Yıldırım

0,0/10  (0 Oy) · 
0 okunma  · 
0 beğeni  · 
289 gösterim
"Ceyda... !!! dedi, can vermeye hazırlanan birinin ses tonuna eş... Karşı taraf, yeniden duraksamış, acı içinde yutkunmuştu. "Arabası... dedi ve sustu.. Daha fazlasına devam edemedi. Hıçkırıyordu. Numan, ağlıyordu. Kemal, Allahın rahmetine kavuşmuş, üstüne toprak serpilmiş, emellerinin hesabını tanrıya veriyordu.

Aldığı ödüllerin ve başarılarının sayısız olduğuna birebir tanık olmuştu. İki kez, onu denizin dibinden kendi elleriyle tekneye aldığını anımsadı, içi burkuldu. O zaman sormuştu kim, diye... 'O, Ceyda' Demişti Numan ona... Sonra, paraf edilmiş adının açılımını yapmıştı. Bunu yaparken nasıl da gururla bakmıştı arkadaşına... "Tuttuğunu koparan, cesur, erdemli, yardım sever, dürüst ve atak." Ama sadece bu kadarını öğrenmemişti. Onun, asi ruhlu ve kural tanımaz biri olduğunu amirine ve müdürüne diklendiğinde görmüştü. Üzgün bir tavırla başını sallayarak "Üzgünüm müdürüm, dedi. Neredeyse o da ağlamak üzereydi. "Arabada, kimse yok."

Kemal, gölden çıkartılan haşat arabayı gördüğü anda canı canından olmuştu. Arabaya abandığında, canı artık bedeninde değildi. Ruhu, gökyüzüne çoktan taşınmıştı. Gözlerinden süzülen yaşlar, durduraksızdı. Numan, ne diyeceğini bilemiyordu. Bu durumda teselli sözler, çok anlamsız ve bir o kadar da aptalca olurdu. Yürekleri ölürken, sözlerin hiçbir anlamı kalmıyordu. Gözlerinden akan yaşları, elinin tersiyle hızla silerken...
"Dalgıçlar gölü, santim santim tarayacaklar Kemal" dedi. Sesi, titriyordu. Bedeni titriyordu. Ruhu titriyordu. Bu nasıl bir acıydı ki, karşı konulamıyordu.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2013
  • Sayfa Sayısı:
    250
  • ISBN:
    9786054611737
  • Yayınevi:
    Mola Kitap
  • Kitabın Türü: