyan bu eserde tüm Avrupa'nın tanıdığı, artık yaşlanmış ve ölümü yaklaşmış olan Rousseau kendini arayan Yalnız gezer olarak çıkar karşımıza.

Yalnız Gezer güzergahını kendisinin belirlediği ve tamamen keyfi olan yürüyüşlere çıkar. İnsanlarla ortak bir yanı kalmadığını düşünen ve bu dünyada mutluluğu bulmaktan vazgeçmiş olan Yalnız Gezer için doğada yaptığı bu gezintiler, kendisiyle baş başa kalarak sohbet etme imkanı bulduğu yegane anlardır. Doğanın büyüleyiciliği onu botanikle uğraşmaya iter; öğrenme ve keşfetme arzusunun körüklendiği bu anlarda doğanın renkleri, biçimleri, kokuları sayesinde mutluluğu tadar; geçmişin dehşet ve sancısının artık yok olduğuna kendini inandırmak ister. Arzularını gerçeklerin yerine koymaya eğilim gösteren Yalnız Gezer gezintiler sırasında ruhunu gerçeklikten koparır ve kendini, hayal gücünün kollarına bırakır. Onun için hayal kurmak; ruhuna ulaşmanın yolu; kendiyle kurulan ilişkinin yeni bir türüdür. Dünyanın matlığı yerini benin şeffaflığına, ötekiyle ilişki yerini varlığının tadını çıkarmaya bırakır. Hayaller varlığın açılımı, doğayla temas ise var olma bilincinin mutluluk kaynağı haline gelir.

On gezintiden oluşan Yalnız Gezerin Hayalleri'nde yeniden keşfettiği doğada sessizce yürüyerek, insanın ruhu ve niteliği üzerine derin düşünmelere dalan Rousseau, okuyucuyu da yalnız başına çıkılan bir yürüyüşte hayatı hayal etmeye davet eder.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2011
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9786058770393
  • Orijinal Adı:
    Les Rêveries du Promeneur Solitaire
  • Çeviri:
    Hasan Fehmi Nemli
  • Yayınevi:
    Pinhan Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

İçimi çekerek kendi kendime, "Bu dünyada ne suç işledim?"
diyordum. Yaşamak için doğmuştum, yaşamadan ölüyorum. Sanırım kusur bende değil ve beni yaradana,
yapmama fırsat verilmeyen iyilikleri sunamazsam da, hiç değilse engellenen iyi niyetlerimi, katışıksız
ama etkili olmaktan alıkonmuş duygularımı ve insanların aşağılamasına karşı sarsılmaz bir sabrı
sunabilirim? Bu düşünceler beni duygulandırıyordu; ruhumun, gençliğimden beri; olgunluk dönemimde
insan toplumundan beni çıkardıklarından beri ve yaşamımın sonuna kadar çekileceğim yalnızlık
köşemdeki saldırılarını gözden geçiriyordum.

Kitaptan 2 Alıntı