Her fabrikatörün, her müteahhidin bazen işçinin bütün ailesiyle beraber sırf kendi elinde olduğunu görmekten iç gıcıklayıcı bir zevk aldığı bile oluyor. Bu bir gerçektir. Çünkü bir önceki kuşaktan kalan mirastan kolay kolay vazgeçmesi mümkün değildir. Tıpkı insanın, ana sütünden, kanına, damarına işlemiş şeylerden öyle çabucak ayrılmayışı gibi; bu derece süratli dönüşümler asla gerçekleşemez.
Zulüm bir alışkanlıktır. Insanda bu alışkanlığın kökleşmesi, sonunda hastalık hali alması mümkündür. Sarsılmaz inancıma göre, en iyi bir insan alışkanlıkla, sanki bir hayvanmış gibi kabalaşıp o derece hımbıllaşabilir. Kanla, elindeki kudretle mest olur. Hoyratlığı, ahlaksızlığı, içindeki kötülüğü büsbütün geliştirir. Aklı, duyguları kesinlikle doğal olmayan hareketleri tabii görür; sonunda bundan zevk almaya başlar.
Böylece bir zalimde hem insanlık hem de vatandaşlık tatamiyle yok olmuştur. Artık onun yeniden onurlu bir insan olmasına, pişmanlık duyup eski hayatına dönmesine hemen hemen imkan yoktur.
Işin asıl kötü yanı; böyle örnekler topluluğa kolayca zorbalık hevesi sağlayabilir. Çünkü kudretli olmak, son derece çekici bir şeydir. Topluluk da bu durum karşısında kayıtsız davranırsa; bu alışkanlığın toplulukta temelleşmesi işten bile değildir.