Yeraltından Notlar

8,5/10  (508 Oy) · 
1.782 okunma  · 
413 beğeni  · 
14.071 gösterim
Dostoyevski'nin "Rus çoğunluğunun hakiki insanı" dediği bir isimsiz kahramanın yalın ve karanlık düşünceleri... Edebiyat tarihinin en ünlü isimsizlerinden Yeraltı Adamı, insanların oradan oraya üşüşen karıncalara dönüştüğü St. Petersburg'un gri kaldırımlarında itilip kakılırken, yaşama isteğini yavaş ama emin adımlarla mutlak bir öç isteğiyle değiş tokuş eder. Yeraltı Adamı'nın bir devlet memuru olarak geçirdiği tekdüze günler, yanında bir türlü rahat hissedemediği arkadaşları ve hayattaki mutlak yalnızlığı, bıkkın bir öfke ve küçük, imkânsız pazarlıklarla gittikçe daha fazla lekelenir, ta ki kendisini bir arada tutan görünmez ipler yavaşça çözülmeye başlayana kadar. Yeraltından Notlar, yayımlandığı 1864 yılından beri öfke ve sessizliğin en güçlü manifestolarından biri olmuştur.

"Yeraltından Notlar, hakikati kanla haykırır."
-NIETZSCHE-

"Dostoyevski, gökle yer arasında asılı kalmıştır. Hem gök hem de yer tarafından etkilenmiştir."
-HENRI TROYAT-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2016
  • Sayfa Sayısı:
    140
  • ISBN:
    9789944884013
  • Çeviri:
    Nihal Yalaza Taluy
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mahmut Çayır 
16 Eki 17:10, Kitabı okudu, 1 günde, 6/10 puan

Melankolik bir beyin jimnastiğine hazır olun. Dosto'nun nasıl bir kafa yapısına sahip olduğunu anlayabilmemiz için mihenk taşı niteliğinde bir eser. Kahramanın eleştirdiği karakterler maalesef günümüzde her yeri işgal etmiş durumda. Umarım işgalcilerden değilsinizdir...

onurgoztepe 
14 Haz 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

yalnız insanların başucu eseri.

dostoyevski bu romanında insanların beyin kıvrımlarında neşter dolaştırıyor diyebiliriz. kulak verin dostoyevski'ye, o insanlık adına tüm gerçekleri söyleme cesaretini gösteriyor. insanlık...hani şu kibrinden geçilmeyen, hani şu her şeyi bildiğini sanan, hani şu sen, ben, bizler, hepimiz...

kafası karışık bir adamın kendi iç savaşını, kendi ağzından, kendi gelgitleriyle müthiş bir şekilde akıcı tempoyla anlattığı bir roman, uyumsuz ruhumuzun sessiz çığlığı...

ilk kısım 'yeraltı' ikinci kısım ise 'notlar'
ilk kısımda insanoğlunun derin karakteristik ve psikolojik analizi yer almaktadır. dostoyevski, yaratıcı monologları . bıraktığı her soru işaretini başka bir soru işaretiyle çözmüştür. geçmişten beri süregelen deterministik ilişkiyi biz kitapseverlere kafa karıştırmadan tanımlamıştır. soru soruyu doğurmuş ve cevap da bir sonraki soru içersinde sessizce kaybolup gitmiştir. insanoğluna ait en büyük özellik olan nankörlüğü anlatmış. çok fazla bilmenin işe yaramadığını, gelişmişliğin en büyük tembellikleri doğuracağını acımasız bir şekilde göstermiştir.

ikinci kısımda ise ilk bölümde yaptığı insanoğlu felsefesine örnek olacak nitelikte bir öyküye yer vermiştir. kahramanın anlık düşünce değişimlerini, olaylar karşısında gösterdiği dengesiz davranışlarını, gururunu korumak isterken sergilediği tutarsız karakter biçimlerini, çok bildiğini ve kimse gibi olmadığını düşündüğü halde ezikliğe boyun eğdiği geri dönüşü olmayan durumlarını ve buna benzer bir çok insani anları analiz etmiştir.
hikayeyi ise vurucu ve acıklı bir şekilde bitirmiştir. ilk bölümde bahsettiği nankörlük duygusunun verdiği acıyı en içten derecede hissettirerek sonlandırmıştır.

