Kültürün doğuşu ve gelişimi sokmaya, parçalamaya, öldürmeye yarayan uzun ve sert aletlerin kullanımıyla açıklandığı müddetçe, kendime orada bir pay ne görebilmiş, ne de istemiştim. ("Kadın Freud'un sandığı gibi uygarlıktan değil, uygarlığa sadakatten yoksundur," der Lillian Smith.) Bu kuramcıların sözünü ettiği toplum, bu uygarlık, besbelli onlarındı; ona sahiptiler, ondan memnundular; sapına kadar insandı onlar, vuruyor, sokuyor, parçalıyor, öldürüyorlardı. İnsan olmak arzusuyla, olduğuma dair bir ipucu aradım ben de; ama insan olmanın yolu bir silah yapıp can almaktan geçiyorsa, belli ki ben ya son derece defolu bir insandım, ya da insanlıktan hiç nasibimi almamıştım.
Çok doğru, dediler. Sen kadınsın. Belki insan bile sayılmayabilirsin, en azından defolu olduğun kesin. Şimdi sessiz sessiz otur da, biz Kahraman Erkeğin Yükselişi Öyküsüne devam edelim.
Siz devam edin deyip yabani yulaflara doğru yürüyorum; sırtımda Oo Oo var, küçük Oom da sepeti taşıyor. Devam edin, mamut Boob'un üzerine nasıl düştü, Kabil Habil'in üzerine nasıl düştü, bomba Nagazaki'ye nasıl düştü, napalm köylülerin üzerine nasıl düştü, füzeler Şer İmparatorluğu'na nasıl düşecek, falan diye İnsanın Yükselişini adım adım anlatın.