• —Grip, nezle, burun tıkanıklığı, horlama, migren, baş ağrısı sıkıntısı olanlar! Toros nanesi geldi! Hoşgeldiniz hanımefendi...

    —Denemek ister misiniz?
    —Yok, teşekkür ederim.
    —Ne demek, ben teşekkür ederim.

    —Kış geldi, çatlak geldi, kış geldi, çatlak geldi! El -ayak-topuk çatlaklarına bitkisel kremlerimiz geldi! Tanesi 10 tl, 2 tane alana 15 tl!!!

    Ve yine bağırdım
    —“Kış geldi, çatlak geldi! Kış geldi, çatlak geldi!” derken yaşlı dedenin biri;

    —“80 milyon çatlak var ülkede hepsine yeter mi?” dedi:)

    ( bir an yetmez diyesim geldi ama sadece gülümsemeliydim)

    Ve ben devam ettim

    —Salyangoz özlü kremlerimiz, sarımsaklı şampuanlarımız var!

    —Hanımefendi bir dakika, sarımsağın faydalarını biliyor musunuz? Eski mısırda antibiyotik olarak kullanıldığından haberiniz var mı? Kepeğe, dökülmeye son veriyor.

    (sabah 4'te sarımsağın faydalarını araştırıp bir biyolog gibi sıralıyordum halka)

    —Peki salyangoz, Onu biliyor musunuz? Sivilcelere, siyah noktalara ilaç, ilaç!

    Ve kadın bana,

    —Peki neden senin yüzünün sivilcelerini yok edememiş...

    Offff yaaaa korktuğum başıma geldi işte. Biri soracak ama kim diye merak ediyordum ve tanışmış bulundum.

    —“Ya patron şu kozmetik ürünlerinin başına yüzüne, gözüne, sivilcelerine badana çeken birini bıraksaydın, bi ben mi elinde kaldım?” diyecektim ki aklıma geldi, çünkü gerçekten bi ben vardım vize haftası bu işi yapan...

    —“Hanımefendi” dedim sakince ve gülümseyerek, “ben sadece çalışanım, ürünün üreticisi değilim, sadece bugün için geldim ve faydalarını bana öğretildiği gibi aktarmaya çalışıyorum. O yüzden sivilcelerime... ” kadın sözümü keserek;

    —“Bağırmasan olmaz mı?” deyip gitti. Of ya cümlemi bitirmemiştim. “sivilcelerime laf söylemeyin” diye bitirecektim oysa ki...

    Halbuki fuar alanındaydık, “Tarım Fuarı” oraya 1 günlüğüne işçi olmaya gelmiştim ve çok kalabalıktı, bağırmam normaldi yani... Neyse konuya gelelim.

    “Tarım Fuarı”, Tarım!!!

    Okurlardan özür dileyerekten söylüyorum ki bazı nedenlerden dolayı ismini veremeyeceğim bir kitapta toplumun nitelikleri 6 tanedir diyordu.

    1-Tarih
    2-Zekâ
    3-Dil
    4-Tarım
    5-Kadın
    6-Ahlak ve Politika

    İşte bu niteliklerden 2 tanesi bugün acaip derecede midemi bulandırdı.

    1- Tarım
    2- Kadın

    Daha doğrusu onlar bulandırmadı midemi ama onlara iğrenç, ahlak dışı bir değer atfeden sistem midemi bulandırdı.

    Hayatım boyunca ilk defa hep nasıl olduğunu merak ettiğim ama ailem kızar korkusuyla cesaret edemediğim bir şey yaptım. “İşe gittim” iş bulmak kolay değil, çünkü tüm öğrenciler işi kapmış, iş dediğim de; garsonluk, temizlik, özel ders, kozmetik ürün satımı...