kitabı okuyan herkes böbürlenerek "resmen beni anlatıyor yav" geyiği yapmasın. zira bir yeraltı insanı olmak övünülecek bir şey değildir.

yalnızlıktan kelimeler biriktirirsiniz belki aylarca konuşmazsınız ve birgün biriyle konuşma başlayınca kitlenir saçmalarsınız. olmadığınız gibi davranırsınız ama bunun farkına varmazsınız. çünkü ilişkilerin nasıl olması gerektiğini bilmezsiniz, her şeyden etkilenirsiniz. yalnız olduğunuz ve sizin yaşınızda olup sizin kadar bilge olan bi arkadaşınız olmadığı için kitaplara dalarsınız, filmlere gidersiniz, şarkılara kaptırırsınız kendinizi. siz ancak başkalarının yazdığı hikayelerde varolabilirsiniz. hatta varolamazsiniz bile, çünkü onlara da seyirci kalırsınız. çevrenizde olan bitenlere de seyircisinizdir. yalnız kalmak dışında başka uğraşlarınız da olur. önemsiz-değersiz mukayesesi yaparak kendinizi üzersiniz. bu büyük bir hobi haline gelir ve zamanla acılar zevk vermeye başlar.
Hikayenizle alakalı olmayan bir şarkıyı kendinize uyarlamanın bir yolunu bulur üzülürsünüz. bazen kisiliğinizi toplumu aşağı görerek beşlersiniz ama bunun yalnızlığınıza ya da eksikliğinize bir faydası yoktur. saçma sapan şeylere yönelir uzun yürüyüşlere girersiniz. Bazı aforizmalar aklınıza gelir kendi içinizde uzun uzun bunları tartışırsınız. aklınızda öyküler uydurursunuz. insanların sizi düşünmeden bir şey demesinden ve bunun üzerine kırılmaktan korkarsınız. ve aslında kırılmak da umrumda değildir ki. niye kırılayım çok da umrumdalar. aslında umrumdalar. hiçbir şekilde kendinizi sergilemezsiniz ve bir anda aklınıza eser ve birine bağlanırsınız. sonra onu da boşverirsiniz...

Bekir İstanbul 
11 Kas 2015, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 9/10 puan

Çelişkilerle dolu bir kitap ama bu çelişkiler harika ifade edilmiş.

"Yeraltından Notlar" iki kısımdan oluşuyor; bir "Yeraltı", iki "Notlar"

"Yeraltı" kısmında yazarın ruh hali, çıkmazları, çelişkileri, buhranları, ıstırapları anlatılıyor ya da anlatılmıyor. Derin analizlere giriliyor veya saçmalıyor. Evet "baylar" bu ilk kısım böyle çok samimi ya da tamamen sahte çelişkilerle dolu. Ama hangimiz bu çelişkileri yaşamıyoruz ki?

Yazar okuyucusuyla konuşur gibi yazmış ve okura hep "baylar" diye hitap etmiş? Neden acaba?

İkinci kısımda bir kahraman var yada yazarın ifadesiyle "antikahraman". Yeraltından çıkmış, "canlı hayatı" yaşama mücadelesi veren, "güzel ve yüksek şeyleri" ifade etmeye çalışan, bocalayan bir "antikahraman".

"İki kere iki dört eder" diyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun ya da okumayın. Siz bilirsiniz. Yazarın ruh hali beni çok etkiledi... Ya da hiç etkilemedi. Bunları tamamen kurgusal olarak, güzel bir yorum olması için yazıyor olabilirim...

sezen 
09 Şub 19:18, Kitabı yarım bıraktı, Puan vermedi

Bu eseri yarım bırakma sebebim çeviri kalitesizliğidir. Daha iyi bir yayınevinden çıkan baskısını alıp okumak en iyisi. Dostoyevski'ye saygısızlık yapmamak için kitabı bırakıyorum.

Kağan K. 
02 Ara 17:55, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Yine bir DOSTOYEVSKİ kaçamağı yaptım ve her zaman ki DOSTOYEVSKİ bana karışık duygular hissettirdi ama bu konuda en anlamlı söz NABOKOV'UN ''Aynı şekilde,doktor Lujin'e Dostoyevski'den herhangi bir şey verilmesini yasakladı,zira Dostoyevski,doktorun deyimiyle,çağdaş insanın ruhunda baskılı bir etki yaratıyordu,sanki korkunç bir aynaymış gibi- '' (Lujin Savunması) dediği gibi aynaya bakmamı ve kendi yaşamımı gözden geçirmemi sağladı.

