1000Kitap Logosu
Resim
Gizemli okur
TAKİP ET
Gizemli okur
@06Kalem06
Gitmesine izin ver. Eşya olsun, fikir olsun, insan ya da zaman olsun, bir şeye tutunmak enerjini tüketir. ◕‿◕ O kadar emeğe rağmen giden insan yüktür, kayıp değildir.
4 Kasım
4438 okur puanı
08 May 2018 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
152 syf.
·
Puan vermedi
Çevre Eğitimi Öncelikle çevre nedir? Herkesin bildiği üzere çevre, canlı ve cansız varlıkların üzerinde yaşadığı bir ekosistemdir. Ekosistemin işleyişi; canlı ve cansız varlıkların yeryüzünde, uyum içinde yaşamasını gerektirmektedir. İşte bu noktada çevre eğitimi imdada yetişmekte.. Peki çevre eğitimi neden gerekli? Tarih öncesi dönemlere bakarsak; tarım alanlarının kuruyarak Sümer uygarlığının çöküşü, keza Türklerin kuraklıktan dolayı Orta Asya'dan göçü, buna benzer bataklıkların kurumasıyla Maya uygarlığının çöküşü, yine havanın kirlenmesiyle Kadminyum zehirlenmesi, Solunamayan kent: Bhopal'in olması veya Çernobil faciası.. gibi örnekler.. Bize çevre eğitimini gerekli kılmaktadır. Ayrıca çevre eğitiminin bilinmesi çevre sorunları ile mücadele etmede ve bilinçlenmemizde harekete geçmemizi katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda, uluslararası çevre duyarlılığını geliştirmek için yapılan yayınlar, 1992'de Rio de Janerio'da düzenlenen çevre ve kalkınma temalı uluslararası konferanslar.. Ve bu konferanslarda 5 Haziran'ın Dünya Çevre Günü olarak kutlanması ile ilgili alınan kararlar gösterilebilir. Misal insanların çevre sorunlarının farkında oluşu.. Çöplerini kağıt cam ayrı ayrı torbalarda biriktirebilirler, bir ağaç dikebilir veya çevre haklarını savunabilirler. Aynı zamanda biyoçeşitliliğe önem verir. Ve Ekosistemin dengesi konusunda kaygı duyup çevre sorunlarına çözüm üretebilirler. Gelelim, çevre sorunlarının nedenleri ne? Radyo aktif kirlenme, biyolojik kirlenme, su hava kirliliği, ozon tabakasının incelmesi, asit yağmurları, sera etkisi.. gibi sınıflandırılıyor. Özetle çevre kirliliği.. Peki çözüm? Sürdürülebilir kalkınma ve çevre sorunlarının nedenlerini iyi anlamak. Bunun için birincisi, canlı doğal kaynakların üreme hızları dikkate alınarak tüketilmeden kullanılması gerekiyor; İkincisi petrol, kömür gibi tükenecek doğal kaynakların yerine güneş, rüzgar, dalga enerjisi gibi tükenmeyecek kaynakların kullanılması öneriliyor. Son olarak kitap çevre pedagojisinden ve okullarda uygulanan çevre konularından bahsedilerek noktalanıyor. Daha sağlıklı bir çevrede görüşmek dileğiyle..  Keyifle kalınız.. ๑ ◕‿◕ ๑
Gizemli okur
Çevre Eğitimi
0.0/10 · 1 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
353 syf.