    Ancak bizim bu hafta vize haftası olduğu için normal öğrenciler işi bırakıp ders çalışmaya başlayınca bizim işverenlerde elemansız kalınca ben de havalara uçtum ama nasıl bir mutluluk sanki KPSS'm varmış da ben sınavdan yüksek almışım da mülakatı geçmişimde, atanmışım da... sonra da ilk iş günüme başlayacakmış gibi bir mutluluk, tabii benim yapacağım iş de bir günlüğüne Kozmetik ürün satma işi bağıracağım, çağıracağım; “sivilcelere iyi gelen Jellerimiz eklem ve bel ağrılarına iyi gelen kremlerimiz, dökülmeye karşı birebir olan Şampuanlarımız var!” diye bağıracağım, bağırdım mı peki? Hem de nasıl:)

    neyse sabah erkenden Uyanıp sarımsağın, salyangozun faydalarını araştırıp iş yerime yani Tarım fuarı alanına gittim fuar alanının ikiye bölünmüş, bir bölümünde dev traktörler ve adını bilmediğin onlarca tarım aleti...

    (ben köylüyüm Anne babam Çiftçi yani normalde o aletleri bilirim de Türkçe adlarını bilmem) ama o traktörler var ya zaten görür görmez Bunlar traktörse babamın kullandığı ne? Babamın kullandığı traktör ise bunlar ne? dedim...

    Vay be insan beyni ne Harikalar yaratıyor dedim , insanlar nasıl bu boyutta bu kadar güzel traktör tasarlayabilirler...

    Ama gittikçe kötü şeyler oldu...

    Neden biliyor musunuz, Çünkü her traktörün önüne kıyafetlerinin %70'i olmayan kadınlar yerleştirdiler (kıyafetinin %70'i eksik olan ya da daha azı eksik olan veya kıyafetlerinin %100 eksik olan ya da kıyafet kullanmamayı bir eksiklik olarak görmeyen kadınlardan çok özür dilerim Benim böyle bir cümle kurmanın nedeni insanların kılık kıyafetleri hakkında konuşma haddini kendinde bulmam değil kadının vücuduna yapılan haksız ve manasız metalaştırmadır. Yani insan giyinmek istediği tarzda giyinmelidir, sırf birilerine kendilerini beğendirmek için giyinmemeli ya da ne bileyim kapanmamalıdır o yüzden.... ) sonra bu kadınlardan her biri bir traktörün yanında narin vücudu ile traktör arasında bir bağ kurmaya çalışıyordu daha doğrusu çalıştırılıyordu.

    gelelim fuarın diğer bölümüne yani benim çalışacağım bitkisel ürünler bölümüne, orası da sanki insanlara “Bu Dünya zıtlıklar Dünyası” der gibi bağırıyordu bu bölümdeki herkes öyle gariban ki traktörle birlikte sergilenen kadınlar kadar acınası...

    bakanlar sadece köylü kesimi; yırtık şalvarlı, yazmalı Ve benim gibi sivilceli...

    Neyse patrondan nasıl bağırmam ve insanlara ürünü nasıl denetmen gerektiğini öğrendikten sonra işe koyuldum, nezle, grip, migren, baş ağrısı olanlar! Toros nanesi geldi!
    Kış geldi çatlak, geldi Kış geldi çatlak geldi! ve ben önümden geçen her insanın önünü kesiyorum elimde deneme için aldığım bir ürünü göstererek, Bu ürünü daha önce denediniz mi? diye soruyorum malumunuz Kış geldi, ayaklar, Eller çatlıyor, Denemek ister misiniz? sadece deneyin beğenirseniz alın zorla aldırmayacağım ve kadınlar, erkekler Yok sağolun der, vallahi zorla aldırmayacağım ya...Sadece bir kere denemek için elinize sürün ve gerçekten beğeniyorlar

    —kaç para
    —10 TL
    —ben birazdan daha bakınayım sonra gelip alırım.
    diyorlar...

    Peki almaya geliyorlar mı? diye sorduğunuzu duyar gibiyim Hayır gelmiyorlar ama ürünü beğenmedikleri için değil ürünü alacak Paraları olmadığı için.... ve bunu hep tekrarlıyorum.
    — 5 TL olmaz mı?
    — 2 tane 10 TL olmaz mı?

    Ablacım yemin ederim benim olsa hepinize beleş veririm ama benim değil sadece elemanım hemde etkisiz bir eleman...

    abartmıyorum gerçekten akşama kadar ürün denettirdim. Ellerini ver abla dedim, azıcık krem sıktım sonra nasıl dedim “güzelmiş ama çok pahalı” deyip gittiler

    — “Abi bak kremi benden alma” diyorum “senin elinin gerçekten kreme ihtiyacı var benden almıyorsan git başka yerden al, ama al, lütfen...” diye yalvarıyorum

    – “Ne yapalım kızım sabahtan akşama kadar tarladayız hep böyle zaten alıştım.”

    diyor.

