• 22/11/63 sayfa sayısına göre oldukça kısa zamanda bitirdiğim bir kitap oldu. Bunu da kitabın sürükleyiciliğine, yazarın kurgusuna ve karakterlerine borçluyum tabii ki. Stephen King'den altı kitap okudum şu ana kadar yanılmıyorsam, aralarından en sevdiğim kesinlikle bu kitaptı.

    Konusundan kısaca bahsedecek olursam, Jake isimli ana karakterimiz, arkadaşı Al'ın ölmeden önceki son arzusunu yerine getirmek amacıyla 1958'in 9 eylül sabahına açılan portaldan geçip 1963'te yaşanan çok önemli bir olayı değiştirmelidir. Ama bu hiç de basit değildir, çünkü geçmiş değişmek istemez...

    Zamanda yolculuğunu ilke edinen bir kitap 22/11/63. Geçmişe gidip yaşananları değiştirmek çok farklı bir konu değil, sıklıkla rastlayabiliriz bunu konu alan kitaplara. Ama 22/11/63'e rastlayamazsınız çünkü yazar kitabı öyle güzel işlemiş ki, konusu çok farklıymış gibi geliyor. En azından bana öyle geldi.

    Kitabın diziye uyarlaması da var. Sekiz bölümlük mini bir dizi. Heyecanla izlemiş ve çok keyif almıştım. Diziyi izlemeseydim muhtemelen kitap beni daha çok etkilerdi ama buna rağmen oldukça sevdiğim bir kitap oldu. Tavsiye ederim, keyifli okumalar :)

    "Bir şey geçmişin değişmesini istemiyor, bu kadarına eminim."
  • 11 Eylül 1994 tarihinde Tunceli'de okulların açıldığı ilk hafta bölücü terör örgütünce kurşuna dizilen şehit öğretmenlerimizi unutmadık. Ruhları şâd, mekanları cennet olsun.

    2018/2019 eğitim/öğretim yılımız, Aziz Milletimize hayırlı olsun
  • 11 sayısı ve ilginç tesadüf. .
    York City 11 harften oluşur

    -Afganistan 11 harften oluşur

    -Ramsin Yuseb (1993'te ikiz kuleleri tehdit eden teröristin adi) 11 harften oluşur

    -George W. Bush 11 harften oluşur

    Bunlar tesadüf olabilir evet peki ya aşağıdakiler?

    -New york Amerika'nın 11. eyaleti

    -ikiz kulelere çarpan ilk uçağın uçuş numarası 11 di

    -11 numaralı uçuş 92 yolcu taşıyordu 9+2=11

    -Uçuş numarası 77 olan ve kuleye çarpan ikinci uçakta 65 yolcu bulunuyordu

    6+5=11

    -Olay 9 eylülde yani 9/11 de meydana geldi 9+1+1= 11

    -911 ayni zamanda Acil Servis numarasıdır 9+1+1=11

    -9 Eylül yılın 254. günüdür 2+5+4=11

    -9 Eylül'den sonra yılın sonuna 111 gün kalır

    -Madrid;deki 3/11/2004 te meydana gelen terorist saldırısı ikiz kulelere olan saldırılardan 911 gün sonra meydana geldi

    peki devamı sizce tesaduf mü?

    -Bildiğiniz gibi Amerikanın sembolü kartaldır;

    Kuranda (9:11) numaralı ayet derki; Arapogullarindan biri zalim Kartalı uyandiricak.Zalim kartal öfkesini Allah'ın topraklarından(Arap toprakları) alacak.