·
Puan vermedi
Bir Dinozorun Anıları 84 yıllık bir ömür.. Acısıyla, tatlısıyla.. Mine Urgan: Üniversitede öğretim üyesi, çocukluğunu Atatürk'ün çağında geçirmiş bir profesör. Ve darbelerin buhranlarını yaşadığı ömürünü, okuyucularıyla paylaşıyor. Tarihe bir nevi canlı tanıklık ediyor.. İhtiyarlar ne yaparlar? Eğer ruhsal bir çöküntü içindelerse geçmişteki pişmanlıklarından ötürü kendilerini hırpalarlar durmadan. Ama aksi halde yazarın tabiriyle "yaşlı olmak yiğit olmayı gerektirir," prensibini benimsemişlerse, işte o zaman yaşlılığın getirdiği sağlık sorunları başta olmak üzere tüm sorunlarına daha kolay katlanabilirler. Yaşlıların aynalara bakarken, kendi yüzlerini değil, başkalarının yüzlerini görürlermiş. Bu yüzden yazar yaşlılar için "kendi dertlerine değil, başkalarının dertlerine çare bulmak amacında olurlar," diye ekliyor. Çünkü onlar kişisel mutluluk gibi pespaye amacı gütmekten, yaşlanınca vazgeçerlermiş. "İhtiyarlar kendilerine bir uğraş bulmazlarsa vay haline",diyor ve okuyucuya hayat derslerini vermeye devam ediyor: "Bir insanın gençliğinde ne kadar işkolik olması ne denli yıkıcıysa, yaşlılığında tembel tembel oturması da o denli yıkıcıdır." Çocukluğunda ise yazar, zengin bir ailede doğmuş. Ama sonraları annesinin müsriflükleriyle servetlerini bitirmişler ve evlerindeki pahalı eşyaları satarak geçinmeye başlamışlar. Yine de yazar maddi sıkıntıları da olsa okumaktan, üretmekten hiç vazgeçmemiş. Her zaman, her yerde kadının eğitim görmesi gerektiğini savunuyor.Aşırı dindar yobazların kadını kullanmalarını doğru bulmuyor. Çocukluğunun en güzel alışkanlığı kitap okumaktan ve Atatürk'le hatıralarından söz ediiyor. Girdiği sınavları eğitim öğretim sürecini anlatıyor. Anlattıklarından o zamanın eğitim dilinin Fransızca olduğunu anlıyoruz. Tabi günümüzde bu yeri İngilizce alıyor orası ayrı.. "Öğretmenlikten vazgeçmek, yaşamaktan vazgeçmekti benim için.." diyen biri olarak, siyasi soruşturmadan dolayı öğretmenlik mesleğinden ihraç edildiğini söylüyor. Gerçi sonra mahkeme süreçleri, tekrar mesleğine dönebiliyor. Dostlarından bahsediyor. Çocuklarının eğitimine değiniyor.. Gençliğinde tanıdığı ünlü edebiyat çevresi var. Asistanı olduğu Halide Edip, üvey babası Falih Rıfkı Atay, eşi Cahit ırgat, babası Tahsin Nahit, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Abidin Dino, Neyzen Tevfik.. Siyasi yaşantısı; mitingler, propagandalar.. Ekonomik yaklaşımlar, sağcı solcu olayları, kominizi.. Partileri aydın gözüyle değerlendirme. Yurtseverlik, Milliyetçilik. 6-7 Eylül olayları Kıbrıs çalkantıları Demokrat Parti dönemi, 27 mayıs 1960 darbesi. 1 mayıs işçi kutlamaları. Açlık grevi.. Son kısımda kısaca bunlara değinerek eserini bitiriyor. ###Okur olarak son söz: Bana sorarsanız, Hani bir tabir vardır. "Tarih tekerrür eder," diye. Benim içinde, burada okuduklarım aynı bana, günümüzde de benzer olayların yaşandığını hissettirdi. Okuyup okumama tercihini sizlere bırakıyorum. Keyifle kalınız..   ๑ ◕‿◕ ๑
Gizemli okur
Bir Dinozorun Anıları
8.8/10 · 7,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
494 syf.
·
Puan vermedi