    Evet gerçekten Alışmışlar, yaralarına öyle bir Alışmışlar ki artık dermansız da yaşayabiliyorlar, hatta çatlamış ellerini yara olarak olarak bile görmüyorlar. Biliyor
    musunuz Sonra biri geldi; “Dayı elini ver” dedim “yok” dedi “Vallahi bir şey yapmayacağım” dedim “sadece krem süreceğim, zorla aldırmayacağım“ dedim. İsteksiz isteksiz elini uzattı ve Elini gördüm simsiyahtı bir sürü çizgi vardı, elini neden vermek istemediğini o an anladım “kızım zeytin topladım da Tarladan yeni geldim o yüzden böyle”

    Tamam kiri pası anlarım, yıkarsa geçer ama o çizgiler o yaralar geçmeyecekti ki... çok normalmiş gibi “yok dayım ya ben de biliyorum o işleri Ellerin böyleyse Ne olmuş sanki?” deyip zorla gülümsemeye çalıştım

    kremi sürdü, kokladı “Güzelmiş” dedi. Onun almayacağını biliyordum utanmasın diye de ısrar etmedim. o da zaten diğerleri gibi “bir bakıp gezineyim tekrardan gelirim” dedi. gelmedi...

    Sonra elleri o dayınınki gibi olan bir sürü insan geldi. anladım tarlada paydos yapılmıştı...

    hepsinin eli kapkara, yapyara, çipçizgi...

    “kremi yarın alırım, şu an Cüzdanımı evde unuttum” diyen de bir sürü oldu tabii hiçbirinin birbirinden haberi yoktu, ama ben hepsinin önünü ayrı ayrı kestiğim için onlardan haberim vardı. hiçbiri hepsinin aynı masum ve saf yalanları söylediğini bilmiyordu ama o bütün “sonra alacağım” yalanlarının ortak muhattabı ben olduğum için biliyordum. hepsinin yaraları aynıydı çünkü hepsi aynı işi yapıyordu, hepsi tarımla uğraşıyordu, hepsi ameleydi, Ama kimsenin birbirini yarasından haberi yoktu akşam 19 a kadar bu şekilde geçirdim sonra patron bana o gün İnsanların eline sürdüğüm kremleri, koklattığım nanelerin karşılığı olarak 70 TL verdi. gerçekten iyi paraydı, zaten para için gitmiştim. öyle mutlu oldum ki. Çünkü, 150 tl ye olan iş hukuku kitabının fotokopisini 40 tl'ye alabilecektim 30 TL de bana kalacaktı...

    Aynen, bugün iş hukuku kitabını almak için işe gittim tabii öğrenci arkadaşlar bilir dönemin Bitmesine az kaldı acındırmak gibi olmasın ama kendini acındırayım; kitabımı Henüz almadım, zaten çalışmıyorum diye bir bahanem var. Hoca sayfa 350 ye kadar gelmiş olabilir Ama olsun sonuçta çalışmayacaksam ne önemi var... diye, düşüne düşüne iş yerinden ayrıldım Tabii ayrılırken birinci fuar alanından geçmem gerekiyordu; yani 1 milyonluk traktörleri Narin bedeniyle birlikte sergileyen kadınların yanından geçtim, sabah traktörler daha satın alınmamıştı Ama dönüşte her traktörün önüne A4 kağıdından kime satıldığı yazılıydı, ve bütün A4 kağıtlarından ortak olan bir kelime vardı “Ağa” . “x köyünden “ A” ağaya satılmıştır.” “Y köyünden “B” ağaya satılmıştır. Bu arada sabah Fuar alanına girdiğimde bir traktör acayip dikkatimi çekmişti, traktörün ön tekerleği benim boyumdan Uzundu! (Bu arada benim 1.68 boyum var) arka tekerlekleri benim Benim boyumu ikiye katlıyordu, elimi uzattığında bile tekerleğin ucuna yetişmiyordu. O kadar beğenmiştim ki yanında fotoğrafını çekip çifçilikle uğraşan abime atmıştım.