    İnsanlar çaresizlik içinde olayları izlerken birçok insan Kartalın yaptıklarını sevinçle karsilayacak.ve en sonunda barış gelmek.(ayet numarasına bakin)

    Simdi sıra asil ilginç olanda

    1. Bilgisayarınızda en basitinden yeni bos bir Windows .tat (test) NOT DEFTERI dosyası acın.

    2. İçine büyük harflerle Q33 NY yazın. (bu kulelere çarpan ilk uçağın havaalanındaki kapı çıkış numarası)

    3. Q33 NY un üzerini kopyalıyormuş gibi aydınlatın (highlight)

    4. .txt (font size) sayfa ayarlarından yazının boyutlarını büyütün ve 48 e ayarlayın

    5. ve son olarak yazı çeşidini wingdings olarak değiştirin.
  • İşte sorunumuzun bir parçası da bu... Liderlerimizden bazıları 11 Eylül sonrası düzeni değişen dünyamızda yumuşak gücün kritik önemini anlamıyorlar.
  • beynim milyarlarca küçük bilgiyi depolar, ama
    yine de İtalya’nın başkentini, 11 Eylül 2001’de ne yaptığımı ve evimden Kudüs’teki Hebrew Üniversitesi’ne giden yolu anında beynimde bulabilirim.
  • 13 Eylül 2018, Günlerden Perşembe.
    Adnan Yücel Okuma Etkinliği hayırlı olsun.

    Eveeeeeettt,

    Adnan Yücel ağabeyi tanımanın zamanı geldi de geçiyor da. Bilindiği üzere bir etkinliğe başlayacağımızı duyurmuştuk. Her ne kadar bu  iletiye (#33775517)  gereğinden fazla ilgi gelmese de bu konuda oldukça mutlu edici mesajlar aldık. Biz, bu Mezopotamya'nın bağrı yanık evladını okutmakta ısrarcıyız. Kitaplarının temini konusunda sorun yaşıyorsanız eğer, hiç sorun etmeyin; PDF dosyaları mevcut durumda. Etkinliğin herhangi bir süresi bulunmuyor. Ne kadar çok kişiye Adnan Yücel dizelerini okutabilirsek o kadar iyidir. Bir elin parmağını geçemezsek de bir şekilde bu güzel etkinliğe başlayalım artık.

    Değerli okuyucular,

    Adnan Yücel, "kimdir; nedir, ne değildir",  diye uzun uzadıya yazıp laf kalabalığı oluşturmayacağım. Sitede kısada olsa biyografisi mevcut. Merak eden dostlarımız göz gezdirebilirler. Şiir kitaplarında ustalık var; ilim var, tarih var. Mezopotamya'nın haykıramadığı acısının sesidir Adnan Yücel. Okumadan önce önyargılarımızı kıralım güzellikle. Sonrasında  empatiyi kurduğunuzda şiirlerinden o olağanüstü tadı alacaksınızdır. İnanıyorum ki sizlerde Esra gibi, bir kitabına; "benim hayatım bir kitap olsaydı, bu olurdu" tanımını yakıştaracaksınız. Bir insanın görüp görebileceği ne kadar şey varsa, Adnan Yücel hepsini görüp, ustalıkla kaleme almış. Fazla okuyucusunun bulunamamasını geçerli nedenlere bağlamak istiyoruz. -kitaplarının teminatıyla ilgili sorunlara, mesela-

    Bu coğrafyasının, acının, umudun, mor ülkelerin şairini, kalemiyle ilmek ilmek dokuduğu dizelerini sizlere bırakıyorum. Umuyorum ki PDF desteğiyle de bütün kitaplarını okuyabilir, ve objektif bir şekilde yorum getirebilirsiniz. Bismillah deyip, başlatıyoruz etkinliği.

    Katılım sağlamak isteyen arkadaşlar yorum bırakabilirler. Kitaplarının Pdf'ini aşağıya bırakıyorum, saygılar herkese.

