Bana yalnızca içinde yaşadığım toplumu ve kendimi değil, -şimdi bir an için- feminizmin kendisini de eleştirme gücünü veren de yine feminizm oldu. "Ya kitap ya bebek" mitosu yalnızca kadın düşmanı değil, aynı zamanda feminist bir takıntı da olabilir. En çok saygı duyduğum kadınlardan, kadın dayanışması ve umudu açısından güvendiğim yayınları yazan bazıları, heteroseksüellik heteroseksizmle aynı şeymiş gibi "heteroseksüel bir kadının feminist olmasının fiilen imkansız" olduğunu ve lezbiyen, çocuksuz, Siyah ya da Yerli Amerikalı kadınlarınki gibi bir toplumsal marjinalliğin feministi oluşturmada "zorunlu göründüğünü" iddia etmeye devam ediyorlar. Bu yargıları kendime uygularken, bu noktada yazan bir kadın olarak bir şeyler yapabilmek için feminist olmam gerektiğine inanmış biri olarak, kendimi bir kez daha dışlanmış hissediyorum, sanki yokmuş gibi.