Yaralı Zaman Bir Doğu Yolculuğundan Notlar

8,7/10  (3 Oy) · 
9 okunma  · 
0 beğeni  · 
473 gösterim
Burda bizi yargılarlar mı, diyor aralarından biri.
Burda sizi neden yargılasınlar, diyorum.
Sınırı geçtik, diye.
Sınırı daha önce de geçmiyor muydunuz, diyorum.
O zamanlar bambaşkaydı, diyor öbürü.
Kimse yargılamaz sizi. Burda kendi yurdunuzdasınız, diyorum.
Ne dedin, diyor Vahap.
Korkmamaları gerektiğini söyle onlara, diyorum.
Bu dağlarda korkmadan yaşanır mı Beyim, diyor Vahap.
Doğrusun, Vahap, diyorum. Ama korkarak da yaşanmaz.
Karşımdaki iki dağlı, konuşmamızı anlarmış gibi gülüyorlar birlikte...

Ferit Edgü, ilk kez 1977'de yayınlanan O [Hakkâri'de Bir Mevsim] adlı romanında, Türkiye'nin Doğu'suna, sarp dağlarına, umarsız insanlarına bir ağıt yakmıştı. Melih Cevdet Anday'ın "gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öykü" diye nitelediği O'dan tam otuz yıl sonra, Edgü Yaralı Zaman'la yeniden Doğu'ya dönüyor. Bu kez, hiç de düşsel olmayan Hakkâri'de bir yolculuğa çıkıyor.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2007
  • Sayfa Sayısı:
    88
  • ISBN:
    9789750708381
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
cansu tekcan 
21 Eki 12:21, Kitabı okudu, 4 günde, 9/10 puan

Ben Hakkâri'de Bir Mevsim'i okuyunca Doğu görevi yapmış kadar oldum demiştim. Hiçbir yapaylığı yoktu, az çok duyduklarımdan bildiğim bir o zamanların Hakkârisi çok gerçek gelmişti. Gerçek, soğuk ve kasvetli. Yaralı Zaman ise daha farklı bir hikaye. Yazında minimalizmi yansıtan bir hikaye. Az sözle çok şey anlatmak. Ve yine bazı bazı anlatıyı şiirin duvarına yaslamış. Bence en çok bu sebepten daha kolay okunuyor. Bu nasıl roman ya da hikaye diyebileceğiniz bir şekilde yazıyor Ferit Edgü. Okurken benim hissettiğim ise, herkes uyuduktan sonra düşen o ses tonları ve yavaşlık olur ya konuşmada. Sanki öyle anlatıyor, geceyi çatlatmayacak naiflikte. Usul usul ama bir ürpertiyle. Hafif bir serinlik hissiyle.
Bu kitabımızın konusu alenen belirtilmese de Halepçe Katliamı. Daha sonraları bir söyleşide kendisi de söylüyor. "Halepçe'yi İstanbul'da bir yara gibi yaşadım." diyor. Hikayedeki gibi gazeteci olarak gitmek istiyor aslında ama onun yerine başkasını gönderiyorlar, o da gitmeden gitmiş gibi anlatıyor. Ne de olsa düşler de gerçektir. Ne de olsa düş gücüyle yolculuklara çıkılabilir.
Kitaplarını okumanın kolay olduğundan bahsetmiştim şeklinden ötürü, dili de yormaz. Sade bir dille, aslında fazla da edebiyat yapmadan anlatır. Daha doğrusu yer yer edebiyat yapmaktan ziyade hikayenin bütünü öyledir. Bir bakmışsınız bütünüyle bir düştesiniz. Ferit Edgü resim sanatıyla da ilgili olup öğrenimini de Paris'te tamamlayan biri, Paris sanat ve kültür açısından entelektüel olma yolunda çok şey katmasına rağmen Doğu'yu daha gerçekçi bulmuş. İnsan kendisini daha iyi buluyor orada. Başka hiçbir şey yok çünkü. Dağlar var. Konuşsan sesin çarpıp sana dönecek yine. Sen yine kendin kendinle konuşacaksın. O zaman aynı zamanda insanın kendi içine yolculuk diyebilir miyiz? Bence deriz.

Seyla 
11 Eyl 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Kitabi okurken isyan etmemek mumkun degil... Hep mi yaralı olur bi zaman, hic mi birsey degismez?? Malesef bu cografyada hep ama hep yaralı zaman...

Kitaptan 2 Alıntı

Büşra Güven 
23 Ara 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Gece.
Bir türkü yükseliyor.
Bir kadın sesi.
Türküden çok bir inilti, bir yakınma.
Bu nerenin türküsü, diyorum.
Türkü değil, bir ağıt, diyor Vahap.
Ne diyor?
Yeni yakmış olmalılar, bilmiyorum.
Susuyor. Gecenin içinden gelen bu ağıtı dinliyor.
Sonra, uzun bir susuştan sonra, bu dağları bilirdim, gurbeti bilmezdim, diyor. Gece yüreğimde bir hançer, diyor. Kim sapladı bu hançeri, bilemem diyor. Gel hançeri çıkar, diyor. Gel hançeri çıkar, diyor.
Akan kanım...
Devam etme, diyorum. Ben bu ağıtı daha önce dinlemiştim.
Hiç sanmam, diyor Vahap. Ben bile duymamışken...
Sizin ağıtlarınız birbirinin aynı, diyorum. Sesimi yükseltiyorum. Tümü birbirinin aynı. Sonra rehberimin gönlünü almak istercesine,
Ölüm gibi, diyorum.

Yaralı Zaman, Ferit Edgü (Sayfa 28)Yaralı Zaman, Ferit Edgü (Sayfa 28)
ebru cemre 
25 Kas 13:11, Kitabı okudu, Puan vermedi

Yedi gün,yedi gece durmadan kar yağar.
Buz gibi bir karanlık çöker köylerin,mezrâların,insanların üzerine... Kurtlar iner dağlardan. Gece şiddet ve ölüm doğurmaya başlar.Dehşet ve cinnet boy verir dört bir yandan.
Her şey,herkes susar,silahlar ve ölüm konuşmaya başlar.Koyu bir karanlığın ardından her sabah yeniden güneş doğar ama yine de kimse anlamaz bir başkasını...

Yaralı Zaman, Ferit Edgü (sel yayıncılık)Yaralı Zaman, Ferit Edgü (sel yayıncılık)