Yatak Odasında Felsefe

6,3/10  (28 Oy) · 
65 okunma  · 
11 beğeni  · 
1.418 gösterim
"Evet, ben bir libertenim, itiraf ediyorum, bu konuda akla gelebilecek her şeyi düşündüm; ama düşündüğüm, tasarladığım şeyleri elbette yapmadım ve kesinlikle de yapmayacağım. Ben bir libertenim, adi suçlu ya da katil değil." Tüm zamanların en lanetli yazarı Marquis de Sade kendini böyle ifade etmişti. O, ömrü boyunca tüm Fransız politik rejimlerinin zindan müdavimiydi. Monarşi koşullarında demokrat, 1789'da devrimci bir aktivist... olan bu müebbet isyancı, hep orta yolu reddetmenin peşinde koştu.
G. Apollinaire, A. Breton, O. Wilde, O. Mirbeau ve M. Heine gibi edebiyat devleri sayesinde gün ışığına çıkmış olan Sade'ın eserleri, yirminci yüzyılda felsefe, düşünce ve edebiyat alanında vazgeçilmez bir referans noktasına dönüşmüş; Dostoyevski dahil sayısız yaratıcının ilham kaynağı olmuştur. Başyapıtı olan Yatak Odasında Felsefe ise tüm dünya dillerine çevrilerek milyonlarca adet basılmış, birçok kez sinemaya uyarlanmış, özgür ve özgün düşüncenin doruğu olarak kabul edilmiştir.
Genç bir kıza teorik ve pratik libertenlik eğitiminin verildiği Yatak Odasında Felsefe, metafiziğin, ahlâkın, tarihin, felsefenin sık sık araya girdiği 1795 tarihli yedi diyalogdan oluşur. Diderot ve Rousseau'nun natüralizminin mirasçısı, Pascal'ın savunucusu olan Sade, bu eserinde on sekizinci yüzyılın düşünce akımlarına saldırır; özgür düşünceye sonuna kadar bağlı biri olarak doğayı yüceltir, şiddet de dahil her şeyin doğallığını savunur. Yalnızca cinselliği değil aynı zamanda etik, metafizik ve estetik algıyı da altüst eder. Ona göre "hayal gücü düzenin düşmanıdır."
Baştan sona neşe ve kara mizah duygusunun egemen olduğu yapıt, fikir ve edebiyat tarihinde bir başyapıt olarak kabul görmüştür.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2002
  • Sayfa Sayısı:
    187
  • ISBN:
    9789755393469
  • Orijinal Adı:
    La Philosophie dans le boudoir
  • Çeviri:
    Kerim Sadi
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Muzaffer Akar 
05 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Okuduğum en ilginç kitaplardan birtanesiydi, bazen son derece aydınlatıcı bazen tiksindirici bazen sapıklığın en beteri, bazen felsefenin en tepesi.

Pelin Tunç 
01 Haz 2016, Kitabı okudu, 1/10 puan

Kişilik bozukluğu veya davranış bozukluğu olan kişilerin çoğunlukla sanatsal yönlerinin yüksek olduğuna inanırım. Özellikle şizofreni hastalarının gerçeklikten kopuk, özgün tarzlarını da çoğunlukla beğenmişimdir. Fakat bu dediklerim, akıl hastanesine yatmış Sade için geçerli değil! İdine dönük davranışları hat safadayken estetik duygusuyla eser yazması beklenemez değil mi ?

İlk okuduğum kitabı Aşkın Suçları'nda sapkınlığı Türk Filmlerini aratmaz nitelikte içeriğe sahip olup asgari düzeydeydi. O kitabında daha çok yavan anlatımıyla birlikte aşırı dramatikleştirme çabası, tek düze anlatımın şoke edici gelişmeyle ortaya çıkartma üslubu vardı. Yatak Odasında Felsefede böyle bir durum ağırlığında yazılmamıştır. Sanırım bu kitabı daha sonra yazmış, ilerleyen yaşıyla birlikte rahatsızlığı artmış olduğunu tahmin ediyorum. Ki siz de bu kitabı okuma gafletine düştüğünüzde sosyopat halini görmüş olacaksınız.

Sade'nin sürekli tekrar etmiş olduğu, sadizimle dolu olan pornografi dışında! din ve ahlak üzerine görüşleridir. Bu görüşlerini mantıkla açıkladığını sanmayın sakın. bu açıklamalar karanlık dünyasını daha fazla gün yüzüne çıkartıyor; peşi sıra eklenen başka sapkın görüşleri, iğrençliğini daha da kanıtlıyor.

