Yedinci Gün

7,6/10  (67 Oy) · 
244 okunma  · 
35 beğeni  · 
1.189 gösterim
Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayâllere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asîlleşmesi, erdemlerin ardındaki günâhkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yanları, bir hikâyenin dokunuşuyla bir kez daha bilinebilir olacak. İhsan Oktay Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak. Çizgilerde değil kürelerde gezinecek, bilinen zamanların bilinmeyen anlarına yolculuk edeceksiniz. Alışık olmadığınız bu dünyanın kapısından girdiğinizde âşinalık hissedecek, sadeliğin ihtişâmına teslim olmanın rahatlığıyla kendinizi akışta yolculuk ederken bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789750510861
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ferah 
27 Şub 2015, Kitabı okuyor, Puan vermedi

Yazarın, Suskunlar eserinden sonra merakla alıp okuduğum başka bir romanı...II. Abdulhamid döneminin anlatılmasıyla başlayan roman, cumhuriyetin ilk yıllarının anlatımıyla sona eriyor.

silaes 
 12 Ağu 23:25, Kitabı okudu, 3 günde, 6/10 puan

238. sayfaya kadar bitsin artık diye direnirken, tam bu sayfanın sonunda ''haydaağğ'' diye tepki vermeme sebep oldu ve sadece kitabın son iki sayfasından zevk aldım.

Okuduğum ilk İhsan Oktay Anar kitabıydı ve bu yazarı okumaya başlamak için ideal bir kitap değildi. ( Benim açımdan.) Çünküsü kısa bir sürede bitirebileceğim kitabı ''bak burda farsça tamlama kullanmış bak bu kelime Fea'il vezni bak burda Fe'ale vezninin ismi failini yapmış diye diye okuyamadım ve bu işle uğraşmak şu an yapmak istediğim son iş. 'Kitabın ilgimi çeken taraflarından birisi ise ''5 dk da kısa dünya tarihi kısmıydı. Dili çok ağdalı. Sevemedim...

Zeynep Aydemir 
31 Ağu 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

İhsan Oktay Anar’ı Puslu Kıtalar Atlası’yla tanıdım. Kaç defa okuduğumu hatırlamıyorum kitabı.

İhsan Oktay’ın en iyi kitabı değil bu. İhsan Oktay’ı daha önce okumamış, okuyup da anlamamış olanların kitabı da değil. Belirtmekte fayda görüyorum; İhsan Oktay Anar'ın kötü kitabı yok. Diğer yazdığı kitaplara göre kötü olanı olabilir o kadar (:

Her şeyden önce dili çok ağır. Eski Türkçe kelimelerden geçilmiyor ki, çok severim ben o kelimeleri. Hani yabancı dil öğrenirken derler ya, “Cümlenin gidişinden kelimenin anlamını çıkar” diye. Öyle okudum kitabı. Kelimelerin çoğunu daha önce hiç duymamış olmama rağmen anlamlarını biliyormuşum gibi rahat rahat okudum kitabı.

Yalnız en büyük hatamı kitabı parça parça okuyarak yaptım. Oysa bütünlüğünün korunması gereken bir öyküydü. Ben sürekli ara verdim, aynı anda ikinci bir kitabı okumaya çalışmak gibi bir hataya da düştüm. Mundar ettim caanım kitabı. O yüzden diyorum ya, bir kere daha okumam lazım.

Semih K 
01 Ağu 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Kitabı okurken beni görüp merak eden arkadaşlarıma kitaptan bir paragraf okuduğumda dilinin fazla ağır ve sıkıcı olduğu yorumlarını bol bol duydum. Ancak bu kitabın beni en çok çeken tarafı eski gibi görünen anlatımın yanında modern bir sürrealist roman izlenimi vermesi. Kitabın başını, sonunu veya amacı gibi konuları düşünmeden okunulması gereken bir roman. Çünkü bu konularda sizi doyuma ulaştırmayabilir.

ihtiyar 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Çok zekice, söyleyecek söz bulamıyorum. Her kitabında mevcut olan mizah bu kitabında fazlasıyla var ki yazar bütün birikimini sunuyor ortaya. Bilgi birikimi, araştırmacılığı ile yazar sizi çok rahat etkiliyor. Seller sular gibi akan paragraflar sıkılmadan okumanıza olanak sağlıyor, fazlasıyla keyif alıyorsunuz. Gerçekten kahkaha atacağınız anlarda çıkacak, elbette güldürmece kitabı değildir ama hani derler ya güldürürken düşündürüyorum öyle bir şey işte. Argo kelime, arapça ve farsça kelime bol bol kullanılmış bu bazı okuyucular için sıkıntı çıkartabilir. Az çok satrançla uğraşmış biri olarak, satranç müsabakasının geçtiği bölümlere bayıldım, o bölüme bir ayrı güldüm. İhsan Oktay Anar'ı okumayanlar varsa bence yazarın bir kitabını muhakkak okumalısınız. Bir kitabını okuduğunuz taktirde diğerlerini de kesinlikle okuyacaksınız.

Deniz Çobaner 
08 Haz 23:39, Kitabı okudu, 30 günde, Beğendi, 7/10 puan

Bir Puslu Kıtalar Atlası ya da Suskunlar olmasa da İhsan Oktay Anar'ın zeka, bilgi ve hayalgücünü seferber ettiği çok açık. Twistlerle dolu anlatımına aşina olan okuyucuyu yine memnun edecektir. Her romanında olduğu gibi yine romanın sonu size göz kırparak kapanış yapıyor. Yazarı sevenler için önerilir ama yazara başlangıç için iyi bir seçenek değil.