    “Abi ileride sana bundan alacağım” diye işte o da iş çıkışı “C” ağaya satılmıştı. (Bu arada ben C olarak tanıttığım ağanın gerçek adını hiç unutmayacağım. Zalımo abime alacağım traktörü almıştı...)

    Tabii düşüne düşüne Yurduma döndüm. bir tarafta kendisine el kremi bile alamayan tarımla uğraşan insanlar bir tarafta fotoğrafını çekmeye çalıştığım ama telefonumun kamerasının bir türlü tamamını çekemediği milyonluk traktörleri alan ağalar...

    Bu nasıl bir sistem ya!

    Peki ya o kadınlar size komik bir şey söyleyeyim mi, beni o traktörlerin yanına koysalardı daha mantıklı olurdu. Neden biliyor musunuz; Çünkü, traktör nedir biliyorum Tohum nedir, Toprak nedir, biliyorum traktörlere bakmaya gelen Ağalara o traktörün yumuşak toprakta bile nasıl hareket edebileceğini hangi bölgedeki tarlalar için uygun olduğunu anlatabilirdim. Çünkü köylüyüm. Mesela traktörlerin parçalarının işlevlerini anlatabilirdim Çünkü ben köylüyüm dedim ya, abim ne zaman traktör tamir ederse Çırağı ben olurum O yüzden traktörün parçalarını bilirim, tanırım... görevlerini, işlevlerini bilirim. ama o kadınlar (onlardan Gerçekten özür dilerim biliyorum onlar buna mecbur bırakılıyorlar
    Onların kendilerini kullanan pisliklerin, kendilerine vereceği paraya ihtiyaçları vardır benim gibi) o kadınlar traktörler hakkında, tarım hakkında, toprak hakkında.... hiçbir şey bilmiyorlardı Hatta tarlada hiç mavi lastik ayakkabılarla bile yürümemişlerdir. Ama bedenlerine kullanarak ağalara traktörlerle kendini sergiliyorlardı.
    Keşke Onlar da benim gibi sarımsağın faydalarını bağırsalardı diye düşünmeden edemedim... Eminim bu Onları daha mutlu ederdi. ( bilmiyorum, belki bende bedenim yerine karga sesimi sergiliyordum.... Belki de para için aynı şeyleri yaptık... bak bu açıdan düşününce üzüldüm ha...)

    Yazının başında toplumun niteliklerini Saydım ya size bu ülkede tarım işinin ne hale geldiğini, kadınların ne duruma düşürüldüğünü anladınız dimi?

    “Bir taraftan İnsanlar kendileri için el çatlağına, el yarasına iyi gelecek kremi bile alamayacak kadar fakir yaşıyorsa, bir tarafta milyonluk traktörler alabilecek insanların paraları çoğalıyor demektir.”

    Ne diyebilirim ki?

    “Allah topunuzun belasını versin tamam mı!”


    https://i.hizliresim.com/oXPWao.jpg

    https://i.hizliresim.com/mMjyDy.jpg

    (10.11.2018)
  • Geldiğim zaman göreceksin, seni neşelendirmeye, sana tatlı günler yaşatmaya ne kadar çalışacağım. Bütün hayatım müddetince senin yüzünde en ufak bir keder buruşuğu olmasını bile istemem.
    Sabahattin Ali
    Sayfa 27 - Yapı Kredi Yayınları
  • Bugün bir kızım oldu ve eşimle isminin İdil olmasına karar verdik. . .  08.11.2018 - 10.27
    Öncelikle kesinlikle dünyanın en güzel duygusu! Eşimin hissettiklerine ortak olmak, onu içinde bulunduğu güç durumda yalnız bırakmamak ve kızımızı birlikte karşılamak için doğuma doktorumuzun da izniyle yanında girdim.
    Doğumhaneye ilk girdiğimde gördüğüm manzara karşısında gözyaşlarımı tutmakta zorlandım, dakikalar sonra İdil'i kucağımıza aldığımızda ise eşimin mutluluk göz yaşlarını tutamadığını gördüm, tam o sırada yutkunamadım, boğazımda birşey düğümlendi, ağlamamak için kendimi zor tuttum... En ilginç an ise İdil doğduğunda ağlaması gerekirken hiç ağlamamasıydı!.. Buna karşın herşey bir o kadar normal seyretti. Görevliler, ben İdil'i izlerken, onu temizleyip, üzerini giydirdiler, bir yandan da fotoğraflarımızı çeken fotoğrafçı da, güzel bir kaç kare poz yakalamaya çalışıyordu. Sancıların başladığı günde dahil üç gündür uyumuyoruz... Sabahlara kadar klasik batı müziği ve türküler dinledik, bizde işe yaradı. Ailemizin yeni bireyi ile uykusuz ama mutluyuz... Tebriklerinizi peşinen kabul ediyor, hepinize sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz. :)
  • MERSİN'İN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞU İLE İLGİLİ ŞİİR YARIŞMASI DÜZENLENDİ, BİRİNCİ GELEN ŞİİR SAHİBİNE TAM ALTIN. İKİNCİ GELEN ŞİİR SAHİBİNE YARIM ALTIN, ÜÇÜNCÜ GELEN ŞİİR SAHİBİNE ÇEYREK ALTIN HEDİYE EDİLECEK.(SON KATILIM TARİHİ.14 ARALIK 2018 CUMA)...