    Katılımcılar;

    1   - Esra
    2   - Hayriye Ç.
    3   - Fırat Mişe (Cyrano)
    4   - Sarya
    5   - inci
    6   - Mehmet Kervancı
    8   - Habibe
    9   - aslixan
    10 - Arteria circumflexa
    11 - Kader Yıldız
    12 - Roquentin
    13 - DUA
    14 - https://1000kitap.com/adiyaman02
    15 - Gülcan
    16 - Milena Jesenská
    17 - Büş
    18 - Gül
    19 - Arzunalbant
    20 - Beşiktaş Delisi Betüş
    21 - Aysel hasanova
    22 - Liliyar
    23 - Gül Kılınç
    24 -EndoplazmikGaripbirKulum

    Acıya Kurşun İşlemez

    https://yadi.sk/...Yayınları.pdf

    Ateşin Ve Güneşin Çocukları

    https://yadi.sk/...ayınları.pdf

    Bir Özlem Bir Türkü

    https://yadi.sk/...0Yayınları.pdf

    Rüzgarla Bir

    https://yadi.sk/...%20Yayınları.pdf

    Soframda Kaval Sesi

    https://yadi.sk/...t%20Yayınları.pdf

    Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek

    https://yadi.sk/...yınları.pdf

    Çukurova Çeşitlemesi

    https://yadi.sk/...0Yayınları.pdf
  • "Babam Fikri Sönmez 12 Eylül'den iki ay önce, 11 Temmuz 1980'de, Fatsa’da gerçekleştirilen Nokta Operasyonu'nda tutuklandı. 5 Mayıs 1985 tarihine,
    yani öldüğü güne kadar içeride kaldı.

    Ben tutuklandığımda babam zaten içerideydi. Beni büyük bir koğuşa verdiler. Bir gece kaldım orada. Ertesi gün adımı anons ettiler, dediler ki, elbiselerini topla, gidiyorsun. Nereye gittiğimi söylemediler. Dışarı çıktım. Büyük bir masanın başına götürdüler, orada bir şeyler imzalattılar. Dediler ki sen bundan sonra
    başka bir koğuşta kalacaksın.
    Babam benim geleceğimi öğrenmiş.
    O sırada, askerin peşine gidiyorum, biri 'Naci, Naci!' diye aradan sesleniyor bana. Ya kim bu diye baktım, şöyle bir iki adım yanaşana kadar tanıyamadım babamı.
    En son ben içeri girmeden önce
    Ordu E Tipi Cezaevi'nde görmüştüm.
    O zaman tabii bıyıkları ve saçı vardı.
    Şimdi askeri cezaevine geldiği için saçlar kısaltılmış, bıyık kesilmiş, o bir iki adım gelene kadar babam olduğunu anlayamadım...

    Onunla en büyük politik sohbetleri
    o 2-3 ay süresince yaptım.
    Aslında Fikri Sönmez'i orada tanıdım.
    Çok sıcaktı, çok sevecen, babacan
    bir insandı. Çok espriliydi.
    Öyle muhteşem bir iletişim becerisi
    vardı ki, herkesle seviyesine inip konuşabiliyordu. Ben onun yanında, oğlu olarak değil, bir arkadaşı olarak kaldım. Babamı en iyi içeride tanıdım ben...

    Babamla aynı cezaevindeydik, aynı koğuşta da yattık. Aralıklarla, 1-1.5 sene birlikte kalmıştık. Magazinsel olarak kullanmasınlar diye O, hep benimle fotoğraflanmasını engellemeye,
    basından kaçmaya çalışırdı. Mahkemelerden dönüşlerde de kelepçelenmeyi hiç benimle yapmazdı,
    hep başka arkadaşlarla yapardı.
    Ben de başkasıyla yapardım.

    Cezaevinden ayrıldığım anı hiç unutmam. O gün tahliye olmadan önce, ilk kez
    birlikte kelepçelendik. Otobüse birlikte oturduk, cezaevi koridoruna beraber girdik. O ayrı koğuştaydı, ben ayrı koğuştaydım tahliye olduğumda. Sıkı sıkıya sarılmıştık, ayrılırken 'Annene iyi bak, o çok çekti!' dedi.

    Bir baba oğul ilişkisini orada yaşadım diyebilirim. Dışarıda olmamıştı o hayat.
    O yüzden çıktıktan sonra Fatsa sahilinde onunla gezmeyi hayal etmiştim.
    Öyle bir hayal kurmuştum orada."