Yeraltından Notlar'ı yaşamımın belirli safhalarında birçok kez okudum;4 mü 5 mi sayısını bile hatırlamıyorum,ama her okuyuşta (18 yaşında okumak farklı bir anlam katar 30 yaşında okumak farklı bir anlam katar ) birbirnden farklı şeyler çıkardım,değişmeyen tek şey ise ; DOSTOYEVSKİ'NİN en çok sevdiğim yazar olması.

DOSTOYEVSKİ

Her konuda birbiri ile çelişen ve zamanla değişen fikirler(Siyaset,din...),çalkantılı bir yaşam( fikirlerinin sabit kalmayıp sürekli gel-git içinde olmasında büyük bir etken),sara nöbetleri,son anda ölümden kurtuluş(Kurşuna dizilecekken Çar'ın mektubu idam yerine ulaşır ve ölümden kıl payı döner) delilik ile dahilik arasında gidip gelen yaşantılar...

Sonuç:İnsan ruhunun en derinine inen , yazarlar arasında psikolojinin babası,yaşadığı dönemi en gerçekçi ve en ince işleyen,sistem eleştirisini yani Çarlık döneminin halk üzerinde yaptığı sömürüyü,kısaca ezilen ve sömürülünleri anlatan bir deha.Hümanist bir aydın,yazdığı evrensel değerlerle bütünleşen söylemleri ile günümüzde bile en değerli yazarlardan biri olarak gösterilen(sadece günümüz değil gelecekte de etkisi devam edecek bence) bir ışık...DOSTOYEVSKİ övgüsü için kelimeler yetersiz kalıyor...

YERALTINDAN NOTLAR
İlk bölüme baktığımızda oldukça karışık açıklamalar görülüyoruz,yazar,kendi gibi bizi de kendi yeraltısına çekmek istiyor bunun için yazarın bakış açısıyla(daha doğrusu kitabı anladığım kadarı ile ) size YERALTI'NIN anlamını irdelemeye çalışacağım:

YERALTI:Her kişinin hiç kimseye açamadığı en gizli sırları,tutkuları,arzuları...barındıran duygusal bir kaledir.Yani her bireyin yeraltısı kendi kendinin kendine ait olduğu yerdir,orada maskeler yok.Dış dünyaya karşı sığınılacak bir yerdir (Hepimizin kendine ait yeraltısı var,yaşam savaşında ıstıraplarımızı düşündüğümzüde ve yaşam muhasebeimizi yaptığımızda her daim kendi kendimizle baş başa kalmıyor muyuz ? İç sıkıntılarımız,üzüntülerimiz,hastalıklarımız...hep içimize işlemiyor mu ? )Şimdi diyeceksiniz ki YERALTINDA YAŞAMAK sözünü övüyor.Hiç de değil.Zaten herkesin yeraltısı kişiden kişiye göre değişir ki;İçe dönük insanlarda bu yeraltı daha geniş ve derinken dışa dönük insanlarda ise dar bir hacim kaplar .Dışa dönük insanlar aşırı sosyalleştikleri için (Doğan Cüceloğlu aşırı sosyalleşen insanların öz benliklerini yitirip persona(maske ) takıp kendi özünü kaybettiğine vurgu yapar) duygularından içe dönük insanlara karşı daha az etkilenirler.

İşte bizim ana karakterimiz de içe dönük yani duygusal patlamaları daha yoğun yaşayanlardan biri.Bir nevi Tutunamayan(Oğuz ATAY romanlardaki gibi).İlk bölümde kendi kendi ile çelişen daha doğrusu kendini küçümseyip açıklamalar yapan biri karşımıza çıkıyor.Bu hepimizden biri olabilir...Belki de karakterini ele vermek istemiyordur(o yüzden ikide bir sözünü değiştirip yalan söyledim diyebiliyor) belki de okuyucular ile tüm hissetiklerini paylaşmak istiyordur (yeraltı insanı yerüstüne çıkınca yani dünyaya açılınca gevezeleşir diyor yazar) tüm çelişkili düşüncelerini,ıstıraplarını...böyle yapıp konuşarak rahatlamak istiyordur,(Bence bu karakterimizin DOSTOYEVSKİ'NİN ruhu ile çok bağı var) bilemeyiz.