    YARIŞMANIN AMACI;Mersin’in düşman işgalinden kurtuluş gününü anlatan, o günkü duygu ve düşünceleri yansıtan, mücadele ruhunu çağrıştıran şiirler ile Mersin’imizin ve ilçemizin düşman işgalinden kurtuluş anını yeni nesillere, manevi bir hazla şiirsel bir anlatımla aktarmak.

    ŞİİR KONUSU;3 Ocak Mersin’in Kurtuluşu konulu şiir.

    ŞİİR YARIŞMASINA İŞTİRAK ŞARTLARI;

    01-Yarışmaya; Juri üyeleri ve bunların yakınları dışındaki 18 yaşın üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes katılabilir.

    02-Yarışmaya gönderilecek olan eserler; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın dayandığı temel görüş ve ilkelerle, Cumhuriyetin niteliklerini benimsetici ve bu görüş ve ilkelere uygun düşünce tarzına, dünya görüşüne, yaşam tarzına aykırı olamaz. Seçilen şiir içerikleri; her hangi bir siyasi görüşü övücü veya eleştirici olmamalı, müstehcen, manasız ve ticari bir gaye taşımamalıdır. Eserler Türkçe olarak yazılmalı, imla kurallarına uygun olmalı ve daha önce herhangi bir yarışmaya katılmamış, herhangi bir yerde yayınlanmamış olmalıdır.

    03-Yarışmaya gönderilecek Şiirler A-4 sayfa büyüklüğünde 12 Punto, 1,5 satır aralığında, en az 1 en fazla 2 sayfa olacak şekilde yazılmalıdır.

    04- Her yarışmacı bir tek şiirle yarışmaya katılabilir.

    05-Yarışmacı, kimliğini, açık adresini, telefonunu ve kısa özgeçmişini belirten yazıyı bir zarfa koyarak eserini de ayrı bir zarfa koyup üzerine rumuz yazacaktır. Her iki zarfı alacak üçüncü bir zarfa koyacaktır.

    06-Eserler elden, posta ve kargo ile teslim edilebilir.

    07-Gönderilen eserlerin kitap-dergi, gazete Internet, tv ve dijital ortamlarda yayınlanma hakkı; Telif hakkı istenmeksizin, Mersin Yazarlar Derneği (MYD) ve Toroslar Belediyesi’ne aittir. Her iki kurumda ayrı ayrı bağımsız olarak yayın yapabilir. Eser sahibi yayınla ilgili her hangi bir hak iddia edemez. Gönderilen eserler iade edilmez.

    08-Şiir yarışmasına son katılım tarihi 14 Aralık 2018 mesai bitimidir. Bu tarihten sonra gelen eserler değerlendirmeye alınmayacaktır.

    09- Şartlarına uymayan eserler değerlendirmeye alınmayacaktır.

    10-Yarışma sonucu 3 Ocak 2018 tarihinden önce yapılacak etkinlik ile yarışmacılara duyurulacaktır.

    11-Yarışmayı düzenleyen kurumlar, her hangi bir neden göstermeksizin yarışmayı iptal edebilir.

