Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu Bütün Eserleri 5

8,5/10  (4 Oy) · 
11 okunma  · 
3 beğeni  · 
519 gösterim
Oya Baydar, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu için yazdığı önsözde şunları söylüyor:

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nu, otuz iki yıl sonra Sevgi’nin gözüyle ve yüreğiyle hatırlarken, anı yazma işi üzerine yeniden düşündüm. Neden bazı anı kitapları soğuk, ruhsuz, öğretmen edalıdırlar da bazıları sıcacıktır, insanı yüreğinden kavrar, sürükler? Sevgi Soysal’ın Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu anılarında bu sorunun cevabı var sanırım: Açıkyüreklilik, maksatlı saptırmalardan arınmış saf bir öznellik, şunları yazarsam bana ne derler kaygısından olabildiğince uzaklık, insanlara ve gerçeklere saygı. Sevgi bunu başardığı için, anıları bazen gülerek bazen hüzünlenerek, ama hep keyifle ve düşünerek okunuyor. Siyasal hamaset yapmak, kendini övüp kendini anlatmak için değil, insanı anlatmak için, insan sevgisiyle yazıyor. Sevgi’nin Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nu, Sevgi’nin mahpushanelerini izliyoruz; onun gözüyle, onun aklı ve duygularıyla, onun diliyle. Böylece yapıt özel oluyor, biricik oluyor, basmakalıplıktan kurtuluyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    229
  • ISBN:
    9789750501647
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
30 Eyl 2015, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 8/10 puan

Sevgi Soysal "Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu " adlı kitabında 12 Mart 1971 darbesinin ardından hapishanede yaşadıklarını kaleme almış. Oya Baydar ve Behice Boran gibi o dönemin muhalif kişileriyle aynı koğuşu paylaşmıştır kendisi. Eğer 12 Mart ve askeri vesayet hakkında fikir sahibiyseniz eser anlamlı gelecektir. Konuyla yakından uzaktan ilgisi olmayanların ise hapiste bir kadının yazdığı günlükler diye yorumlaması kuvvetle muhtemel...

#Sevgi Soysal'ın nasıl bir kişi olduğunu anlamak için önce "Tante Rosa" adlı kitabından başlamanızı öneririm. Daima mizahla, ironiyle yaptığı siyasal eleştiriler bu kitapta daha da ağır basmış. Eserleri müstehcen gerekçesiyle toplatılan Sevgi Soysal düzenli aralıklarla hapishaneye girip çıkmıştır.

# Türkiye'nin durumu her zamanki gibi karışık. Bu sefer gerilim tırmandırılan konu sağ-sol davası. Kitapta Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, Mahir Çayan ve yoldaşlarının "Kızıldere" de katledilişinin koğuşlara nasıl yansıdığına da değinmiş Soysal.

# Komünizmle mücadele dernekleri adı altında devletin kurduğu kontrgerilla örgütleri ve muhbir vatandaşlık(!!!) olayları hakkında da bilgi veriyor yazar.

#Hapishanede yaşanan, gardiyanlar, cezaevi müdürleri, mahkumlar arasında yaşanan gerilimler yer yer komik bir şekilde anlatılmış... Yine herkes terörist, yine vatan haini, yine bölücü, yine marjinal... Egemen söylemde değişen hiç bir şey yok.

#Sevgi Soysal 1976'da 40 yaşında kanserden ölmüş. Kendisinin belki de en şanslı olduğu nokta 1980 darbesinden önce ölmüş olmasıdır. Muhtemel işkence görecekler arasındadır. Dokuz yıl içinde daha profesyonelleşen işkencecilerle karşılaşmadığı için bu çok sevdiğim yazarın erken yaşta ölmesi beni sevindirdi.

12 Mart dönemini, hapishanelerdeki baskıyı ve işkenceyi anlamak isteyenler fakat kalbi dayanmayacak olan yufka yürekli insanlar, yaşananları çok detaya inmeden anlatan, sadece bunu sezdiren bu kitabı okumalı...

Herkese iyi okumalar...