Bu açıklamalar da şu ipuçlarını yakalıyoruz,ana karakterimiz yeraltında yaşamayı kendi iç kulesinde yaşamaya devam etmeyi dış dünya ile irtibatı kesmeyi kendi seçmiştir(dış dünyanın olumsuz şartları da buna bir etken bence ),kendine göre sebepleri vardır en azından dış dünyadan ilgi bekliyordur,önemsenmek isitiyordur.(kitaptaki karakterimiz dayak yemeye bile razıyım diyor yeter ki dikkate alınayım diyor)

Dış dünyada alaya alınmasına,orada tutunamasına karşın(Tutunamayanlar kitabında bize yaşamayı öğretmediler diyor Oğuz ATAY) savunma mekanizması olarak kendi içinde bir gurur(dış dünya insanlarını küçümseme ) geliştirmiştir karakterimiz.Karakterimizin kendisi alıngan olduğundandolayı olayları fazla büyüttüğünden söz ediyor.Öç almaktan ama dışa dönük(yaşamayı bilen insanların) intikam için bir duvar karşısına çıktığı (yaşamında kaybetmek istemediği şeyleri olduğu için) söz edip kendi gibi insanlarda duvarların söz konusu olmadığını söylüyor.Kendi kendine acımanın zevklerinden(diş ağırsı göndermesi),çoğu kez yaşamda mantığın değil duyguların baskın olduğunu,insanların gayeden çok gayeye giden yolda zevk aldıklarını,uğraştıklarını,bireylerin kendi duygusal tutkularının esiri olduklarını...hayata,duygu-mantık çatışmasına,insanların tutkularının esiri olduklarına,tutunan ve tutunamayan dünyasına,kibirden kendini aşağılayamaya,kötülük kavramına...birçok şeyden söz ediyor bu bölümü iki kez okudum ama yine de çözümlenmesi oldukça güç (zaten yazar da yazdıklarımdan birşey anlamazsınız diyor).


İKİNCİ BÖLÜM

Kahramanımız dış dünyaya açılıyor daha doğrusu eski anılarını anlatmaya başlıyor.Çocukluğundan beri yeraltı sığınağına sarıldığını belirtip yaşamındaki üzücü olaylar anlatıyor.İkinci bölümü okumak ve anlamak ilk bölüme göre daha kolay.


İlk olarak kahramanımınız kaldırımda yol verme-vermeme hadisesini anlatıyor(Hepimiz buna benzer olay yaşamışızdır.Buna verilen tepkiler,içe atmalar kişinin duygularından ne kadar etkilenip etkilenmediğine göre değişir,kahramanımız duygusal olduğu için bunu gurur meselesi yapmıştır(İçe dönük insanların böyle davranmaları gayet normal)Ama burada iki şey dikkatimi çekti;ilki takıntılı insanların buluttan nem kapan alınganlıkları ve en basit bir olayın iç huzurunu etkilemeleri...Ama diğer yandan ise bu kısımda büyük bir sınıf eleştirisi var(kaldırımda sosyal sınıf bakımından daha güçlü insanlara hep yol veriliyor)


İkinci olay ise arkadaşları ile aralarında geçen bir aşağılama hikayesi.Dikkate alınmamak,önemsenmemek,yaşamda başarılı olan arkadaşların başarısız arkadaşlarına karşı kibirli bakışı(onları aşağı görmek),gurur ve öz saygı...ikinci olay ise daha ibretlik bu kısımda çocukluk arkadaşlarımız arasında birbirimizi nasıl görürüz(maalesef çoğu kez yaşamda daha başarılı arkadaşlar,yaşamda başarısız ve daha düşük sınıfta arkadaşlarını küçümsüyor,yazarın yazdıkları hala güncelliğini koruyor) cevabını veriyor özellikle sınıfsal farklara gönderme dikkat çekici.


Üçüncü olay ise yeni tanıştığı bir bayanla yaşadıkları...İlk önce etkili yani ''kitap gibi konuşup '' onu etkileme ve ''yüksek şeyler '' den söz edip ona yol gösterme.(Karakterimiz ikinci olayda gururu kırıldığı için üçüncü olayda öç almak daha doğurusu yaşama karşı içinde biriken öfkesini kusmak için güç savaşına giriyor)Ama beklenmedik bir zamanda gelen ziyaret persona(maskelerin ) atılması ile kahramanımınızın gerçek yüzü ortaya çıkıyor.Bu olayda da yaşama dair ibret alınacak göndermeler mevcut !