Olasılıksız Olasılık neydi? Bir şeyin olmasının veya olmamasının olabilirlik yüzdesi veya değeriydi.. Gerçekten olabilir miydi? Yoksa zihninde gördüğü görüntüler sadece bir yanılsamadan mı ibaretti? David Caine, üniversitede olasılık dersi veren bir öğretim görevlisi.. Bir gün ders verirken ağır epilepsi nöbeti geçirir. Ve mesleğini yapamayacak hale gelir. O da geçimini sağlamak için poker oynayarak para kazabileceğini düşünür. Başlar kumar masasında olasılık hesapları yapmaya.. Ama o da ne? İşler hiç beklediği gibi gitmez. Çünkü olması çok düşük dediği olasılık olmuş ve kumarda tüm parasını kaybedip, yüklü bir borcun altına girmiştir. Dr Tversky, insan beynini geliştirerek geleceğin görülebileceğini daha doğrusu çok büyük bir olasılık ile tahmin edilebileceğini düşünür. Bunun için, ona aşık olan öğrencisini deney olarak kullanır ve öğrencisi Julya'nın zihin dalgalarını inceler.  Bakalım "Laplace şeytanı teorisi" gerçek mi değil mi ? Nava CIA ajanı.. ABD gizli bilgilerini çalıp yabancı ülkelere satarak para kazanır. Lakin bu kez işleri istediği gibi gitmez, Kuzey Kore istihbaratıyla ters düşer. Canı tehlikededir. Acilen Kuzey Kore 'nin işine yarayacak gizli bir bilgi bulmalıdır. Ama ne? Sonrasında.. Nava canını kurtarmak için Kuzey Koreliler'e Dr Tversky’nin bilimsel çalışmalarını bulmayı önerir ve harekete geçer..İlk işi Dr Tversky’nin öğrenci Julya yani alfa deneyi ile irtibata geçmek olur. Ama ne yazık ki Julya ölmek üzeredir. Nitekim tam bu esnada Julya, Nava'ya  David Caine'in hayatının tehlikede olduğunu ve onu kurtarması gerektiğini söyler, orada ölür. Nava ise durum karşında.. Önce Dave Caine'i araştırır. Onun kim olduğunu öğrenmeye çalışır. Sonra öğrenir ki David Caine, Dr Tvaski'nin beta deneyidir, kollarını sıvar. Hemen David Caine'in peşine düşer ve onu ölümden kurtarır. Son olarak Nava Caine’le bir olup olayları çözmeye çalışırlar. Gerçekten de Caine; öngörüldüğü üzere, geleceği gördüğü iddia edilen Laplace'nin şeytanının ta kendisi mi? "İnsan beyin kapasitesinin ne kadarını kullanabilir? Geleceği ne kadar öngörebilir? Bütün olasılıkları hesaplayıp sonu ölümle bitmesi kesin bir kovalamacayı tersine çevirip hayatta kalabilir mi?" Şüphesiz, soluksuz okuyacağınız bir eser.. ๑ ◕‿◕ ๑
Gizemli okur
Olasılıksız
8.8/10 · 71,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
528 syf.
·
Puan vermedi
Sultanı Öldürmek Müştak Serhazin, bir gün ilk aşkı Nüzhet'ten bir telefon alır. Telefonda Nüzhet ona buluşmaları gerektiğini söyler. Ve Müştak telifi kabul eder, yola koyulur. Ama o da ne? Müştak; Nüzhet'i evinde, Fatih Sultan Mehmet turalı bir mektup açacağı ile öldürülmüş bulur. Sonrası mı? Panikler.. Kendine sorar. "Nüzhet 'i kim öldürdü? Ben mi yoksa bir başkası mı?" diye. Düşünmeye başlar. Ama Müştak işin içinden bir türlü çıkamaz. Füg hastalığından dolayı İlk aşkı Nüzhet' i öldürüp öldürmediğini bir türlü hatırlayamaz çünkü. O yüzden, o kitap boyunca kendi dahil etrafına şüpheyle bakmaya başlar. Neyse ki cinayet soruşturmasını Başkomser Nevzat ve yardımcıları Ali ile Zeynep'in aydınlatmasıyla rahata kavuşur. ### Okur olarak son söz: Uzun zaman önce okuduğum bir eserdi. Yine de olayları gözümde tekrar canlandırabilmek için kitabın yapraklarını tekrar çevirdim. Kitabı okurken kendimi, bahsedilen Nüzhet'in cinayeti ile Fatih Sultan Mehmet'in cinayeti arasında bir benzerlik ararken buldum. Mesela kitapta Fatih Sultan Mehmet'in çocukları tarafından öldürülmüş olabileceği şüphesinden bahsediliyordu. İçimden, hadi o zaman "Nüzhet'i de çocukları öldürmüş olsun," demek geçmişti ama işin garibi Nüzhet'in çocukları yoktu ki Nüzhet'i öldürmüş olsun. Bilmiyorum, sürekli kendimi "Ne alaka Nüzhet' in cinayeti ile Fatih Sultan Mehmet cinayeti, diye sorgularken buldum. Ama sonra jeton düştü. Sanırsam yazarın, gençliğinde Müştak'ın ilk aşkı Nüzhet'e "Sultanım" diye hitap ettiği için, kitabın adı Sultanı Öldürmek konulmuştu. Nitekim, yazar; aşk, polisiye ve psikolojiyi harmanlayarak, güzel bir eser ortaya çıkarmış. Okumanız dileğiyle.. ๑ ◕‿◕ ๑
Gizemli okur
Sultanı Öldürmek
8.2/10 · 16bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
464 syf.
