Hakikatte bir aşkın ters tecellisinden başka birşey olmayan bu küskünlük, derinleşe derinleşe o hâle gelir ki, asıl gayeyi unutturur, kendisini gaye diye kabul ettirir. Alâkasızlığın, ifadesizliğin, dilsizliğin felsefe ve mizacını yaptırır. San'atkâr, timsah derisi benzeri bir dikenli kabuğa bürünmüş, başının üstünde gidip gelen güneşlerin acelesine kayıtsız, ömrünün sonuna erer.