SONUÇ

Kendi iç dünyasında yaşayan bir adamın dış dünyaya adım attığında bozguna uğramasına şahit oluyoruz.


Tıpkı ;Tutunamayanlar,Tehlkeli Oyunlar,Korkuyu Beklerken,Oyunlarla Yaşayanlar (Oğuz ATAY),Huzur,Saatleri Ayarlama Enstitüsü(A.Hamdi TANPINAR),Kürk Mantolu Madonna,İçimizdeki Şeytan(Sabahattin ALİ),Körleşme(Elias CANETTİ),Demian,Bozkırkurdu(Hermann Hesse),Budala(Dostoytevski)...gibi değerli kitaplarda yazılanlar gibi...

Aynı zamanda;Dostoyevski'nin bu romanında da toplum tarafından dışlanmış ve sistem tarafından ezilmiş bir bireyin umutsuz yakarışlarını dinlemek ve onun kendi kendi ile iç hesaplaşmasını okumak,bize birbirinden farklı duyguları hissettiriyor.


Bazıları bu kitabı anlamsız ve mantıksız bulabilir (dışa dönükler ve aşırı sosyalleşen insanlar) ama duygulara önem veren insanlar bu şaheserin değerini kolayca anlayabilir.Teknik olarak da çok değerli bir kitap ilk bölüm deneme türünde ikinci bölüm ise roman türünde ,kitabın tümüne baktığımızda ise felsefe+psikoloji+siyaset(yaşadığı döneme satır aralarında göndermeler dikkat çekiyor) görüyoruz bence bu kitap Karamazov Kardeşler,Cinler,Budala,Suç ve Ceza...gibi diğer DOSTOYEVSKİ şaheseleri kadar değerlidir.(gerçi her DOSTOYEVSKİ kitabı değerli bana göre ! )

Nazlı Demir 
03 Eki 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Kendinden üstün gördüklerinden, arkadaşları tarafından sevilenlerden,daha çok kazancı, başarılı bir kariyeri olan herkesten nefret eden bir adam düşünün.. Kendini ezik gördüğü, en dipte, yeraltında gördüğü için önüne gelen herkesi ezmeye çalışan kendisinden beter bir konuma sokayım derken yine yapacağını kendine yapan bir adam bu. İlk bölümde intikam almanın kimsenin bir işine yaramayacağını söylerken ikinci bölümde bir adam ona çarparak geçti diye yıllarca intikam planları kuran bir adam bu.. Biraz korkak, biraz mazoşist, biraz kıskanç, birazda sevgiye aç.. Onu kendi içinizde bir yerlerde bulmamak da ona üzülmemek de elde değil..

Dilek Ateş 
01 May 12:18, Kitabı okudu, 9 günde, Beğendi, Puan vermedi

24 yaşındaki bir adamin hikayesini okumak daha doğrusu kafa yapisini anlamak iyi geldi 25 yasindayim ve benimde böyle buhranlarim oldu yer yer kendi yasantimdan izler buldum ve diyorum ki YASASIN YERALTİ !

BİROL COŞKUN 
28 Eki 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Beğendiğim cümlelerin değil de, beğenmediğim cümlelerin altını çizsem daha kolay olacaktı.