·
Puan vermedi
Yüzyıllık Yalnızlık Jose Arcadio ve Ursula amca çocuklarıdır. Birbirlerini çok severler ve evlenmek isterler. Ama kasabalılar evlenmelerine şiddetle karşı çıkar. Çünkü eğer onlar evlenilerse, rivayet odur ki akraba evliliğinden dolayı, doğacak çocukları domuz kuyruklu olacaktır. Nitekim onlar bu durumdan korkmalarına rağmen yine de evlenirler. Ve iki oğlan bir kız olmak üzere üç çocukları olur. Sonra bakarlar.. Çocukların kuyruklarına, var mı yok mu? diye.. Neyse ki korkulan olmaz da.. Üç çocuğunda kuyruğu yoktur. Bu doğan çocukların  isimleri ise sırasıyla şöyledir: Albay olanın adı: Aureliano, Ağabey olanın adı:Jose Arcadio, kız kardeşin ismi de Amaranta'dır. Bakalım kimmiş bunlar? Albay Aureliano aralarındaki yaş farkından dolayı çekinip açılamadığı, yargıcın kızı Remedios ile evlenir. Ardından Albayın abisi Jose Arcadio da küçükken annesinin evlerine sığınan bir akrasının kızı olan Rebecca ile evlenir. Bakalım bu evliliklerden sonra bizi neler bekliyor? Gelelim kız kardeş Amaranta'ya.. O müzik hocası Pietro Crispi'ye aşıktır. Ama Pietro Crispi tercihini Rebecca'dan yana yapmıştır. Gelgelelim Rebecca ise Pietro Crispi'nin duygularına karşılık vermez, onu reddeder. Daha sonra Pietro Crispi ise Amaranta'ya açılır. Ama Amaranta ilk önce kendisini değilde Rebecca'yı seçmiş olmasından dolayı onu reddeder. Ve Pietro Crispi durumu hazmedemez, canına kıyar. Bunun üzerine Amaranta ise hiçkimse ile evlenmez. Aşkı Pietro Crispi ile toprağa gömer. Albay Aureliano evli olmasına rağmen Pier Ternore isimli bir kadınla birlikte olur ve Aureliano Jose isimli bir oğlu olur. Bu oğlana ise Albay'ın kız kardeşi Amaranta bakar. Pier Ternore aynı zamanda Albayın ağabeyi Jose Arcadio ile de birlikte olur. Ondan da bir oğlu dünyaya gelir. Ve Oğlan Arcadio ismi ile vaktiz edilir. Ama bu oğlan da ilginç bir şey vardır. O da Pier Ternore'yi annesi olarak bilmemesidir. Kulağa çok çirkince geliyor farkındayım ama bu oğlan annesi ile birlikte olmayı ister. Pier Ternore ise durum karşısında şaşkındır. Acilen bir çözüm bulmalıdır. Ama ne? Neyse ki hızlıca hareket eder de kendisi yerine karanlıkta Santa Sofia'yı, Arcadio'nun koynuna sokar. Sonra bu birliktelikten Sofia, Remedios adında bir kız, Jose Segunda ve Aureliano Segunda isminde ikiz oğlan doğar. Gelelim bu ikizlere.. Bu ikizlerden Aureliano Segundo Fernande ile evlenir. Ve Fernande ile evliliğinden kızı Mimi dünyaya gelir. Sonra kızı Mimi, Morisyo adında birine aşık olur. Ondan da  "Aureliano" adında bir çocuğu olur. Bu çocuk ise bir sepette, Buendia ailesinin kapısına bırakılır. İşin en esrarengiz yanı ise Mimi 'nin oğlu Aureliano' nun, Teyzesi Remedios ile evliliğinde düğümlenir. Çünkü bu teyze ile yeğen arasındaki evlilikten doğan ilk çocuk domuz kuyruklu bir bebek olarak dünyaya gelmiştir. Aynı zamanda Aureliano, çingene Melquides’in el yazmalarını çözmesiyle, "Yüzyıllık Yalnızlık" kâanet kendini el yazmalarının son cümlesi “Soyun atası ağaca bağlanır, sonuncusunu da karıncalar yer.” cümlesiyle doğrulamıştır. (*, **) *Soyun atası - Jose Arcadio Buendia- bağlandığı kestane ağacının dibinde ölür. **Doğan domuz kuyruklu çocukları da karıncalar yer. ***Ağabey Arcadio çocuklarına Arcadio deniliyor Albay Aureliano çocuklarına Aureliano deniliyor. ****Kitabın başındaki soy ağacına göz atmayı unutmayalım. Keyifli okumalar dilerim, Sevgiyle kalınız.. ๑ ◕‿◕ ๑
Gizemli okur
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
13
129 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.