Son olarak dikkatimi çeken nokta; Kitabın son sayfasındaki incelemede: Alacakaranlık serisi ve bu seriye itafen daha ayrıntılı cinsel içeriğe sahip olan Grinin Elli Tonu, Sade'den ilham alınarak yazıldığını dile getirmiş. Yani Sade, günümüz kitap piyasasının büyük parçasını oluşturan cinsel fetişizmin ağırlıklı romanların kategorisini belirlemiş diyebiliriz...

Marquis De Sade kendini libertenist olarak tanımlıyor . Libertenizm 18.yy Avrupa'sında aristokrat çevrenin toplumun ve dinin koyduğu tüm inanç ahlak ve yasaları , değer sistemlerini reddeden bir akımdır . Bu reddediş Şekli ise cinsel arzuların Sınırsız sorgulanışıyla başlar içinde ensest , sadom ilişki , eşcinsellik , subyancılık toplumun en hassas ve tabu gibi bulduğu konulardan çıkış noktası yaparak yazar bunları çevreleyen tüm inanç ve toplumsal değer yargıları en uç noktaya kadar zorlayarak sorguluyor . Kitapta grup sekslerin arasına serpiştirilmiş felsefi sohpetler yer alıyor. Yarattığı kahramanlar hedonist yaklaşımları dozajını arttırarak mazoşist bir duruma dönüyor ! Özgürlük duygusunun sorgulanma biçimi giderek faşizan bir boyut kazanıyor ! Yazarın bunu özellikle yaptığı kanısındayım .. Sınırsız özgürlük isteği beraberinde Faşist davranış şeklini oluşturduğunu göstermekte bize ! Düşüncelerinin bir kısmı oldukça iyi tespitlerle dolu olmasına rağmen , Doğa ile Insanın varoluşunu benzettiği nokta belirli yerlere kadar doğru , lakin atladığı bölüm ise insanoğlunun Doğan'ın da üstünde olduğu gerçeği ..

Kitap akıcı , bol argo içeren , bol cinsel fantazleri arttıracak bilgilerle dolu olmasına rağmen , okuyucunun duygularını ve toplum Tarafından üstüne giydirilen tüm Değerlerini sorgulamaya iten özellikle " Fransızlar Cumhuriyetçi olmak istiyorsanız biraz daha çabalayın " bölümü kitabın Özeti niteliğinde ve doyurucu bir bölüm. Yazar Özgür Düşüncenin temsilcilerindendir . Sanırım onun kadar bunu açık yüreklilikle ve tüm çeşitleriyle korkusuzca anlatan pek az yazar vardır . Bu Açıdan okunmalı . Yazarın Kitabı'nın arkasında ki bu cümlede zaten kendisine dair tüm önyargılara cevap niteliğinde "" büyük fikirler Yüzünden ahlakı bozulacak kişiye yazıklar olsun ! Felsefi düşünceler içinden yalnızca kötü olanları çekip almayı bilen , ahlakı herşeyle bozulan bu kişilere yazıklar olsun ! Bunların ahlakının Seneca ya da Charron okuyarak bozulmadığını kim ileri sürebilir ! Ben asla onlara hitap etmiyorum !""

COŞKUN 
11 Ara 2016, Kitabı okudu, 2 günde, 6/10 puan

İlginç ve provake edici bir kitap. Türkiye'de sansürsüz çevirisine ulaşabildiğimiz için mutlu olmak ve okumak lazım.

Genel anlamda, fena değil, diyebilirim. Fikir açan kısım olarak cinsel özgürlük, cinsel zevk ve arzuya şiddetin dahil edilmesi, neredeyse evrensel kabul edilen ahlak kurallarının aslında gayet toplum ve zamana göre değişip gayet yıkılabilir olduklarını savunması dikkatimi çekiyor. Bunları bireyselcilik temelinde oturtup okuma yapıldığında güzel yerlere çıkıyor. Ancak kitabın tümünde bir fikir zenginliği ve mantıklı temel göremedim. Aynı şeyleri sündürerek anlatıyor çoğunlukla; yarısı uzunluğunda bir kitapla da tüm bunlar anlatılabilir.
Oldukça mantıksız savları da var. Örneğin, üremeye karşı çıkışı. Bugün ben de kendimce üremeye karşı çıkıyorum; bunu dayandırdığım iki ayrı temel nokta var. Sade, üremeye karşı çıkarken, doğanın aslında üremeyi desteklemediği, doğada üremek diye bir amacın olmadığı yönünde bir iddiaya dayanarak ürememeliyiz diyor. Halbuki, doğadaki canlıların, bakterisinden gelişmiş memeli hayvanlara kadar, yegane amacı üremek ve soyunu devam ettirmektir. Boyle gerçek dışı bir iddia üzerine sayfalarca okurken insan sıkılıyor.
Cinayet suç değildir, doğaldır diye bir düşüncesi var. Merakla başladım o bölümlere, bakalım altını nasıl dolduracak diye ama hiç dişe dokunur bir şey yok. Cinayet yerine ölümü irdelemiş, ölümün doğallığından, bir kişinin ya da büyük bir topluluğun yok olmasının doğa için bir şey değiştirmeyeceğinden dem vurmuş. Bunlar doğru, ölüm sıradandır ve geniş açıdan bakıldığında kimsenin ölümü hiçbir şey değiştirmez ancak bu cinayet kavramıyla tamamen alakasız. Cinayet tümden başka bir şeydir Ölümün normal olması üzerinden cinayetin normalliğinin savunulması çok boş geldi, tatmin olamadım. Dahası, hiç yeni bir fikirle karşılaşmamış oldum.