mustafa tamer akder 
29 Eki 2015, Kitabı okudu, 4 günde, 9/10 puan

Genel olarak ilk kısımda karakterin ruh halini tanımlamak için derin bir felsefe ile başlayan, ondan sonra karakterin hayatından bir kesit ile devam eden bir roman. Dil bakımından rahat ve sohbet edermiş gibi, kurgu bakımından sade ve sürükleyici, konu bakımından zeki; algısı geniş, kibirli, aşırı alıngan zayıf iradeli bir karakterin ruhunun en derin kısımlarına kadar açıklayan ve hayatından bir kesit ile somutlaştıran bir kitap. Ana karakterle bir defa tanışmanızı tavsiye eder ve 1-2 yıl sonra birinci kısmı okuyamayı düşündüğümü ilave ederim. :D Bu kısımdan sonrası için zevk kaçıran bilgiler bulunmaktadır. Okumayanlar bence devam etmesin.
Şuana kadar dosto amcanın okuduğum kitaplarında en garip karakterle karşılaştım. Geniş bakış açılı, zeki ve karmaşık bir zihin; zayıf ve dengesiz bir ruh; aşırı kibirli, küstah, yakala ve kindar bir karakter. Aile sevgisi de dahil hiçbir sevgi görmemiş ve bu eksikliği sanal dünyasında gidermeye çalısan bir kişi. Lisa ile tanışıncaya kadar Orwell amca'nın Aspidistra karakterinin çok daha zayıf ruhlu hali gibi düşündüm ama Lisa'yı davranışından sonra açıkçası yeraltının dibindeki karanlık bir ruh olduğunu kara verdim. Sade'nin kötü karakterlerin cinsellik düsüncelerin olmayan pasif bir karakter düzeyine indi.

Uğur Ukut 
 15 Nis 21:43, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bu gün yolculuk sırasında okudum. Ne kitapmış gördüm. Resmen bir şarjör mermi boşalttı Beynime. İnsan bu kadar uç noktalarda yaşar ya da düşünür mü bilmiyorum. Beğenip beğenmeme konusunda hala kararsızım. Tek tavsiyem anlamak için çok sakin bir ortamda okuyun.

Kitaptan 429 Alıntı

“Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız.”

Yeraltından Notlar, DostoyevskiYeraltından Notlar, Dostoyevski
Nazlı Demir 
01 Oca 17:08, Kitabı okudu, İnceledi, 6/10 puan

"Dünya mı yıkılsın yoksa bir bardak çay mı içersin?" deseler...
"Ben çayımı içtikten sonra dünyanın canı cehenneme" derdim.

Yeraltından Notlar, DostoyevskiYeraltından Notlar, Dostoyevski
Ferah 
17 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Arzularımı yok edin, bütün ideallerimi silin, bana daha iyi şeyler gösterin, seve seve peşinizden koşarım."

Yeraltından Notlar, DostoyevskiYeraltından Notlar, Dostoyevski
Ferah 
14 Eyl 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Yapabildiğim tek şey, sadece okumaktı. Kitaplar, büyük coşkular, zevkler, acılar veriyordu bana; bu nedenle onlardan çok faydalandığımı söyleyebilirim. "

Yeraltından Notlar, DostoyevskiYeraltından Notlar, Dostoyevski

İnsana lüzumlu olan tek şey, onu nereye sürükleyeceği belli olmayan hür iradedir.

Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 28)Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 28)
Mâsiva 
 23 Tem 02:35, Kitabı okudu, Puan vermedi

Ben kötü bir insan değildim. Ne aksi bir adamım,ne de uysal biriyim. Ne alçağın biriyim,ne de namuslu,ne onurlu biriyim,ne bir kahramanım,ne de bir korkak. Ben hiçbir şey olamadım.

Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 7 - Martı)Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 7 - Martı)
Güler Ayata 
30 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 6/10 puan

Yalnız bir insanın normal olup olmadığını veya aptal olup olmadığını kimse bilemez...

Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 17)Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 17)
Muhammed Y. Altun 
14 Haz 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Nihayet şuna geliyoruz baylar: En iyisi hiçbir şey yapmamak! Bilinçli tembellik hepsinden iyi! Onun için yaşasın yeraltı!

Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 41)Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 41)
BİROL COŞKUN 
27 Eki 2014, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

"Duvarı yıkacak gücüm yoksa, onu yıkmak için kendimi paralayacak halim yok tabii ki, fakat önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim."

Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 32 - Bordo & Siyah)Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 32 - Bordo & Siyah)
43 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap
Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap Hayat kısa, kuşlar uçuyor.” demiş Süreya’lardan Cemal. Okuduktan sonra kendi içinizde özümseyeceğiniz, arkadaşlarınızla kritiğini yapacağınız, altı çizili cümlelerinizi temize geçireceğiniz o kadar fazla kitap var ki. Bu galeriyle sizlere fiziksel anlamda biraz yardım etmiş olacağım. Üstelik bu galeriyi incelediğinizde ağzını yaya yaya ”Bu tuğla gibi kitapları nasıl okuyorsunuz?” diyen arkadaşların tezlerini de çürütmüş olacaksınız. İşte size dünyaca ünlü yazarların duyu belleklerinden süzüp gelen 10 muazzam kitap.