Kitabın anlatımı beni cezbetti özellikle ders aralarında ve nöbetlerde okuduğum için keyif aldım ama kendimde şunu farkettim ki ben başı ve sonu belli olan belli bir hikaye anlatan kitapları daha çok seviyorum. sanırım bu kitap şimdilik yarım kalacak ve tekrar okumak üzere yaz tatilini bekleyecek :)

oya yetiş 
05 Kas 21:03, Kitabı okudu, 8/10 puan

İhsan Oktay Anar yine tarih, sanat, edebiyat ve kültürü harmanlamış.Yazarın şu ana kadar okurken beni en çok zorlayan kitabıdır. içerdiği teknik terimlere alışmak, diğer kitaplarına nazaran daha çok zamanımı aldı. ancak dile alışınca okumak çok keyifliydi.

Nur Zorlu 
30 Ağu 2015, Kitabı okudu, 12 günde, 7/10 puan

Romanın temel bir öyküsü yok Kitabın ortası ve sonu çok güzel ama kimi yerler çok karmaşık.Savaşın betimlendiği kısım çok etkileyiciydi fakat mutlaka kaçırdığım yerler olmuştur diye düşünüyorum

Çağrı 
18 May 15:23, Kitabı okudu, 12 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bu kitabı çok severek okudum. Yazarın yaratıcılığı, yer yer kullandığı mizah, tarihi aktarımı çok etkileyiciydi. Özellikle kitabın sonuna doğru hızlı bir tarih anlatımı vardı ki, tek kelimeyle bayıldım. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.

2 /

Kitaptan 21 Alıntı

''Çünkü hayatının değişmeyeceğini gayet iyi biliyor, buna da kader diyordu. Zaten kader, bir memurun sabit geliri gibiydi; fiyatlar yükselip alçalsa bile maaş, yani kader değişmezdi.''

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar
ihtiyar 
05 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Öyle ki manometrenin kızıl ibresi kadranın yeşil tarafından kırmızıya doğru ardı ardına ölümcül darbeler indiriyor, yuttuğu onca kömürle kudurup çileden çıkmış bir kara canavara benzeyen lokomotif, kapkara bacasından kıvılcımlı kükürtlü nefesini vere vere üzerinde Frenkçe yazılar yazılı zifiri vagonları ıhlaya poflaya çekiyordu.

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar
ihtiyar 
04 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Şimdi çok uzaklardasınız. Ama hayır! Sinemde, kalbimin ta derininde olduğunuzu lütfen biliniz. Sizi daima görüyor, siz yaşıyor ve sizi seviyorum. Kalbimi aşkınız çarpıtıyor, nabzım sizin isminizi durmadan ve durmadan heceleyerek atıyor. Siz damarlarımdan akıp beni sarhoş eden şaraptaki hakikatsiniz.

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar
Kasım'ın 18'i 
25 Şub 07:13, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Şileplerle getirdikleri malları paraya çeviren tüccarlar herhalde fetihten sonra kiliseleri camiye çeviren padişah kadar büyük fatihlerdi. Çünkü maceraperest adamlar gerçek birer bilgeydi. Konstantiniye fethedildikten sonra Ayasofya bir cemaat bulmuş ama Filosofya bulamamıştı.

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar
Semih K 
27 Nis 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

Türk paşalar için sokaklar, viraneler, surlar, bağlar, ormanlar, bostanlar alelade, ama çizmeleri fevkaladeydi!

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar
Hatice gürsoy 
17 Ara 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

"Kız tarafından reddedilmesini iplemediğini göstermek isteyen paşa da meydan okur gibi sırıtıp sağa sola baktıktan sonra tâifesiyle çekip gitti. İçtimâiyyât tahsil etmiş, ünsüzlüğüyle ünlü bir filozof olan Bayram Envâr Efendi'nin de dediği gibi belki de, erkeğin kadını seçtiği bir cemiyet batarken, kadının erkeği seçtiği cemiyet refaha eriyordu. Bunun doğruluğunu ölçmek için, bedeni sâiklerine gem vuramayan paşayı seçen padişahımızın memleketiyle, aynı paşayı seçmeyen basit bir kızın memleketini karşılaştırmak kâfiydi."

Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 31)Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 31)
Asiye Yıldız 
19 Haz 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Cebinde bir kibrit olduğu takdirde bütün Dersaadet'i o saat yakabilecek tıynette olan velet o kadar yaramazdı ki, rivayet doğruysa çocuğun içine Şeytan girdiğine hükmedip bir şeytan kovucu çağırmışlar, gelen din adamı ayini başlatmış, ancak çocuğun ağzından o korkunç sesiyle konuşan Şeytan, Bu yaramazın bedenindeyken çektiğim ıstırabı bir ben bilirim bir de Allah, fırsat verse çekip gideceğim ama çocuk beni bırakmıyor. Ben onu değil de o beni tutuyor. Ne olur beni ondan kovmak yerine onu benden kovun! diye sızlanmıştı.

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar
ihtiyar 
05 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

"Yoh gafye yap! Yoh derliğimi gedir! Dümbüh! Gebeşaki! yoh dalgayı ayarla! Yok gazana gömür at! Yoh uyuma! Yoh galhma! hıyarağa! Yoh yimeği pişir Yoh helaya su döh! Yoh odanın dozunu al! Ibına!"

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar
3 /