Burak Erdoğdu 
18 Eki 2016, Kitabı okudu, 1/10 puan

Felsefesi sığ. Ozgürlük anlayisi seksten ibaret. Pornografiden rahatsız değilim ancak Pornografiden ibaret olmaktan rahatsızım. Beğenmedim ve ,zorlama ve fazla iddialı, doğa çok ama çok yorumlanmis zira Sade nin belirttiğinin aksine doğa üretmeyi ve uremeyi salık verir. Kisacasi ortak birçok nokta bulacağıma kanı olarak okumama rağmen pek bir bağlaşim kuramadım. Tavsiye etmem...

Göktuğ Güner 
Dün 01:57, Kitabı okudu, 5 günde, 6/10 puan

Yazarın hayatındaki karmaşa biraz yazı diline yansımış ne yazık ki. İnançsızlığın düsturuyla düzene karşı bir düzensizlik için fikir savaşı vermiş ve doğanın insana ihtiyacı olmadığı gibi kanunlara da ihtiyacı olmadığını savunmuş Marquis de Sade bu eserinde. Sadizmin öncüsü olarak kabul edilen bu yazarın cinsellik ve demokratik sistem üzerine olan yaklaşımı, ahlak kaygısının yersiz olmasını savunuşu ise akıllarda iz bırakan bir niteliktedir. Herkesin hoşuna giderek okuyacağı bir kitap değildir, onu da belirtelim.

Kitaptan 21 Alıntı

kitapları seven 
24 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Hayal ettiğim şeyleri, ve yapmak istediğim şeyleri aklınıza bile getiremezsiniz dostum.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Temellerini özgürlük ve eşitlikten alan bir toplumda pek az eylem suç oluşturur.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Ancak acılarla bizi mutluluğa erdirmeyi seçmiş doğa; acılar bir kez yenildiğinde tadılan zevkleri ise başka hiçbir şey veremez.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
25 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Fransa'da hiç yoksul olmamasını mi istiyorsunuz? Hiç sadaka dağitmayin ve özellikle hayır kurumlarınızı ortadan kaldırın."

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Hiçbir fantezi böyle nitelenemez, sevgilim; hepsi doğada vardır; doğa, insanları yaratırken yüzleri gibi zevklerini de ayrıştırmayı yeğlediğinden, yüz hatlarımıza getirdiği çeşitlilik bizi nasıl şaşırtmıyorsa duygularımıza kattığı da şaşırtmamalıdır."

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Her halk kendi dininin en iyisi olduğunu ileri sürer ve ikna etmek için de yalnızca birbirleriyle uyumsuz olmakla kalmayan, neredeyse hepsi de çelişik olan sayısız kanıta dayanır. İçinde bulunduğumuz derin cehalette, bir Tanrı’nın varlığını varsayarsak, hangi din Tanrı'nın hoşuna gidebilir? Eğer aklı başında insanlarsak ya bunların hepsini korumalıyız ya da hepsini yasaklamalıyız; onları yasaklamak kesinlikle en emin yoldur, çünkü hepsinin şaklabanlık olduğuna ahlâki olarak inanıyoruz ve var olmayan bir Tanrı’yı hiçbir din memnun edemez.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''İnsanları ancak kendimiz için sevmeliyiz; onları kendileri için sevmek bir aldatmacadır.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Yeryüzünde iyilik yapmak da kötülük yapmak da farksızdır; zevklerimiz, mizacımız değil midir tek uyulması gereken?''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
3 /

Kitapla ilgili 1 Haber

İthaki: “Okurdan özür dileriz”
İthaki: “Okurdan özür dileriz” İthaki Yayınevi'nin Dünya Klasikleri dizisinde yer verilen “farklı” üsluptaki yazar biyografileri sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı. Yayınevi, Radikal Kitap’a yaptığı açıklamayla “maksadını aşan eril dilden” ötürü okurlardan özür diledi.