    12-Tüm yarışmacılar yukarıdaki şartları kabul etmiş olarak yarışmaya katılılar.

    YARIŞMA ÖDÜLLERİ;
    Birinciye, Tam Altın,
    İkinciye, Yarım Altın,
    Üçüncüye, Çeyrek Altın,
    Ve Mansiyon Ödülleri.

    ESERLERİN TESLİM EDİLECEĞİ ADRES;Mersin Yazarlar Derneği-İhsaniye Mahallesi, 4914 Sk. Sualp Apt. Kat.2 D.3 Akdeniz-Mersin Tel.0-324-3367689 veya 0-532-7711191
  • Freya ile tanışmadınız mı henüz? Dilerim bir gün kendi Freya'nız ile el ele Faroe adalarının eşsiz manzarasının tadını çıkarırsınız. Ama önce Freya ile tanışmak ve yazardan gezintinin biletini almak isterseniz Ulaş Cömert 10.11.2018'de saat:13.00-15.00 arası İstanbul Tüyap'ta sizleri bekliyor olacak.

    Karina Yayınevi
    Salon No: 10
    Stand No: 101-C
  • Kitapokumalistem2018
    💚1. İngiliz bir yazar tarafından yazılan bir kitap
    2. Çocukluk/genç kızlık favori olan bir kitap
    3. Klasik olarak kabul edilen bir roman
    🧡4. Orhan Pamuk'a ait bir kitap
    💙5.Bir bilimkurgu/varoluşçu/avangard tarzda bir roman
    🖤6. Sait Faik Hikaye Armağanı almış bir kitap
    💜7. Rastgele aldığın bir kitap
    8. Bir biyografi
    💛9. Bir üçlemenin ilk kitabı
    🧡10. 600 sayfayı aşan br kitap
    💚11. Bir günde okuyacağın bir kitap
    💙12. 2017 den kalan okumadığın bir kitap
    13. Film haline getirilmiş bir kitap
    💚14. Sadece kapağından seçtiğin bir kitap
    🖤15. Bir anı kitabı
    💜16. Üç kelimelik başlığı olan bir kitap
    17. Ziyaret etmek istediğin şehir/ülkede geçen bir kitap
    💙18 Daha önce okumadigin bir yazarin kitabı
    🧡19. Okulda okuduğun bir kitap
    🖤20. Ana kahramanı kadın olan bir kitap
    ❤️21. 2018'de yayımlanan bir kitap
    💚22. Bir arkadaşının önerdiği kitap
    💛23. Eşinin aldığı kitap
    💜24. 40 yaşından küçük birinin yazdığı bir kitap
    ❤️25. 1920den önce yazılmış bir kitap
    🖤26. İntihar eden bir yazarın kitabı
    💙27. Başlığında hava unsuru olan bir kitap
    💜28. Kırmızı kapaklı bir kitap
    🧡29. Kısa bir kitap ( 60-90 sayfa)
    🖤30. Agatha Christie kitabı
    💜31. Cumhuriyet döneminden önce yazılmış bir kitap
    💚32. Önceden yasaklanmış bir kitap
    💛33. Başlığında y harfi geçen bir kitap
    💙34. Daha önce okuyup çok beğendiğin bir kitap
    🧡35. 2017nin son ayında çıkmış bir kitap
  • Paylaşalm duyrulsun lütfen.
    Merhaba arkadaşlar,
    1000K Mersin olarak bi buluşma ayarlamaya ne dersiniz.??
    Eğer olursa ilk buluşmamız olacak ve ilk bi tanişma faslı sonrasında da ikinci buluşmaya kadar okuyacağımız kitaplar hakkinda sohbet ederiz... katılmak isteyenler yoruma isim yazdırsınlar lütfen

    Tarih: 10.11.2018
    Yer:
    Liberta Kitap Ve Kahve Evi
    Aydınlıkevler Mahallesi, 2012. Sk. No:9 BDükkan, 33140 Yenişehir/Mersin
    https://goo.gl/maps/RpK8vwc3C5J2



    KATILIMCILAR
    1)https://1000kitap.com/Slmofls
    2Sinem :)
    3)Fatih
    4)Yusuf Gul